REÇEL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
REÇEL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ekim 2020 Perşembe

Kabuktan Şeftali Reçeli


Merhaba sevgili blog dostları, 
Bir israftan kaçınalım paylaşımıyla daha karşınızdayım :) 

Şeftali benim için en en en önemli meyvelerden biridir. Yaz mevsiminin gelmesini sırf şeftali yemek için dört gözle beklerim her sene. Şöyle en sertlerinden kütür kütür olacak misss:) Bu yıl ilk kez şeftali konservesi yaptım ve tarif araştırırken YouTube'a baktığımda meyveden konserve, kabuklarından da reçel yaptıklarını gördüm. Böyle ilginç fikirleri seviyorum. Doğrusu benim aklıma gelmemişti. Ben şeftalinin kabuklarını hem sevdiğim için hem israf olmasın diye yemeyi düşünmüştüm :) Yani soyduğum gibi çöpe atmayacaktım. Ama reçel yapma fikri çok güzel. Bunu denedim ve gerçekten hoşuma gitti. 

Tarif çok basit. Soyduğunuz şeftali kabuklarının üzerine birazcık şeker gezdiriyorsunuz ve çok az da kaynar su döküp kabuklar iyicene eriyinceye kadar ocakta kaynatıyorsunuz. Daha sonra el blenderından geçiriyorsunuz ve reçeliniz hazır. 


Şu rengin güzelliğine bakar mısınız! Cenabı Hakk neler yaratıyor ve insanoğlu düşündükçe neler buluyor maşaAllah. 
Bazı şeylere toplumda çöp diye bakılıyor ama düşündükçe ve araştırdıkça öyle olmadığını anlıyoruz. Mesela İbrahim Saraçoğlu bir gün bir televizyon programında şöyle demişti "Sizler narı soyar ve kabuklarını çöp diye atarsınız. Oysa bir bilseniz o kabuklar altın kıymetindedir. Onları 1 lira büyüklüğünde bölüp çayınızın içine atsanız Allah'ın izniyle şu şu hastalıklardan korunursunuz." diye anlatmıştı. Yani öğrenmenin araştırmanın sonu yok. Bizler de kainat kitabını Allah'ın verdiği nimetleri israf etmeme gözüyle okumaya çalıştıkça kim bilir daha neler çıkacaktır ortaya... 
Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun. 

29 Eylül 2020 Salı

Erik Reçeli


Merhaba sevgili blog dostları, 
Bu aralar birikmiş tarif postlarından devam ediyoruz :) Bugün de sizlere çok sevdiğim bir erik türünün reçel tarifini aktarmak istiyorum. 

Şekerin en tatlı zehir olduğunu ve sağlığımız için kendisinden kesinlikle uzak durmamız gerektiğini aramızda artık bilmeyen yoktur sanırım. Bununla birlikte çocukluk alışkanlıklarını terk etmek pek de kolay olmayabiliyor. Aşırı düşkün olmayıp her gün yemesem de yine de arada bir reçel yemekten kendimi alamıyorum. Ve reçel deyince aklıma hep babaannemin çocukluğumda bahçemizden çıkan meyveleri kocaman tencerede reçel yapması  ve üzerinde biriken köpüğü bir tabağa alıp bana vermesi geliyor hatırıma:) Küçükken en sevdiğim şeylerden biriydi bu; babaannemi reçel yaparken izlemek ve çıkacak olan köpükleri biriktirip bana vermesini beklemek :)  Ben de bugün babaannemin usulü ile yaptığım erik reçelini sizlerle paylaşmak istedim. Fotoğrafta gördüğünüz bu erik rahmetli büyükbabamın bahçesinden. Çocukluğumdan beri çok severek yerim fakat cinsi nedir adı nedir tam olarak bilmiyorum açıkçası. Bu eriği henüz olmadan yeşil iken yemeyi seviyorum. Hatta o zaman tuza basıp yemesi bir ayrı güzel olur. Anlatırken bile ağzım sulandı :) Biraz erdiğinde böyle mor bir renk aldığında ise reçelini yaptığınız zaman harika oluyor. 


