Öğretmen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Öğretmen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2011 Perşembe

KAÇ ZİL KALDI ÖRTMENİM?*


Saat gecenin (ya da sabahın) birini geçti. İnsanlar kaçıncı uykularına dalmışken ne işim var bilgisayarın başında?...

Beş yaşımdan uzayıp gelen bir hasrettir öğretmenlik. Hep olmak, olup da gönüllü olarak doğuya gitmek istediğim.

Dün gece bir kaç sayfasıyla giriş yaptığımı saymazsam, bu akşam başlayıp az önce bitirdim. Bu nasıl bir kitaptı öyle? Öğretmenlik özlemimi, doğuyu, bir türlü anlam veremediğim "onlar" ve "biz" kavramlarını içeren...Onlar kim, biz kimiz? Hepimiz bir değil miyiz zaten?

Zaten içim dolmuş. Gözümün nurunu, sürme gözlü Urfam'ı görmemişim bu yıl. Burnumda tütmüş. Kitapta Urfa gezisinin anlatıldığı bölüme gelince daha fazla dayanamamışım, bende film kopmuş. Ah Canım Urfam, sevdiğimdin, bir de hasretim oldun bu yıl...

Diyarbakır; öteden beri merak ettiğim. Diyarbakır; "onlar" ve "biz" olanların yaşadığı. Ey benim güzel vatanımın güzel insanı. İster "geliyem" de, ister "geliyim". İster "geliyrem" de, ister "geliyorum" ya da "celiyrum". Nasıl dersen de işte, ben her halini seviyorum senin. "Eğer Sen bensem, ben de Sensem, bu ayrılık nicedir?” demiyor mu Hazreti Mevlânâ'mız? O halde "onlar" kim, "biz" kimiz?...

*Sevgili Mine Tozanlıoğlu'nun sayfasında görüp tanıdım bu kitabı. Evvelce hiç duymamıştım. 23'ünde bir bayan öğretmenin Diyarbakır Silvan'a atanmasının ardından yaşadıklarını anlatıyor. Yani tam da küçüklüğümden beri hayal ettiğim gibi. Muhakkak okumalıydım. Kaç yere sordumsa bulamadım. Sevgili Mine ne çok istediğimi hissetmiş olacak ki, kitabı bana hediye etti. "Bir gecede bitirdiğim kadar varmış" diye düşündüm hitamındaki hüzne içlenerek...