Hamurişi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hamurişi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Aralık 2018 Pazar

Tava Keki


Daha evvel tencerede çaylı kek yapmıştım. Ama tavada kek ilk kez denedim. Tavanın şeklinde olması ve kolaycacık çıkması çok güzel. 

Tava kekini ilk olarak YouTube'da gördüm. Linkini verdiğim tarifte olsun baktığım diğer tariflerde olsun normal kek hamurundan daha koyu olması gerektiği yazıyordu. Ben de öyle yaptım fakat linkini verdiğim YouTube'daki tarife sadık kalmadım. Kafama göre değişiklikler uyguladım. 3 yumurtayı 1 su bardağı şekerle çırptıktan sonra yarım su bardağı süt, yarım su bardağı sıvı yağ, 1 kabartma tozu, aldığı kadar un ve bir küçük paket kakao ekleyip şöyle bir çırptım. Sonra tereyağıyla yağladığım tavaya un serpip fazla unu da almak suretiyle kek hamurunu döküp tavayı (gözünün üzerine 4-5 kat alüminyum folyo koyulmuş ocağa) kısık şekilde koydum. Ağzına kapak örttüm tabii ki. 


Yaklaşık bir saat sonra kürdan ile kontrol ettim. Eğer kürdanınızda hamur kalmıyorsa kek pişmiş demektir. 


Biraz serinledikten sonra tepsiye ters çevirince hemencecik çıktı  Kesinlikle fırında pişmiş kek gibi uğraştırmıyor.  Çevirmenizle birlikte lap diye düşüyor :) 


Yukarıda linkini verdiğim YouTube tarifinde kek hamurunun bir kısmını tavaya döktükten sonra ince muz dilimleri koyup üzerine de kalan hamur dökülüyordu. Ben muz yerine ince portakal dilimleri döktüm. Çok ekşi olmaması için portakalların üzerine azar azar toz şeker serptim. Sonra kalan kek hamurunu döküp o şekilde pişirdim. 


Bakın bu fotoğrafta dilimlerin arasındaki portakallar görünüyor. 

Biz tava kekini gerçekten sevdik. Beş dakikada Beşiktaş :) Bir kek yapmak için koskoca fırını yakmaya gerek kalmıyor. Denerseniz sizlere de şimdiden afiyet olsun. Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun. 



12 Aralık 2018 Çarşamba

Çeçen Yemeği Cirdingiş Tarifi



Cümleten merhaba sevgili blog dostları,
Bir önceki postta fotoğraflarla anlattığım cirdingişin tarifi bu yazımızda. Yapılışı oldukça basit ve bir o kadar keyifli. İşte tarifimiz:

Öncelikle 1 bütün tavuğu (yahut kemikli kırmızı eti) yeteri kadar su ile tencereye alıp tam kaynamak üzere iken (kaynamadan) o köpüklü suyu döküyoruz. Daha sonra tekrar su doldurup bir baş bütün soğan, tuz, kırmızı biber ve kekik ekleyip haşlıyoruz. Ben bu işlemi düdüklüde yaptım.

O haşlanırken un, su, tuzu karıştırarak hamur yoğuruyoruz. İsteyen azıcık kabartma tozu da eklermiş ancak eklenmese daha güzel olur dedi Çeçen arkadaşım. Benim hamurumda da yok kabartma tozu. 

Sonra hamurdan bir parça alıp kandil simidi yapacakmış gibi iki avcumuzla yuvarlayarak şerit haline getiriyoruz. Bu şeritten 3-4 santim uzunluğunda bir parça koparıp sert bir yüzeyde (ben kesme tahtasında yaptım) elimizin üç parmağı ile bastırarak öne doğru çekiyoruz ve hamur fotoğraflardaki halini alıyor. Yani şu hali :)

İnternette hamuru merdaneyle açıp bıçakla kesip yapan videolar var ama o kadar uğraşmaya hiç gerek yok açıkçası. Bu yöntem hem basit hem de şeklin aslını bozmuyor.

