11 Ekim 2011 Salı

Urfa'da Gezilecek Yerler-4

Bu yazı, Türkiye Gezgini'ne yolladığım e-postanın son kısmı. Ama Urfa'da gezilecek yerler bunlarla sınırlı değil elbet. Sadece ilk aklıma gelenleri yazmıştım bu e-postaya. Burada ayrıca Türkiye Gezgini'ne teşekkür etmek istiyorum. Yazımı sitelerinde yayınlamış ve bana teşekkür etmişler. Nezaketlerinden ötürü ben de kendilerine teşekkür ederim.

Bir önceki yazıda kaldığımız yerden devam edelim Canım Urfam'ı gezmeye:

16. Göbekli Tepe (burada kazı çalışmaları var. Ve buranın keşfedilmesi ile dünyanın yazılı tarihi değişmiştir. M.Ö. 11500 yılına aittir buluntular. Dünyanın en eski tapınağıdır) (Yolu yok. Bir tepenin üstünde, adı üstünde. Kazı çalışmaları devam ediyor. Başında devletin bıraktığı bekçiler duruyor her an. Yurt dışından pek çok yabancı turistin akınına uğramış. Zira buranın bulunması ile dünyanın yazılı tarihi değişmiş. Ve eğer giderseniz, bekçiler devletin hatıra defterini uzatıp bir şeyler yazmanızı rica ediyorlar. Arkeologların çok ilgisini çekeceğine eminim. Normal gezi arayan turistler "bu taşları mı görmeye geldik" diyebilirler. Ama eğer M.Ö. 11500 yılına ait bir tapınağı görmek istiyorsanız, gitmelisiniz. Muhteşem bir tecrübeydi bence Göbekli Tepe'ye çıkmak).
17. Deyr Yakup Manastırı
18. Nemrut Tahtı
(17 ve 18 için açıklama:
Yolu yok. Ya tırmanmaya müsait bir araç ile gideceksiniz, ki o da bir yere kadar, ya da yayan çıkacaksınız. Beşinci maddede anlattığım Eyüp Nebi Mahallesi'nden çıkınca yukarı doğru ilerleyip sağa dönünce gidilebilir. Oradaki köye gelene kadar kime sorsanız nerde olduğunu bilmiyor. Köylülere sorduğunuzda biliyorlar. Üstelik çok da güleryüzlüler, sizi hemen çaya davet ediyorlar Urfa'nın pek çok yerinde olduğu gibi =) Tırmanmayı sevenler ve dağcılar gitmeliler mutlaka. Ve yürüyüş yapmayı sevenler de. Ama ayakları tutmayanların ve yürümeyi sevmeyenlerin gidebileceği bir yer değil. İkisi de yan yana. Önde Deyr Yakup manastırı, arkada Nemrut Tahtı var. Deyr Yakup'u Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın afişlerinde görmek mümkün. Urfa'nın o kavurucu sıcağına inat, burası püfür püfür esiyor. Ne zorluklarla kaç saatte ulaşıyorsunuz ama varınca da geldiğime değdi diyorsunuz. Urfa'daki pek çok yer gibi bunun da bir koruması yolu izi yok. Bireysel olarak ulaşıp gezebilirsiniz ancak. O dönemin su sarnıçları var. Nemrut'un nerde yaşadığını merak eden tarih meraklıları gitmeliler. Fakat yorulmaya ve sıcağa hazırlıklı olsunlar. Giderken yanınıza sadece su şişesi ve kamera ile fotoğraf makinası alın. Sakın fazla bir yük almayın ve spor ayakkabılarınızla çıkın. Yürü yürü bitmeyen bu dağ yolunda bir müddet sonra su şişeniz bile size yük olacak çünkü. Bu linkte yolunu ve ayrıntılarını tarif etmiştim http://urfatutkunu.blogspot.com/2010/08/2009-ayintap-urfa-gezim-11.html).
19. Bozova'da Atatürk Barajı'nın seyir tepesinden izlenmesi (Daha önce yakından böylesine büyük bir baraj görmemiş olanlar için güzel bir tecrübe. Devasa barajın yakınına tehlikeli olduğu için giremiyorsunuz ancak gelenlerin görmesi için bir seyir tepesi yapılmış. Piknik alanı gibi ağaçlı bir park mevcut. Ayrıca barajın yapımında çalışırken ölen işçiler için bir anıt dikilmiş ve hepsinin adı da yazıyor).
20. Birecik'te tarihi Birecik Köprüsü (Eğer Urfa'ya Birecik sınırlarından girdiyseniz, Urfa merkeze gitmek için mecburen bu köprüden geçiyorsunuz. Kemersiz en uzun köprü olduğu söylenir. Bence seyrine doyum olmayan güzel bir köprüdür. Kadir İnanır'ın oynadığı meşhur köprü filmine konu olan köprüdür. Bütün bu bilgilerin hepsi bir yana, Birecik Köprüsü beni benden alan, saatlerce izlesem bıkmayacağım muhteşem bir yapıttır. Ahhh Canım Urfam...).
21. Kelaynak üretim tesisleri (Birecik'te bulunmaktadır. Nesli tükenmek üzere olan kelaynak kuşları bu tesiste devlet tarafından korumaya alınmıştır. Yerli turistler gelmektedir. Bu masum kuşları yakından görmek isteyenleri beklemektedir).
22. Viranşehir'de dikmeler (Tarihi dikme yapılardır. Viranşehir merkezde de vardır civarında da. Ben sadece merkezdekileri görebildim, Viranşehir açık hava müzesi. Bu linkte resimleri mevcut http://urfatutkunu.blogspot.com/2010/02/2009-ayintap-urfa-gezim-92fotograflar.html Kazıya, tarihe, arkeolojiye meraklılar ya da Viranşehir'e yolu düşenler görmeliler).
23. Ceylanpınar'da Tigem'in tesislerinde ceylanlar ve diğer hayvanlar görülebilir (Ceylan, tavşan, değişik tavuk türleri gibi hayvanlar görülebilir. Çok uzak bir ilçe. Bence güzel bir tecrübe olsa da merakı olmayanlar gitmeyebilirler. Şunu da eklemeliyim. Ceylanpınar'da yediğim frenkli kebap ve balcanlı kebap pek de başka yerlerde bulunamayacak kadar muhteşemdi doğrusu).
24. Siverek Ulu Cami (Taş yapı güzel bir camidir. Özellikle kapısı harika. Siverek'e yolu düşenler görmeliler).
25. Siverek Gazi Paşa İlköğretim Okulu (Siverek'e gidenlerin görmesi gereken tarihi güzel bir bina).
26. Siverek Hükümet Konağı (Siverek'e gidenlerin görmesi gereken tarihi bir bina).

