traditional food etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
traditional food etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Aralık 2013 Salı

Ppopgi (Kore Sekerlemesi)


Thanks Maangchi for the recipe.

Kore lezzetlerinden merak ettiklerimi peyderpey deniyorum. Ppopgi'yi Maangchi'de gordum ve gercekten merak ettim. Yapilisi cok ilginc. Ancak tadi da bir o kadar guzel.

Malzemeler:
* 1,5 yemek kasigi+1 cay kasigi esmer seker
* 1 cay kasigi kabartma tozu (Tarifte bir cimdik yaziyordu. Ben deneyerek 1 cay kasiginin uygun miktar olduguna karar verdim).
* 1 adet tahta sis

Yapilisi:
1,5 yemek kasigi esmer sekeri isiya dayanikli bir kepceye koyun (Resim 1) (Tava gibi, sekere gore buyuk olacak bir kaba koymayin cunku yaniyor. Bakiniz son resim). Orta ateste sekeri eritin. Bu noktada tahta cubukla karistirarak daha kolay erimesini saglayabilirsiniz. Seker tamamen eriyince(Resim 2) kabartma tozunu atip karistirin ve rengin koyu kahverengiden sutlu kahveye dondugunu gorun (Resim 3).
Isiya dayanikli bir yuzeye 1 cay kasigi esmer sekeri yayin. Ortalayarak tahta sisi koyun (Resim 4). Erimis sekeri buraya dokun. Alti duz bir seyle ustune hafifce bastirip bese kadar sayin. Bu noktada dikkat etmeniz gereken basilan kabin parlak (nikelajli) bir kap olmamasi. Ben ilk denememde Resim 4'te gorulen sutluk ile bastirdim ancak sonuc husran oldu (Bakiniz son resmin sag tarafi). Yapisti yani. Ancak sonraki denemede mat bir aluminyum tencere kullandim (Resim 6) ve hic yapismadi. 
Bastirdiginiz seyi kaldirir kaldirmaz bir kurabiye kalibi ile ustune hafifce bastirip sekil verin. Ben yapima baslarken yanima kalip almayi unuttugum icin, beklersem donacak diye elimin altinda biseyler aradim sekil vermek icin ve dev boy cakmagi gordum. O sekli cakmagin dibiyle verdim yani =)

Ppopgi gercekten cok lezzetli idi. Ben bayildim. Ozel misafirler icin, cocuklar icin, kendiniz icin yapabilirsiniz =) Yapmadan once Maangchi'nin videosunu izlemeniz sizin icin yararli olacaktir.





Umarim sizler de dener ve seversiniz. Yeni bir yazida gorusmek umidiyle. Umut hep vâr olsun.

1 Ağustos 2013 Perşembe

RAMEN (Ramyeon) (Korean Noodle Soup)-FAVORİLERİMDEN


Daha evvel Kore dizi ve filmlerine merak sardığımdan bahsetmiştim. Bununla birlikte Kore mutfağı da otomatikman hayatıma girmiş oldu. İyi ki de girdi. Şimdiye dek denediğim tariflerin hepsini beğendim. Merak ettiğim yemekler için hakiki tarifleri bulmaya çalışıyorum ki aslına uygun olsun. İnternette pek çok saçma tarifler var çünkü. Bu noktada Maangchi'nin bloğu ve youtube çok işime yaradı. Şimdiye kadar denediklerim geleneksel Kore pirinç keki gyungdan, yumurta rulosu, ramen, pirinç şehriyeli tavuk ve baharatlı kızarmış balık oldu. Gerçekten hepsi de birbirinden güzeldi. Ancak içlerinden ramen, vazgeçilmez favorilerimden oldu. O kadar ki farklı bir kültüre ait yemeği canımın çekeceğini, sık sık yapıp yemek isteyeceğimi söyleseler inanamazdım. Ancak böyle oldu =) Ramen hakkındaki görüşlerimi daha evvel şurada belirtmiştim. Ben bu yemekle anladım ki önyargılı olmak, bizim kültürümüzdeki gibi "keçinin yemediği ot başına vururmuş" demek hakikaten yanlışmış =) Şimdi adeta haftada en az bir kez yapıp yemek istediğim lezzetlerden oldu. Üstelik iftar için dahi yaptım, düşünün artık. Ablam ve eniştemin de favorilerinden =)

Kore dizilerinde bol bol gördüğüm ramenin hazır satılanları da var ülkemizde. Ancak yazık ki Koreliler haram hayvanı da yedikleri için, hazır ramenlerin içinde ya da soslarında bu hayvanın maddelerinin bulunması kuvvetle muhtemel. Dolayısıyla helal gıda için en temizi evde kendim yapmaktı.