Hamura nasıl şekil verildiğini görmek için şu videoya bakabilirsiniz tık tık

Yemeğin sosu beyrim olarak adlandırılıyor. Onun için domates salçasını yağla kavurduktan sonra tavuktan çıkan baharatlı ve yağlı sudan bir miktar koyup ikisinin kaynayarak koyulaşmasını bekliyoruz. Koyulaştığında dövmüş olduğumuz çok bol sarımsağı tencereye ekliyor ve bir iki kaynatıp kapatıyoruz. Çok bol dediysem öyle dört beş diş gibi değil; bir iki kafa gibi, baya baya bol yani :) Ocağı kapatır kapatmaz kuru reyhan ekleyip karıştırıyoruz. Tavuğu haşladığımız baharatlı ve yağlı suya biraz da normal su koyarak kaynamasını bekleyip bildiğiniz mantı haşlar gibi hamurlarımızı bu suda haşlıyoruz. Pişen hamurlar suyun yüzeyine doğru çıkıyor. Onları bir elek yardımıyla alıp salladığımız zaman çıt çıt diye ses duyuyorsak hamur pişmiş demektir. Gerçekten de bu sesi duyuyorsunuz. Eğer hiçbir şekilde anlayamam diyorsanız hamurlardan birini ısırıp bakın pişip pişmediğini anlamak için. Şimdi her şey hazır olduğuna göre gelelim sunuma :)

Yuvarlak bir tepsiye pişen hamurları döktükten sonra bütün tavuğumuzu elimizle parçalayıp tepsinin muhtelif yerlerine serpiştiriyoruz. Kişi sayısına göre kaselere beyrim koyuyor ve yine kişi sayısına göre kulplu bardaklara yemeğin suyundan yani tavuk haşlayıp sonrasında da hamurları pişirdiğimiz o sudan koyuyoruz ve limon ile servis ediyoruz. Yerken suyun içerisine limon sıkılacak.

Nasıl yeneceğine gelince, öncelikle cirdingiş elle yenen bir yemek. Hamuru alıp beyrime batırıyor, ağzınıza attıktan sonra bir parça et alıyorsunuz ve yanında bu harika limonlu tavuk suyunu içiyorsunuz. Açıkçası yemek o kadar fazla sarımsaklı ki sanırım yanında bu limonlu su içilmese sonrasında rahatsız edici olabilir. Ama böyle kombinleyip yeyip içtiğiniz zaman harika bir lezzete dönüşüyor. İnanın şu an tarifi yazarken bile ağzım sulandı :) Cirdingiş benim favori yemeklerim arasına çoktan girdi bile. Size de kesinlikle yapmanızı tavsiye ederim.

Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun.

1 Aralık 2018 Cumartesi

Çeçen Yemeği Cirdingiş



Genel olarak farklı kültürleri öğrenmeye ilgim vardır. Ama bazılarına daha çok ilgim vardır. Bunlardan başta gelenlerinden biri de Çeçen kültürü. Çeçenlerin mücadeleci ruhunu, vatanlarına ve Allah'a olan bağlılıklarını hep sevmişimdir. Tabi her yerin iyisi de kötüsü de olduğu gibi onlarda da kötüler var. Bu şu an konumuzun dışında :) 

Çeçen mutfağının önemli yemeklerinden cirdingişi uzun yıllar merak ettim ve internet tarifleri ile de yapıp denemek istemedim. Zira aynı sıkıntıyı daha önce Laz böreğinde yaşamıştım. İnternette o kadar farklı tarifler var ki gerçek bir Karadenizli yakalayıp sorduğunuzda hiçbirini beğenmiyor ve biz böyle yapmıyoruz diyorlar. Dolayısıyla her şeyin orijinalini oranın yerlisinden yemek ya da yerinde yemek en güzeli diye düşünüyorum. Cenab-ı Hakk yıllar sonra bir tevafuklar silsilesi ile bana Çeçen bir arkadaş nasip etti ve bir sohbetimizde cirdingişin tarifini sorduğum zaman sağ olsun benim için yapacağını, göstererek anlatacağını söyledi. Bu benim için tabii büyük bir mutluluktu :) 

