food etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
food etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Aralık 2018 Cuma

Fırında Uydurmasyon Karnabahar ve Fırında Lahana Sarması


Merhaba sevgili blog dostları, 
Fırında yapılan yemekler gerçekten çok lezzetli oluyor. Bence ayrı bir tat geliyor fırın yemeklerine. Karnabaharı severim ve farklı olarak nasıl yaparım diye düşünürken sevgili Muhterem ablada değişik karnabahar tarifleri gördüm. Bir tanesi de beşamel soslu kaşarlı fırında karnabahardı. Tarifine bakmadan kendime göre değiştirip uydurmasyon şekilde düzenleyerek ben de denedim, güzel oldu gerçekten. Üstelik epey az malzemeyle. Nasıl yaptığımı soracak olursanız, çok ufak bir parça karnabahar vardı evde. O küçücük parçadan gördüğünüz gibi bir borcam dolusu yemek çıktı. Karnabaharı çiçeklerine ayırıp haşladım. Haşlanırken içine birazcık da tuz attım çok tuzsuz hissiyatı gelmesin diye. Daha sonra suyunu süzüp istediğim baharatlardan ekledim. Karabiber, toz acı kırmızı biber ve bol kimyon attım. Ben kimyonu çok severim :) Sizler de hangi baharatları seviyorsanız ondan ekleyebilirsiniz. Ayrıca şunu da bir ek bilgi olarak vereyim, karnabahara zerdeçal da çok yakışıyor. 

Güzelce harmanladıktan sonra karnabaharları yağladığım borcama dizip üzerine çavdar unu ile yaptığım beşamel sosu döktüm. Bunu da ölçüsüz olarak yaptım. Öncelikle çavdar ununu yağ ile iyice kavurduktan sonra yavaş yavaş sütle açtım ve az bir tuz atarak kıvam alması için biraz pişirdikten sonra yemeğin üzerine döktüm. Sonra yemeğimi fırına verdim. Alt üst ayarda 200-225 derece arasında açtım fırını. Pişmeye dönünce üzerine rendelenmiş bol kaşarı serpip kaşarlar kızarana kadar fırında tuttum ve çıkarıp servis ettim. Denemenizi öneririm ve denerseniz lütfen yorum bırakmayı unutmayın :) 


İkinci tarifim ise fırında lahana sarması. Lahana sarmasını çok severim ancak bugüne kadar hiç yapmamıştım. Hep yemiştim :) Geçenlerde YouTube'da önüme farklı bir görünümdeki lahana sarması videosu çıktı. İlginç geldi ve denemek istedim ve hayatımda ilk kez lahana sarması yapmış oldum. Onu da fırında yaptım. Bence gerçekten güzel oldu ve yiyenler de beğendi. Hangi videoya bakarak yaptığımı görmek için buraya tıklayın ancak ben tarifini oraya göre yapmadım. Sadece şekil için oraya bakmış oldum. İç malzemelerini ölçüsüz olarak annemle birlikte hazırladık. İçerisinde soğan, sarımsak, kıyma, pirinç, domates, tuz, acı kırmızı toz biber, düğü, kuru nane, domates salçası, biber salçası, maydanoz, azcık köri, su var. Lahanaları haşladıktan sonra iç malzemesini koyup gül böreği şeklinde sarıp borcama dizdikten sonra üzerine domates salçası su zeytinyağı ve limon tuzu karışımından oluşan çiğ sosu döküp alüminyum folyo kaplayıp fırına verdim. Lahanalar piştikten sonra folyoyu çıkarıp üstlerinin hafif kızarmasını bekleyip fırından çıkarıp servis ettim. Özellikle davet sofraları için dikkat çekici bir görünüm olabilir. Lezzeti de gerçekten güzeldi. Denerseniz yorum bırakırsanız sevinirim. Denemezseniz de yorum bırakın lütfen, ona da sevinirim :) 

Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun. 



12 Aralık 2018 Çarşamba

Çeçen Yemeği Cirdingiş Tarifi



Cümleten merhaba sevgili blog dostları,
Bir önceki postta fotoğraflarla anlattığım cirdingişin tarifi bu yazımızda. Yapılışı oldukça basit ve bir o kadar keyifli. İşte tarifimiz:

Öncelikle 1 bütün tavuğu (yahut kemikli kırmızı eti) yeteri kadar su ile tencereye alıp tam kaynamak üzere iken (kaynamadan) o köpüklü suyu döküyoruz. Daha sonra tekrar su doldurup bir baş bütün soğan, tuz, kırmızı biber ve kekik ekleyip haşlıyoruz. Ben bu işlemi düdüklüde yaptım.