27. Suruç'un Kara Köyü'nde kubbeli evler (Merakı olmayanlar sırf bunu görmek için gitmez. Çünkü başka bir şey yok köyde. Ama gidenlerin görmesi gereken Harran evlerine benzeyen mekanlar. Ayrıca köyde bir de Şeyh Nasır Türbesi bulunmaktadır).
28. Birecik Kalesi (Dışardan görünümü güzel, Birecik'e nazır bir kaledir. Ancak tırmanması oldukça zor. Merdiveni ya da yolu yok. Tozların içinden tırmanabilirsiniz ancak).
29. Akçakale'den Suriye sınırı izlenebilir
30. Ceylanpınar'dan Suriye sınırı izlenebilir

(29 ve 30 için açıklama: Farklı bir ülke görmeye meraklı olanlar için güzel. Sadece sınırdan Suriye'ye bakıyorsunuz. Bazı yerlerde kontrol noktaları var ve askerler nöbet tutuyor. Oralarda fotoğraf ya da görüntü almak yasak).

Burada belirttiğim ya da belirtemediğim daha bir çok yer için bloğumdaki şu linklerden faydalanabilirsiniz:

Urfa ve Antep resimleri için:

http://urfatutkunu.blogspot.com/search/label/RES%C4%B0MLER

Urfa'da gezilecek yerler için:

http://urfatutkunu.blogspot.com/search/label/URFA%20GEZ%C4%B0%20YAZILARIM-2008

Urfa ve Antep'te gezilecek yerler için:

http://urfatutkunu.blogspot.com/search/label/URFA%20GEZ%C4%B0%20YAZILARIM-2009

Antep'i Antepli bir rehber eşliğinde gezmiştim. Pek çok yere gittik. Orası için de bu linkteki yazılardan faydalanabilirsiniz.

Vaktiniz oldukça linkleri incelemenizi tavsiye ederim. Özellikle Urfa merkezdeki taş konakların ve kalınacak yerlerin açıklamaları var. Fayda sağlayacağınızı umuyorum.

Hepinize sevgilerimle.