İşte Çeçen arkadaşım Tuba'nın benim için hazırladığı cirdingiş:

Bu hamurları

Bu hamurun haşlandığı tavuk suyu

Bu yemeğin sosu. İsmi beyrim

Ve İşte bu da yemeğimizin servise hazır hali. Cirdingiş el ile yenen bir yemek.  Hamurları alıp beyrime batırıp yiyorsunuz. Yanında kemikli et oluyor. Ya tavuk eti ya da normal et. Bizimkinde tavuk eti vardı. Yanında da tavuğu haşladığınız ve sonrasında içinde hamurları pişirdiğiniz sudan içerisine limon sıkarak içiyorsunuz. Zira beyrim çok sarımsaklı bir sos. Eğer yanında bu şekilde yemeğin suyundan (limon sıkıp) içmezseniz sonrasında çok rahatsız olabilirsiniz. 



Şimdi sıra benim dün yaptığım acemi işi cirdingiş fotoğraflarımda :) 

Hamurlara şekil vermede Kaymak (büyük yeğenim Hamza) da bana yardımcı oldu :) 

İlk denememi ben de tavukla yaptım. 

Tavuğu haşlarken içine konulan baharatları biraz fazla kaçırdığım için benim su Tuba'nınkinden daha koyu bir renkte. İlk deneme için yine de fena sayılmazdı bence :)) Cirdingiş kesinlikle damak tadıma çok uygun ve çok beğendiğim bir yemek oldu. Bu ilk denememdi ama Allah nasip ederse son olmayacak. Tarif kısmetse bir sonraki postta sizlerle. Tuba'ya bu güzel tarifi bana öğrettiği için teşekkür ediyorum :) 

Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle  Umut hep vâr olsun. 



24 Şubat 2012 Cuma

Bir Çerkes Lezzeti: PSHALİVE




Hayırlı cumalar,



Dünkü yazımda Pshalive'den bahsetmiştim. Tarifi bugün yayınlayacaktım ancak pişmiş halinin resmini evde unutmuşum =) Sizi bekletmemek için Hilal ablamdaki resmi aldım. Çiğler bana, pişmişin resmi ona ait =) İşte tarifimiz:





Malzemeler

Hamuru İçin

* 750gr un
* 1,5 tatlı kaşığı tuz
* Ilık su

İç Malzemeleri

* 1 adet soğan
*Yarım çay bardağı zeytinyağı
* 1 yemek kaşığı pulbiber
* 1,5 kg haşlanmış ve püre haline getirilmiş patates

Sosu İçin

*3 yemek kaşığı tereyağ
*3 tatlı kaşığı pulbiber
* Bolca sarımsak
*Arzuya göre yoğurt [Biz genellikle hep yoğurtsuz yedik. Çerkesler öyle yapıyor =)]


Yapılışı

Hamuru hazırlayın. 3 bezeye ayırıp üzerlerine nemli bez örtün. Dinlenmeye bırakın.İç malzemesi için soğanı yağda yumuşayıncaya kadar kavurun Sonra pul biberi ve püre halindeki patatesi ekleyip birkaç kez çevirin. Dinlenen hamurları mantı hamurundan biraz daha kalın olacak şekilde açın. Bir çay bardağı yardımıyla yuvarlak kesin. Yuvarlakların içine iç malzemeden koyun kenarlarını sıkı sıkı bastırın. Bir tencereye 2,5-3 lt su koyun. Kaynayınca içine biraz tuz atın ve hamurları mantı gibi haşlayın. Haşlama sırasında kapak örtmeyin. Pişen Pshaliveleri kevgir yardımıyla alın. İçine sos malzemesini (bir tavada kızdırılmış tereyağına sarımsakları atıp azıcık kavurun. Sonra pulbiberi de dökün ve ocağı söndürün) de karıştırın ve afiyetle yeyin. Bu arada bizim Çerkes gelininden yani ablamdan =) öğrendiğime göre Pshalive'ye Haluj da deniyormuş.

