konuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
konuk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Temmuz 2020 Perşembe
12 Mart 2012 Pazartesi
KAHRAMANMARAŞ ÇÖREĞİ
Merhaba Arkadaşlar,
Kahramanmaraş'ın meşhur çöreğini çok merak ediyordum ancak yapımında kullanılan özel merdanemden yoktu. Çatalla da yapmak istemedim. Eskiden iş arkadaşım olan Maraşlı Derya Hanım (kulakları çınlasın) memlekete gittiğinde bana bu merdaneden getirmiş. Onun hediyesi merdane ve Mihriban'cığımın tarifi ile ilk denememi yapıp misafirlerime ikram ettim. Hem bizim evden hem de misafirlerden tam not aldı. Kahramanmaraş Çöreği övüldüğü kadar varmış. Sizlere de tavsiye ederim. Merdanenin resmini görmek için Mihriban'ın bloğuna bakabilirsiniz. Ben tarifi yarım ölçü yaptım. Ondan bile bir hayli çörek çıktı. İşte yarım ölçü tarifimiz:
Malzemeler
* 250 gr tereyağ
* Yarım çay bardağı sıvıyağ
* 500 gr un
* Çeyrek paket kabartma tozu
* Yeteri kadar süt
* Çörek otu, susam, tuz (ya da şekerli isterseniz şeker)
Yapılışı
Süt hariç bütün malzemeleri karıştırın. Yeteri kadar süt ekleyerek kulak yumuşağı kıvamında bir hamur elde edin. Ben bu malzemenin yarısına şeker yarısına da tuz ekleyerek her iki çeşidini de denedim. İkisi de güzel oldu. Hamuru yumurta büyüklüğünde bezelere ayırıp 1cm kalınlığında açın. Açılan hamur yaklaşık 10 cm çapında olacak. Sonra özel merdaneyi bir de ters yönde bastırarak şeklinin çıkmasını sağlayın. Merdaneniz yoksa şekil verme işlemini çatalla yapın. Malzeme zaten çok yağlı olduğu için tepsiyi yağlamanıza gerek yok. Direk tepsiye dizin. Fırını önceden en yüksek dereceye ısıtın. Burada püf noktası fırın kesinlikle çok çok sıcak olmalı !!! Tepsiyi fırının en alt katına koyup önce altının kızarmasını sağlayın. Sonra yukarı kata alıp üstlerini de kızartın. Çöreklerin kıtır kıtır olmamasına dikkat edin. Ağızda dağılan kil gibi çörekler oluyor. Afiyet olsun.
12 Aralık 2010 Pazar
URFA TUTKUNU URFA'SINA GİDEMEZSE
Merhaba Arkadaşlar,
Her yıl ailemle yaptığımız Urfa seyahatlerine bu sene rahatsızlığım sebebiyle ara verdik mecburen. Bu durum benim için elbette ki çok zor oldu ama elden ne gelir. Burnumda tüttü Canım Urfam.
Bu özlemimden sonra dün Cenab-ı Hak bana çok güzel bir hediye verdi. Urfa Tutkunu Urfa'sına gidemezse, ona Urfa'dan iki misafir gelir ve az da olsa hasret giderir. Urfa'yı Neden Seviyorum adlı yazımı okuyanlar, Birecik 'in benim için çok özel olduğunu bilirler. Çünkü Birecik, Canım Urfam'a gözlerimi açtığım/adımımı attığım yerdir. Seyrine doyamadığım tarihi Birecik Köprüsü, yok olmaya yüz tutmuş kelaynak kuşları, bir türlü çıkmaya muvaffak olamadığım Birecik Kalesi ve anlatamadığım daha pek çok yönüyle gönlümde ayrı bir yeri vardır bu güzel ilçemizin.
Ben bu sene Urfam'a yine Birecik'ten giriş yapamadım ama, Allah bana Birecik'ten misafir gönderdi =) Cahide Abla'nın bloğundaki iki yazıdan dolayı tanıdık Zehra Teyze'yi. Aslında yaşlı değil ama ben teyze dedim =) Bende Urfa tutkusu onda da Urfalılık olunca, biz kendisi ile özelden de tanışmıştık. Dün ise çocuğunun işi için Konyamız'a gelmeleri gerekmiş. Buraya kadar gelmişken görüşüp hasbihal edelim istedik. Hazreti Mevlânâmız'da buluşacaktık onların vakitleri az olduğu için. Ama sonra burada bir kar kıyamet başladı ki, o soğukta dışarda buluşmak ne mümkün! Sağolsun Zehra Teyze bana kıyamadı, soğukta dışarı çıkmamı istemedi. Bize geldi. Oturduk, sohbet ettik. Çok hoş vakit geçirdik. Gelirken eli boş gelmemiş. Kendi elleriyle yaptığı o enfes isottan ve ince bir düşünce ile içine makası da koyulmuş fıstıktan getirmiş, sağolsun. Mahcup etti bizleri. Sonra Zehra Teyze'nin işini bitiren oğlu da geldi. Biraz daha oturup müsade aldılar. Annem, babam ve ben bu tanışmadan çok memnun kaldık.
