tatlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tatlı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ekim 2020 Pazar

Magnolia Tatlısı


Merhaba Sevgili Blog Dostları,
Bundan bir kaç sene evvel magnolia tatlısı aşırı derecede popüler olmuştu. Duymayan ve yapmayan yoktu neredeyse. Nedense kafamızı çevirdiğimiz her yerden magnolia fışkıran o günlerde bense artık görmek istemiyordum :) Denemedim dahi. Bu yıl karantinanın başlarında evde çilek de olunca artık ben de denemek istedim:)


Tatlı yiyen herkesten tam not aldı. Bilhassa tatlısever küçük yeğenim Harun köpüğümden :))

Ben nefisyemektarifleri uygulamasından uygulamanın kendi tarifini denedim. İşte tarifimiz:

Malzemeler:
*2 paket Eti Burçak bisküvi (evde burçak yoktu. Ben normal pötibör kullandım)
*10-15 adet çilek

Muhallebisi İçin:
*1 litre süt
*1 su bardağı toz şeker
*2 adet yumurta sarısı
*1 Türk kahvesi fincanı mısır nişastası
*2 yemek kaşığı tepeleme un
*1 adet vanilya (ben kullanmadım. Gıda mühendisi arkadaşlardan vanilya çubuğunun çözdürülmesi için tek yolun alkole atmak olduğunu öğrendiğimden beri eve vanilya almıyorum. Başka bir helal yöntem bulunduysa da bilgim yok açıkçası).
*1 kutu krema (200 ml)

Hazırlanışı
Bisküvileri rondoda çekip toz haline getirin. Çilekleri suda bekletmek suretiyle yıkayıp temizleyin. Krema, bisküvi ve çilek hariç, muhallebi malzemesi ile muhallebinizi hazırlayın. Yani süt, toz şeker, yumurta sarısı, mısır nişastası, un ve vanilyayı derin bir tencerede güzelce telle çırpın ve ocakta muhallebi kıvamı alana kadar göz göz olana kadar pişirin. Ve soğumaya bırakın.

Çileklerin yapraklarını koparıp doğrayın. Eğer temizliğinden eminseniz yaprakları da süslemede kullanabilirsiniz. Ben pandemi döneminde olduğumuz için yapraklarını direkt attım.

Soğumuş muhallebinin içine 1 kutu kremayı ekleyin ve telle güzelce karıştırın, homojen bir karışım olsun.

Bardakların dibine çektiğimiz bisküvilerden 2 yemek kaşığı koyun.
Şimdi bardağın kenarlarına dilimlenmiş çilekleri güzelce yerleştirin, dizin. Daha sonra muhallebiden 1’er kepçe koyun. Üzerine tekrar 1 kaşık bisküvi ve tekrar puding koyun. Bu şekilde pudingi paylaştırıp, bitirin.

Tatlının en üstünü de kalan bisküvilerinizi paylaştırarak kapatın. Tepe kısmını ise çilek dilimleri ile süsleyin. Hazırladığınız tatlıları buzdolabında 4-5 saat soğutup soğuk soğuk servis yapın. Ve işte sonuç:


Deneyecek olanlara afiyet olsun.
Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun.

3 Ekim 2020 Cumartesi

Mercimek Ekmeği ve Bursa Süt Helvası


Merhaba Sevgili Blog Dostları,
Uzun zaman önce youtube'da mercimek ekmeği görmüştüm. Bir ara deneyeyim diye kaydettim ve şimdiye kadar farklı tariflerle bir kaç kez denemek kısmet oldu. Benim en hoşuma giden instagram'dan gördüğüm zerdeçallı tarif oldu. Tarifi instagramdaki @kurumsalhayatmutfakta hesabından aldım.    


Aslında bu bir ekmek. Ama tadı o kadar güzeldi ki ben acıktıkça kek niyetine yedim:)


İşte tarifimiz:

*1 su bardağı kırmızı mercimek (geceden ıslatın)
*1 su bardağı sulu yoğurt
*Yarım çay bardağı zeytinyağı
*1 ya da 2 yumurta (ikisi de olur)
*1 paket kabartma tozu
*1 çay kaşığı tuz (damak tadınıza göre artırabilir ya da azaltabilirsiniz)
*Maydanoz, dereotu 
*1 tatlı kaşığı sarımsak tozu (ben koymadım, sarımsak tozu kullanmıyorum, koyacak olursam 1-2 diş sarımsak koyarım)
*1 çay kaşığı zerdeçal
*1 çay kaşığı kekik
*Üstüne susam ve çörek otu