Pshalive'yi deneyin, bence pişman olmazsınız. Afiyet olsun.

23 Şubat 2012 Perşembe

Bir Çerkes Lezzeti: TUHURJE


Ablamın beyi bir Çerkes ve en sevdiği yemek de pshalive. Biz pshalive'yi ablamın evliliği ile tanıdık. Çok da sevdik. Ben de geçenlerde ilk pshalive denememi yaptım ve Çerkes enişteden tam not aldım =) Bilhassa patates seviyorsanız bu yemeği beğeneceksiniz demektir. Pshalive tarifini kısmetse önümüzdeki günlerde vereceğim. Şimdi vereceğim tarif yine bir Çerkes lezzeti olan Tuhurje. Bunu sevgili Ebru'nun bloğundan görüp yapmıştım. Biz ailece beğendik. Çıtır çıtır çok hoş bir lezzet. Denemenizi öneririm. İşte tarifimiz:

Malzemeler

* 2,5 su bardağı un
* 1 su bardağı ılık su
* 1 paket instant maya (10 gr'lık)
* 1 tatlı kaşığı toz şeker
* Tuz

İçi için

* Beyaz peynir / Haşlanmış patates / Tahin pekmez karışımı / Tahin-tozşeker karışımından hangisini isterseniz. Ben tahin-toz şeker karışımını kullandım.

* Eritilmiş tereyağı

Üstü için

* 1 yumurta sarısı
* Susam-çörekotu

Yapılışı

Hamuru yoğurup mayalanmaya bırakın. Malzemeyi 8 bezeye ayırıp teker teker unlayıp açın. Mümkün olduğunca ince açmaya çalışın. Ama mayalı hamur olduğu için yufka inceliğinde olmayacaktır. Eritilmiş tereyağı ile içini yağlayın. İstediğiniz içi koyup yufkayı bir ucundan tutup yuvarlayın. Uzun sopa gibi görünüm elde edeceksiniz. Sonra gül böreği gibi bir ucundan tutup sarın. Unlamadan üstünden oklava ile geçip inceltin. Üstüne yumurta sarısı sürüp, susam çörekotu serpin. Yağlı kağıt serilmiş tepsiye koyup 200C fırında pişirin.

Afiyet olsun.

6 Ekim 2011 Perşembe

BABAANNE'YE PASTA =)

Bu pastayı babaannem için yapmıştım geçen yıl. Üzerinden çok zaman geçtiği için keki nasıldı kremasının ölçüleri neydi hatırlamıyorum. Zaten göz kararı yapmıştım. Üstüne de damla çikolata ile adını yazacaktım ama aceleden titrek titrek olmuştu =) Acele ettiğimizde de bir hayır varmış. O gün babam ve babaannem ablamlardaydı. Annemle ben kendi evimizdeydik ve araba da bizdeydi. Gece Paşam ateşlenmiş. Ne yapsalar düşürememişler. Bil ilacı vardı, o da bitmiş. Acilen alınması gerekiyormuş. Annemle evden fırlarken bir koşu bu pastayı aldığımı hatırlıyorum =)=) Önce ezcaneye, ardından Paşama yetiştik hamd olsun. Babaannemse pastasını gördüğünde hem şaşırmış, hem sevinmişti =)


Alt fotoğraftaki pasta ise Paşanın babası için. O da geçen seneden kalma. Keki için Afia Gıda'nın pastabanını denemiştim ilk kez. Arasına annemin beyaz kremasını sürdük. Üstünü de yine Afia'nın o dönemde ilk kez denediğim krem şantisi ile kapladım. Helal krem şanti bulmanın verdiği mutlulukla hemen almıştım =) Süslemede Allah'ın (celle celaluHu) en büyük nimetlerinden olduğunu düşündüğüm portakal ve Afia Gıda'nın Topçiko'sunu kullandım. İşte sonuç:


15 Şubat 2010 Pazartesi

YAKIŞIKLI BÖREK

Bu böreği, tariflerini denemeyi çok sevdiğim Yapraksarma Ablam'da gördüm. Ondan aldığım diğer tüm tarifler gibi bu da tuttu. Merkezdeki bir iki sırayı ben açtım. Kalanını sağolsun annem açtı. Sonuç gerçekten güzeldi. Orijinal tarifini bu adresten görebilirsiniz.
İşte tarifimiz:
* 1su bardağı süt
* 1 çay bardağı sıvıyağ
* 1 çay kaşığı tuz
* 2 yumurta(sarısının birisi yüzüne)
* 1 paket kabartma tozu
* aldığı kadar un
İçi için:
* 1 demet maydonoz
* 1 kalıp beyaz peynir
Tüm malzeme ile yumuşak bir hamur elde edin. Hamuru 7-8 bezeye bölüp açabildiğiniz kadar ince açın. Daha sonra açtığınız hamurun uç tarafına peynirli harçtan koyup rulo sarın. Ben ilk bezelere böyle yaptım ama annem içi yaymanın daha iyi olacağını söyledi. Sonraki bezelere yayıp yaptık. Daha sonra yağladığınız tepsinin ortasından başlayarak rulo sardığımız hamuru gül böreği gibi ard arda dizin. En son üzerine yumurta sarısı sürüp çörek otu atarak ısınmış fırında üzeri kızarana kadar pişirin. Tariflerde her nedense hep "ısıtılmış fırın" deniyor. Ben genellikle hep soğuk fırında pişiriyorum ve çok güzel de oluyor. Benim çocukluğumda hep soğuk fırına konurdu. Bu ısıtılmış fırtın hikâyesi sanki israf olacak gibi düşünüyorum =) Deneyenlerinize afiyet olsun. Sevgilerimle.



9 Şubat 2010 Salı

TİRAMİSU


Çok sevdiğim tatlı türlerinden biridir tiramisu. Mascarpone'siz, kedi dili bisküvisiz olmaz deniyor. Hani bir söz vardır "Ben yaptım oldu" :) Dışarıdan tiramisu almak içime sinmiyor. Yağsız bir ürün olduğu halde (yani margarin ihtimali olmadığı halde) "ya içinde kötü bir katkı varsa" şüphesi geri durmanıza yetiyor zaten. En güzeli evde temiz temiz yapmak deyip tiramisu tarifini araştırdım ve mascarponesiz kedi dili bisküvisiz enfes tiramisu tarifi buldum. Tabi ki kendimce değiştirerek uyarladım :)


Tarifte kakaolu pasta keki kullanılacağı yazıyordu. İnternetten aldığım bir pandispanya tarifi ile yaptım. Tat gerçekten güzeldi. Sadece kreması birazcık fazla geldi. O da keki küçük boy yuvarlak borcamda yaptığım için olabilir. Zaten ben bol kremalı seviyorum. O yüzden hiç sıkıntı olmadı bu durum :)

İşte yiyenlerden tam not alan tiramisunun tarifi:

Pandispanya:

* 4 yumurta
* 1 su bardağı tozşeker
* 1,5 su bardağı un
* 1 paket kabartma tozu
* 1 paket vanilya
* Kakao (Orijinal tarifte kakao yoktu, göz kararı ekledim).

Ana Malzemeler:

* 1 kakaolu pasta keki
* 2 çorba kaşığı granül kahve (neskafe)
* 2 çorba kaşığı toz şeker
* 1.5 su bardağı sıcak su
Kreması için:
* 4 su bardağı süt
* 1 su bardağı toz şeker
* 1 çorba kaşığı nişasta
* 2 çorba kaşığı un
* 1 yumurta sarısı
* 1 paket labne peynir (Yoğun bir tat alamadığım için ben iki paketten biraz az koydum).
* 1 paket vanilya

Üzeri için:

* kakao

Yapılışı:

Bilinen sıraya göre hazırladığınız kek hamurunu pişirin. Soğuyup çıkarınca ortasından ikiye bölün. Pasta kekini ıslatmak için bir kaba 1.5 su barağı sıcak su , 2 çorba kaşığı kakao, 2 çorba kaşığı granül kahve ilave edin ve karıştırın. Ben sadece neskafe ve suyu karıştırdım. Kakao koymadım. Zaten yukarıdaki malzeme listesinde de yazmamış.

