makarna etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
makarna etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Ocak 2015 Salı

Barilla Konya'ya Teşekkürler

Barilla markasının ürünlerini bilirsiniz. Makarna makarnadır diye düşünmüyorum. Makarnadan makarnaya fark var. Barilla'nın özellikle tasarımı/kalıpları farklı geliyor bana. Bir de içli makarnaları. Bu içli makarnalardan Tortellini Emiliani Formaggi'yi koca Konya'da arayıp bulamadım. Hem de aylarca aradım. Gitmediğim sadece bir iki büyük market kaldı ki o marketleri de özellikle tercih etmiyorum. Neyse nihayetinde bu ürünü nerede bulabileceğime dair Barilla ile iletişime geçtim ancak derdime derman olmadı. Sonunda beni Barilla Konya Bölge Sorumlusu Selim Özbekar Bey'e yönlendirdiler ve aradığım ürüne dair mutlu cevap oradan geldi =) Selim Bey sağolsun konu ile çok ilgilendi. Bu ürünü Konya'da nereden temin edebileceğimi araştıracağını söyledi. Bu süreç içinde ürünsüz kalmamam için bana bir de hediye paketi gönderdi. Doğrusu bunu beklemiyordum. Bu beklenmeyen hediye karşısında hem çok sevindim hem de daha önce denemediğim Barilla çeşitlerini deneme imkanım oldu. Tabi aylarca aradığım peynir dolgulu Formaggi'ye de kavuşmuş oldum. Bir tüketici olarak, Selim Bey'e işine ve müşteri memnuniyetine verdiği önem sebebiyle teşekkür etmek isterim. Tabi tüm Barilla Konya ailesine de. 

İşte fotoğraflar:

Hediye paketim:


Toplu görünüş:


Yana yakıla aradığım Tortellini Emiliani Formaggi =)


Bu da ürünün iç görünüşü:


Spaghetti:


Yumurtalı bukle:


Burgu:


Yine çok merak ettiklerimden Tagliatelle:


Ve Formaggi'nin mutluluğa dönüşmüş hali =)


Hepinize sevgilerimle. Umut hep vâr olsun.

17 Aralık 2013 Salı

Zerdecalli Karisik Soslu Makarna

Bugun ogle yemegi icin degisik bir sey yapmak istedim. Ramen yaparken noodle'lari baharatla haslamak fikrinden aklima baharatli makarna yapmak geldi. Tarif tamamen uydurmamdir. Icine ne koysam diye dolabi karistirirken buldugumu aldim =) Lezzetini begendim. Makarna severlere tavsiyemdir.

Malzemeler:

* 1 adet patates
* 1 adet sogan
* 3-4 dis sarimsak
* 1 adet havuc
* 2 adet yesil biber (benim biberimin biri ufacik biri kocamandi. Siz orta boy iki biber secebilirsiniz).
* 3 adet ufak boy domates
* 1 tatli kasigi domates salcasi
* Bir miktar zeytinyagi ve bir miktar tereyagi
* Yarim paketten az makarna
* Tuz, karabiber, kori ve zerdecal
* Bir miktar aci sos (aci sevenler icin)
* Sicak su.

Yapilisi:

Makarnayi hasladiginiz suya tuz, zerdecal ve kori ekleyin.

Bir tavada sogani tereyagla kavurun. Sonra sirasiyla havuc, biber ve patatesleri ekleyip kavurun. Aci sosu ve tuzunu ekleyip yeteri kadar sicak su dokun. Kapagini ortup kisik ateste pismeye birakin.

Ikinci bir tavaya cok az miktarda tereyagi koyun. Domatesleri rendeleyin. Ustune de sarimsaklari ufacik dograyip tuzunu da atarak pismeye birakin. Pismeye yakin eger gerekirse cok az sicak su dokebilirsiniz.

Ic harci pisirdiginiz tavaya makarnanin bir kismini ekleyip kirdirmadan karistirin ve servis tabagina alin. Ayirdiginiz az miktardaki makarnayi da bunlarin ustune koyun. En uste sarimsakli domates sos dokun. Taze ya da kuru maydonozla susleyip servis edin. Yaninda tursu guzel gider. Afiyet olsun.

