ŞİİRLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ŞİİRLER etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Kasım 2018 Pazar

Sen Nerdesin?


Hiç olmadığım kadar durgunum bugün
Kurumuş dallar gibi vurgunum bugün
Kanı çekiliyor içimin
Canı kesiliyor elimin
Dili tutuluyor sesimin
Sen nerdesin

Düştüğüm bir girdap, garip bir muamma
Alışkın değilim bu kör kuyulara

Kanı çekiliyor içimin
Canı kesiliyor elimin
Dili tutuluyor sesimin
Sen nerdesin

Hiç olmadığım kadar suskunum bugün
Soğumuş canlar gibi solgunum bugün

Kanı çekiliyor içimin
Canı kesiliyor elimin
Dili tutuluyor sesimin
Sen nerdesin

Düştüğüm bir girdap, garip bir muamma
Alışkın değilim bu kör kuyulara

Kanı çekiliyor içimin
Canı kesiliyor elimin
Dili tutuluyor sesimin
Sen nerdesin
Mustafa Cihat

Sen nerdesin? Ben burdayım. Acaba sen nerdesin?... 



2 Kasım 2018 Cuma

Mahkum Duygular


Emine Şenlikoğlu'nu yıllar evvel Konyamızda verdiği bir seminerde tanımıştım. İlginç bir hayat hikayesi var. Okul yüzü görmemiş ama okuma aşkıyla yanıp tutuştuğu için kendi kendine okuma yazma öğrenmiş. Evlerinin bahçesindeki toprağı defter, yerdeki çubukları kalem etmiş. A harfini öğrendiğinde toprağa nasıl a yazdığını heyecanla anlatmıştı. 

Bugüne kadar birkaç romanını da okumuş ve beğenmiştim. Benim okuduklarım hep yaşanmış hayat hikayelerinden oluşanlardı. Kurgusal romanları da var mıdır bilmiyorum. Mahkum Duygular kitabını ise mahalle kütüphanemizden aldım. Yazarın okuduğum ilk şiir kitabı idi. Ya da okuyamadığım diyelim :) Emeğini kesinlikle takdir ediyorum ancak bence şiir değil düz yazı yazmaya devam etmeli. Bazıları bildiğiniz konuşma cümleleri kısa kısa  mısralaştırılarak şiir gibi konulmuş. Bazıları gerçekten güzeldi. Birçoğunda ise hece ölçüsü kaçtığı için çok rahatsız oldum. Açıkçası en zor bitirdiğim kitaplardan biriydi ve hızlı okuma tekniği ile ancak bitirebildim. Ama içindeki ana fikir ve konular güzel. 

Cumanın feyzi bereketi cümleten üzerimize olsun. Yeni bir yazıda görüşmek dileğiyle. Umut hep vâr olsun. 



2 Ağustos 2016 Salı

NÖBET ŞİİRİ

Konya Hazreti Mevlana Meydanı'nda vatan nöbetinde az evvel acizane kaleme aldığım şiirim:

NÖBET ŞİİRİ
Allah yolu dediler,
Bütün millet inandı,
Hakk'a hizmet dediler,
Tüm halkımız güvendi.

Yıllar akıp da gitti,
Verilen sözler yitti,
Allah'a hizmet bitti,
Halk uykuya yenikti.

Öyle bir gün geldi ki,
'Baş top' ihanet saçtı,
Millet doğruyu seçti,
Rabb'im firaset açtı.

Aralık'tı 17,
Vurdular ilk darbeyi,
Uyananlar ki bildi,
Gördüler ihaneti.

Bunların siyonistten,
Ve pislikten farkı yok!
İhanet kitabının,
Yazarları ne de çok!

Baktılar ki tutmadı,
Aralık'ın mayası,
Millet bunu yutmadı,
Bitti 'hizmet'(!) kayası.

Yine de inanıp da,
Gönül vereni çoktu,
Bence her biri hain,
Ve imandan kopuktu!

Gerçekler güneş gibi,
Ortada ayan beyan,
Ve en büyük hainsin,
Hala inanıyorsan!

Yetinmedi zalimler,
Tutmayan planlarla,
İhanetçi alimler(!),
Yürüdü yılanlarla.

15 temmuz gecesi,
Hain tuzak hecesi,
Bir diriliş güncesi,
İmanın milletçesi!

Başkomutan seslendi,
Çıkın sokağa dedi,
Fırladık saniyesi,
Bu nöbet, demokrasi!

Yüzlerce canım gitti,
Bacağım, kolum yitti,
Ömrüm bir tankla bitti,
Aldığım şehitlikti.

Bu nasıl Müslümanlık,
Nasıl vatandaşlıktır?
Bu düpedüz sapıklık,
Düpedüz aymazlıktır!

Rabb'im korudu bizi,
O pis tuzaklarından,
Yurdum ümmette sızı,
Dua, uzaklarından.

Dilerim Allah'tan ki,
Perperişan olsunlar,
Vatana göz dikenin,
Gözlerini oysunlar!

Halık fırsat vermesin,
Zulm murada ermesin,
Dert milleti germesin,
Yurda sızı girmesin.

Kocasinan'dır adım,
Vatandır tuzum tadım,
Tahir olmak muradım,
Rabb'im Başkomutanı,
Başımdan eksik etme,
Ümmetin göz yaşını,
Zalimlerce döktürtme.

2 Ağustos 2016/ KONYA / 02.20

16 Haziran 2016 Perşembe

AŞK NEFESİ


Ben bir aşka düştüm ki sonsuz kere sonsuzdur,
Sevdiğim'den öncesi kupkurudur cansızdır.

Nasıl oldu dedinse bir çaba sarfetmedim,
Sadece Hak Çalab'dan göndermesin diledim.