Yapmadan evvel bir hayli araştırdım. Hani Ayna programından falan Japonlar'ın udon'unu biliyorduk, taze kesilmiş kurutulmamış çubuk makarnadan sulu yemek yapmak. Koreliler'in rameninin udondan temel farkı ise kurutulmuş noodle ile yapılması. Ramen hakkında yaptığım araştırmalarda edindiğim bilgiler şöyle oldu:

* Kesinlikle çok sıcak olmalı. Soğuk ramenler de var ama sıcak tüketileni çok sıcak olmalı.
* Üstünde yeşil soğan ve susam, içinde ise acı, baharat ve bulyon olmazsa olmazlardan.
*Yumurta da genellikle kullanılıyor ve içine istediğiniz sebzeyi ekleyebiliyorsunuz.

Koreliler ramen için balık bulyon kullanıyorlar genelde. Toz halinde olanlardan. Bense hazır bulyon kullanmak istemediğim için tavuk suyu ile yaptım. İçine istediğinizi ekleyebiliyorsunuz. Ben kendi uydurduğum sade tarifi denedim ve gerçekten çok beğeni aldı tadanlardan. İşte benim ramen tarifim:

Malzemeler:
* 2 adet noodle (kişi sayısına göre artırılabilir)
* 1 çay kaşığı kekik
* 1 çay kaşığı kimyon
* 1 çay kaşığı acı sos (benim kullandığım sos çok yoğun bir tada sahip. Bunu artırabilirsiniz. Acı sos yoksa acı toz biber kullanılabilir)
* 1 çay kaşığı kuru reyhan
* Yarım çay kaşığı köri
* 1 çay kaşığı susam yağı
* 1 yemek kaşığı soya sosu (ben Kühne markasını kullanıyorum)
* Göz kararı karabiber
* Göz kararı tavuk suyu
* Göz kararı normal su
* 3 adet taze soğan (çok iriyse daha az kullanabilirsiniz, sadece üstüne ekleniyor)
* Susam

Yapılışı:
Tavuk suyu ve normal suyu geniş bir tencerede kaynatın. Zira noodle'lar pişerken açılacak. Tencere bu nedenle çok ufak olmamalı. Bu su karışımı, noodle pişince bitmeyecek kadar çok olmalı. Adı üstünde bu bir noodle çorbası çünkü.

Kaynayınca içine baharatları ekleyin. Sonra susam yağı, soya sosu ve acı sosu ekleyin. Kaynamaya devam ederken önce birinci noodle'ı, sonra ikinci noodle'ı suya atın. Yani hepsini bir anda değil, tek tek atın. Makarna pişirir gibi karıştırmayın. Sadece hafif hafif karıştırabilirsiniz. Pişince servis tabağına alın ve üstüne önce yeşil soğan sonra susam ekleyip afiyetle yeyin (Koreliler önce noodle'ları sonra baharatları ekliyorlar. Bazen böyle de yapıyorum, ikisi de güzel oluyor).

Şunu da eklemeden geçemeyeceğim. Eskiden yemek yeme çubuklarının (chopsticks) insanlara eziyet etmek için üretildiğini düşünürdüm. Ancak bazı yemeklerin tadı hakikaten chopstick ile çıkıyor. Ki ramen de bunlardan. Birisi bana nasıl kullanacağımı göstermemesine rağmen ben bile kullanabiliyorum ve inanın çatal kaşıkla yemekten farklı bir lezzet oluyor. Her yemek aslına uygun yenilmeli. Nasıl ki Konyamız'ın meşhur fırın kebabı çatal kaşık kullanmadan elle yenir, aslı budur, ramen de chopstick ile yenmelidir. İmkanı olanlara tavsiyemdir. Koreliler rameni chopstick ile yeyip, suyunu da ya kaşıkla içiyorlar ya da tası tepelerine dikerek içiyorlar. Usulü bu yani.

İşte fotoğraflarımız:









Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun.

27 Mayıs 2013 Pazartesi

Pirinç Şehriyeli Tavuk (Chicken with Rice Vermicelli)


Büyük bir hız ve hevesle Kore lezzetlerine devam =)