Yapılışı:
Mercimekler geceden sabaha kadar suda beklediği için yumuşamış oluyor. Mercimeği ve yoğurdu mercimek taneleri ezilip yok olana kadar mutfak robotunda çekin. Sonra diğer malzemeleri de eleyip bir kaşıkla iyice karıştırın. Pişirmek istediğiniz kaba alın. Ben borcamın dibini sıvıyağla yağladım. Belki hiç yağlamasam da yapışmazdı, bilemiyorum. Farklı bir yapısı var. Sonra üstüne susam çörek otu serpip 170 derecede 35 dakika pişirin. Bu gerçi herkesin fırınına göre değişir. Bizim fırında daha uzun sürede pişti mesela. Aynı kek pişirir gibi kontrollü bir şekilde bakarsınız. Tadına ben bayıldım. Deneyeceklere şimdiden afiyet olsun :)


Bursa süt helvası da merak ettiklerim arasındaydı. İtiraf etmeliyim rahmetli anneannem İnegöllü olmasına rağmen ben süt helvasını Bursa'da hiç görmedim duymadım. Geçen sene Bursalı bir arkadaştan duyunca anneme sordum. Annem süt helvasının Ramazanlarda sokak sokak satıldığını söyledi. Ramazan dışında pek olmazmış. Ben de hiç Ramazanda İnegöl'de bulunmadım.



Bursa süt helvasını tariflerini severek takip ettiğim Youtuber Masmavi3mutfakta'nın tarifiyle yaptım. Masmavi hanım bu helvanın muhakkak sıcak tüketilmesini, kalırsa bile ısıtılıp yenmesini özellikle söylemiş ama ben kalan kısmını soğuk denedim, inanın öyle bile çok beğendim. Tarifin orijinaline şuradan ulaşabilirsiniz. İste tarifimiz:

Malzemeler:
*80 gram tereyağ
*1 çay bardağı un
*1,5 çay bardağı şeker
*8 çay bardağı süt

Yapılışı:
Yağı eritin. Yağ erisin ama yanmasın. Unu ekleyip ocağı kısın ve tahta kaşığın ters tarafıyla eze eze en az 15 ortalama 20 dakika kavurun. Bu süre sonunda tereyağ ve un akışkan bir kıvam alacak ama unun rengi asla dönmeyecek, beyaz kalacak. Kıvamı kontrol etmek için kaşığa alıp yukarıdan tencereye dökün. Eğer sıvı bir şekilde akıyorsa kıvamı iyidir. Bu noktada 8 çay bardağı sütü ekleyin. Süt normal soğuk süt olacak. Isıtılmış olmayacak. Kıvamı koyulaşıp göz göz kaynayınca 1,5 çay bardağı şekerini ekleyip hızlı hızlı karıştırın. Bir taşım kaynatın (yaklaşık 2 dakika). Sonra pişireceğiniz fırın kaplarına aktarın. Ben küçük boy yuvarlak borcamda yaptım ama tek kişilik güveçlere dökseniz daha hoş olur.

Sadece üst kısmı açılarak önceden 190 derecede ısıtılmış fırının en üste yakın  noktasına ızgara teliyle koyun. Üstü kızarana kadar pişirin. Masmavi hanım çok çabuk yanıyor aman dikkat edin demiş ve 2 dakika tutmuş fırında ancak bu fırından fırına değişir. Bizim fırın biraz tuhaf. Maalesef bizim fırında bu hale gelmesi yaklaşık 35 dakika falan sürdü. Siz de kendi fırınınızın durumuna göre kontrollü bir şekilde kızartın.

Bursa süt helvasını ilk kez yedim ve ilk kez denedim ama kesinlikle bayıldım. Kavururken biraz uğraştırsa da enfes bir tatlıydı. Muhakkak denemelisiniz.

Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun.


1 Ekim 2020 Perşembe

Kabuktan Şeftali Reçeli


Merhaba sevgili blog dostları, 
Bir israftan kaçınalım paylaşımıyla daha karşınızdayım :) 

Şeftali benim için en en en önemli meyvelerden biridir. Yaz mevsiminin gelmesini sırf şeftali yemek için dört gözle beklerim her sene. Şöyle en sertlerinden kütür kütür olacak misss:) Bu yıl ilk kez şeftali konservesi yaptım ve tarif araştırırken YouTube'a baktığımda meyveden konserve, kabuklarından da reçel yaptıklarını gördüm. Böyle ilginç fikirleri seviyorum. Doğrusu benim aklıma gelmemişti. Ben şeftalinin kabuklarını hem sevdiğim için hem israf olmasın diye yemeyi düşünmüştüm :) Yani soyduğum gibi çöpe atmayacaktım. Ama reçel yapma fikri çok güzel. Bunu denedim ve gerçekten hoşuma gitti. 