Rabb'im bana en güzel özelini gönderdi,
Bir Yar ki mutluluğa, iyiliğe önderdi.

Sevdiğim beni buldu, dedi "gel yamacıma,
Ellerini tuttum ya, dahilsin amacıma."

Sürmeli gözlerini yüreğime nakşettim,
Sevdasını içime tokat gibi aşkettim.

Ne zaman dara düşsem O yanımda yer aldı,
Dünya karşımda dursa Yar'im beni tutardı.

Korku ne endişe ne yıllardır bilmiyorum,
Bu öyle bir sevda ki kapıldım gidiyorum.

O benden en ufak bir karşılık beklemiyor,
Ellerimi tutunca yüreğim teklemiyor.

Allah'ım buldurduğun nimeti kaybettirme,
Kalbim, sıkı sahip ol, sakın Yar'i yitirme.

Kocasinan (=Urfa Tutkunu)
15 Haziran 2016 / KONYA / 19.10

20 Mart 2016 Pazar

Aşk İpi


AŞK İPİ
Bu gözler ki görmedi,
Ol Ahmed* cemalini,
Nasıl nice bilmedi,
Tatmadan zülalini.

Deyiler Yusuf° azdır,
Ol Güzel'in yanında,
Zöhre alnında izdir,
Taşır hem kan canında.

Bilmiyem Sureti'ni,
Görmedim heç bir vakıt,
Okudum siretini,
O oldu aşka yakıt.

Bir gün bir Güneş doğdu,
Ve tuttu ellerimden,
Hiç hazırlığım yoğdu,
Lakin gittim peşinden.

Sordum "Hele Sen kimsin?
Nasıl da buldun beni?
Tesir ruhuma insin,
Yaktın kül ettin canı..."

Dedi "Ben Ol Ahmed'in,
Gül kokan Beyti'ndenim,
'Tut elimi' diyenin,
Yüreğindedir yerim!"

Ben dedim zehreye 'gel',
Gelmeden terk eyledi,
Sonra Zöhre'yi buldum,
Ömrü âbâd eyledi.

O nasıl bir ışıktır,
Nasıl bir güzelliktir,
Gönül meçhul aşıktır,
Bu ayan özelliktir.

Beyti'nden çıkan böyle
İse Kendi nasıldır?
Düşünsene bir şöyle,
Suret değil Asıl'dır.

Aşk gizli bir hazine,
Ayan beyan acıdır,
Sabretmeyi bilene,
Yol gösteren öncüdür!

Sinan'ım aşk ipini,
Tuttu isen bırakma,
Fırlat dünya topunu,
Sakın kendini yakma,
Malayaniye akma!

20 Mart 2016 / KONYA / 01.22

22 Kasım 2015 Pazar

Diriliş


Gördün mü Kocasinan her şey nasıl da bitti,
Zaman boşa harcandı umut yok yere gitti,
Baş tacımdır sandığın seni boşluğa itti,
Şimdi öldün ya işte vaktidir dirilişin!

Bir sigara yakmıştın dumanında yar sandın,
Kokusunu duyunca bir gelecek var sandın,
O tükendi sen bittin, söylemeyi ar sandın,
Şimdi bildin ya işte vaktidir dirilişin!

Ölmek en son adımdır bu dünya hayatında,
Gülmek büyük maskedir cihan saltanatında,
Kefenin gelinliktir o tahtadan atında,
Şimdi güldün ya işte vaktidir dirilişin!

Şu an cidden yalnızsın, yalnız O var yanında,
Bak kanın çekiliyor, bir çıkış var canında,
Bunca vakit geçse de yolculuk var sonunda,
Şimdi vardın ya işte vaktidir dirilişin!

Dünya fani keder boş beklentiler sonsuzdur,
Yüreğine baktın ki hep yalnızdır onsuzdur,
Boş yere çok bekledin muhatabın gamsızdır,
Şimdi yundun ya işte vaktidir dirilişin!

Sinanım çok bekledin küllerine kar yağdı,
Tüm perdeler çekildi tüllerine nar yağdı,
Konuştun sendeledin dillerine ar yağdı,
Şimdi sustun ya işte vaktidir dirilişin!
Çiziktirdiğin şiir aktidir dirilişin!
22 Kasım 2015/ KONYA / 00.45
Urfa Tutkunu

"...

Buzlar çözüldü; kıştan kuru bir ayaz kaldı 
Ufka bir bak yiğidim; inkılâba az kaldı. 

Bulanık akan sular durulacak yeniden 
Gökyüzüne direkler vurulacak yeniden 
Saâdet menziline varılacak yeniden 
Çağlar üstü bir nizam kurulacak yeniden 

Cehaletin elinde lanetli bir saz kaldı 
Ufka bir bak yiğidim; inkılâba az kaldı. 

Tasalanma yiğidim; zaman bizden yanadır 
Külümüzden yükselen duman bizden yanadır 
Son durak, son ilahi ferman bizden yanadır 
Dünya düşman olsa da, iman bizden yanadır 

Kapıları açacak çoşkun bin niyaz kaldı 
Ufka bir bak yiğidim, inkılâba az kaldı 

Mahzenlerde beklemek ziyan artık, yiğidim 
Fecr-i sâdık vaktidir; uyan artık yiğidim 
Ateşlere girsen de, dayan artık yiğidim 
Hakikate dönüyor rüyan artık, yiğidim 

Zalimler için karar verildi; infaz kaldı 
Ufka bir bak yiğidim, inkılâba az kaldı!"
(NurUllah Genç)

"...
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir Mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden umut kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır!"
(Sezai Karakoç)

4 Kasım 2015 Çarşamba

Haydi Kocasinan


Anlar olur insanoğlu usanır,
Canlar gider yürek onu zul sanır,
Bir gün gelir aşk-u şevke susanır,
Şimdi yunmak vakti içim, bak da gör!