Her zaman söylerim ön yargılı olmanın iyi olmadığını. Ancak yaşadıkça, aslında benim de bazı konularda ön yargılı olduğumu fark ediyorum. Ve zamanla anlıyorum ki, ön yargılar aslında insana çok şey kaybettirirmiş. Kore lezzetleri de böyle. Mesela nasipse ilerideki günlerde tarifini paylaşacağım ramen şu an en favori lezzetlerimden. Oysa düne kadar bana sorsanız bu yenir mi diye düşünürdüm. Fakat deneyince gördüm ki "bu yenir mi!" düşüncesi şöyle dursun, bu her gün yapılıp yense bıkılmayacak bir lezzetmiş. İşte ramen için markete noodle almaya gittiğimde sürekli gördüğüm rice vermicelli yani pirinç şehriyesini de merak ediyordum. Bir gün aldım deneyim diye ancak nasıl pişirildiğini, nerelerde kullanıldığını bile bilmiyorum. İnternetten biraz araştırdım. Hem çorbalarda hem de yemeklerde/kızartmalarda filan kullanılıyormuş. Ben de kendi tarifimi oluşturdum ramen tarifimden esinlenerek. Ve ortaya gerçekten güzel bir lezzet çıktı. İlk yaptığım rice vermicelli varken tevafuken arkadaşım Hatice abla da bize yemeğe geldi. Tek kelimeyle ifade edeyim, bayıldı =) Bana içinde neler olduğunu sordu. Hal böyle olunca çok sevindim tabi =) Üstelik ilk denememde Korelilerin yapış stiline uymadığım için şehriyeler kırılmış, tel şehriyeye dönüşmüştü. Kendime göre güya kırmayayım diye kalın ahşap spatula ile karıştırmış ve tencereye fazla kaşık sokmayarak tencerenin kapağını örtüp sallamak suretiyle karıştırmıştım. Ancak buna rağmen kırıldı şehriyeler. Yani görünüm karmaşıktı biraz. Böyle olduğu halde beğenilince çok sevindim. İkinci denememi Koreliler gibi yaptım ve şehriyeleri hiç kırmadan tabağa almayı başarabildim =) Bu defa görünümü de daha güzel oldu. Neticede anladım ki, Korelilerin rice vermicelli'yi böyle pişirirken bir bildikleri varmış =) 

Bir diğer ön yargım ise yemek yeme çubuklarına yani chopstick'lere idi. İnsanlar kaşık ve çatal dururken niçin bunu kullanıp kendilerine eziyet ederler diye düşünürdüm. Ancak hiç de eziyet değil, aksine büyük bir keyifmiş. Chopstick ile yediğim ilk yemek ramen idi. Ablamlarda ramen pişirmiş ve eniştemin Çin'den getirdiği chopstick'leri kullanmıştım yerken. Bu ise ikinci denemem ve bunda sevgili arkadaşım Songül'ün Vietnam'dan getirdiği ancak kullanmaya kıyamadığım için yıllardır dolap bekleyen harika chopstick'leri kullandım. Doğrusu bunlarla yemenin keyfi bir başkaymış. Şimdiye dek kullanmadığım için pişman oldum. Nasıl kullanılacağını bilmememe rağmen dizilerde filmlerde gördüğüm gibi tutup başladım ve yemek bitene kadar çatal-kaşık kullanmadım. Çok keyifliydi doğrusu =)

Şimdi kendi uydurduğum tarife geçelim:

Malzemeler:
* 2 adet salçalık (kapya) biber (ben derin dondurucudaki biberlerimden kullandım)
* 2 adet yeşil biber
* 1 adet soğan
* 2 diş sarımsak
* 80 gr rice vermicelli (pirinç şehriyesi)
* 1 küçük çorba tası dolusu didiklenmiş tavuk
* 1 çay kaşığı kimyon
* 1 çay kaşığı kekik
* 1 çay kaşığı reyhan
* 1 çay kaşığı köri
* 1 çay kaşığı tuz
* Bir miktar karabiber
* 1 çay kaşığı susam yağı
* 1 yemek kaşığı soya sosu
* 2 çay kaşığı acı sos
* Zeytin yağı
* Az miktarda tavuk suyu ve kaynar su







Yapılışı:
Neden bilmiyorum ama Koreliler her şeyi julyen doğruyorlar. Doğrusu görünümü de çok hoş oluyor. Elinizdeki tüm malzemeleri (tavuk da dahil) julyen doğrayın. Tavaya bir miktar zeytinyağı koyup sırasıyla soğanları, yeşil biberleri, kapya biberleri ve sarımsakları soteleyin. En son tavuğu ekleyip soteleyin. Hepsi pişince ocağı söndürüp susam yağı, soya sosu, acı sos ve baharatları ekleyip karıştırın ve soğumasın diye ağzına bir kapak örtün.




Bir tencerede az miktardaki tavuk suyunu ve normal suyu kaynatın. Bu suya isterseniz bir çay kaşığı kimyon ekleyin. Ben ilk denememde ekledim. İkincisinde eklemedim. İkisi de güzel oldu ancak görünüm bakımından sade olanı daha güzeldi. Pirinç şehriyeleri bembeyazdı. Diğerinde ise haliyle rengi değişmişti. 

Yaklaşık 5-8 dakika sonra pişiyor pirinç şehriyeleri. Makarna gibi kontrol ederek anlayabilirsiniz pişme durumunu. Çok ince olduğu için çabuk pişiyor. Fazla tutmayın, hamur olur. Pişen şehriyelerin içine çeşmeden bir miktar soğuk su ekleyin ve hafifçe karıştırıp (kaşık sokmadan, kırmadan!) süzün. Sonra şehriyeleri elinizle yuvarlak bükümlü bir halde servis tabağına alın ve tavadaki içi üstüne koyup servis edin.