1 Ağustos 2013 Perşembe

RAMEN (Ramyeon) (Korean Noodle Soup)-FAVORİLERİMDEN


Daha evvel Kore dizi ve filmlerine merak sardığımdan bahsetmiştim. Bununla birlikte Kore mutfağı da otomatikman hayatıma girmiş oldu. İyi ki de girdi. Şimdiye dek denediğim tariflerin hepsini beğendim. Merak ettiğim yemekler için hakiki tarifleri bulmaya çalışıyorum ki aslına uygun olsun. İnternette pek çok saçma tarifler var çünkü. Bu noktada Maangchi'nin bloğu ve youtube çok işime yaradı. Şimdiye kadar denediklerim geleneksel Kore pirinç keki gyungdan, yumurta rulosu, ramen, pirinç şehriyeli tavuk ve baharatlı kızarmış balık oldu. Gerçekten hepsi de birbirinden güzeldi. Ancak içlerinden ramen, vazgeçilmez favorilerimden oldu. O kadar ki farklı bir kültüre ait yemeği canımın çekeceğini, sık sık yapıp yemek isteyeceğimi söyleseler inanamazdım. Ancak böyle oldu =) Ramen hakkındaki görüşlerimi daha evvel şurada belirtmiştim. Ben bu yemekle anladım ki önyargılı olmak, bizim kültürümüzdeki gibi "keçinin yemediği ot başına vururmuş" demek hakikaten yanlışmış =) Şimdi adeta haftada en az bir kez yapıp yemek istediğim lezzetlerden oldu. Üstelik iftar için dahi yaptım, düşünün artık. Ablam ve eniştemin de favorilerinden =)

Kore dizilerinde bol bol gördüğüm ramenin hazır satılanları da var ülkemizde. Ancak yazık ki Koreliler haram hayvanı da yedikleri için, hazır ramenlerin içinde ya da soslarında bu hayvanın maddelerinin bulunması kuvvetle muhtemel. Dolayısıyla helal gıda için en temizi evde kendim yapmaktı.

Yapmadan evvel bir hayli araştırdım. Hani Ayna programından falan Japonlar'ın udon'unu biliyorduk, taze kesilmiş kurutulmamış çubuk makarnadan sulu yemek yapmak. Koreliler'in rameninin udondan temel farkı ise kurutulmuş noodle ile yapılması. Ramen hakkında yaptığım araştırmalarda edindiğim bilgiler şöyle oldu:

* Kesinlikle çok sıcak olmalı. Soğuk ramenler de var ama sıcak tüketileni çok sıcak olmalı.
* Üstünde yeşil soğan ve susam, içinde ise acı, baharat ve bulyon olmazsa olmazlardan.
*Yumurta da genellikle kullanılıyor ve içine istediğiniz sebzeyi ekleyebiliyorsunuz.

Koreliler ramen için balık bulyon kullanıyorlar genelde. Toz halinde olanlardan. Bense hazır bulyon kullanmak istemediğim için tavuk suyu ile yaptım. İçine istediğinizi ekleyebiliyorsunuz. Ben kendi uydurduğum sade tarifi denedim ve gerçekten çok beğeni aldı tadanlardan. İşte benim ramen tarifim:

Malzemeler:
* 2 adet noodle (kişi sayısına göre artırılabilir)
* 1 çay kaşığı kekik
* 1 çay kaşığı kimyon
* 1 çay kaşığı acı sos (benim kullandığım sos çok yoğun bir tada sahip. Bunu artırabilirsiniz. Acı sos yoksa acı toz biber kullanılabilir)
* 1 çay kaşığı kuru reyhan
* Yarım çay kaşığı köri
* 1 çay kaşığı susam yağı
* 1 yemek kaşığı soya sosu (ben Kühne markasını kullanıyorum)
* Göz kararı karabiber
* Göz kararı tavuk suyu
* Göz kararı normal su
* 3 adet taze soğan (çok iriyse daha az kullanabilirsiniz, sadece üstüne ekleniyor)
* Susam

Yapılışı:
Tavuk suyu ve normal suyu geniş bir tencerede kaynatın. Zira noodle'lar pişerken açılacak. Tencere bu nedenle çok ufak olmamalı. Bu su karışımı, noodle pişince bitmeyecek kadar çok olmalı. Adı üstünde bu bir noodle çorbası çünkü.