Hayli vakit oyalandın durmadın,
Didinip de bir menzile varmadın,
Aklın pek çoğidi lakin yormadın,
Şimdi onmak vakti içim, bak da gör!

Bazı zaman yanlış yaptın inatla,
Kimi vakit göğe uçtun kanatla,
Sen bu yolda bir yayaydın bir atla,
Şimdi dinmek vakti içim, bak da gör!

Olur böyle şeyler akıl yorulur,
Vakti gelir tüm hesaplar sorulur,
Sen sakin ol o dalgalar durulur,
Şimdi gülmek vakti içim, bak da gör!

Kocasinan yalpaladı bir vakit,
Hem unuttu zaman idi o nakit,
Rabb'e vermiş idi oysa bir akit,
Şimdi yunmak vakti içim, bak da gör!
Uyan, diril ve sonucu kalk da gör!

04 Kasım 2015 / KONYA / 23.07

25 Ekim 2015 Pazar

Gel Artık


Ölmüşüm ya işittin mi?
Beni ömründen ittin mi?
Sahi içimde bittin mi?
Çık gel artık çok yalnızım.

Anlamaz ağalar beyler,
Söyle gönül sensiz neyler?
Gözlerim seni seyreyler,
Çık gel artık çok yalnızım.

Şehir uyur, ben divane,
Ne yana dönsem bahane,
Bak gece olmuş; bana ne!
Çık gel artık çok yalnızım.

İşittim yağmurun sesi,
Gönül dedi "o da nesi?",
Beklediğim dost nefesi,
Çık gel artık çok yalnızım.

Kocasinan yalnız asker,
Ömrünü çileyle süsler,
Gider gelir umut besler,
Çık gel artık çok yalnızım,
Çaresizim, pusatsızım...

24 Ekim 2015 / KONYA / 04.21

30 Eylül 2015 Çarşamba

Sen Aşkımsın O Tutkum Seslendirildi

Yıllar önce bir radyo programcısı "Ben sana yok yere tuzumsun demedim ki" adlı acizane şiirimi seslendirmişti. O vakitler henüz bloğum bile yoktu. Şimdi ise instagram takipçilerimden Mehmet İpekçioğlu Bey "Sen Aşkımsın O Tutkum" adlı şiirimi seslendirdi. Bu şiir Urfa Tutkunu'nun en "ilginç" bulunan şiiridir. Neden mi? Okuyanlar genelde okuduklarına inanamıyorlar çünkü. Bizzat bana "Ne umduk ne çıktı! Nasıl olur nasıl olur..." diyen pek çok kişi oldu. Hatta bir tus sitesinde bile yayınlanmış haberim olmadan ve oraya da ilginç yorumlar gelmiş.Günlerden bir gün tevafuken rastlamıştım...

Seslendirdiği için Mehmet Bey'e çok teşekkür ederim. Sizler de bu "ilginç" şiiri Mehmet Bey'in güzel yorumundan dinlemek isterseniz buyrun(Videodaki tüm görseller 2015 yılı Mayıs ayında Canım Urfam'da çektiğim fotoğraflardır):

SEN AŞKIMSIN, O TUTKUM

Gözümü açtım Sen’ i gördüm,
Sen’ inle tattım ilk mutlulukları,
Sen’ inle öğrendim insan olmayı,
Ne varsa sevi’ye dair,
Sen’ de öğrendim onu zahir.
Sevindiğimde benimle gülen Sen,
Ağladığımda gözyaşımı silen Sen,
Nereye dönsem hep Sen, Sen, Sen…

Zaman geçiyordu,
Ben büyüyordum,
Sen’ inle öğreniyordum hayatı.
Saflığı,
Temiz kalmayı,
Büyüğünü saymayı,
Nerede insana ihtiyaç varsa oraya koşmayı,
Adabı,
Sonra sevmeyi, yaratılmış her ne varsa,
Sen’ den öğreniyordum.
Sen’ inle mutluydum,
Sen’ inle umutluydum.
En karanlık olduğunda hayatım,
Şöyle gözlerine bir bakıvermem aydınlığım oluyordu.
Sen, hep umut aşılıyordun bana.

İlk mahcubiyet,
İlk mahzuniyet,
İlk mezuniyet…
Ne varsa hayatımda “ilk” olan,
Hepsinde duruyordun Sen, “benim olan”.

Sen,
İlkimdin benim.
“Aşkım” dediğim tekimdin,
Yine de öylesin.

Hatırlar mısın?
Eskidendi hani,
Dua etmiştim bir gündüz vakti,
Demiştim “Ya Rabb’ i,
Ne olur verme bana bu eziyeti,
O’ nunla imtihan etme beni
O’ nu benden, beni O’ ndan ayırma,
Her daim cem eyle bizi.”
Sonra bu dua zikir oldu dilime sanki?
Acep büyük mü konuşmuştum ki?

Sen’ den kısacık bir süreliğine ayrılsam,
Bir şehre gezmeye gitsem farz et ki,
Dolardı içime en derin hüzünler yağmur misali.
Gözlerine bakmadan uyuyamam inan ki.

Ama şimdi,
Onca yaşadığımıza rağmen,
Onca sevince, hüzne,
Hayata dair ne varsa işte…
Hepsine rağmen,
Bazen gitmek istiyorum Sen’ den.
Sen’ sizliğe dayanabilir miyim, budur bilinmeyen.
Sen,
Bana asla ihanet etmeyen…
Sen,
En zor zamanımda ruhuma teselli veren…
Sen,
Canım, sevdiğim, bir tanem…

Senden ayrılmamak için ben dua ederken,
Şimdi nedir bu ayrılmak istemelerim?
Nasıl oldu da düştü içime bu ikinci sevgim?
Ve ahhh ben,
Bunu bir anlayabilsem!...