Tarif çok basit. Soyduğunuz şeftali kabuklarının üzerine birazcık şeker gezdiriyorsunuz ve çok az da kaynar su döküp kabuklar iyicene eriyinceye kadar ocakta kaynatıyorsunuz. Daha sonra el blenderından geçiriyorsunuz ve reçeliniz hazır. 


Şu rengin güzelliğine bakar mısınız! Cenabı Hakk neler yaratıyor ve insanoğlu düşündükçe neler buluyor maşaAllah. 
Bazı şeylere toplumda çöp diye bakılıyor ama düşündükçe ve araştırdıkça öyle olmadığını anlıyoruz. Mesela İbrahim Saraçoğlu bir gün bir televizyon programında şöyle demişti "Sizler narı soyar ve kabuklarını çöp diye atarsınız. Oysa bir bilseniz o kabuklar altın kıymetindedir. Onları 1 lira büyüklüğünde bölüp çayınızın içine atsanız Allah'ın izniyle şu şu hastalıklardan korunursunuz." diye anlatmıştı. Yani öğrenmenin araştırmanın sonu yok. Bizler de kainat kitabını Allah'ın verdiği nimetleri israf etmeme gözüyle okumaya çalıştıkça kim bilir daha neler çıkacaktır ortaya... 
Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun. 

29 Eylül 2020 Salı

Erik Reçeli


Merhaba sevgili blog dostları, 
Bu aralar birikmiş tarif postlarından devam ediyoruz :) Bugün de sizlere çok sevdiğim bir erik türünün reçel tarifini aktarmak istiyorum. 

Şekerin en tatlı zehir olduğunu ve sağlığımız için kendisinden kesinlikle uzak durmamız gerektiğini aramızda artık bilmeyen yoktur sanırım. Bununla birlikte çocukluk alışkanlıklarını terk etmek pek de kolay olmayabiliyor. Aşırı düşkün olmayıp her gün yemesem de yine de arada bir reçel yemekten kendimi alamıyorum. Ve reçel deyince aklıma hep babaannemin çocukluğumda bahçemizden çıkan meyveleri kocaman tencerede reçel yapması  ve üzerinde biriken köpüğü bir tabağa alıp bana vermesi geliyor hatırıma:) Küçükken en sevdiğim şeylerden biriydi bu; babaannemi reçel yaparken izlemek ve çıkacak olan köpükleri biriktirip bana vermesini beklemek :)  Ben de bugün babaannemin usulü ile yaptığım erik reçelini sizlerle paylaşmak istedim. Fotoğrafta gördüğünüz bu erik rahmetli büyükbabamın bahçesinden. Çocukluğumdan beri çok severek yerim fakat cinsi nedir adı nedir tam olarak bilmiyorum açıkçası. Bu eriği henüz olmadan yeşil iken yemeyi seviyorum. Hatta o zaman tuza basıp yemesi bir ayrı güzel olur. Anlatırken bile ağzım sulandı :) Biraz erdiğinde böyle mor bir renk aldığında ise reçelini yaptığınız zaman harika oluyor. 


Ön aşamaları fotoğraflamayı unutmuşum, sizlere anlatayım. Babaannemin ölçüsü reçel yapılacak olan meyvaları bir tasın içerisinde ölçmek ve bir tas meyve için bir tas şeker dökmek. Ben de erikleri çekirdeklerini çıkarıp ay ay doğradım, sonra bu şekilde tas ölçüsüyle bir tas eriğe bir tas şeker olacak şekilde bir kabın içine alıp buzdolabına koydum. Normalde bir gece bekletmek yeterli olur derler ama açıkçası ben o sırada başka işlerim olduğu için 3-4 gün kadar buzdolabında beklettim. Bunun bir nedeni de şu, özellikle kayısı reçeli için bir yakınımızdan duymuştum buzdolabında bir hafta bile bekletenler oluyormuş ve ne kadar çok bekletirseniz reçel o derece güzel berrak ve erimemiş kıvamda oluyormuş. Bu sürenin ardından zaten reçel yapacağımız malzeme sulanmış oluyor. Tencereye alıp kaynatmaya koydum. 


