okumak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
okumak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Mart 2019 Salı

Arkadaşlarımdan Geçmiş Olsun Hediyeleri


Merhaba sevgili blog dostları, 
Hastalık zamanlarının en güzel anları sevildiğinizi hatırlandığınızı görmek bilmek. Benim de zor günlerimde en büyük destekçim ziyaretime gelen dostlarım arkadaşlarım oldu. Başıma gelen küçük kaza yüzünden epey zamandır kursa gidemeyince kurs arkadaşlarım toplanıp bana geçmiş olsuna geldiler. Gelirken de beni şaşkına çeviren bir hediye getirdiler :) "Geçmiş olsun ziyaretine herkes meyve suyu süt götürür. Biz Aslıhan'ı daha çok mutlu edecek bir şey alalım" deyip birleşip bana Tefsir seti almışlar ve üzerine de tatlı bir not yazmışlar :) 


Beklemediğim anda karşılaştığım bu güzel hediye ile öylesine mutlu oldum ki! O gün gerçekten çok hoş bir gün geçirdim. Arkadaşlarımın yüzünü görmek, tatlı sohbetleriyle acımı unutmak çok iyi geldi. Bu harika hediyeleri de ayrı bir mutluluk oldu benim için ☺️


Şaşkınlık ve mutluluğu bir arada yaşadığım ikinci bir hediye ise blogger arkadaşım moonlight cat bloğunun sahibesi sevgili Ayşım'dan geldi. Ben kendisi bana bir kartpostal yollayacak diye beklerken kapımızı kargocu çaldı ve bu koskoca koliyi teslim etti. 


Tabii biliyorsunuz bizim evde benim kolileri hemen açıverme özgürlüğüm yok. Daha önce de bahsetmiştim. Öncelikle sevgili kızım Arkadaş bir kalite kontrolden geçirir, içinde ne var ne yok iyice bir inceler, sıra bana gelirse ancak o zaman açabilirim 😄


Tonton kızım tatlı tatlı her aşamasına dahil oldu koli açma işleminin. Önce üzerine oturdu. Bir müddet sonra kapağı açmayı başardığımda ise:


balonlu naylonları  incelemeye koyuldu 😄


Sevgili Ayşım bir kitap sitesinden direkt benim adıma alışveriş yapmış. Site her bir kitabı tek tek balonlu naylona sarmış. Üstte kalan boşluğa da kitaplar kargoda zarar görmesin diye ayrıca balonlu naylon doldurmuşlar. Özenli bir paketleme yapmışlar hakikaten.  


Ve işte bir kartpostal beklerken karşıma çıkan güzellikler☺️


Bunlar da koliden çıkanların yakın halleri 



Her birine ayrı ayrı bayıldım ancak bir süredir aldıktan sonra bir şekilde buluşup imzalatmayı ümit ettiğim, Sevgili Ayşım'ın kendi kitabı da koliden çıkınca pek bir mutlu oldum🙂🙂🙂




Kedili ajandam da harika😉



Hepsi kendisinin okuyup beğendiği ve benim de beğeneceğimi umduğu için seçtiği kitaplar. Ben de beğenerek okuyacağımdan eminim. Düşünülmek en güzeli :) 

Bunlar zor günlerimde bana gerçekten moral oldu mutluluk oldu. Hem sevgili Ayşım'a hem kurs arkadaşlarıma hem gelen giden arayıp soran tüm arkadaşlarıma eşe dosta ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız. Allah hepimize sağlık afiyet versin. 

Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun. 

2 Kasım 2018 Cuma

Mahkum Duygular


Emine Şenlikoğlu'nu yıllar evvel Konyamızda verdiği bir seminerde tanımıştım. İlginç bir hayat hikayesi var. Okul yüzü görmemiş ama okuma aşkıyla yanıp tutuştuğu için kendi kendine okuma yazma öğrenmiş. Evlerinin bahçesindeki toprağı defter, yerdeki çubukları kalem etmiş. A harfini öğrendiğinde toprağa nasıl a yazdığını heyecanla anlatmıştı. 

Bugüne kadar birkaç romanını da okumuş ve beğenmiştim. Benim okuduklarım hep yaşanmış hayat hikayelerinden oluşanlardı. Kurgusal romanları da var mıdır bilmiyorum. Mahkum Duygular kitabını ise mahalle kütüphanemizden aldım. Yazarın okuduğum ilk şiir kitabı idi. Ya da okuyamadığım diyelim :) Emeğini kesinlikle takdir ediyorum ancak bence şiir değil düz yazı yazmaya devam etmeli. Bazıları bildiğiniz konuşma cümleleri kısa kısa  mısralaştırılarak şiir gibi konulmuş. Bazıları gerçekten güzeldi. Birçoğunda ise hece ölçüsü kaçtığı için çok rahatsız oldum. Açıkçası en zor bitirdiğim kitaplardan biriydi ve hızlı okuma tekniği ile ancak bitirebildim. Ama içindeki ana fikir ve konular güzel. 

Cumanın feyzi bereketi cümleten üzerimize olsun. Yeni bir yazıda görüşmek dileğiyle. Umut hep vâr olsun. 



20 Ocak 2011 Perşembe

KAÇ ZİL KALDI ÖRTMENİM?*


Saat gecenin (ya da sabahın) birini geçti. İnsanlar kaçıncı uykularına dalmışken ne işim var bilgisayarın başında?...

Beş yaşımdan uzayıp gelen bir hasrettir öğretmenlik. Hep olmak, olup da gönüllü olarak doğuya gitmek istediğim.

Dün gece bir kaç sayfasıyla giriş yaptığımı saymazsam, bu akşam başlayıp az önce bitirdim. Bu nasıl bir kitaptı öyle? Öğretmenlik özlemimi, doğuyu, bir türlü anlam veremediğim "onlar" ve "biz" kavramlarını içeren...Onlar kim, biz kimiz? Hepimiz bir değil miyiz zaten?

Zaten içim dolmuş. Gözümün nurunu, sürme gözlü Urfam'ı görmemişim bu yıl. Burnumda tütmüş. Kitapta Urfa gezisinin anlatıldığı bölüme gelince daha fazla dayanamamışım, bende film kopmuş. Ah Canım Urfam, sevdiğimdin, bir de hasretim oldun bu yıl...

Diyarbakır; öteden beri merak ettiğim. Diyarbakır; "onlar" ve "biz" olanların yaşadığı. Ey benim güzel vatanımın güzel insanı. İster "geliyem" de, ister "geliyim". İster "geliyrem" de, ister "geliyorum" ya da "celiyrum". Nasıl dersen de işte, ben her halini seviyorum senin. "Eğer Sen bensem, ben de Sensem, bu ayrılık nicedir?” demiyor mu Hazreti Mevlânâ'mız? O halde "onlar" kim, "biz" kimiz?...

*Sevgili Mine Tozanlıoğlu'nun sayfasında görüp tanıdım bu kitabı. Evvelce hiç duymamıştım. 23'ünde bir bayan öğretmenin Diyarbakır Silvan'a atanmasının ardından yaşadıklarını anlatıyor. Yani tam da küçüklüğümden beri hayal ettiğim gibi. Muhakkak okumalıydım. Kaç yere sordumsa bulamadım. Sevgili Mine ne çok istediğimi hissetmiş olacak ki, kitabı bana hediye etti. "Bir gecede bitirdiğim kadar varmış" diye düşündüm hitamındaki hüzne içlenerek...