Kızıyor musun bana?
O’ na vuruldum diye hiç beklemediğim bir anda,
Söyle, kızıyor musun bana?
Çok sordum ben de kendime aslında,
Neydi bunun sebebi acaba?
Dilim çok mu büyük konuşmuştu bilmeden de olsa,
Hep Sen’ i dilerken hayatımda,
Şimdi nereden çıkmıştı bu ikinci sevda?
Adını koydum ben zor da olsa,
Sen aşkımsın benim, vazgeçemediğim asla,
O ise tutkum, yerleşen ruhuma bir anda.
Tutkusuz aşk, sönmeye,
Aşksız tutku mahvetmeye mahkûmdur.
Anlayacağın bir tanem,
Ne Sen’ den vazgeçebiliyorum,
Ne de O’ nsuz nefes alabiliyorum.
Ben galiba,
Galiba dilimin cezasını çekiyorum.
O’ na gitsem Sen’ i özlüyorum,
Sen’ de kalsam O’ na yanıyorum.
Hep çıkmazlar mı olmalı diye düşünüyorum,
Sürekli, tetirbelerde kalıyorum.
Bu güne kadar tutkuma bir sürü nağme diziyorum,
Sana ise ilk kez kâğıttan sesleniyorum.
Biliyorsun çok zaman Sen’ le direk konuşuyorum.
Ama olsun,
Belki alınırsın diye düşünüyorum,
Onun için Sana bu duygularımı şiirle yolluyorum.

Şimdi söyle bana bir tanem,
Aşkımda mı kalmalıyım,
Tutkuma mı varmalıyım?
Yoksa hayatımı bölüp tam ortasından,
Bir Sana, Bir O’ na mı yanmalıyım?

Sen,
Asla vazgeçemeyeceğim ilk göz ağrım,
Konyam,
O,
Ne yapsam unutamayacağım tutkum,
Urfam…

12.11.07 / KONYA / 00.07
KOCASiNAN (Urfa Tutkunu'nun mahlası)

6 Temmuz 2015 Pazartesi

ÇAY


Hasta gönüller açtır,
Çay yarana ilaçtır,
Sayma o bardak kaçtır,
Doldur saki çay doldur!

Çaydadır edeb erkan,
Demli iç, aşk ile yan,
Gafil olma, Rabb'i an,
Doldur saki çay doldur!

Nerde bir çayyaş görsem,
Tanır ve bilirim hem,
Dertli gönle sen her dem,
Doldur saki çay doldur!

Çay bedenin mazotu,
Gamlı ruhun nur otu,
Tercih et bergamotu,
Doldur saki çay doldur!
06 Temmuz 2015 / KONYA / 05.45


Not: Fotoğraf internetten alınmıştır.

19 Haziran 2015 Cuma

Urfa ve Ramazan

Urfam'ın ağaçları pembe pembe açıyor,
Gönlümün yamaçları yarenini arıyor,
Rabb'im'iz ramazanda rahmetini saçıyor,
Kullarsa O Kapı'ya hacetini soruyor.

Huzur ile geçelim bu mübarek günlerden,
Bal şerbetin içelim rahmet kaselerinden,
Arınıp tövbe ile paklanalım içerden,
Yeniden dirilelim güneş gibi göklerden.

19 Haziran 2015 / KONYA / 00.05

20 Nisan 2015 Pazartesi

Öyle Olsa Ne?


Allah "kulum" desin, Peygamber "ümmet",
El "said" dese ne "şaki" dese ne,
Tuttuğun yol haksa orda sebat et,
Dil said dese ne şaki dese ne!

Akıldır insana hakkı bulduran,
Hep hataya düşer aklı unutan,
Onu gönül ile harmanlamayan,
Yolum ak dese ne kara dese ne!

Aklını ipotek etme kimseye,
Yalnız Hakk'a inan ve Peygamber'e,
Hakiki bir mürşid bulursan dinle,
Halk "saptı" dese ne "kaydı" dese ne!

Ol Mevlana Rumi Şems'e can oldu,
Millet anlamadı, söylendi durdu,
İkisi el ele Hakk'a kul oldu,
El âşık dese ne maşuk dese ne!

Ceddini bilmeyen kendin bilir mi?
Boş teneke dolu sesi verir mi?
Aşkı tanımayan hakkı bulur mu?
"Ben oldum" dese ne "buldum" dese ne!

Eli günü bırak, nefsine bir bak,
Kusuru pek çoktur, yaptıkları fak,
Nefse muhalif ol, ki olsun ak pak,
Artık bal yesen ne bulgur yesen ne!

Sırra erdin ise sakın bırakma,
Yolun haktır inan, şüpheyle bakma,
Yaşıyorken öl ki tekrar azıtma,
Gayrı çul giysen ne libas giysen ne,
Ruh diri olsun da, cismi soysan ne!

20 Nisan 2015 / KONYA / 08.28

19 Ağustos 2014 Salı

Meram Bağları'nda


Meram Bağları'ndan bir güzel geçmiş,
Zülfünün telini örtmeyi seçmiş,
Hayıflanmak için meğer ne geçmiş,
Yalnız ölmüş güzel, gördün mü gözüm?

Yıllarca beklemiş, aramış, sormuş,
Bir Zehre hasreti yürekte kormuş,
Böyle bir imtihan meğer ne zormuş,
Yalnız ölmüş güzel, gördün mü gözüm?

İnsanlar konuşur, insanlar susar,
Yapyalnız yürekler vuslata susar,
İncinir, kırılır; o yine susar,
Yalnız ölmüş güzel, gördün mü gözüm?

Bir seçilmiş geçti Konya ilinden,
Çok zehir damladı onun dilinden,
Duymadı bilmiyor garip halinden,
Yalnız ölmüş güzel, gördün mü gözüm?