Bu ikinci denememin fotoğrafı. Bunu yaparken tüm malzemeyi yarıya indirerek kullandım. Tam iki kişilik oldu.


Bu kırılmış olan ilk denemem ise yukarıdaki listede yazan miktarda malzemeyle yapıldı ve dört kişilik.

Güzel bir lezzet. Tavsiye ederim. Hepinize sevgilerimle.

15 Mayıs 2013 Çarşamba

Kore Usulü Baharat Soslu Kızartılmış Balık (Korean Style Fried Snapper)

Urfa Tutkunu tam bir balık sever. Bu özelliği sanırım rahmetli büyükbabamdan almışım. Zaten onunla damak zevkimiz birebir aynıydı. Allah (cc) rahmet eylesin.

Bir balık sever olarak yenilmesi helal olan her balık çeşidini alıp denemeye çalışırım. Bunlar içinde somon, mezgit ve barbunya vazgeçilmezlerimdendir. Türk kültüründe balık genellikle ızgara, kızartma, mangal ya da buğulama olur. Ve genellikle ya sade pişirilir ya da en fazla defne yaprağı, sarımsak, zerdeçal gibi eklerle. Geçenlerde Pirinç Keki tarifi ararken Maangchi adlı bir site buldum. Çok farklı ve bize uzak gibi görünen bir balık tarifi vardı. Ben de o akşam yemeğe balık yapacaktım, tevafuk bu tarifi görünce niçin denemeyeyim diye düşündüm. Bizdeki "keçinin yemediği ot başına vurur" sözü her zaman doğru olmayabiliyor bence =) Evvelce ön yargıyla bakıp da şimdi denediğim bazı farklı kültür lezzetleri için niçin daha önce yapmamışım diye hayıflandıklarım oluyor. Bunları nasipse sizinle paylaşacağım ara ara.

Bu tarifi Sevgili Maangichi'den aldım ancak içerisinde çok küçük değişiklikler yaptım. Mesela sosta az bir şeker vardı. Ben onu koymadım. Çünkü balığı şekerle hayal edemedim. Ya da soya sosu miktarı 1/4 su bardağı idi. Bu benim soya sosunu kullandığım ilk yemeğim olduğu için alışkın değilim ağır olabilir düşüncesiyle bu miktarı 1 yemek kaşığına indirdim. Çok da iyi etmişim. Tadı süperdi sosun. Yaptığım tek hata şu oldu. Sosta tuz yoktu. Sadece şeker vardı. Ben tuz unutuldu sanarak az miktarda da tuz ekledim sosa. Ancak soya sosu zaten tuzlu bir şey olduğu için ve balık da kızartılmadan tuzlandığı için bu tuz bana fazla geldi. Meğer tuzu eklemeyenin bir bildiği varmış =)

Orijinal tarifte tavaya sığmayacak kadar büyük bir balık kullanılıyor. Tarife buradan bakabilir ve videosunu şuradan izleyebilirsiniz. Bizler bu kadar büyük balıkları tavada kızartmayız ya da en azından içini açarak kızartırız pişmez düşüncesiyle. Ben bu defa tarife sadık kaldım ve piştiğini hayretle gördüm. Evde palamut vardı, ben palamutla denedim tarifi. Hepinize tavsiye ederim. Tadı gerçekten çok güzeldi. Annem de beğendi. İlk bakışta balığın üstünde yeşil soğanın vesairenin ne işi var dedim ama tadınca fikrim değişti =) Bayıldım ben bu tarife. Sizlere de öneririm. Benim uyguladığım şekilde (şekeri çıkarılmış falan olarak) tarif şöyle:

Malzemeler:

* 1 adet büyük boy balık 
* Bolca kızartmalık yağ 
* Un
* Tuz

Sosu İçin:

* 1 yemek kaşığı soya sosu
* 3 adet yeşil soğan
* 2 diş sarımsak
* 1 yeşil biber
* 1 yemek kaşığı pulbiber
* 1 yemek kaşığı susam yağı
* 1 yemek kaşığı kavrulmuş susam

# Amasra'da yediğimiz müthiş balığın nasıl yapıldığını sorduğumuzda, sırrının aşırı bol yağda kızartmak olduğunu söylemişti ustası. Maangichi de aşırı bol yağ kullandı kızartırken.
# Ben susam yağının sadece alternatif tıp için kullanıldığını sanırdım. Çünkü Türkiye'de bu amaç için ufacık şişelerde satılıyor. Ancak Kore yemek kültürüne dalınca her tatlıda/yemekte kullandıklarını gördüm. Çok da şifalı bir şey. Hakikaten yemeklere de yakışıyor =)
# Tarifteki şeker miktarı 2 çay kaşığı idi. Ben eklemedim. 