O haşlanırken un, su, tuzu karıştırarak hamur yoğuruyoruz. İsteyen azıcık kabartma tozu da eklermiş ancak eklenmese daha güzel olur dedi Çeçen arkadaşım. Benim hamurumda da yok kabartma tozu. 

Sonra hamurdan bir parça alıp kandil simidi yapacakmış gibi iki avcumuzla yuvarlayarak şerit haline getiriyoruz. Bu şeritten 3-4 santim uzunluğunda bir parça koparıp sert bir yüzeyde (ben kesme tahtasında yaptım) elimizin üç parmağı ile bastırarak öne doğru çekiyoruz ve hamur fotoğraflardaki halini alıyor. Yani şu hali :)

İnternette hamuru merdaneyle açıp bıçakla kesip yapan videolar var ama o kadar uğraşmaya hiç gerek yok açıkçası. Bu yöntem hem basit hem de şeklin aslını bozmuyor.

Hamura nasıl şekil verildiğini görmek için şu videoya bakabilirsiniz tık tık

Yemeğin sosu beyrim olarak adlandırılıyor. Onun için domates salçasını yağla kavurduktan sonra tavuktan çıkan baharatlı ve yağlı sudan bir miktar koyup ikisinin kaynayarak koyulaşmasını bekliyoruz. Koyulaştığında dövmüş olduğumuz çok bol sarımsağı tencereye ekliyor ve bir iki kaynatıp kapatıyoruz. Çok bol dediysem öyle dört beş diş gibi değil; bir iki kafa gibi, baya baya bol yani :) Ocağı kapatır kapatmaz kuru reyhan ekleyip karıştırıyoruz. Tavuğu haşladığımız baharatlı ve yağlı suya biraz da normal su koyarak kaynamasını bekleyip bildiğiniz mantı haşlar gibi hamurlarımızı bu suda haşlıyoruz. Pişen hamurlar suyun yüzeyine doğru çıkıyor. Onları bir elek yardımıyla alıp salladığımız zaman çıt çıt diye ses duyuyorsak hamur pişmiş demektir. Gerçekten de bu sesi duyuyorsunuz. Eğer hiçbir şekilde anlayamam diyorsanız hamurlardan birini ısırıp bakın pişip pişmediğini anlamak için. Şimdi her şey hazır olduğuna göre gelelim sunuma :)

Yuvarlak bir tepsiye pişen hamurları döktükten sonra bütün tavuğumuzu elimizle parçalayıp tepsinin muhtelif yerlerine serpiştiriyoruz. Kişi sayısına göre kaselere beyrim koyuyor ve yine kişi sayısına göre kulplu bardaklara yemeğin suyundan yani tavuk haşlayıp sonrasında da hamurları pişirdiğimiz o sudan koyuyoruz ve limon ile servis ediyoruz. Yerken suyun içerisine limon sıkılacak.

Nasıl yeneceğine gelince, öncelikle cirdingiş elle yenen bir yemek. Hamuru alıp beyrime batırıyor, ağzınıza attıktan sonra bir parça et alıyorsunuz ve yanında bu harika limonlu tavuk suyunu içiyorsunuz. Açıkçası yemek o kadar fazla sarımsaklı ki sanırım yanında bu limonlu su içilmese sonrasında rahatsız edici olabilir. Ama böyle kombinleyip yeyip içtiğiniz zaman harika bir lezzete dönüşüyor. İnanın şu an tarifi yazarken bile ağzım sulandı :) Cirdingiş benim favori yemeklerim arasına çoktan girdi bile. Size de kesinlikle yapmanızı tavsiye ederim.

Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun.

27 Şubat 2010 Cumartesi

KEREVİZ KIZARTMASI


Biraz yoğunluk biraz yorgunluk derken arşivimde tarifler birikti. Bunlardan bir kaçını bari yayınlayayım dedim. Kereviz kızartmasını sevgili iç ses'te görmüştüm. Açık konuşmak gerekirse "kokar herhalde, güzel olmaz" diye düşünüyordum. Ama merak ettim ve denedim. O akşam babam yemekte ne var diye sordu. "Kereviz kızartması" deyince (Allah günah yazmasın) yüzü ekşidi çünkü kereviz kokuyor diye önyargılıydı =) Sonra sofraya bir oturduk ki babam ard arda götürmeye başladı =) Ben yerken yoğurt da aldım yanına. Belki limon sıkarak da güzel olabilir. Karnabahar kızartmasını andıyordu ve kokmuyordu. "Immmm vazgeçilmez bir tat" demesem de "oooo beklediğimden çok daha güzel olmuş" dedim. Deneyin zararlı çıkmazsınız. Sevgili iç ses'e teşekkürlerimle işte tarifimiz:


Malzemeler:

* 1,5 küçük boy kereviz
* Kızartmak için yağ


Hamuru için:

* 1 yumurta
* 1 çay bardağı süt
* biraz tuz
* Çay kaşığının ucuyla karbonat
* Un (kek hamurundan biraz daha akışkan bir hamur olacak)

Kerevizleri temizledikten sonra yarım santim incelikte yuvarlak yada yarım ay şeklinde dilimleyin. Hazırladığınız hamura bulayın ve kızartın. Afiyet olsun.