Bir vakitler gelmiş, bir vakit geçmiş,
Boş gezinmek için artık çok geçmiş,
"Durum budur" deyip hayatı seçmiş,
Yalnız ölmüş güzel, gördün mü gözüm?

Kocasinan söyler böyle bir masal,
Gam kederi bırak, kalbi aşka sal,
Aç kulağın dinle, sen de payın al,
Yalnız ölme güzel, duydun mu gözüm?

19 Ağustos 2014 / 12.08 / KONYA



*Fotoğraf alıntı değildir. Konya Avdan

14 Ağustos 2014 Perşembe

Kanatsız Kuş


Gönlümün içinde kanatsız bir kuş,
Yıllardır bekliyor, artık yorulmuş,
Uçmak istedikçe engel olunmuş,
Vardır elbet hayır, bekle Sinanım.

"Mustafa" dediler, Ol Nebi adı,
'Seçilmiş' demektir, yüreğin şadı,
Olmuş bir imtihan, bırak feryadı,
Vardır elbet hayır, bekle Sinanım.

Dersin gecem aydın, günüm karadır,
Bir Zehre hasreti özde yaradır,
Dünya yüreğimde sıfır paradır,
Vardır elbet hayır, bekle Sinanım.

Sinem özlem dolu, bir yanda Urfa,
Diğer yanım bekler, görmez bir vefa,
Geçmedi geçmiyor ömürde cefa,
Vardır elbet hayır, bekle Sinanım.

Hüznü yüreğime dost edinmişim,
Sefasız günlerde geçip gitmişim,
Ha bugün ha yarın, hep beklemişim,
Vardır elbet hayır, bekle Sinanım.

Bir gün yolum düşer Haşimiye'ye,
Tanımam o vakit, sorma ki niye,
Pulsuz dilekçemdir sana hediye,
Vardır elbet hayır, bekle Sinanım.

Herkese duam var, etmem beddua,
Bekleyip görsünler ne imiş vefa,
Erişecek elbet yürekten şua,
Vardır elbet hayır, bekle Sinanım.

Dünya üç günlük yer, geçip bitecek,
Hiç şüphemiz yok ki ömür yitecek,
Kocasinan dahil, herkes göçecek,
Rabb'im şaşırtmasın, bekle Sinanım,
Umudu sevince ekle Sinanım!

14 Ağustos 2014 / KONYA / 12.36

18 Temmuz 2014 Cuma

Gazze Yanıyor

"Yıkılasın İsrail enkazını göreyim,
Sana ülke diyenin yüzüne tüküreyim!"
Necip Fazıl Kısakürek

Gazze yanıyor. İsrail terörü yine ölüm saçıyor etrafa. Yine Ramazan. Yine ölüyor bebekler. Yok yok ölü değil onlar. Onlar şehitler.

Gazze yanıyor. Filistin yanıyor. Sultan 2. Abdülhamid dedemin öz be öz şahsi parası ile aldığı vatan toprağı yanıyor, yakılıyor. "Gazze'den bize ne?" diyen nadanlara sesleniyorum. Gidin ve Çanakkale Şehitliği'ne bakın. Oradaki şehit mezarlarımızdaki taşları okuyun. Görün bakalım oradaki Gazze yazan taşları. Filistin, Sultan 2. Abdülhamid'in hazine parasıyla değil, kendi parasıyla alıp devlete kattığı bir toprak değil miydi? Filistin ümmetin ilk kıblesi değil miydi? Filistin Çanakkale'de bizimle omuz omuza emek verenler değil miydi? Hadi bunların hepsini bir kenara bıraktın diyelim. Filistin'de katledilenler insan değil mi be kardeşim? Nasıl dersin ki bize ne diye? Aldığın her yahudi malı insanlığa kurşun olarak geri dönüyor. Bu zülme dur demenin zamanı gelmedi mi artık? Tüm yaşananlara rağmen nasıl kaparsın gözlerini? Nasıl kaparsın yüreğini? Orada bebekler katlediliyor. Daha hiç yürümemiş, hiç koşmamış, hiç anne dememiş... Minicik bebekler. Dünya uyuyor, sen uyuma kerdeşim. İnstagram'da paylaştığım son fotoğrafta bak ne yazıyor:

Sevgili arkadaşlar, instagram paylaşımlarında yahudi malları boykot listelerine bazılarının kendi kullandıkları markalar için "yok o israil malı değil, yok filan malı falan malı" yazdıklarını görüyorum. Hatta daha da ileri gidip bu Türk malıdır diyeni bile okudum. Arkadaşım, lamı cimi yok bu işin. Şuraya koyulabilecek en usturuplu fotoğrafı seçmeye çalıştım. Sen eğer bu fotoğrafı göre göre sürdüğün kremden, içtiğin koladan vaz geçemiyorsan ben sana ne deyim? Yüreğin ölmüş arkadaşım. Kendi yüreğin için gir ağla çık ağla. Ne olur yani perdelerini Ariel'le yıkamasan? Uyan arkadaşım artık uyan lütfen. Dünya fani ölüm anidir. Hesap gününü düşün. Bir ben almasam ne olur deme! Çok şey olur. Daha iyi krem yoksa varsın ellerin catlasın. Daha iyi deterjan yoksa varsın perdelerin gri olsun. Alma ya Hu alma!!! Bebekler ölmesin. Hesap var arkadaşım. Titre ve kendine gel. Türk malı dediğin o mallara harcadığın kurşun paralarının hesabı sorulur bir gün. Unutma, ALMAZSAN ÖLMEZSİN AMA ALIRSAN ÖLÜRLER! !!