Yapılışı:
Balığı temizleyin. Üzerinde verev çizikler oluşturun. Elinizle bu çiziklere de girecek şekilde güzelce tuzlayın. Sonra aynı şekilde unlayın. Tavaya bolca kızartmalık yağ döküp, kızmasını beklemeden balığı içine koyun. Ağzına da alüminyum folyo kapatıp kızartın. Bir yüzü kızarınca diğer yüzünü çevirin. İki tarafı da pişince bir servis tabağına alın. Ben bir adet tüm bir adet de yarım palamut kızarttım ama yukarıdaki miktardaki sosu sadece bir tüm palamut için kullandım. Diğeri sade kaldı. Bir de burada zamanım kısıtlı olunca direk servis yapmak durumunda kaldım. Bence önce kağıt havluya yağını emdirmek daha güzel olur. Çünkü zaten sosta da yağ var.

Bir kabın içinde tüm sos malzemesini karıştırın. Taze soğanı ve sarımsakları incecik doğrayın.

Son olarak servis tabağına aldığınız balığın üstüne tüm sosu gezdirin ve afiyetle yeyin.


Bu güzel tarif için Sevgili Maangichi'ye çok teşekkür ederim. Thanks a lot dear Maangichi!


Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Hepinize sevgilerimle.



30 Nisan 2013 Salı

YUMURTA RULOSU'NDAN OMLETE =) (ve dragon meyvası)

23 Nisan günü tatildi. Evde olmaktan istifade, İstanbul gezisinden yeni dönen yeğenlerim için özel bir kahvaltılık yapmak istedim. Kore dizilerinde bolca yenen yumurta rulosunun tarifi çıktı karşıma internetten. Ancak ben bunu elde olmayan nedenlerle biraz değiştirerek omlete çevirdim =) 

Yumurta rulosunda, Kore mutfağında bolca kullanılan yeşil soğan var. Ve ayrıca kuru soğan. Osmanlı mutfağında da soğanlı yumurta var ancak ben sade olarak hiç denememiştim. İlk duyuşta kulağa tuhaf gelse de, tadı bence hayli güzeldi.

İşte Kore-Türk karışık omletimin tarifi:

Malzemeler:
*3 adet yumurta
*2 Adet ince havuç
*3-4 adet yeşil soğan
*1 adet kuru soğan
*Bir miktar (göz kararı) küfsüz tuluk peyniri (yumurta rulosunda peynir olmuyor ve malzeme ölçüleri biraz farklı oluyor. Peyniri ben ekledim).
*1 tatlı kaşığı susam
*Tuz, pulbiber, karabiber
*Sıvıyağ

Yapılışı:
Yumurtaları bir kaseye kırıp tuzunu ekleyin ve bir çatalla iyice çırpın. Sonra içine yağ hariç diğer tüm malzemeleri ekleyip karıştırın. Tavaya az miktarda sıvı yağ koyup kızınca yumurtalı karışımı tavaya dökün. Her iki tarafını da çevirerek kızartın. Pişince servis edin.

Bu omletin çiğ hali

Burada ise pişen kısmı çevirdik ve diğer yüzünü pişmeye bıraktık. Ancak çevirirken ucu birazcık koptu =)

Geçenlerde ablamın beyi iş için Çin'e gitmişti. Oradan dönüşte iki farklı tropik meyva getirmiş. Birisi dragon meyvası diye geçiyormuş. Ben dışını görür görmez "aa bu meyva değil ki, Oktay Usta'nın gösterdiği turp bu" dedim. Ama içini bir kestik ki hiç de o turpa benzemiyor =) Bildiğiniz şekerli bir meyva. Dragon meyvasını ilk kez yedim ama çok beğendim. Kabuğu soyulup içi dilimleniyor ve öyle yeniyor. İşte dilimli fotoğrafları:



Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Hepinize sevgilerimle;

4 Ocak 2013 Cuma

İnegöl Ekmeği (Hiç Gördünüz Mü?)

Hayırlı cumalar,

İnegöl Bursa'nın şirin ve gelişmiş ilçesi. Anneannemin oralı olması münasebetiyle çocukluğumun pek çok yaz tatilini İnegöl'de geçirmişimdir. İlçeye iner inmez ilk duyduğunuz şey, İnegöl'ün o kendine has kokusudur. Kereste ile karışık canlı ağaç kokusu. Anlatılmaz gerçekten...