Kreması için tencereye 4 su bardağı sütü alın.Sütün üzerine 1 su bardağı toz şeker,1 çorba kaşığı nişasta, 2 çorba kaşığı un ve 1 adet yumurta sarısı ilave edin. İlk sıcaklığı çıkınca kremaya 1 paket labne ilave edin ve karıştırın (Ben iki pakete yakın ilave ettim ve kesilmesin diye mikserle çırparken ekledim).

2 katlı olan pasta kekini granül kavhe ile ıslatın.Üzerine kremanın yarsını dökün. Üzerine kekin üstünü kapatın.Tekrar ıslatın ve kalan kremayı ilave edin. Daha sonra üzerine kakao serpip servis edin. Afiyet olsun.

(Akşam yaptığım için fotoğraflarım çok net çıkmadı ışık yetersizliğinden. Kusura bakmayın).

2 Şubat 2010 Salı

ŞİPŞAK MAKARNA'LI LEZZETLER

Haftasonu markete gittiğimizde Konyamız'ın markalarından Selva Makarna'nın yeni bir ürününü gördük: Şipşak Makarna. Üzerinde üç dakikada pişeceği yazıyordu. İşin ilginç yanı, fiyatı da normal makarnalarla aynı idi. Pakette, makarnayı ürettikleri kalıbı değiştirmeleri sebebiyle böyle bir sonuç elde edildiği yazıyordu. Denemek için en sevdiğim şekillerden olan burgu makarnadan bir paket aldım. Aklımda da rumma'nın sosisli makarnası :) Fikir çok orjinal gelmişti ilk gördüğümde. Gerçekten ilgi çekiciydi. Ama sosislere güvenmediğim ve hangi marka olursa olsun yemediğim için tarifi sucukla denemeye karar verdim. O tarifle makarnadan az bir miktar yaptım denemelik. Ne eridi, ne çiğ kaldı. Bildiğimiz makarnadan hiç farkı yoktu ve gerçekten bir iki dakikada pişiyordu. Bu sonuç çok sevindirici bence, hele de "yoğunum zamanım az" diyenler için. Sonra keyf-i mutfak Elif'in fırında beşamel soslu makarnasını gördüm, ki fırında makarnayı çok severim. Kalan şipşak makarnamla da onu denedim. Tarifte "kalın fırın makarna" kullanılması gerektiği yazıyordu. Umarım erimez deyip yaptım ve hiç erimedi. Börek gibi oldu. Hatta soğuduktan sonra da bir dilim yedim, soğuk haliyle de çok güzeldi. Tarifler için her iki arkadaşıma da teşekkür ediyorum. İşte tariflerimiz:

SUCUKLU MAKARNA

Çiğ haldeki makarnalara ince ince dildiğiniz sucukları saplayın. Tarifin orjinali çubuk makarna ile. Ve elbette ki o daha şık duruyor. Kaynayan suya makarnaları ve tuzu atıp pişirin. Piştikten sonra ben yıkamıyorum. Eskiden hep yıkardık. Sonra farklı bir yöntem öğrenip uyguladım ve gerçekten daha güzel oldu. Altını söndürünce tencereye bir tas su (çeşme suyu soğukluğunda) dökün ve ağzını kapayıp bürüleyin. Üç dakika bekleyin. Sonra süzün ve yağda çevirip servis yapın. Ama kesinlikle üç dakikayı geçirmeyin.