Evet, almazsan ölmezsin ama alırsan ölürler. Sen katil değilsin kardeşim, olmamalısın. Kendine gel ve nefsine dur de. Boşla şu iblislerin mallarını almayı. İçim dopdolu. Yazsam daha yazarım lakin susmalıyım burada. Şimdi sana yıllar evvel burada yayınladığım acizane şiirimi tekrar sunayım. Haydi kardeşim, sen de üstüne düşeni yap ve insanlığın ölümüne göz yumma...

ANNE, ELLERİM NERDE?


ANNE, ELLERİM NERDE?

Sisli bir yaz gününde tutuklandı gönlüm,
Ceplerimde çakıl taşları,
Elimde okul defterim vardı.
Henüz çıkmıştım evimden,
Okula gidiyordum sabah erken.
Neden kesildi yollar?
Ve kimdi bu adamlar?

Dünyaya gözünü açınca çocuklar,
İlkin ana sesi duyarlar.
Ben duymadım, duyamadım.
“Ne duydun” derseniz eğer,
Bomba sesiymiş onlar.

Hiç doğru dürüst oyuncağım olmadı benim.
Bir tek çakıl taşlarım var.
Ve en iyi dostum onlar.
Daha ufacıktım,
Bir gün evimizi bastılar.
Babamı alıkoydular.
“Suçu ne?” dedik?
Fazla soru sordurmadılar.
Ve işte o günden sonra,
Çakıl taşları bana yâren oldular.

Başka ülkelerde değişik oyuncakları varmış çocukların,
Görsel şölenleri, eğlenceleri…
Ve daha sayamadığım niceleri.
Hiç görmedim ben onları,
Hiç tatmadım.
Havai fişekler varmış mesela,
Böyle gökyüzüne yükselip,
Orada patlıyorlarmış.
Rengârenk ışık saçıyorlarmış etrafa.
Benim de fişeklerim oldu,
Ama havai değil, gerçek.
Ve hiç renkli ışık saçmadılar hayata.
Sadece tek renkleri vardı onların,
Kırmızı…
Ateş kırmızısı,
Kan kırmızısı….

Ablam evlendi sonra,
Ama hiç eşyası yoktu.
Çeyiz işlenirmiş başka yerlerde genç kızlara,
Benim ablamın çeyizi yoktu.
Çünkü çeyiz işleyecek vakti yoktu.
Hemşireydi ablam hasta yuvasında.
Gece gündüz demeden koşturdu,
İlaç yoktu, morfin yoktu.
Dipdiri dikti yaraları gözünde yaşlarla.
Gelen her çocuk, sanki onun çocuğuydu.
Ahh ablam, o da başkası için kendinden geçenler kervanında…

Dedim ya, okula gidiyordum bir sabah erkenden,
O kocaman tanklar karşıma çıktığında.
Başladılar sonra gerçek fişekleri etrafa saçmaya.
Silah yoktu, tank yoktu direnecek insanlarımda.
Ama olsun, çakıl taşlarımız var bizim,
Bir de iman göğsümüzün tam ortasında.
Ben de başladım taşları fırlatmaya.
Arkadaşlarım içinde en iyisi bendim,
Gidiyordu attıklarım çok uzağa,
Ve değiyordu kâfire mutlaka.

Sonra gördüler beni,
Resimlerimi çektiler bir anda.
Anlamamıştım neden olduğunu ya,
Ertesi gün dayandılar kapıma.
Alıp götürdüler beni evden uzağa.
Çok bağırdı, çok ağladı annem,
Ama yok fayda.
“Sen” dediler,
“Sen bu ellerle bize taş atarsın haaa!”
Ellerine silah almışlardı onlar da,
Ve başladılar ellerime, kollarıma vurmaya.
Ezildi önce, sonra kırıldı kollarım sırayla.
Ve artık acıdan baygındım ben yollarda.
“Seni” dediler, “öldürmeyeceğiz burada.
Şimdi al o pis kollarını yanına,
Ve git ailenin yanına.
Görsünler halini de,
Bir daha dik durmasınlar karşımızda!”

Biz ne yaptık bu fitnecilere anlamadım ya,
Aldım kollarımı yanıma,
Başladım eve doğru yol almaya.
Kollarım çok sancıyordu ama.
Bir de sallanıyorlardı sağa sola.
En son okuluma varabildim ve bayıldım kapıda.
Beni ilk gören öğretmenim olmuştu orada.
Derhal kucaklayıp götürmüş ablamın yanına,
Ve doktorlar bakakalmışlar bu vahşi tabloya.
Ben, gözlerimi açtığımda,
Bir hasta odasında yatıyordum acıyla.
Bulabilmişlerdi bana boş bir yatak nasıl olduysa.

Ellerime baktım sonra,
Sonra kollarıma.
Göremiyordum onları vücudumda.
Sordum sonra ve anlattılar bana.
Yoktu artık iki elim ve iki kolum,
Kesmişlerdi ikisini de beni kurtarmak adına.

Ben, on yaşımdaydım kollarımdan ayrıldığımda,
Sisli bir yaz günüydü ve tutuklanmıştı gönlüm vatan toprağında.
Çocuktum belki, aklım almayacak kadar ufak yaşta,
Ama yaşları küçük de olsa,
Yaşadıkları, duyguları ve fikir dünyaları büyük oluyor çocukların benim yurdumda.
Hiç ağlamadım kollarımı bulamadığımda,
Sadece düşündüm çakıl taşlarını atamayacaktım bir daha!

Anne, ellerim nerde?
Anne, ellerim….