İnegöl deyince herkesin aklına hemen köftesi gelir. Ancak ilçeye gidenlerin muhakkak bileceği bir husus daha vardır; İnegöl Ekmeği. Evet, pek çok şehrimizde meşhur ekmekler vardır. Güzeldirler de. Trabzon'dan Afyon'a pek çok farklı ekmek tattım. Ancak İnegöl ekmeği kadar burcu burcu kokan, güzel bir ekmek görmedim. Bu benim damak tadım tabi. Hani insanlar bir yere gidince "dönerken sana ne getireyim?" diye sorar ve farklı farklı cevaplar alırlar ya, annem İnegöl'e her gidişinde ben sadece ekmek isterim =) Zaten o da bir hayli fazla getiriyor =) Derin dondurucuya stok yapıyoruz. Yiyeceğimiz kadar çıkarıp eskitmeden taze taze tüketmiş oluyoruz.

İnegöl'ün ekmekleri odun fırınlarında pişer. Ekmeğe dışarıdan bakınca "bu kadar kalın ve büyük ekmek pişmez, içi hamur kalır" diye düşünebilirsiniz. Ancak tam aksine, çok güzel bir şekilde pişmiştir ekmekler. Kimisi Trabzon ekmeği gibi yuvarlak olur, kimisi ince upuzun olur. Kimisi çiçek gibi kimisi de daha farklı. Bir çok çeşidi olur İnegöl ekmeğinin. Tuzlu-tuzsuz-sodalı-kara ekmek-tava ekmeği-haşhaşlı ekmek gibi...

İnegöl'e gidip şöyle bir gezme fırsatı bulan kimseler; muhakkak Çifte Fırın, Karadeniz Fırını ya da Salimler'den en az birini görmüştür. Aşağıdaki resimler annemin son gidişinde getirdiği ekmeklere ait. Salimler'den almış. Zaten son zamanlarda hep Salimler'den alıyor. Ekşi mayalı, tadı muhteşem, missss gibi kokan ekmekler. Sizlere tavsiyem, İnegöl'e giderseniz muhakkak kara ekmeklerinden alıp tadınız.

Bu arada şunu ekleyeyim, bloğumda Allah rızası için bazı paylaşımlarda bulunuyorum. Ben faydalandım, insanlar da faydalansın ya da ben bundan zarar gördüm, başka kimse zarar görmesin diye yazıyorum bazı yazıları. Ancak buna rağmen bazı sitelerde hakkımda yazılan sui-zanları gördüm. Kendilerine İslami forum sitesi diyen bir sitede, hiç birini tanımadığım insanların arkamdan atıp tuttuklarını okumuştum. Ne ben onları tanırım ne onlar beni. ama Erpiliç hakkındaki yazımı forumlarında paylaşıp "kim oluyor bu Aslıhan? Kesin Erpiliç'ten bir rantı var." falan diye başlayıp bir sürü yazışmışlar =) Ben o yazımı, yaptığım teknik gezi neticesinde mühendis gözüyle bir firma diye yazmıştım ve niyetim sadece insanları Allah için bilgilendirmekti. Erpiliç'ten bir kişiyi ne tanırım ne ederim. Ama zamanımız öyle kötüleşmiş ki, bir insan / kurum hakkında güzel sözler söylüyorsanız hemen "kesin bir çıkarı var" diye yaftalanıyorsunuz. Ayrıca ironiye bakar mısınız; İslami forum sitesi ama İslam'ın yasakladığı sui-zannı yapıyorlar =) Ne deyim, Allah ıslah etsin. O hesap, burada İnegöl ekmeğini tanıtıp fırın adlarını yazdım diye birileri bunu da reklam filan sanır, nemelazım =) Baştan söyleyim, kendi birikimimi paylaşıyorum sadece. Zaten paylaşımımdan İnegöllülerin ve fırıncıların da haberi yok =)=)

Ve işte resimlerimiz:

 Ekmekler tezgahta dururken.


Burada boyunu göresiniz diye annem ekmekleri tuttu. Dikkat ederseniz ekmeğin boyu annemin neredeyse belini geçiyor. Annem 1,68m boyunda.

Burada da boyu daha iyi farketmeniz için çamaşır makinasının yanına tuttuk ekmekleri.

Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun.

12 Mart 2012 Pazartesi

KAHRAMANMARAŞ ÇÖREĞİ


Merhaba Arkadaşlar,
Kahramanmaraş'ın meşhur çöreğini çok merak ediyordum ancak yapımında kullanılan özel merdanemden yoktu. Çatalla da yapmak istemedim. Eskiden iş arkadaşım olan Maraşlı Derya Hanım (kulakları çınlasın) memlekete gittiğinde bana bu merdaneden getirmiş. Onun hediyesi merdane ve Mihriban'cığımın tarifi ile ilk denememi yapıp misafirlerime ikram ettim. Hem bizim evden hem de misafirlerden tam not aldı. Kahramanmaraş Çöreği övüldüğü kadar varmış. Sizlere de tavsiye ederim. Merdanenin resmini görmek için Mihriban'ın bloğuna bakabilirsiniz. Ben tarifi yarım ölçü yaptım. Ondan bile bir hayli çörek çıktı. İşte yarım ölçü tarifimiz:

Malzemeler

* 250 gr tereyağ
* Yarım çay bardağı sıvıyağ
* 500 gr un
* Çeyrek paket kabartma tozu
* Yeteri kadar süt
* Çörek otu, susam, tuz (ya da şekerli isterseniz şeker)

Yapılışı

Süt hariç bütün malzemeleri karıştırın. Yeteri kadar süt ekleyerek kulak yumuşağı kıvamında bir hamur elde edin. Ben bu malzemenin yarısına şeker yarısına da tuz ekleyerek her iki çeşidini de denedim. İkisi de güzel oldu. Hamuru yumurta büyüklüğünde bezelere ayırıp 1cm kalınlığında açın. Açılan hamur yaklaşık 10 cm çapında olacak. Sonra özel merdaneyi bir de ters yönde bastırarak şeklinin çıkmasını sağlayın. Merdaneniz yoksa şekil verme işlemini çatalla yapın. Malzeme zaten çok yağlı olduğu için tepsiyi yağlamanıza gerek yok. Direk tepsiye dizin. Fırını önceden en yüksek dereceye ısıtın. Burada püf noktası fırın kesinlikle çok çok sıcak olmalı !!! Tepsiyi fırının en alt katına koyup önce altının kızarmasını sağlayın. Sonra yukarı kata alıp üstlerini de kızartın. Çöreklerin kıtır kıtır olmamasına dikkat edin. Ağızda dağılan kil gibi çörekler oluyor. Afiyet olsun.

13 Ekim 2010 Çarşamba

HARPUT KÖFTESİ

Hayırlı günler Arkadaşlar,

Bir yemeğin içinde bulgur ve acı varsa o yemek tam bana göredir. Kısaca doğu mutfağı ile damak tadım uyuyor da diyebiliriz :) Harput Köftesi Cahide Abla'da gördüğüm ve denemek istediğim bir tarifti. Uzun zamandır tariflere mecburen ara verince, kendimi iyi hissettiğim bir gün bir değişiklik olsun istedim. Denedim ve ailece çok beğendik. Yalnız bir farkla, yemeğe tuz atmadım, malum =) Anne ve babam yerken üstüne tuz attılar. Köfteler tuzsuz olduğu için haşlarken dağılacak sanmıştım. Öyle de olmadı, bütün bütün kaldılar. Yemeğin suyundaki ve köftesindeki kuru reyhansa apayrı bir hava katmıştı. Kullandığım kıyma 500 değil de 350 gr kadardı. Bu nedenle bulguru da ona göre azalttım ama diğer malzemeleri aynı ölçüde kullandım. Bulgurlu yemekleri sevenlere tavsiyemdir. Cahide Abla'dan orijinal tarifi görmek için buraya tıklayabilirsiniz. İşte tarifimiz:

Malzemeler:

* Yarım kg az yağlı kıyma
* 1 su bardağı orta bulgur, yoksa çiğköftelik bulgur (ben Konyamız'da düğü diye tabir edilen çiğköftelik ince bulgur kullandım)
* 1 yumurta
* Yarım demet ince doğranmış maydonoz
* 1 adet orta boy rendelenmiş soğan
* Kuru reyhan, tuz, karabiber, pulbiber
* 1 yemek kaşığı salça
* Zeytinyağı, su

Yapılışı:

* Salça, yağ ve yumurta hariç diğer malzemeleri bir yoğurma kabına alıp arada bir elinizi ıslatarak iyice yoğurun. Malzemenin iyice bütünleşmesi, macun kıvamında olması lazım. Yoğurmanın sonuna doğru yumurtayı kırın.

* Harput köftesinin orjinal şekli tekerlek gibi oluyormuş. Malzeme macunlaşınca tekerlek gibi köfteler yapın. Doğru mu bilmiyorum ama ben Fellah köftesindeki gibi bir de ortalarına parmak batırdım.

* Tencereye yağı ve salçayı koyun. Salça eriyince göz kararı suyunu ilave edin. Başta fazla koymayın, daha sonra ilave edebilirsiniz.

* Su kaynamaya başlayınca köfteleri içine yavaşça ekleyin. Ben birer birer dizdim tencereye. Suyunu fazla koymadığım için tüm köfteler tek seferde sığmadı. İki parçada haşladım. Bu arada içine kuru reyhan da atın (hem köftede hem suyunda reyhan var).

* Köfteler pişince yemeğimiz hazır. Afiyet olsun.