Reçel kaynadıkça yüzüne harika renkte köpükler çıkıyor. Onları da alıp bir tasa koydum ve işlem sonunda çocukluk geleneği olarak bu köpüğü bir güzel yedim:) 

Şu rengin güzelliğine bakar mısınız! Rabb'im neler yaratıyor! 


Gerek rengi gerekse kıvamı olarak harika bir reçel elde ettim ancak burada bir tecrübe de edindim. İlk defa böyle bir reçel yaptım. Ve henüz olmadı sanırım biraz daha kaynatayım diye birkaç dakika fazladan ocakta tutmuştum. Meğerse o şekilde tutmak pek de iyi olmuyormuş. Reçelimin bu harika mor rengi ocakta biraz fazla kalınca sarıya dönüştü. Böylelikle bu tecrübeyi de edinmiş oldum. Kısmette varsa bir sonraki pişirmelere daha dikkatli olurum artık. 

Sizin en sevdiğiniz reçeller nelerdir? Siz de evde reçel yapar mısınız yoksa hazır almayı mı tercih ediyorsunuz? 


15 Ağustos 2020 Cumartesi

Tiramisu Topları


Merhaba sevgili blog dostları. Umarım herkes iyidir. Bendeki tiramisu sevgisini bloğumu takip edenler bilirler. Bugün de sizlerle Instagram'da görüp kendime göre değiştirdiğim tiramisu topları tarifini paylaşmak istiyorum. Tadı gerçekten enfes oluyor. Ancak şunu söyleyebilirim ki buzdolabında beklettikçe tadı daha da oturuyor ve güzelleşiyor. Mutlaka buzdolabında bekletip yemenizi tavsiye ederim. Deneyecek olanlara şimdiden afiyet olsun. 


Tarifi ilk uygularken Instagram'da gördüğüm şekli ile yaptım. Ancak ikincisinde kendime göre malzeme miktarlarını biraz değiştirdim. İkincisi gerçekten daha güzel oldu. 


İşte benim yaptığım şekli ile tarifimiz:

Malzemeler:
* 2 paket+yarım paketten biraz daha az pötibör bisküvi (200 gramlık paketlerden) 
* 2 yemek kaşığı nescafe
*4 yemek kaşığı su
*300 gr labne peyniri
*200 ml krema 
*Damak tadınıza göre pudra şekeri 
*Üzerini bulamak için kakao

Yapılışı:
Bisküvileri rondodan geçirin, un haline gelsin. Nescafeyi su ile eritip bisküvilerin üzerine dökün. Labne peyniri ve kremayı da ekleyip yoğurun. Sonra tadına bakıp istediğiniz miktarda pudra şekeri ekleyin.  Yoğurma işlemi bitince ceviz büyüklüğünde parçalar alıp yuvarlayın. İlk yoğurduğunuzda çamur gibi bir bulamaç oluyor. Bu nasıl yuvarlanacak diye düşüneceksiniz muhtemelen :) Ama yaptıkça el alışıyor ve kakaonun içine atınca da kendini toparlıyor. Yuvarlak toplar yapıp servis tabağına dizin ve buzdolabında bekletin. İşte tadan herkesten tam puan almış sonuç:


Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun. 


4 Şubat 2019 Pazartesi

Tiramisu ve Kolay Un Helvası


Merhaba sevgili blog dostları :) 
Tiramisu en sevdiklerimdendir fakat yıllar var ki yapmamıştım. Blogger arkadaşlarla kitap grubumuzda konuşurken aklıma düştü ve kalkıp yaptım. Tabii yine her zamanki tarifim ile yaptım. Tarife bakmak isteyenler buraya tıklayabilir


Bir önceki yazıda uzun bir hastane sürecinden çıktığımdan bahsetmiştim. Hastaneye gidip gelirken bir gün aşırı derecede tatlı ihtiyacım oldu. Fakat ocak başında uzun süre kalacak durumum yoktu. İnsan çaresizlik nedeniyle üretken olabiliyor :) O gün tavaya unu koydum ve hiç yağ koymadan tavanın altını yaktım. Sadece arada bir gelerek karıştırdım. Başında beklemedim ve sürekli karıştırmadım. Un kavrulduktan sonra yağ döktüm ve una yedirdim. Bu arada daha önceden yapmış olup buzluğa koyduğum şerbeti çıkarmıştım ve şerbet kendi halinde eridi. Un ile yağ karıştıktan sonra şerbeti de döküp karıştırdım ve tabağa aldım. Açıkçası un helvası yapmak için sürekli karıştırmaya, başında beklemeye, yağı ve şerbeti yedireceğim diye kolunu acıtmaya hiç gerek yokmuş. Beş dakikada Beşiktaş diye bir tabir vardır ya, bu helva tıpkı öyle oldu. Çaresizlik neticesinde uydurdum ve çok da güzel oldu :) Normal helvadan hiçbir tad farkı olmadı. Bundan sonra boşuna dakikalarca uğraşmam un helvası yaparken. Denerseniz sizlere de afiyet olsun :) 

Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun. 