Elhamdülİllah evime Urfa toprağından gelen iki kişinin ayağı değdi. Bu yıl gidemedim ama bu kadarına da şükür. Bu da olmayabilirdi. Zehra Teyze ile tanıştığım için çok mutluyum. Ve bana taaaaa Birecik'ten misafir gönderip evimizi bereketlendiren/şenlendiren Cenab-ı Hakk'a da sonsuz hamd olsun.
Yeni bir yazıda görüşmek dileğiyle. Umut hep vâr olsun.

Her yıl ailemle yaptığımız Urfa seyahatlerine bu sene rahatsızlığım sebebiyle ara verdik mecburen. Bu durum benim için elbette ki çok zor oldu ama elden ne gelir. Burnumda tüttü Canım Urfam.
Bu özlemimden sonra dün Cenab-ı Hak bana çok güzel bir hediye verdi. Urfa Tutkunu Urfa'sına gidemezse, ona Urfa'dan iki misafir gelir ve az da olsa hasret giderir. Urfa'yı Neden Seviyorum adlı yazımı okuyanlar, Birecik 'in benim için çok özel olduğunu bilirler. Çünkü Birecik, Canım Urfam'a gözlerimi açtığım/adımımı attığım yerdir. Seyrine doyamadığım tarihi Birecik Köprüsü, yok olmaya yüz tutmuş kelaynak kuşları, bir türlü çıkmaya muvaffak olamadığım Birecik Kalesi ve anlatamadığım daha pek çok yönüyle gönlümde ayrı bir yeri vardır bu güzel ilçemizin.
Ben bu sene Urfam'a yine Birecik'ten giriş yapamadım ama, Allah bana Birecik'ten misafir gönderdi =) Cahide Abla'nın bloğundaki iki yazıdan dolayı tanıdık Zehra Teyze'yi. Aslında yaşlı değil ama ben teyze dedim =) Bende Urfa tutkusu onda da Urfalılık olunca, biz kendisi ile özelden de tanışmıştık. Dün ise çocuğunun işi için Konyamız'a gelmeleri gerekmiş. Buraya kadar gelmişken görüşüp hasbihal edelim istedik. Hazreti Mevlânâmız'da buluşacaktık onların vakitleri az olduğu için. Ama sonra burada bir kar kıyamet başladı ki, o soğukta dışarda buluşmak ne mümkün! Sağolsun Zehra Teyze bana kıyamadı, soğukta dışarı çıkmamı istemedi. Bize geldi. Oturduk, sohbet ettik. Çok hoş vakit geçirdik. Gelirken eli boş gelmemiş. Kendi elleriyle yaptığı o enfes isottan ve ince bir düşünce ile içine makası da koyulmuş fıstıktan getirmiş, sağolsun. Mahcup etti bizleri. Sonra Zehra Teyze'nin işini bitiren oğlu da geldi. Biraz daha oturup müsade aldılar. Annem, babam ve ben bu tanışmadan çok memnun kaldık.
Elhamdülİllah evime Urfa toprağından gelen iki kişinin ayağı değdi. Bu yıl gidemedim ama bu kadarına da şükür. Bu da olmayabilirdi. Zehra Teyze ile tanıştığım için çok mutluyum. Ve bana taaaaa Birecik'ten misafir gönderip evimizi bereketlendiren/şenlendiren Cenab-ı Hakk'a da sonsuz hamd olsun.
Yeni bir yazıda görüşmek dileğiyle. Umut hep vâr olsun.