2 Nisan 2010 Cuma

HARRAN KUBBELERİ YEMEĞİ-RESİMLİ

Merhaba Arkadaşlar,
Bir süredir uğrayamadım sayfama ve sizlere. İşlerdeki aşırı yoğunlaşma, baharla birlikte başgösteren kendini dinleme isteği ve bu arada atlattığım rahatsızlıklar bu uzak kalışın temel sebepleriydi.
Annemin çok sevdiğim bir huyu vardır. Kesinlikle mevsimi gelmeden hiç bir meyve-sebzeyi almaz. Bu prensibini geçen gün belki ilk defa bozdu. Şu an bizde misafir olan anneannem bakla yemek isteyince annem de marketten bakla almış. Baklayı çok severim, hele de sarımsaklı yoğurtla. O akşam baklayı yeyince olanlar oldu. Bakla sevmeyen babam ve ablam yemedi, ablamın eşi ise yoğurtsuz yedi. Bakla yemeğini sarımsaklı yoğurtla yiyen annem, ben, babaannem ve anneannem ise adeta zehirlendik. Böyle bir durum ilk kez başıma geldi. Tansiyonlarımızda yükselmeler, aşırı mide bulantısı, baş dönmesi, kusma, halsizlik... İnanın sofradan kalkamadım, olduğum yere uzandım bir müddet. Yatağıma nasıl gittim hatırlamıyorum. Çok çok kötü bir gece geçirdik, gözümüzü açamadık. Ne olduğumuzu da bilemedik, bence zehirlenmiştik. Ben bu zehirlenmenin etkisini iki günde ancak attım, o da şöyle böyle. Bir gün bakla yemekten sebep böyle bir şey yaşayacağım hiç aklıma gelmezdi. Bu bize ders oldu. Anneme de söyledim, misafirin canı çekse dahi bir daha mevsimsiz bir şey almayalım diye.
Şimdi gelelim Harran Kubbeleri yemeğine. Daha evvel bu tarifi bir Urfa yemeğidir die yayınlamıştım ancak bende resmi olmadığı için Harran resmi koymuştum. Geçenlerde yaptığım kubbeyi resimledim ve tekrar ekleyeyim dedim. Özellikle merak eden keyfeseyran arkadaşım için acele ettim yapmakta, ama yayınlamak bu zamanı buldu. Küçük boy yuvarlak borcama yarım ölçek malzeme kullandım, tam geldi. İşte tarifimiz:
MALZEMELER

1kg kıyma
2-3 baş sarımsak
2 kilo patates
tuz
karabiber
kırmızı biber
Borcamı yağlayacak kadar yağ

YAPILIŞI

İnce kabuklu ve taze seçilmiş patatesleri iyice yıkayın. Kabuklarını soymadan ikiye bölün. Bir kenarda bekletin. Sarımsakları ezin ve baharatlarla birlikte kıymaya ekleyin. Sarımsak, kıyma ve baharatları iyice yoğurun. Bu karışımı; yağladığımız yuvarlak borcamın ortasına bir höyük gibi bir top gibi koyun.İkiye böldüğünüz patatesleri borcamın kenarlarına dizin. Dizme işlemi bittikten sonra ortadaki top gibi kıymaya yavaş yavaş bastırın ve patateslerin arasına ince bir tabaka olarak yayılsın. Önceden ısıtılmış 180 derecedeki fırında 30-40dakika pişirin. Hepinize afiyet olsun.







1 Şubat 2010 Pazartesi

HARRAN KUBBELERİ YEMEĞİ




Harran kubbe evlerini hepiniz bilirsiniz. Şanlıurfa deyince ilk akla gelenlerden biri de Harran kubbeleridir. Bu yemek de adını onlardan almış. Şanlıurfa' nın meşhur yemeği. Elimde yemeğin resmi olmadığı için, kubbelerin resmini koydum :=) Hepinize şimdiden afiyet olsun.


MALZEMELER
1kg kıyma
2-3 baş sarımsak
2 kilo patates
tuz
karabiber
kırmızı biber
Borcamı yağlayacak kadar yağ
YAPILIŞI
İnce kabuklu ve taze seçilmiş patatesleri iyice yıkayın. Kabuklarını soymadan ikiye bölün. Bir kenarda bekletin. Sarımsakları ezin ve baharatlarla birlikte kıymaya ekleyin. Sarımsak, kıyma ve baharatları iyice yoğurun. Bu karışımı; yağladığımız yuvarlak borcamın ortasına bir höyük gibi bir top gibi koyun.İkiye böldüğünüz patatesleri borcamın kenarlarına dizin. Dizme işlemi bittikten sonra ortadaki top gibi kıymaya yavaş yavaş bastırın ve patateslerin arasına ince bir tabaka olarak yayılsın. Önceden ısıtılmış 180 derecedeki fırında 30-40dakika pişirin. Hepinize afiyet olsun.

(İlk yayın Tarihi 24.04.2008)