10 Aralık 2013 Salı

Ppopgi (Kore Sekerlemesi)


Thanks Maangchi for the recipe.

Kore lezzetlerinden merak ettiklerimi peyderpey deniyorum. Ppopgi'yi Maangchi'de gordum ve gercekten merak ettim. Yapilisi cok ilginc. Ancak tadi da bir o kadar guzel.

Malzemeler:
* 1,5 yemek kasigi+1 cay kasigi esmer seker
* 1 cay kasigi kabartma tozu (Tarifte bir cimdik yaziyordu. Ben deneyerek 1 cay kasiginin uygun miktar olduguna karar verdim).
* 1 adet tahta sis

Yapilisi:
1,5 yemek kasigi esmer sekeri isiya dayanikli bir kepceye koyun (Resim 1) (Tava gibi, sekere gore buyuk olacak bir kaba koymayin cunku yaniyor. Bakiniz son resim). Orta ateste sekeri eritin. Bu noktada tahta cubukla karistirarak daha kolay erimesini saglayabilirsiniz. Seker tamamen eriyince(Resim 2) kabartma tozunu atip karistirin ve rengin koyu kahverengiden sutlu kahveye dondugunu gorun (Resim 3).
Isiya dayanikli bir yuzeye 1 cay kasigi esmer sekeri yayin. Ortalayarak tahta sisi koyun (Resim 4). Erimis sekeri buraya dokun. Alti duz bir seyle ustune hafifce bastirip bese kadar sayin. Bu noktada dikkat etmeniz gereken basilan kabin parlak (nikelajli) bir kap olmamasi. Ben ilk denememde Resim 4'te gorulen sutluk ile bastirdim ancak sonuc husran oldu (Bakiniz son resmin sag tarafi). Yapisti yani. Ancak sonraki denemede mat bir aluminyum tencere kullandim (Resim 6) ve hic yapismadi. 
Bastirdiginiz seyi kaldirir kaldirmaz bir kurabiye kalibi ile ustune hafifce bastirip sekil verin. Ben yapima baslarken yanima kalip almayi unuttugum icin, beklersem donacak diye elimin altinda biseyler aradim sekil vermek icin ve dev boy cakmagi gordum. O sekli cakmagin dibiyle verdim yani =)

Ppopgi gercekten cok lezzetli idi. Ben bayildim. Ozel misafirler icin, cocuklar icin, kendiniz icin yapabilirsiniz =) Yapmadan once Maangchi'nin videosunu izlemeniz sizin icin yararli olacaktir.





Umarim sizler de dener ve seversiniz. Yeni bir yazida gorusmek umidiyle. Umut hep vâr olsun.

6 Haziran 2012 Çarşamba

Arkadaş İkramları (GÜNCELLENMİŞ)

Merhaba Arkadaşlar,

Gündemde öyle değişik konular var ki; hangisine üzülüp hangisine sevineceğimizi şaşırdık. Bir yanda Suriye'de devam eden zulüm ve kan donduran katliamlar, bir yanda kendi ülkesinde kendi insanlarına tek toynaklı eti yediren hain firmalar. Bkz http://www.haber7.com/ekonomi/haber/887700-at-esek-domuz-eti-yediren-11-firma-teshir-edildi
Onlara hain demek bile yetmez ya, Allah ıslah etsin, ne deyim. Artık ne yiyeceğimizi şaşırdık. Aldığımız una kadar girdiyse bu zıkkımlar, ne yapacağız bilmiyorum. Allah (celle celaluHu) yardımcımız olsun. VE ŞU LİNK İNCELENMELİ KESİNLİKLE:


Arkadaşlarla sırf birbirimizi görmek için ayda bir parasız :) gün yapıyoruz. Maksat sadece görüşmek. Ne altın var ne para. İyi de oluyor. Onların ikramlarından bazılarını sizinle paylaşayım istedim. Bunlar Nagihan'ın yaptıkları: 



