13 Temmuz 2024 Cumartesi

RUHUN SIRLI AZIĞI


"Biliyor musun?" dedi kadın yine adamın fotoğrafına bakarken, "Dün bana yazdı. Sonra görüşmek istediğini söyledi." Bunları anlatırken fotoğrafta adamın gözbebeklerine bakıyordu. Sanki canlı canlı karşısında duran birine anlatır gibiydi. Devam etti sonra:
Yanıma gelmek, beni görmek istediğini söyledi. Ama ben kabul etmedim. Çok ısrarcı oldu. Çok üstüme düştü. Gece gündüz mesaj yazdı. Ama sana olan sevgime ihanet etmedim. Yalnızlık çok zordu. Ama ona hiç bir zaman evet demedim. Yüreğimin en derin yerinde sır sandığının içinde sen varsın, sadece sen... Hala benden haberin bile yok. Keşke olsa mı diyorum boşver böyle kalsın mı diyorum inan bilmiyorum artık. Bildiğim bir tek şey var ki seni çok seviyorum. Yorgun bir gönlün çaresiz sevdası bu. Gözlerindeki kederi, yüreğindeki yükü uzaktan izliyorum. Keşke yanına gelebilsem. Keşke bölüşebilsem. Keşke ellerini tutup 'korkma artık yalnız değilsin, ben burdayım' diyebilsem. Sen kapalı kapılar ardında her ağladığında ben iki kez ağlıyorum ahh bir bilsen... Öyle yalnızım ki. Ve çok yorgunum. Onun bana mesaj yazdığı gibi ben de sana yazsam mı diyorum ara ara. Sonra cesaret edemiyor vazgeçiyorum. Bir mesaj insana ne anlatır ki? Elimden gelse, kalbimde senin için yanan yıldızları gösterirdim. Hiç konuşmadan yüreğimin en derinindeki seni gösterirdim. Onları görmeden bir mesajla beni nasıl anlayabilirsin ki! Ahh hayat çok zor. İkimiz de yalnızız. Ama her akşam senin yüreğine konan bir dua kuşu var. O kuş geldiğinde görmesen de huzurunu hissediyorsundur. Oysa ben, ben yapayalnızım. Bomboş ve soğuk bir hayatım var. Çaresiz, yorgun, kimsesiz bir hayat. Ama sen var ya sen, sen benim gücümsün. Yorgun yüreğimin sevinci ve umutsuz umudusun. Ahh bi görseydin içimi kim bilir belki de...

02 Temmuz 2024 / KONYA / 15.43 

23 Haziran 2024 Pazar

SIR

Kadın adamın fotoğrafına bakarken, onun sevip de kaybettiği yavuklusuna duyduğu hasreti hissetti. Kadın adamı seviyordu, adam da uçmağa varan yavuklusunu. Kadın adamı seviyordu, ama adamın bundan haberi yoktu. Öyle çok sevmişti ki kadın, Rabb'ine adamın mutluluğu için dua ediyordu. Kendi mutsuzluğuna mal olacağını bilmesine rağmen...

İçinden adamın fotoğrafıyla konuşmaya başladı:
"Ben zaten kavuşulmamış aşkların failiyim. Olsun varsın. Sen mutlu ol, ben senin mutlu olmanla mutlu olur, bununla yetinirim. Ben seni uzaktan daaa içimden de severim. Biliyor mus...; hayır hayır, biliyorum bilmiyorsun. Seni sevdiğimi bilmiyorsun. Ben seni öyle çok öyle çok sevdim ki, senin mutluluğun için kendi sevinçlerimden vazgeçecek kadar. Acaba seni bu kadar çok sevdiğimi bilseydin ne yapardın? Bazen merak etmiyor değilim. Zaman zaman şunu da merak ediyorum, acaba benim seni sevdiğim gibi sevilmek nasıl bir duygudur? Böyle içten, böyle gerçek, böyle yürek yangınıyla... Ahhh bilmiyorum... Bilmekten korkuyor muyum onu da bilmiyorum. Bildiğim bir şey var ki göz bebeklerindeki keder beni öldürüyor. Ve onlardaki mutluluk pırıltısı, benim mutluluğuma yetiyor. Sen hep mutlu ol adam. Senin mutluluğun bana azık olacak. Kaybettiğim yaşama sevincim olacak. Gözlerindeki kederin geçtiğini gördüğüm gün, Allah'ım çok şükür acısı dindi artık mutlu diyeceğim. Ve senin için bahtiyar hissedeceğim...

22 Nisan Pazartesi ve 17 Mayıs Cuma 2024 / Konya / 21.48 ve 09.42

7 Nisan 2024 Pazar

Hoşgeldin

Yeniden heyecan duyabilmek ne güzel. Öldüğünü zannederken, kalbinin hâlâ attığını farketmek ne güzel. Her şey bitti sanarken yeniden başlamaya dair umudun dirilmesi ne güzel...

Öldü sanmıştım ya içini, ölmemişsin.
Öldü sanmıştım ya onu, ölmemiş.
Yaşıyorsan hâlâ umut var demektir sözü nasıl da  doğruymuş meğerse. Kalbinin bunca yıldır atmayışı üstüne keder perdesi çekilmesindenmiş. Âb-ı hayâtı görende bak nasıl da tıkırdayıvermeye başladı...

Aynı işi yapıp duran o işe karşı duygularını kaybeder derler. Hani bir çocuk kesilen koyuna ağlarken kasap gülümseyerek keser. Hani birisi parmağı kesilene ağlarken doktor kopan parmağı dahi diker soğukkanlılıkla. O hesap işte. Sen de yaşarken mütemadiyen "yaşayan ölüler"i gördüğün için bir sonrakinde daha az etkilenmeye başladın. Böyle böyle devam etti. Sonrasında artık hiç hissetmez oldun. Duygusuzlaştığını, ölüyor olduğunu sanmıştın ya, bak öyle değilmiş. Perdeler aralanıp da can suyu görününce kalbinin atışları duyulmaya başlandı yeniden. Tıpkı yıllar evvelinde olduğu gibi. Bırak yaşayan ölüler gittikleri yerlerde kalsınlar. Bırak seni öldürmeye çabalarken aslında kendilerini öldürdüklerini bilmesinler. Sen can suyuna bak. Bir yudum iç âb-ı hayâtından. İç ve dirilişin tadını çıkar.

Hoşgeldin umut, hoşgeldin neş'e, hoş geldin kalp çarpıntısı, hoş geldin hayat!...

30 Haziran 2021 / KONYA /22.17