01.10.07 / KONYA / 09.37

KOCASİNAN

4 Haziran 2014 Çarşamba

An Gelir

Bugün sevdiğim bir şiiri paylaşmak istedim sizlerle:

An gelir, Paldır küldür yıkılır bulutlar Gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet O eski heyecan ölür An gelir biter muhabbet Çalgılar susar heves kalmaz Şatârâbân ölür Şarabın gazabından kork Çünkü fena kırmızıdır Kan tutar / tutan ölür Sokaklar kuşatılmış Karakollar taranır Yağmurda bir ... ölür An gelir Ömrünün hırsızıdır Her ölen pişman ölür Hep yanlış anlaşılmıştır Hayalleri yasaklanmış An gelir şimşek yalar Masmavi dehşetiyle siyaset meydanını Direkler çatırdar yalnızlıktan Sehpada Pir Sultan ölür Son umut kırılmıştır Kaf Dağı'nın ardındaki Ne selam artık ne sabah Kimseler bilmez nerdeler Namlı masal sevdalıları Evvel zaman içinde Kalbur saman ölür Kubbelerde uğuldar Bâkî Çeşmelerden akar Sinan An gelir Lâ İlahe İllAllah Kanuni Süleyman ölür Görünmez bir mezarlıktır zaman Şairler dolaşır saf saf Tenhalarında şiir söyleyerek Kim duysa / korkudan ölür Tahrip gücü yüksek Saatli bir bombadır patlar An gelir Atilla İlhan ölür ATİLLA İLHAN Umut hep vâr olsun. Hepinize sevgilerimle,

23 Ocak 2014 Perşembe

Inanmam Artik Hic Kimseye



Merhaba Arkadaslar,

Tam bir ay olmus ben buradan gideli. Bu donemde hakikaten muhim sinavlardan gectim. Daha evvel yasadigim hic bir seye benzemeyen sinavlardan. Insan bazen yasadiklarina bakinca 'bundan daha agiri olmaz herhalde' der. Ama gun gelir ki, o gun o lafi ettigi seyler aslinda nasil da hafifmis bunu gorur. Ne gozunun onundeki Firdevs Cenneti'ni goremeyen bir iz'ansizla ugrasmaya benzer bazi imtihanlar, ne En Kiymetlin'i kaybettigin gun cektigin aciya benzer... Bazen oyle seyler olur ki, hayat akmaz senin icin. Her sey donup kalir oldugu yerde. Evvelce edindigin tecrubeler sonucu bir daha guven ile sinanmayacagini sanirsin. Bir gun oyle bir sey olur ki, hayatin tepetaklak gelir. Guvene dair bildigin ne varsa hepsinin bos oldugunu hatta bombos oldugunu gorursun. 'Omrum boyunca bir yalani mi yasadim ben?' diye sorarsin kendine. Proje cizerken bile bu kadar cok sabahlamamissindir da, bu imtihanlarla yuzyuze gelince sabahlamanin ne demek oldugunu ogrenirsin. Ucaga binmeden jetlag olunur mu? Olunuyormus megerse. Yorgunluktan ve uykudan olurken uyuyamamak olur mu? Oluyormus megerse. Bu bir celiski midir? Evet ama oldu mu oluyor iste. Oyle bir an olur ki, agzina tek lokma koymadan aksami eder insan ve gozunu kirpmadan sabahi. Fakat sen insansindir. Ismin nisyan kokunden gelmekte. Yani yine unutursun, yine sanirsin ki bundan daha agiri yoktur. Yaniliyorsun ey insan. O en agir sandigindan daha agir neler neler vardir su hayatta. Bir gun biri daha olur, ve gorursun. Varmis dersin. Birinci aciyi, ikincisiyle silersin.

Zor zamanlar bitti mi? Hayir. Ama belki de alismayi ogretiyorum kendime... 

Evet hayatta zorluklar vardir. Sikintilar vardir. Ancak ne olursa olsun, ne yasanirsa yasansin; Siginacagimiz Bir Rabb'imiz de vardir. Konyamiz'da cok kullanilir su soz:

"Allah var, keder yok."

Tum bunlari yasarken bana en cok destek olan, hala/her seye/dunyanin tum vefasizliklarina-tum kotuluklerine ragmen iyi insanlarin da var oldugunu gormek oldu. Her gun ama her gun arayip telefonla durumumu kontrol eden Meral Teyzem'e, yasadiklarimdan habersizce bana taaaa Antep'ten harika bir yemek kitabi gondererek mutlu olmama vesile olan Nizamettin Bey kardesime, yuzumu gormeden/sesimi duymadan sadece gonulden gonule seven, guzel dualari ve dilekleri ile mesaj birakan birakmayan siz degerli blog arkadaslarima cok tesekkur ederim. Varliginiz beni gercekten mutlu ediyor. Iyi ki oradasiniz. Ve umarim hep orda olursunuz. 2010 yilinda ansizin yakalandigim bobrek hastaligini atlatmamda da Allah'in izniyle sizlerin katkisi cok buyuk olmustu. Dualariniz, telefonlariniz, mesajlariniz, yorumlariniz beni oylesine mutlu etmisti ki... Iyi ki varsiniz.

Bu donemde yasadiklarimla pek cok sey ogrendim. Her imtihan, olgunlasmak icin bir adimdir. Allah'tan gelmis her seye _ne kadar zor olursa olsun_ boyun bukup hosgeldin demelidir insan. Demek zorundadir. Ve sonra yine her zaman oldugu gibi Rabb'ine tutunup ayaga kalkmali, yoluna devam etmelidir.

Varliginiz ve karsiliksiz sevginiz icin hepinize ayri ayri tesekkur ederken, benim de sizleri cok sevdigimi  bilmenizi istiyorum arkadaslar. Acizane son siirimle simdilik hayirli aksamlar:

Inanmam Artik Hic Kimseye

Yillarca bakmis da gorememisim,
Icim kokar olmus, disim kokusmus,
Ekmek bolusmus de bilememisim,
Icim kokar olmus, disim kokusmus.

Olmaz mi idi ya ana gibi yar,
Hikaye imis bu, duyan bahtiyar,
Hakiki hayat mi? Ne cok cesit var,
Icim kokar olmus, disim kokusmus.