FIRINDA BEŞAMEL SOSLU MAKARNA


* Yarım paket kalın makarna(fırında makarna) {Ben bir pakete yakın kullandım. Sucukluya çok azını harcamıştım. Kalanın hepsini buna kullandım}
* Maydonozlu peynir karışımı
* 2 ymk kş sıvıyağ
* 1 su brd kaşar peyniri rendesi


beşamel sos için:

*2 ymk kş tereyağ
*3 ymk kş un
* 2su brd süt
* 1 adet yumurta
* tuz,karabiber

Makarnanız haşlanırken (12dk) beşemal sosunuzu hazırlayın. Erittiğiniz tereyağında unu kokusu çıkana kadar kavurun. Sütü yavaş yavaş ilave edin. Bu sırada hızlı hızlı karıştırın. Muhallebi kıvamına gelince tuzunu ve karabiberini ilave edin. Soğuyunca bir yumurta kırıp yumurtayı karışıma yedirin. Ben tam olarak soğumasını bile beklemedim. İşin püf noktası yumurtayı çok hızlı çırpıp pişmeden karışmasını sağlamak. Pişiriceğiniz fırın kabının zeminine beşemal sostan bir miktar dökün. Üzerine haşladığınız makarnanın yarısını döküp elinizle bastırın. Hazırladığınız peynirli harcı makarnanın üzerine serpiştirin. Kalan makarnayı da koyup yine bastırın. Üzerine sıvı yağı gezdirin. Kalan beşamel sosu da döküp hafif karıştırarak makarnaya yedirin. Kaşar rendesini her tarafına serpiştirdikten sonra üzerine alümünyum folya geçirin (içi pişerken kaşarın hemen pişmemesi için). 25 dk sonra alimunyum folyoyu çıkarın. Kaşarlar eriyinceye ve kızarıncaya kadar pişirin (biraz soğuyunca kıvamı tam oturacaktır).

Burada iki noktadan bahsetmek istiyorum. Beşamel sosun azını fırın tepsisinin altına, çoğunu da üstüne dökmüştüm. Ama piştikten sonra anladım ki yarı yarıya dökmek daha güzel olacak. Bir de benim fırın tepsisi kalın bakır tepsilerdendi. Yine de güzeldi ama daha normal incelikteki bir tepside daha iyi olacağı kanaatindeyim. Resmimde ince göründüğüne aldanmayın, üç parmak kalınlığındaydı :)

Hepinize afiyet olsun.
(İlk yayın tarihi: 14.01.2010)

HELAL KURABİYELER








Allah-u Tealâ bizlere helal olan gıdayı bulmayı-kazanmayı-yemeyi emretmiştir. Bu itibarla günümüzde her şeyin içine bir şeyler karıştırıldığını ve bir Büyüğün ifadesiyle neredeyse kaynağından çıkan suya bile haram bulaştığını dikkate alırsak, biz Müslümanların ne kadar dikkatli olmamız gerektiğini daha iyi anlarız sanırım. Harama bulaşmak ayrıca şükürsüzlük olarak da görülmektedir ve bu konuda Üstad Bediüzzaman Hazretleri "Şükrün mikyası: Kanaattir ve iktisattır ve rızâdır ve memnuniyettir. Şükürsüzlüğün mizânı; hırstır ve isrâftır, hürmetsizliktir. HARAM-HELÂL demeyip rast geleni yemektir." buyurmaktadır. Böyle bir şükürsüzlüğe düşmemek için, ettiğimiz duaların kabul olması için (Hadis-i Şerif'te haram yiyen-giyenin duasının kabul olmayacağı geçiyor), dünyamızı ve ahiretimizi mahvetmemek için, özetle, Cenab-ı Hak (c.c.) öyle emrettiği için; haramdan kaçmak elzemdir. İşte bu nedenle, içeriği haram mı helal mi belli olmayan ve haram katkıları içermesi kuvvetle muhtemel olan gıda boyalarını kullanan arkadaşlara alternatif olması babından, kendimce gıda boyaları denemesi yaptım. Sevgili Handenur, rumma, Cahide Abla ve Cahide Abla'nın sayfasında tariflerini bizlerle paylaşan sevgili jibek'in de bu konuda çok güzel çalışmaları var.