Kaynayınca içine baharatları ekleyin. Sonra susam yağı, soya sosu ve acı sosu ekleyin. Kaynamaya devam ederken önce birinci noodle'ı, sonra ikinci noodle'ı suya atın. Yani hepsini bir anda değil, tek tek atın. Makarna pişirir gibi karıştırmayın. Sadece hafif hafif karıştırabilirsiniz. Pişince servis tabağına alın ve üstüne önce yeşil soğan sonra susam ekleyip afiyetle yeyin (Koreliler önce noodle'ları sonra baharatları ekliyorlar. Bazen böyle de yapıyorum, ikisi de güzel oluyor).

Şunu da eklemeden geçemeyeceğim. Eskiden yemek yeme çubuklarının (chopsticks) insanlara eziyet etmek için üretildiğini düşünürdüm. Ancak bazı yemeklerin tadı hakikaten chopstick ile çıkıyor. Ki ramen de bunlardan. Birisi bana nasıl kullanacağımı göstermemesine rağmen ben bile kullanabiliyorum ve inanın çatal kaşıkla yemekten farklı bir lezzet oluyor. Her yemek aslına uygun yenilmeli. Nasıl ki Konyamız'ın meşhur fırın kebabı çatal kaşık kullanmadan elle yenir, aslı budur, ramen de chopstick ile yenmelidir. İmkanı olanlara tavsiyemdir. Koreliler rameni chopstick ile yeyip, suyunu da ya kaşıkla içiyorlar ya da tası tepelerine dikerek içiyorlar. Usulü bu yani.

İşte fotoğraflarımız:









Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun.

27 Mayıs 2013 Pazartesi

Pirinç Şehriyeli Tavuk (Chicken with Rice Vermicelli)


Büyük bir hız ve hevesle Kore lezzetlerine devam =)

Her zaman söylerim ön yargılı olmanın iyi olmadığını. Ancak yaşadıkça, aslında benim de bazı konularda ön yargılı olduğumu fark ediyorum. Ve zamanla anlıyorum ki, ön yargılar aslında insana çok şey kaybettirirmiş. Kore lezzetleri de böyle. Mesela nasipse ilerideki günlerde tarifini paylaşacağım ramen şu an en favori lezzetlerimden. Oysa düne kadar bana sorsanız bu yenir mi diye düşünürdüm. Fakat deneyince gördüm ki "bu yenir mi!" düşüncesi şöyle dursun, bu her gün yapılıp yense bıkılmayacak bir lezzetmiş. İşte ramen için markete noodle almaya gittiğimde sürekli gördüğüm rice vermicelli yani pirinç şehriyesini de merak ediyordum. Bir gün aldım deneyim diye ancak nasıl pişirildiğini, nerelerde kullanıldığını bile bilmiyorum. İnternetten biraz araştırdım. Hem çorbalarda hem de yemeklerde/kızartmalarda filan kullanılıyormuş. Ben de kendi tarifimi oluşturdum ramen tarifimden esinlenerek. Ve ortaya gerçekten güzel bir lezzet çıktı. İlk yaptığım rice vermicelli varken tevafuken arkadaşım Hatice abla da bize yemeğe geldi. Tek kelimeyle ifade edeyim, bayıldı =) Bana içinde neler olduğunu sordu. Hal böyle olunca çok sevindim tabi =) Üstelik ilk denememde Korelilerin yapış stiline uymadığım için şehriyeler kırılmış, tel şehriyeye dönüşmüştü. Kendime göre güya kırmayayım diye kalın ahşap spatula ile karıştırmış ve tencereye fazla kaşık sokmayarak tencerenin kapağını örtüp sallamak suretiyle karıştırmıştım. Ancak buna rağmen kırıldı şehriyeler. Yani görünüm karmaşıktı biraz. Böyle olduğu halde beğenilince çok sevindim. İkinci denememi Koreliler gibi yaptım ve şehriyeleri hiç kırmadan tabağa almayı başarabildim =) Bu defa görünümü de daha güzel oldu. Neticede anladım ki, Korelilerin rice vermicelli'yi böyle pişirirken bir bildikleri varmış =) 