Menüde poğaça, susamlı çubuklar, reçelli kurabiye, zeytinyağlı dolma, incirli pasta ve Dilek'e özel Rus salatası ile bana özel patlıcan salatası vardı. Bana da sürpriz oldu. Patlıcan salatasının vazgeçilmezlerimden olduğunu bildiği için bana yapmış sağolsun ve mükemmeldi tadı =)






Dilek'e ise gün kapsamında değil annemle öyle oturmaya gitmiştik. Menüde Dilek'ten portakal çanağında muhallebi ve cevizli portakallı kek vardı. Portakal çanağı için Oktay Usta'nın tarifini uygulamış ama kremasını annesinin tarifinden yapmış. Gerçekten mükemmeldi. Annesi Kamuran Teyze ise kıvrım poğaça, tepsi böreği ve her gittiğimde görmeye alıştığım ve bayıldığım meşhur kısırından yapmış =) İşte fotoğraflar:




Yepyeni umutlarla, zulümsüz, huzurlu, mutlu, helal gıdalı, bilinçli, şuurlu yeni günlere uyanmamız duasıyla. Umut hep vâr olsun.

29 Mart 2012 Perşembe

NE BULURSAN KURABİYESİ =)


Bir davette yeyip beğendiğimiz, fakat tarifini alamadığımız, ancak içine ne bulursa konduğunu duyduğumuz bir kurabiye vardı. Bir akşam tatlı krizindeyken kalktım evde ne varsa koyup içine yapayım dedim. Ölçüsü yok. Malzemelerin kimini göz kararı ekledim, kimini evde kaldığı kadar. Sadece yağı biraz fazla kaçırdım fakat geri alma imkanım da olmayınca kurabiyelerim bisküviye dönüştü =) Siz ister çok yağla yayvan bisküviler isterseniz de az yağla toplu kurabiyeler yapın. Biz bu halini çok sevdik. Hele Hamza paşamın hem öğlen hem de akşam "teyze mama" deyip tüm kurabiyelerimi lüplettikten sonra yemek yemediğini duyunca, onun beğenmiş olmasına daha da bir sevindim. Yavrum hâlâ onlara kurabiye götürdüğüm boş kabı gösterip "teyze mama" diyor =) İşte tarifimiz:


* 2 yumurta
* Toz şeker
* Zeytin yağı
* Susam
* Kuş üzümü
* Çekirdeksiz üzüm
* Kuru neskafe
* Kuru siyah çay
* Damla çikolata
* Tarçın
* Süt ya da yoğurt
* Kabartma tozu
* Un
* Buğday nişastası

Tüm malzemeler yoğurulup şekil verilerek tepsiye dizilir. Ve fırında pişirilir. Hepinize sevgilerimle.

19 Mart 2012 Pazartesi

ÇİKOLATALI MAKARON


Makaronu uzun zamandır merak ediyordum ve geçenlerde yapmak nasip oldu. Öncesinde bir hayli araştırdım ve her yerde Zinnur Hanım'ın adının geçtiğini gördüm. Demek ki bu konuda en güvenilir tarif buydu. Benim için güzel bir referans olan Mine Ablam'ın da aynı tarifi kullandığını görünce tamam dedim ve hemen denedim. Denerken iki küçük hata yapmama rağmen ailece bayıldığımız bir lezzet oldu. Sizlere de tavsiye ederim. İşte tarifimiz:

Hamuru İçin

* 100 gr pudra şekeri
* 50 gr badem
* 3 ymk kaşığı (15 gr) şekersiz kakao (Ben daha az kullandım)
* 2 adet oda sıcaklığında yumurta akı
* 5 yemek kaşığı (65 gr) şeker

Çikolatalı Kreması İçin

* 113 gr küçük parçalara kesilmiş çikolata (Biz 80 gr kullandım)
* Yarım su bardağı çiğ krema (Biz göz kararı ekledim)
* 2 ymk kaşığı oda sıcaklığında tereyağ

Yapılışı

Vakit kaybetmemek açısından ben makaronları yaparken annem de kremasını hazırladı. Krema için küçük bir teflon tavada kremayı erittik. Üstüne kırılmış çikolataları ekledik ve karıştırarak onun da erimesini sağladık. Hemen eriyor zaten. Sonra ocağı kapatıp tereyağını ekledik ve karıştırarak homojen bir hal almasını sağladık. Sonra soğusun diye bir kenarda beklettik.