2 Şubat 2010 Salı
ŞİPŞAK MAKARNA'LI LEZZETLER
Haftasonu markete gittiğimizde Konyamız'ın markalarından Selva Makarna'nın yeni bir ürününü gördük: Şipşak Makarna. Üzerinde üç dakikada pişeceği yazıyordu. İşin ilginç yanı, fiyatı da normal makarnalarla aynı idi. Pakette, makarnayı ürettikleri kalıbı değiştirmeleri sebebiyle böyle bir sonuç elde edildiği yazıyordu. Denemek için en sevdiğim şekillerden olan burgu makarnadan bir paket aldım. Aklımda da rumma'nın sosisli makarnası :) Fikir çok orjinal gelmişti ilk gördüğümde. Gerçekten ilgi çekiciydi. Ama sosislere güvenmediğim ve hangi marka olursa olsun yemediğim için tarifi sucukla denemeye karar verdim. O tarifle makarnadan az bir miktar yaptım denemelik. Ne eridi, ne çiğ kaldı. Bildiğimiz makarnadan hiç farkı yoktu ve gerçekten bir iki dakikada pişiyordu. Bu sonuç çok sevindirici bence, hele de "yoğunum zamanım az" diyenler için. Sonra keyf-i mutfak Elif'in fırında beşamel soslu makarnasını gördüm, ki fırında makarnayı çok severim. Kalan şipşak makarnamla da onu denedim. Tarifte "kalın fırın makarna" kullanılması gerektiği yazıyordu. Umarım erimez deyip yaptım ve hiç erimedi. Börek gibi oldu. Hatta soğuduktan sonra da bir dilim yedim, soğuk haliyle de çok güzeldi. Tarifler için her iki arkadaşıma da teşekkür ediyorum. İşte tariflerimiz:
SUCUKLU MAKARNA
Çiğ haldeki makarnalara ince ince dildiğiniz sucukları saplayın. Tarifin orjinali çubuk makarna ile. Ve elbette ki o daha şık duruyor. Kaynayan suya makarnaları ve tuzu atıp pişirin. Piştikten sonra ben yıkamıyorum. Eskiden hep yıkardık. Sonra farklı bir yöntem öğrenip uyguladım ve gerçekten daha güzel oldu. Altını söndürünce tencereye bir tas su (çeşme suyu soğukluğunda) dökün ve ağzını kapayıp bürüleyin. Üç dakika bekleyin. Sonra süzün ve yağda çevirip servis yapın. Ama kesinlikle üç dakikayı geçirmeyin.
FIRINDA BEŞAMEL SOSLU MAKARNA
SUCUKLU MAKARNA
Çiğ haldeki makarnalara ince ince dildiğiniz sucukları saplayın. Tarifin orjinali çubuk makarna ile. Ve elbette ki o daha şık duruyor. Kaynayan suya makarnaları ve tuzu atıp pişirin. Piştikten sonra ben yıkamıyorum. Eskiden hep yıkardık. Sonra farklı bir yöntem öğrenip uyguladım ve gerçekten daha güzel oldu. Altını söndürünce tencereye bir tas su (çeşme suyu soğukluğunda) dökün ve ağzını kapayıp bürüleyin. Üç dakika bekleyin. Sonra süzün ve yağda çevirip servis yapın. Ama kesinlikle üç dakikayı geçirmeyin.
FIRINDA BEŞAMEL SOSLU MAKARNA

* Yarım paket kalın makarna(fırında makarna) {Ben bir pakete yakın kullandım. Sucukluya çok azını harcamıştım. Kalanın hepsini buna kullandım}
* Maydonozlu peynir karışımı
* 2 ymk kş sıvıyağ
* 1 su brd kaşar peyniri rendesi
beşamel sos için:
*2 ymk kş tereyağ
*3 ymk kş un
* 2su brd süt
* 1 adet yumurta
* tuz,karabiber
Makarnanız haşlanırken (12dk) beşemal sosunuzu hazırlayın. Erittiğiniz tereyağında unu kokusu çıkana kadar kavurun. Sütü yavaş yavaş ilave edin. Bu sırada hızlı hızlı karıştırın. Muhallebi kıvamına gelince tuzunu ve karabiberini ilave edin. Soğuyunca bir yumurta kırıp yumurtayı karışıma yedirin. Ben tam olarak soğumasını bile beklemedim. İşin püf noktası yumurtayı çok hızlı çırpıp pişmeden karışmasını sağlamak. Pişiriceğiniz fırın kabının zeminine beşemal sostan bir miktar dökün. Üzerine haşladığınız makarnanın yarısını döküp elinizle bastırın. Hazırladığınız peynirli harcı makarnanın üzerine serpiştirin. Kalan makarnayı da koyup yine bastırın. Üzerine sıvı yağı gezdirin. Kalan beşamel sosu da döküp hafif karıştırarak makarnaya yedirin. Kaşar rendesini her tarafına serpiştirdikten sonra üzerine alümünyum folya geçirin (içi pişerken kaşarın hemen pişmemesi için). 25 dk sonra alimunyum folyoyu çıkarın. Kaşarlar eriyinceye ve kızarıncaya kadar pişirin (biraz soğuyunca kıvamı tam oturacaktır).
Burada iki noktadan bahsetmek istiyorum. Beşamel sosun azını fırın tepsisinin altına, çoğunu da üstüne dökmüştüm. Ama piştikten sonra anladım ki yarı yarıya dökmek daha güzel olacak. Bir de benim fırın tepsisi kalın bakır tepsilerdendi. Yine de güzeldi ama daha normal incelikteki bir tepside daha iyi olacağı kanaatindeyim. Resmimde ince göründüğüne aldanmayın, üç parmak kalınlığındaydı :)
Hepinize afiyet olsun.
(İlk yayın tarihi: 14.01.2010)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