Ön aşamaları fotoğraflamayı unutmuşum, sizlere anlatayım. Babaannemin ölçüsü reçel yapılacak olan meyvaları bir tasın içerisinde ölçmek ve bir tas meyve için bir tas şeker dökmek. Ben de erikleri çekirdeklerini çıkarıp ay ay doğradım, sonra bu şekilde tas ölçüsüyle bir tas eriğe bir tas şeker olacak şekilde bir kabın içine alıp buzdolabına koydum. Normalde bir gece bekletmek yeterli olur derler ama açıkçası ben o sırada başka işlerim olduğu için 3-4 gün kadar buzdolabında beklettim. Bunun bir nedeni de şu, özellikle kayısı reçeli için bir yakınımızdan duymuştum buzdolabında bir hafta bile bekletenler oluyormuş ve ne kadar çok bekletirseniz reçel o derece güzel berrak ve erimemiş kıvamda oluyormuş. Bu sürenin ardından zaten reçel yapacağımız malzeme sulanmış oluyor. Tencereye alıp kaynatmaya koydum. 


Reçel kaynadıkça yüzüne harika renkte köpükler çıkıyor. Onları da alıp bir tasa koydum ve işlem sonunda çocukluk geleneği olarak bu köpüğü bir güzel yedim:) 

Şu rengin güzelliğine bakar mısınız! Rabb'im neler yaratıyor! 


Gerek rengi gerekse kıvamı olarak harika bir reçel elde ettim ancak burada bir tecrübe de edindim. İlk defa böyle bir reçel yaptım. Ve henüz olmadı sanırım biraz daha kaynatayım diye birkaç dakika fazladan ocakta tutmuştum. Meğerse o şekilde tutmak pek de iyi olmuyormuş. Reçelimin bu harika mor rengi ocakta biraz fazla kalınca sarıya dönüştü. Böylelikle bu tecrübeyi de edinmiş oldum. Kısmette varsa bir sonraki pişirmelere daha dikkatli olurum artık. 

Sizin en sevdiğiniz reçeller nelerdir? Siz de evde reçel yapar mısınız yoksa hazır almayı mı tercih ediyorsunuz? 


2 Şubat 2010 Salı

GREYFURT REÇELİ

Hayatımın ilk reçel denemesini dün akşam yaptım. Tarif rumma'cığımdan. Oldukça basit ama bir kaç gününüzü alıyor. Tarifte greyfurt kabuklarının önce haşlanacağı daha sonra iki gün suda bekletileceği yazıyordu. Ben yanlışlıkla önce suda beklettim sonra haşladım. Ama yine de kötü olmadı tadı.
Açıkçası rumma'nın bu reçeli çok övmemesi dikkatimi çekmişti. Çünkü beğendiği tadlara daha farklı yazılar yazıyor :) Ama bugüne kadar ondan denediğim tariflerden tutmayanını görmedim. Bazı arkadaşlardan denemeler yaparken, tad güzel olduysa onun tariflerine devam ediyorum. "Eh işte" dediğim kişilerden ise bir daha pek deneme yapmıyorum :) Kısacası rumma bence bu konuda bir otorite {kendisi duymasın :)} İşte bu yüzden, çok merak ettiğim ve daha önce hiç denemediğim greyfurt reçelini yapmaya karar verdim. Farklı olarak uyguladığım şey iki gün suda bekletin demesine rağmen ben 4-5 gün beklettim. Çünkü annem sürekli portakal reçeli yapar ve o tecrübelerine göre "iki günden fazla tut suda. yoksa acılığı çıkmayabilir" demişti. En son tırtıl kurabiye vakasında annemin sözünü tutmadığım için başıma gelenlerden sonra, burada onun dediğine derhal uydum :) İyi de oldu.
Greyfurt kabuklarını suda beklettikten sonra rulo yapıp kalın bir iğne yardımıyla ipe dizdim. Sonra açılmasın diye ipin iki ucunu birbirine bağladım ve o şekilde haşladım. Daha sonra reçeli pişirp soğuduktan sonra ipi çıkardım ve greyfurt kabuklarını ince olacak şekilde kestim. Reçeli tadanlar beğendiklerini söylediler. Benim gibi limon, portakal tarzı tatları sevenlere duyurulur. İşte tarifimiz:

LÜTFEN TIKLAYIN
Not: Bu güzel resim düzenlemesinden dolayı Kelebek' ime teşekkür ederim :)
(İlk yayın tarihi: 28.01.2010)