Makaronlar için önce bademi elektrikli kahve öğütücüde çekerek un kıvamına getirdik. Ardından bademin kustuğu yağı içine çeksin diye kakao ve şekeri de ekledik ve beraber çektik. Benim makaronda yaptığım ilk hata, burada 100 gram pudra şekeri yerine yanlışlıkla 5 yemek kaşığı şekeri eklemek oldu. Sonradan bir ayarlama yapsam da bizim şeker göz kararı gibi oldu =) Ama tam kıvamındaydı. Burada püf noktası tüm malzemenin un kıvamına gelene dek çekilmesi ve iri parça kalmaması. Bunun için çekme işlemini bir kaç kez tekrarlayabilirsiniz.

Sonra tamamen yağsız ve kuru bir kabın içine yumurta aklarını ekledim ve yumuşak tepecikler oluşturana kadar mikserin orta devrinde çırptım. Sonra mikseri en yüksek devrine alıp beş yemek kaşığı şekeri birer kaşık birer kaşık ekleyerek çırpma işlemine devam ettim. İşlem sonucunda parlak, pürüzsüz, sert tepecikler oluşturan ve çırpma kabını ters çevirdiğimde kesinlikle yere akmayan bir köpük elde ettim. Sonra bir kenarda duran kuru malzemeyi üç kez eledim ve içinde hiç topak kalmadığından emin oldum. Bu kuru malzemenin yarısını çırpılmış yumurta aklarına ekledim. Bir kaşıkla karıştırdıktan sonra kalan kuru malzemeyi de ekledim ve bu defa homojenize edene dek karıştırdım. Homojen görüntüyü alır almaz durdum, fazla karıştırmadım. Sonra malzemeyi sıkma tüpüne doldurarak sıkmayı denedim ancak kumanda etmek çok zor oldu. Bu nedenle tüm malzemeyi kullanılmamış bir yoğurt poşetine alıp, poşetin bir ucunda küçük bir delik açtım. Ve yağlı kağıt serilmiş tepsiye sıktım. Sıkarken hamurların arasında 2 cm boşluk kalmasına ve makaronların çapının 2,5-3 cm civarında olmasına dikkat ettim. Kolay sıkmak için dıştan içe doğru daireler çizdim. Çoğunda sivri uç kalmadı bile. Kalanlar varsa da parmağımın ucunu ıslatarak o uçları bastırdım. Bu işlemi yaparken makaronlar parmağıma bulaşmayacak kıvamdaydı. Sonra içinde hava kabarcığı kalmış olma ihtimaline binaen tepsiyi hafifçe bir kaç kez yere vurmak gerekiyor ama ben bu işlemi unutarak fırına vermeden hemen önce yaptım. Yine de bir sorun olmadı. Tepsiyi bir saat bekleterek makaronların kurumasını sağladım. Bir saat sonra hafifçe dokunduğumda hamurun parmağıma bulaşmadığını, gerçekten kuruduğunu gördüm ve fırına verme işlemine geçtim. Fırını önceden 175 dereceye ısıtmıştım. Zinnur Hanım'ın önerisi üzerine iki tepsiyi birden fırına koymak yerine, fırının orta rafına gelecek şekilde birer birer pişirdim tepsileri. İkinci hatam fırınlama süresi idi. Makaronların normalde 12 dakikadan fazla fırında tutulmaması gerekiyor ancak ben daha önceki mereng (ballı baba) tecrübelerime dayanarak bizim fırın bunu 12 dakikada pişirmez diye düşündüm ve toplam 23-24 dakika fırında tuttum. Pişirirken makaronların uçlarında eteklenmeler oluştuğunu görmek, işlerin yolunda gittiğinin kanıtıydı. Fırından çıkınca kısa bir süre bekleyip ılıttığım makaronları dikkatlice kağıttan ayırdım ve şekilce birbirine yakın olanları grupladım. Aralarına kremadan sürüp iki makaronu üst üste yapıştırdım. Sonra tadına baktık ve fırında çok tuttuğum için kıtır kıtır olmuşlardı. Normalde dışı sert içi yumuşak olması gerekiyor. Ancak kıtır lezzetler seven biz, bu halini çok beğendik hatta annem 'iyi ki de fırında fazla tutmuşsun' dedi =) Ertesi gün makaronların gerçekten olması gerektiği gibi; yani dışı sert içi yumuşak bir hal aldığını gördük. İlk denemede biraz vakit darlığı biraz aceleden kaynaklanan onca hataya rağmen; tadan herkesin bayıldığı bu lezzeti sizlere de kesinlikle tavsiye ederim. Bu güzel tarif ve ayrıntılı anlatım için Zinnur Hanım'a ve Mine Ablam'a teşekkürler.