Bir diğer ön yargım ise yemek yeme çubuklarına yani chopstick'lere idi. İnsanlar kaşık ve çatal dururken niçin bunu kullanıp kendilerine eziyet ederler diye düşünürdüm. Ancak hiç de eziyet değil, aksine büyük bir keyifmiş. Chopstick ile yediğim ilk yemek ramen idi. Ablamlarda ramen pişirmiş ve eniştemin Çin'den getirdiği chopstick'leri kullanmıştım yerken. Bu ise ikinci denemem ve bunda sevgili arkadaşım Songül'ün Vietnam'dan getirdiği ancak kullanmaya kıyamadığım için yıllardır dolap bekleyen harika chopstick'leri kullandım. Doğrusu bunlarla yemenin keyfi bir başkaymış. Şimdiye dek kullanmadığım için pişman oldum. Nasıl kullanılacağını bilmememe rağmen dizilerde filmlerde gördüğüm gibi tutup başladım ve yemek bitene kadar çatal-kaşık kullanmadım. Çok keyifliydi doğrusu =)

Şimdi kendi uydurduğum tarife geçelim:

Malzemeler:
* 2 adet salçalık (kapya) biber (ben derin dondurucudaki biberlerimden kullandım)
* 2 adet yeşil biber
* 1 adet soğan
* 2 diş sarımsak
* 80 gr rice vermicelli (pirinç şehriyesi)
* 1 küçük çorba tası dolusu didiklenmiş tavuk
* 1 çay kaşığı kimyon
* 1 çay kaşığı kekik
* 1 çay kaşığı reyhan
* 1 çay kaşığı köri
* 1 çay kaşığı tuz
* Bir miktar karabiber
* 1 çay kaşığı susam yağı
* 1 yemek kaşığı soya sosu
* 2 çay kaşığı acı sos
* Zeytin yağı
* Az miktarda tavuk suyu ve kaynar su







Yapılışı:
Neden bilmiyorum ama Koreliler her şeyi julyen doğruyorlar. Doğrusu görünümü de çok hoş oluyor. Elinizdeki tüm malzemeleri (tavuk da dahil) julyen doğrayın. Tavaya bir miktar zeytinyağı koyup sırasıyla soğanları, yeşil biberleri, kapya biberleri ve sarımsakları soteleyin. En son tavuğu ekleyip soteleyin. Hepsi pişince ocağı söndürüp susam yağı, soya sosu, acı sos ve baharatları ekleyip karıştırın ve soğumasın diye ağzına bir kapak örtün.




Bir tencerede az miktardaki tavuk suyunu ve normal suyu kaynatın. Bu suya isterseniz bir çay kaşığı kimyon ekleyin. Ben ilk denememde ekledim. İkincisinde eklemedim. İkisi de güzel oldu ancak görünüm bakımından sade olanı daha güzeldi. Pirinç şehriyeleri bembeyazdı. Diğerinde ise haliyle rengi değişmişti. 

Yaklaşık 5-8 dakika sonra pişiyor pirinç şehriyeleri. Makarna gibi kontrol ederek anlayabilirsiniz pişme durumunu. Çok ince olduğu için çabuk pişiyor. Fazla tutmayın, hamur olur. Pişen şehriyelerin içine çeşmeden bir miktar soğuk su ekleyin ve hafifçe karıştırıp (kaşık sokmadan, kırmadan!) süzün. Sonra şehriyeleri elinizle yuvarlak bükümlü bir halde servis tabağına alın ve tavadaki içi üstüne koyup servis edin.