2 Şubat 2010 Salı

ŞİPŞAK MAKARNA'LI LEZZETLER

Haftasonu markete gittiğimizde Konyamız'ın markalarından Selva Makarna'nın yeni bir ürününü gördük: Şipşak Makarna. Üzerinde üç dakikada pişeceği yazıyordu. İşin ilginç yanı, fiyatı da normal makarnalarla aynı idi. Pakette, makarnayı ürettikleri kalıbı değiştirmeleri sebebiyle böyle bir sonuç elde edildiği yazıyordu. Denemek için en sevdiğim şekillerden olan burgu makarnadan bir paket aldım. Aklımda da rumma'nın sosisli makarnası :) Fikir çok orjinal gelmişti ilk gördüğümde. Gerçekten ilgi çekiciydi. Ama sosislere güvenmediğim ve hangi marka olursa olsun yemediğim için tarifi sucukla denemeye karar verdim. O tarifle makarnadan az bir miktar yaptım denemelik. Ne eridi, ne çiğ kaldı. Bildiğimiz makarnadan hiç farkı yoktu ve gerçekten bir iki dakikada pişiyordu. Bu sonuç çok sevindirici bence, hele de "yoğunum zamanım az" diyenler için. Sonra keyf-i mutfak Elif'in fırında beşamel soslu makarnasını gördüm, ki fırında makarnayı çok severim. Kalan şipşak makarnamla da onu denedim. Tarifte "kalın fırın makarna" kullanılması gerektiği yazıyordu. Umarım erimez deyip yaptım ve hiç erimedi. Börek gibi oldu. Hatta soğuduktan sonra da bir dilim yedim, soğuk haliyle de çok güzeldi. Tarifler için her iki arkadaşıma da teşekkür ediyorum. İşte tariflerimiz:

SUCUKLU MAKARNA

Çiğ haldeki makarnalara ince ince dildiğiniz sucukları saplayın. Tarifin orjinali çubuk makarna ile. Ve elbette ki o daha şık duruyor. Kaynayan suya makarnaları ve tuzu atıp pişirin. Piştikten sonra ben yıkamıyorum. Eskiden hep yıkardık. Sonra farklı bir yöntem öğrenip uyguladım ve gerçekten daha güzel oldu. Altını söndürünce tencereye bir tas su (çeşme suyu soğukluğunda) dökün ve ağzını kapayıp bürüleyin. Üç dakika bekleyin. Sonra süzün ve yağda çevirip servis yapın. Ama kesinlikle üç dakikayı geçirmeyin.

FIRINDA BEŞAMEL SOSLU MAKARNA


* Yarım paket kalın makarna(fırında makarna) {Ben bir pakete yakın kullandım. Sucukluya çok azını harcamıştım. Kalanın hepsini buna kullandım}
* Maydonozlu peynir karışımı
* 2 ymk kş sıvıyağ
* 1 su brd kaşar peyniri rendesi


beşamel sos için:

*2 ymk kş tereyağ
*3 ymk kş un
* 2su brd süt
* 1 adet yumurta
* tuz,karabiber

Makarnanız haşlanırken (12dk) beşemal sosunuzu hazırlayın. Erittiğiniz tereyağında unu kokusu çıkana kadar kavurun. Sütü yavaş yavaş ilave edin. Bu sırada hızlı hızlı karıştırın. Muhallebi kıvamına gelince tuzunu ve karabiberini ilave edin. Soğuyunca bir yumurta kırıp yumurtayı karışıma yedirin. Ben tam olarak soğumasını bile beklemedim. İşin püf noktası yumurtayı çok hızlı çırpıp pişmeden karışmasını sağlamak. Pişiriceğiniz fırın kabının zeminine beşemal sostan bir miktar dökün. Üzerine haşladığınız makarnanın yarısını döküp elinizle bastırın. Hazırladığınız peynirli harcı makarnanın üzerine serpiştirin. Kalan makarnayı da koyup yine bastırın. Üzerine sıvı yağı gezdirin. Kalan beşamel sosu da döküp hafif karıştırarak makarnaya yedirin. Kaşar rendesini her tarafına serpiştirdikten sonra üzerine alümünyum folya geçirin (içi pişerken kaşarın hemen pişmemesi için). 25 dk sonra alimunyum folyoyu çıkarın. Kaşarlar eriyinceye ve kızarıncaya kadar pişirin (biraz soğuyunca kıvamı tam oturacaktır).