Ben doğal ve helal gıda boyaları denememi yaparken bir taşla iki kuş vurayım diye daha önce denemediğim bir kurabiyeyi denemek istedim ve rumma'nın şeftali kurabiyesini seçtim. Tarife buradan ulaşabilirsiniz. Tarifte değiştirdiğim iki nokta oldu. Birincisi, daha fazla hamur elde etmek için tüm malzemeleri iki katına çıkarıp kullandım. Sadece vanilyayı tek paket kullandım. İkincisi, nişastalı kurabiyeleri çok sevdiğim için un ve nişastayı göz kararı karıştırmayı düşünmüştüm. Ancak tek elle dökerken nişastalar kavanozumdan pofff diye dökülünce, biraz fazla eklemiş oldum :) Burada vermek istediğim asıl mesaj, bu renklendirme çalışmasının istediğiniz herhangi bir kurabiye hamuruyla yapılabiliyor olması. Ben nasıl yaptım? İş dönüşü alel acele yaptığım ve yemeğe kadar yetiştirip bitirmek istediğim için çok zamanım yoktu. O yüzden tüm malzemeleri yoğurup hamuru altıya böldüm. Sonra her bir parçaya boyalarımı ekledim ve göz kararı un ve pudra şekeri eklemesi yaparak hamurlarımı tekrar yoğurdum. Eğer daha fazla zamanım olsaydı, boyayı, hamuru yoğururken koyardım. Böylece un ve şeker ekleme zahmetinden de kurtulurdum. Her iki şekilde de olur, nasıl arzu ederseniz.

Renkleri nasıl elde ettiğime gelince. Biraz kafa yorunca insan gerçekten alternatifler bulabiliyormuş. Gıda boyasız renkli kurabiye nasıl yapılır diye düşündüm ve şunları kullandım. Katı meyve sıkacağında ayrı ayrı sıkılmış havuç, ıspanak ve kırmızı lahana. Elektrikli değirmende çekilmiş çörek otu. Kakao. Ve harika bir baharat olan zerdeçal. Zerdeçalı genellikle diyetisyenler öneriyor iştah kapatıcı olarak. Balığa çok yakışıyor mesela. O kadar tatlı bir sarı ki, ellerinizi bile boyuyor. Urfam'da bu baharatın mercimek çorbası ve bulgur pilavına renklendirici olarak konulduğunu görünce çok şaşırmıştım. Tüm bu malzemeleri, elde etmek istediğim renk koyuluğuna göre göz kararı kullandım. Çörek otu acılaştırabilir diye onu az koydum. Yarım büyük boy havuç, 10 yaprak kadar ıspanak ve sekiz yaprak kadar kırmızı lahana kullandım. Üstünde top olan havuçlu. Diğer turuncu ise zerdeçallı. Hepsini çiğden ekledim hamuruma. Hiç kokmadı. Ama belki pişirseniz şerbet gibi, daha koyu renk olabilir. Bana sadece mor kurabiyeyi yerken çok çok hafif bir lahana kokusu geldi ama sanırım içinde ne olduğunu bildiğim için bir önyargıydı bu. Anne ve babam hiç bir koku almadılar. Tatları da bozulmamıştı ayrıca. Eğer yapay gıda boyası kullanmadan evde kendiniz renklendirme çalışması yapmak isterseniz, bu renkleri tavsiye ederim. Ve hamurlar öyle şirin görünüyorlardı ki, yazıyı eklemek için sabahı bekleyemedim :) Hepinize helal gıdalarla afiyet dolu günler dilerim.
NOT: Arkadaşlar yukarıdaki köprü bağlantılarını tam dört kez ekledim ama ne hikmetse olmuyor. Bu nedenle adresleri buraya yazayım istedim bakmak isteyenler için:
Handenur: http://sarmasikeczanesi.blogspot.com/
rumma: http://www.rumma.org/
Cahide Abla ve jibek: http://cahideninelleri.blogspot.com/
rumma'nın şeftali kurabiyesi: http://www.rumma.org/yemekler/kurabiyeler/seftali-kurabiye.html
(İlk yayın tarihi: 13.01.2010)