Bu ikinci denememin fotoğrafı. Bunu yaparken tüm malzemeyi yarıya indirerek kullandım. Tam iki kişilik oldu.


Bu kırılmış olan ilk denemem ise yukarıdaki listede yazan miktarda malzemeyle yapıldı ve dört kişilik.

Güzel bir lezzet. Tavsiye ederim. Hepinize sevgilerimle.

24 Şubat 2012 Cuma

Bir Çerkes Lezzeti: PSHALİVE




Hayırlı cumalar,



Dünkü yazımda Pshalive'den bahsetmiştim. Tarifi bugün yayınlayacaktım ancak pişmiş halinin resmini evde unutmuşum =) Sizi bekletmemek için Hilal ablamdaki resmi aldım. Çiğler bana, pişmişin resmi ona ait =) İşte tarifimiz:





Malzemeler

Hamuru İçin

* 750gr un
* 1,5 tatlı kaşığı tuz
* Ilık su

İç Malzemeleri

* 1 adet soğan
*Yarım çay bardağı zeytinyağı
* 1 yemek kaşığı pulbiber
* 1,5 kg haşlanmış ve püre haline getirilmiş patates

Sosu İçin

*3 yemek kaşığı tereyağ
*3 tatlı kaşığı pulbiber
* Bolca sarımsak
*Arzuya göre yoğurt [Biz genellikle hep yoğurtsuz yedik. Çerkesler öyle yapıyor =)]


Yapılışı

Hamuru hazırlayın. 3 bezeye ayırıp üzerlerine nemli bez örtün. Dinlenmeye bırakın.İç malzemesi için soğanı yağda yumuşayıncaya kadar kavurun Sonra pul biberi ve püre halindeki patatesi ekleyip birkaç kez çevirin. Dinlenen hamurları mantı hamurundan biraz daha kalın olacak şekilde açın. Bir çay bardağı yardımıyla yuvarlak kesin. Yuvarlakların içine iç malzemeden koyun kenarlarını sıkı sıkı bastırın. Bir tencereye 2,5-3 lt su koyun. Kaynayınca içine biraz tuz atın ve hamurları mantı gibi haşlayın. Haşlama sırasında kapak örtmeyin. Pişen Pshaliveleri kevgir yardımıyla alın. İçine sos malzemesini (bir tavada kızdırılmış tereyağına sarımsakları atıp azıcık kavurun. Sonra pulbiberi de dökün ve ocağı söndürün) de karıştırın ve afiyetle yeyin. Bu arada bizim Çerkes gelininden yani ablamdan =) öğrendiğime göre Pshalive'ye Haluj da deniyormuş.

Pshalive'yi deneyin, bence pişman olmazsınız. Afiyet olsun.

23 Şubat 2012 Perşembe

Bir Çerkes Lezzeti: TUHURJE


Ablamın beyi bir Çerkes ve en sevdiği yemek de pshalive. Biz pshalive'yi ablamın evliliği ile tanıdık. Çok da sevdik. Ben de geçenlerde ilk pshalive denememi yaptım ve Çerkes enişteden tam not aldım =) Bilhassa patates seviyorsanız bu yemeği beğeneceksiniz demektir. Pshalive tarifini kısmetse önümüzdeki günlerde vereceğim. Şimdi vereceğim tarif yine bir Çerkes lezzeti olan Tuhurje. Bunu sevgili Ebru'nun bloğundan görüp yapmıştım. Biz ailece beğendik. Çıtır çıtır çok hoş bir lezzet. Denemenizi öneririm. İşte tarifimiz:

Malzemeler

* 2,5 su bardağı un
* 1 su bardağı ılık su
* 1 paket instant maya (10 gr'lık)
* 1 tatlı kaşığı toz şeker
* Tuz

İçi için

* Beyaz peynir / Haşlanmış patates / Tahin pekmez karışımı / Tahin-tozşeker karışımından hangisini isterseniz. Ben tahin-toz şeker karışımını kullandım.