Burada iki noktadan bahsetmek istiyorum. Beşamel sosun azını fırın tepsisinin altına, çoğunu da üstüne dökmüştüm. Ama piştikten sonra anladım ki yarı yarıya dökmek daha güzel olacak. Bir de benim fırın tepsisi kalın bakır tepsilerdendi. Yine de güzeldi ama daha normal incelikteki bir tepside daha iyi olacağı kanaatindeyim. Resmimde ince göründüğüne aldanmayın, üç parmak kalınlığındaydı :)

Hepinize afiyet olsun.
(İlk yayın tarihi: 14.01.2010)

MANTAR DOLMASI (rumma' dan)





Mantarı çok severim. Geçen yıl halamdan mantar şapkalarının içine tuz ve karabiber serpip biraz kaşar ilavesiyle fırınlamayı öğrenmiştim. Yağ filan hiç bir şey koymadan. Öyle bir sulanıp lezzetli olmuşlardı ki. Bu tarifi ise sevgili rumma'dan gördüm. Denedim ve çok beğenildi. Babam tekrar yapmamı istedi işyerine götürmek için :) Çiğden götürüp orada pişirip yediler; ordakilerden de tam not almış. Zaten bugüne kadar rumma'dan aldığım tariflerden tutmayan olmadı hiç, maşaAllah diyeyim.

Mantar dolmasının tarifini buraya tıklayarak görebilirsiniz. Bu güzel tarif için rumma'ya teşekkürler.
Ben bazı şeyleri orjinal tariften biraz farklı uyguladım. Şöyle ki, 8 iri mantar diyordu. 400 gr mantar kullandım ama yine de için bir kısmı arttı. Onu da köfte yapıp tepsinin boş yerlerine dizdim. Mantarların saplarını da aynı tepsiye koydum. Kaşarı koymak kolay olsun diye rendelemedim. Dilimleyip koydum. Bir de o sırada taze maydonozum olmadığı için kuru maydonoz kullandım. Yine de güzel oldu. Mantar seven sevmeyen herkese tavsiye ederim. Beğeneceğinizi düşünüyorum. Şimdiden afiyet olsun.

(İlk yayın tarihi: 07.01.2010)

Bir Birecik Lezzeti: TIKLİYE ÇORBASI


Seneler evvel bir Nizipli'den Antep'e özgü yemekleri dinlerken Tıkliye'yi duymuştum. Sadece ad olarak duyduğum bu yemeğin ne olduğunu çok araştırdım fakat kaç tane Antepli'ye sorduysam yörelerinde böyle bir lezzet olmadığını ve hiç duymadıklarını söylediler. Önceki hafta Tıkliye'nin tekrar aklıma düşmesi üzerine teknolojiden yararlanmak gerektiği münasebetiyle internette bir araştırma yaptım. Ve o Nizipli arkadaşın bana Antep yemeğidir diye tanıttığı Tıkliye'nin { tecelliye bakın ki :) } Canım Urfam'ın Birecik ilçesine ait bir lezzet olduğunu öğrendim. Urfa'ya gözlerimin açıldığı ilçe, Fırat'ı güzel, köprüsü özel Birecik. Nasipte çorbanı bulamak da varmış.

O akşam ablam hilaltimur'un evine gidecektik ve Tıkliye için daha fazla beklemeye takati olmayan ben annemi arayıp buzluktan parça et çıkarmasını, bir su bardağı nohutu da ıslatmasını istedim :) Malzemeler hazır olsun ki iş dönüşü hemen Tıkliye yapımına başlayabileyim.

İlk kez denediğim bu lezzet Antep yuvarlamasına benziyor biraz. Ama bunda topalaklar yok (yani yuvarlamalar). Tüm ev halkı beğendi. Hatta yeğenim Hamza Paşam maşaAllah büyük bir iştahla yedi. Görünen o ki, Tıkliye vazgeçilmez lezzetlerimiz arasına girdi. İşte tarifimiz:

Malzemeler:
*500 gr kuşbaşı et (ben 300 gr kadar kullandım)
*1 su bardağı nohut
*1 çay bardağı pirinç
*500 gr süzme yoğurt
*1 yumurta
*1 su bardağı süt
*tuz
*karabiber
*nane
*Sıvı yağ

Yapılışı: Nohut geceden ıslatılır. Et ile nohut pişer (düdüklüde pişirdim). İçine yıkanmış pirinç ilave edilir. Pirinçler pişirilir. Öbür taraftan yoğurt, 1 yumurta, 1 su bardağı süt, tuz, karabiber ile ezilir. Pişen çorbaya eklenir ve bir taşım kaynatılıp altı kapatılır. Yağ yakılmış nane ile servis yapılır. Afiyet olsun.

(İlk yayın Tarihi 28.12.2009)