12 Mart 2012 Pazartesi

KAHRAMANMARAŞ ÇÖREĞİ


Merhaba Arkadaşlar,
Kahramanmaraş'ın meşhur çöreğini çok merak ediyordum ancak yapımında kullanılan özel merdanemden yoktu. Çatalla da yapmak istemedim. Eskiden iş arkadaşım olan Maraşlı Derya Hanım (kulakları çınlasın) memlekete gittiğinde bana bu merdaneden getirmiş. Onun hediyesi merdane ve Mihriban'cığımın tarifi ile ilk denememi yapıp misafirlerime ikram ettim. Hem bizim evden hem de misafirlerden tam not aldı. Kahramanmaraş Çöreği övüldüğü kadar varmış. Sizlere de tavsiye ederim. Merdanenin resmini görmek için Mihriban'ın bloğuna bakabilirsiniz. Ben tarifi yarım ölçü yaptım. Ondan bile bir hayli çörek çıktı. İşte yarım ölçü tarifimiz:

Malzemeler

* 250 gr tereyağ
* Yarım çay bardağı sıvıyağ
* 500 gr un
* Çeyrek paket kabartma tozu
* Yeteri kadar süt
* Çörek otu, susam, tuz (ya da şekerli isterseniz şeker)

Yapılışı

Süt hariç bütün malzemeleri karıştırın. Yeteri kadar süt ekleyerek kulak yumuşağı kıvamında bir hamur elde edin. Ben bu malzemenin yarısına şeker yarısına da tuz ekleyerek her iki çeşidini de denedim. İkisi de güzel oldu. Hamuru yumurta büyüklüğünde bezelere ayırıp 1cm kalınlığında açın. Açılan hamur yaklaşık 10 cm çapında olacak. Sonra özel merdaneyi bir de ters yönde bastırarak şeklinin çıkmasını sağlayın. Merdaneniz yoksa şekil verme işlemini çatalla yapın. Malzeme zaten çok yağlı olduğu için tepsiyi yağlamanıza gerek yok. Direk tepsiye dizin. Fırını önceden en yüksek dereceye ısıtın. Burada püf noktası fırın kesinlikle çok çok sıcak olmalı !!! Tepsiyi fırının en alt katına koyup önce altının kızarmasını sağlayın. Sonra yukarı kata alıp üstlerini de kızartın. Çöreklerin kıtır kıtır olmamasına dikkat edin. Ağızda dağılan kil gibi çörekler oluyor. Afiyet olsun.

23 Şubat 2012 Perşembe

Bir Çerkes Lezzeti: TUHURJE


Ablamın beyi bir Çerkes ve en sevdiği yemek de pshalive. Biz pshalive'yi ablamın evliliği ile tanıdık. Çok da sevdik. Ben de geçenlerde ilk pshalive denememi yaptım ve Çerkes enişteden tam not aldım =) Bilhassa patates seviyorsanız bu yemeği beğeneceksiniz demektir. Pshalive tarifini kısmetse önümüzdeki günlerde vereceğim. Şimdi vereceğim tarif yine bir Çerkes lezzeti olan Tuhurje. Bunu sevgili Ebru'nun bloğundan görüp yapmıştım. Biz ailece beğendik. Çıtır çıtır çok hoş bir lezzet. Denemenizi öneririm. İşte tarifimiz:

Malzemeler

* 2,5 su bardağı un
* 1 su bardağı ılık su
* 1 paket instant maya (10 gr'lık)
* 1 tatlı kaşığı toz şeker
* Tuz

İçi için

* Beyaz peynir / Haşlanmış patates / Tahin pekmez karışımı / Tahin-tozşeker karışımından hangisini isterseniz. Ben tahin-toz şeker karışımını kullandım.

* Eritilmiş tereyağı

Üstü için

* 1 yumurta sarısı
* Susam-çörekotu

Yapılışı

Hamuru yoğurup mayalanmaya bırakın. Malzemeyi 8 bezeye ayırıp teker teker unlayıp açın. Mümkün olduğunca ince açmaya çalışın. Ama mayalı hamur olduğu için yufka inceliğinde olmayacaktır. Eritilmiş tereyağı ile içini yağlayın. İstediğiniz içi koyup yufkayı bir ucundan tutup yuvarlayın. Uzun sopa gibi görünüm elde edeceksiniz. Sonra gül böreği gibi bir ucundan tutup sarın. Unlamadan üstünden oklava ile geçip inceltin. Üstüne yumurta sarısı sürüp, susam çörekotu serpin. Yağlı kağıt serilmiş tepsiye koyup 200C fırında pişirin.

Afiyet olsun.