* Eritilmiş tereyağı

Üstü için

* 1 yumurta sarısı
* Susam-çörekotu

Yapılışı

Hamuru yoğurup mayalanmaya bırakın. Malzemeyi 8 bezeye ayırıp teker teker unlayıp açın. Mümkün olduğunca ince açmaya çalışın. Ama mayalı hamur olduğu için yufka inceliğinde olmayacaktır. Eritilmiş tereyağı ile içini yağlayın. İstediğiniz içi koyup yufkayı bir ucundan tutup yuvarlayın. Uzun sopa gibi görünüm elde edeceksiniz. Sonra gül böreği gibi bir ucundan tutup sarın. Unlamadan üstünden oklava ile geçip inceltin. Üstüne yumurta sarısı sürüp, susam çörekotu serpin. Yağlı kağıt serilmiş tepsiye koyup 200C fırında pişirin.

Afiyet olsun.

24 Temmuz 2010 Cumartesi

SOMON FİLETOLU FİYONK ŞÖLENİ

Ablam hilaltimur' dan Selva makarnanın bizim usul makarna yarışmasını duydum ve ben de bir tarifle katılmak istedim. Çok severek yediğim balıklı makarna tarifimle katıldım. Balığı buharda haşlama sonucu besin değeri daha çok korunuyor sanki diye düşünüyorum. Kemalpaşatatlısı Mine Ablam'ın da buharda somon tarifi var. Ona da bakabilirsiniz. Hayırlısı neyse o olsun diyorum. Bu tarifi bazen de ton balığı ile maydonozsuz olarak uyguluyorum. O da çok güzel oluyor. İşte tarifim:


SOMON FİLETOLU FİYONK ŞÖLENİ

Malzemeler:
* 1 paket fiyonk makarna
* 2 adet somon fileto
* 4 yemek kaşığı zeytinyağı
* 1 adet limonun suyu
* 1 tutam maydonoz
* Tuz
* Arzuya göre pulbiber

Yapılışı: Somon filetoları küp küp doğrayınız. Ağzı kevgir (delikli süzgeç) büyüklüğünde bir tencerenize yeterli miktarda kaynar su ve bir miktar tuz koyup, kaynayan suyun içerisine 1 paket fiyonk makarnayı boşaltınız. Şöyle bir karıştırdıktan sonra altını kısıp tencerenin ağzına kevgirinizi koyunuz. Küp küp doğranmış somon filetoları kevgire dökerek pişen makarnanın buharında haşlanmasını sağlayınız. Arada bir ezmeden karıştırınız. Somonlardan sızan yağ da makarnaya damlayacak ve yemeğinizin lezzetine lezzet katacaktır. Somonlar haşlandıktan sonra bir karıştırma kabına alarak içerisine 2 yemek kaşığı zeytinyağı, bir miktar tuz ve damak tadınıza göre limon suyu ekleyiniz. Acıyı sevenler pul biber de koyabilirler. Hepsini harmanlayınız. Tencerede haşlanan makarnanın altını söndürüp içine 2 su bardağı soğuk su dökünüz ve bir kez karıştırarak ağzını kapatıp üç dakika bekleyiniz. Üç dakika sonra makarnayı süzünüz fakat yıkamayınız. İçine döktüğünüz soğuk su makarnaların yapışmasını engelleyecek, yıkamamanız ise besin değeri ve lezzetinin daha yüksek olmasını sağlayacaktır. Tencereye iki yemek kaşığı zeytinyağı döküp makarnaları güzelce harmanlayınız. Servis tabağına aldığınız makarnanın üzerine somon filetolu karışımı güzelce yayınız. En üstünü ise ince kıyılmış maydonoz ile süsleyip ister sıcak isterseniz soğuk olarak servis ediniz. Afiyet olsun.