Bu kadar hiyanet bunyeye fazla,
Gunler gecti lakin beden hep hasta,
Zihin kabul etse hucreler yasta,
Icim kokar olmus, disim kokusmus.

Bu dunya yalanci sahte bir dunya,
Ana baba es dost yar ve akraba,
Beni dinler isen sakin inanma,
Icim kokar olmus, disim kokusmus.

Bir tek hakikat var, O Yuce Allah,
Yalniz O'na guven, yok baska felah,
Sozumu tutmazsan edersin ah vah,
Icim kokar olmus, disim kokusmus.

Kocasinan der ki gel bunu dinle,
Rabb'in ve vatanin aski seninle,
Gerisini supur, sil at elinle,
Ibre merkezini sasirmis durmus,
Darbelerle ermis, yerini bulmus.

17 Ocak 2014 / KONYA / 22.11

Yeni bir yazida bulusmak umidiyle. Umut hep vâr olsun.

2 Şubat 2012 Perşembe

HEVÂL-5

Sen benim,

İlk göz ağrımdın Hevâlim,

İlk yürek yangınımdın yaşadığım,

Hep tek kalmanı istediğim,

Üstüne başka gül dermediğim,

Biriciğim…


Seni günlerce,

Gecelerce bekledim,

Sevdaya habersizce düşüyor yürek,

Ve istese de kaçmak, ters yöne kürek çekmek,

Mümkün olmuyor işte, galiba budur sevmek.


Var mıydı kavlimizde böyle sessizce, habersizce gitmek?

Hiç getirmedin mi aklına?

Senden sonra ne yapacak bu yalnız yürek?

Tek isteğimdi seni mutlu etmek,

Mutluluğun yokluğumdaysa, dayanırım, beni terk et,

Ama Ahh be Hevâl,

Bari gitmeden bir haber et,

Perişan bak senin sesini bekleyen bu yürek...


Biriciğim’ i yitirmişim,

Düşmüşüm bir girdaba ki durmaksızın devinirim,

Yana yana gönlümü kül etmişim,

Şimdi ben,

Sensiz ne ederim?

Söyle bana Hevâlim.


Ellerimi uzattım,

Tutmadın Hevâlim…


25.03.08 / KONYA / 17.28

25 Ocak 2012 Çarşamba

HEVÂL-4


Biriciğim,

Sensizlik denizine ittin beni,

Neredeyse yiteceğim,

Gözüm ilk seni görmüş,

Ve sana tutuşmuş gönlüm,

Senden başkasına kör,

Senden başka sese sağır,

Anladım ki,

Ben senden vazgeçemeyeceğim…


Oyyy benim ela gözlü maralım,

Yüreğimi saca atıp kavuranım,

Ne ettinse yine sana, yine sana yanacağım,

Bu nasıl iştir anlamadı yazık dimağım,

Cefa da etsen, vefa da etsen,

Ben hep senin durağında olacağım,

Belki bir gün dönersin diye,

Daim yoluna bakacağım,

Sen gitmişsin,

Ömrümün neş’esi gitmiş,

Sen gitmişsin,

Gönlümün sevinci bitmiş,

Geceler kara,

Gündüzler kara,

Ben nasıl düşmüşem dara?

Yüreğim harlandı vefasız bir yara,

Hey Kocasinan,

Otur şimdi,

Düşün karaaa kara…


Ne etsin sensiz dünyayı ömrüm Hevâlim?

Olmayacaksan hayatımda,

Ben de benden gideceğim,

Yokluğunda içtiğim çay kararmış,

Varlığın meğer bana en büyük yararmış,

Ben ne kadar “sus” desem de,

Deli gönlüm, yıllardır hep seni ararmış…


Gel he de Hevâlim,,

İnan,

İnan seni üzmeyeceğim,

Daha uzun sürerse bu ayrılık,

Korkarım yokluğunda öleceğim…


Ellerimi uzatsam,

Tutar mısın Hevâlim?...


'08

20 Ocak 2012 Cuma

HEVÂL-3


Gönül meleğim,

Hevâlim,

Ne zaman gam denizine dalsa yüreğim,

Hemen seni düşlerim,

Ben,

Senden önce nerdeydim,

Şimdi nerdeyim?

İki ben arasındaki büyük farkı,

Her daim gözlerim.


Sen gönlüme düştüğünden beri,

Bir başka bakar oldu gözlerim,

Bardakta duran su aynı olsa da,

Tadı farklı gelir şimdi damağıma,

Hani derler ya,

Şeker gibi tadı varmış suyun aslında…


Doğduğun gün varlığından haberdar olmasam da,

Ömrümün en güzel gününü yaşamışım esasında,

Yıllarca bekledim rastlayacağım günü sana,

Şimdi sen bu kadar yakınımda,

Ve ben divaneliğin doruk noktasında…


Yitirmiş aciz aklım düşünme yetisini,

Sen varsan, boş vermişim ötesini berisini,

Gül yüzüne bakmak ömrümün ilacıysa eğer,

Sana atılan her adıma, girilen her yola değer,

Adını duyunca yanıyorsa içim Meleğim,

Yokluğunda ben, benden çeker giderim,

Yitirdiyse içtiğim su bütün tadını,

Yine de unutmam, sayıklarım adını.


Sana bağlanmışsa gönlüm, çözmem,

Beklerim,

Sabrederim;

Ama yokluğun bana çok zor be Hevâlim,

Ömrümün yazgısı nedir bilemem ama,

Varlığın, yazılmış en büyük sefa bana,

Ve sen yoksan,

Ahh işte o zaman,

Ömrüm koca bir muamma…


Ellerimi uzatsam,
Tutar mısın Hevâlim?...

03.03.08 / KONYA / 13.06