27 Şubat 2010 Cumartesi

LAZANYA


İlk lazanya denemem Sevgili Handenur'un beşamel sos ve Sevgili Naile'nin iç harç tarifi ile oldu. Ailece çok sevdik çok beğendik. İşte tarifimiz:

Malzemeler:
* 12 yaprak lazanya (sayı pişirme kabınızın büyüklüğüne göre değişebilir, ben Barilla lasagne kullandım).
* 1 su bardağı kaşar peyniri

Beşamel sos için:
* 2 yemek kaşığı tereyağı
* 4 yemek kaşığı kadar un (azar azar ekleyin, topaklanır fazla gelirse eklemeyi kesin)
* 3 su bardağı kadar süt (ayrandan biraz daha koyu kıvamda olacak, lazanyayı yumuşatması için normal beşamel sostan biraz daha sıvı olmalı)
* tuz, 1 tatlı kaşığı karabiber

Kıymalı harç:
* 300 gr. kıyma
* 1 büyük soğan
* 2 diş sarımsak
* 1 silme yemek kaşığı domates salçası
* 2 domates (ben kullanmadım, bunun yerine biraz biber salçası koydum)
* tuz, karabiber,pulbiber,sıvıyağ


Yapılışı:
Kıymayı biraz yağ ile kavurmaya başlayın. Suyunu bırakıp yarısını çektikten sonra yemeklik doğradığınız soğanları ekleyin. Soğanlar solduktan sonra salçasını ekleyip kavurun. Sarımsağını ekleyin. Küp küp doğradığınız domatesleri ekleyip domatesler pişene kadar ağzını kapatıp bekleyin. Domatesler piştikten sonra altını kapatın.

Aynı anda beşamel sosu da hazırlayın. Tereyağını eritip çırpma teli ile karıştırarak unu ekleyip kısa bir süre kavurun. Un topak topak olursa sütü eklediğinizde de çözülmez, tereyağının içinde erimiş sıvı bir un kütlesi olması gerekir. Karıştırmaya devam ederek sütü azar azar ekleyin. Göz göz olana dek karıştırarak pişirin. Tuz ve karabiberi de ekleyin. Soğumaya başladıkça katılaşacağını da hesaba katarak çok koyu kıvamlı olmayan sosunuzu hazırlayın.

Beşamel sos ve kıymalı iç sıcakken yemeğimizi hazırlayacağız ki lazanyalar yumuşasın, çünkü lazanyaları haşlamadan kullanacağız.

Ben dikdörtgen borcam kullandım. Diklemesine yan yana üç lazanya tam sığdı. Borcama bir kepçe beşamel sostan yayıp bir kat lazanya serin. Lazanyanın üzerine kıymalı içten ince bir kat olacak şekilde eşit olarak yayın. Onun üzerine tekrar bir kepçe kadar beşamel sostan dökün. Tekrar lazanya koyarak iç harç bitene kadar bu sırayla işlemleri tekrar edin. En üste bir kat lazanya serip sadece beşamel sosun kalanını dökün. Üzerine rendelenmiş kaşar peyniri serpiştirip fırına verin. Kaşarlar kızarana kadar pişirin. Afiyet olsun.

Naile ve Handenur'a teşekkürler.

2 Şubat 2010 Salı

ŞİPŞAK MAKARNA'LI LEZZETLER

Haftasonu markete gittiğimizde Konyamız'ın markalarından Selva Makarna'nın yeni bir ürününü gördük: Şipşak Makarna. Üzerinde üç dakikada pişeceği yazıyordu. İşin ilginç yanı, fiyatı da normal makarnalarla aynı idi. Pakette, makarnayı ürettikleri kalıbı değiştirmeleri sebebiyle böyle bir sonuç elde edildiği yazıyordu. Denemek için en sevdiğim şekillerden olan burgu makarnadan bir paket aldım. Aklımda da rumma'nın sosisli makarnası :) Fikir çok orjinal gelmişti ilk gördüğümde. Gerçekten ilgi çekiciydi. Ama sosislere güvenmediğim ve hangi marka olursa olsun yemediğim için tarifi sucukla denemeye karar verdim. O tarifle makarnadan az bir miktar yaptım denemelik. Ne eridi, ne çiğ kaldı. Bildiğimiz makarnadan hiç farkı yoktu ve gerçekten bir iki dakikada pişiyordu. Bu sonuç çok sevindirici bence, hele de "yoğunum zamanım az" diyenler için. Sonra keyf-i mutfak Elif'in fırında beşamel soslu makarnasını gördüm, ki fırında makarnayı çok severim. Kalan şipşak makarnamla da onu denedim. Tarifte "kalın fırın makarna" kullanılması gerektiği yazıyordu. Umarım erimez deyip yaptım ve hiç erimedi. Börek gibi oldu. Hatta soğuduktan sonra da bir dilim yedim, soğuk haliyle de çok güzeldi. Tarifler için her iki arkadaşıma da teşekkür ediyorum. İşte tariflerimiz:

SUCUKLU MAKARNA

Çiğ haldeki makarnalara ince ince dildiğiniz sucukları saplayın. Tarifin orjinali çubuk makarna ile. Ve elbette ki o daha şık duruyor. Kaynayan suya makarnaları ve tuzu atıp pişirin. Piştikten sonra ben yıkamıyorum. Eskiden hep yıkardık. Sonra farklı bir yöntem öğrenip uyguladım ve gerçekten daha güzel oldu. Altını söndürünce tencereye bir tas su (çeşme suyu soğukluğunda) dökün ve ağzını kapayıp bürüleyin. Üç dakika bekleyin. Sonra süzün ve yağda çevirip servis yapın. Ama kesinlikle üç dakikayı geçirmeyin.

FIRINDA BEŞAMEL SOSLU MAKARNA


* Yarım paket kalın makarna(fırında makarna) {Ben bir pakete yakın kullandım. Sucukluya çok azını harcamıştım. Kalanın hepsini buna kullandım}
* Maydonozlu peynir karışımı
* 2 ymk kş sıvıyağ
* 1 su brd kaşar peyniri rendesi


beşamel sos için:

*2 ymk kş tereyağ
*3 ymk kş un
* 2su brd süt
* 1 adet yumurta
* tuz,karabiber

Makarnanız haşlanırken (12dk) beşemal sosunuzu hazırlayın. Erittiğiniz tereyağında unu kokusu çıkana kadar kavurun. Sütü yavaş yavaş ilave edin. Bu sırada hızlı hızlı karıştırın. Muhallebi kıvamına gelince tuzunu ve karabiberini ilave edin. Soğuyunca bir yumurta kırıp yumurtayı karışıma yedirin. Ben tam olarak soğumasını bile beklemedim. İşin püf noktası yumurtayı çok hızlı çırpıp pişmeden karışmasını sağlamak. Pişiriceğiniz fırın kabının zeminine beşemal sostan bir miktar dökün. Üzerine haşladığınız makarnanın yarısını döküp elinizle bastırın. Hazırladığınız peynirli harcı makarnanın üzerine serpiştirin. Kalan makarnayı da koyup yine bastırın. Üzerine sıvı yağı gezdirin. Kalan beşamel sosu da döküp hafif karıştırarak makarnaya yedirin. Kaşar rendesini her tarafına serpiştirdikten sonra üzerine alümünyum folya geçirin (içi pişerken kaşarın hemen pişmemesi için). 25 dk sonra alimunyum folyoyu çıkarın. Kaşarlar eriyinceye ve kızarıncaya kadar pişirin (biraz soğuyunca kıvamı tam oturacaktır).

Burada iki noktadan bahsetmek istiyorum. Beşamel sosun azını fırın tepsisinin altına, çoğunu da üstüne dökmüştüm. Ama piştikten sonra anladım ki yarı yarıya dökmek daha güzel olacak. Bir de benim fırın tepsisi kalın bakır tepsilerdendi. Yine de güzeldi ama daha normal incelikteki bir tepside daha iyi olacağı kanaatindeyim. Resmimde ince göründüğüne aldanmayın, üç parmak kalınlığındaydı :)

Hepinize afiyet olsun.
(İlk yayın tarihi: 14.01.2010)