10 Ekim 2011 Pazartesi

CAFE PEPELA'DAN HABERLER


Sevgili arkadaşlar,

Pek çoğumuzun severek takip ettiği Cafe Pepela arkadaşımız Libya'da başına gelenlerden sonra Türkiye'ye dönmüş ve Kayseri'ye yerleşmişti. Kendini toparladıktan sonra yeni yazılarıyla yoluna devam ediyordu. Ancak blog paylaşımlarının aniden sona ermesi ile "Ne oldu acaba?" düşüncesi yerleşti zihinlere. Sevdiğim bu arkadaşımın durumunu merak ederek kendisine blog dışında ulaştım ve mesajıma cevap aldım. Beyinin Libya'da çalıştığı şirket onlara Türkmenistan'ın başkenti Aşkabat'taki projede bulunmalarını önerince, daha önce de severek bulundukları ve minik kızlarının doğum yeri olan Türkmenistan'a gitmeyi seve seve kabul etmişler. Şu an Cafe Pepela Aşkabat'ta yaşıyor. Ancak Türkmenistan'ın internetinin sürekli kopması ve blog sitelerinin açılmasının da yasak olması sebebiyle bizlerden uzak kalmış. Hepimizi çok özlemiş. Durumunun iyi olduğunu, tek sıkıntısının bizleri özleyip bizlerden uzak kalmak olduğunu söylüyor ve bir an önce Türkmenistan'daki internet probleminin çözülmesini umuyor. Mesajının bir bölümünü sizlerle de paylaşmak istiyorum:

Çok özlediiim ..
Sağolsunlar mail aracılığı ile mütemadiyen halimizi hatrımızı soran, bizlerden duasını eksik etmeyen blog arkadaşlarımızı okudukça hem duygulanıyor, hem de bu muhabbetin derinliğini hissettikçe pek tatlı bir sevince gark oluyorum. Rabbim cc sizlerden razı olsun. Ne olursa olsun yüreğimden eksik olmayın ve yüreğinizden eksilmeyeyim inşaAllah.

Muhabbetle

Arkadaşımızı dualarımızdan eksik etmeyelim. Hepinize sevgilermle.

6 Ekim 2011 Perşembe

BABAANNE'YE PASTA =)

Bu pastayı babaannem için yapmıştım geçen yıl. Üzerinden çok zaman geçtiği için keki nasıldı kremasının ölçüleri neydi hatırlamıyorum. Zaten göz kararı yapmıştım. Üstüne de damla çikolata ile adını yazacaktım ama aceleden titrek titrek olmuştu =) Acele ettiğimizde de bir hayır varmış. O gün babam ve babaannem ablamlardaydı. Annemle ben kendi evimizdeydik ve araba da bizdeydi. Gece Paşam ateşlenmiş. Ne yapsalar düşürememişler. Bil ilacı vardı, o da bitmiş. Acilen alınması gerekiyormuş. Annemle evden fırlarken bir koşu bu pastayı aldığımı hatırlıyorum =)=) Önce ezcaneye, ardından Paşama yetiştik hamd olsun. Babaannemse pastasını gördüğünde hem şaşırmış, hem sevinmişti =)


Alt fotoğraftaki pasta ise Paşanın babası için. O da geçen seneden kalma. Keki için Afia Gıda'nın pastabanını denemiştim ilk kez. Arasına annemin beyaz kremasını sürdük. Üstünü de yine Afia'nın o dönemde ilk kez denediğim krem şantisi ile kapladım. Helal krem şanti bulmanın verdiği mutlulukla hemen almıştım =) Süslemede Allah'ın (celle celaluHu) en büyük nimetlerinden olduğunu düşündüğüm portakal ve Afia Gıda'nın Topçiko'sunu kullandım. İşte sonuç:


30 Eylül 2011 Cuma

TEYZE OLMAK


Teyze olmak nedir ve neler kazandırır insana diye düşündüm. Aklıma gelen o kadar çok şey var ki!
* Doğalı bir iki dakika olmuş çirkin bir yumağı sevgiyle bağrına basmaktır teyze olmak.
* O üç günlükken kucağına aldığında sana sarılıp kollarını boynuna dolayınca "hayatında ilk bana sarıldı, yaşasın" diye sevinmek ve bu anı fotoğraflatmaktır =)
* Daha önce kimseler için yapmadıklarını yapmak, hiç kimselere sarf etmeyip özenle sakladığın kelimeleri farkına bile varmadan kullanmaya başlamaktır. Ağzını doldura doldura canım, hayatım demektir mesela...
* Sen hastalanıp da iş yerinden eve döndüğünde kanepeye uzanınca; henüz 1,5 yaşındaki ufaklığın üstünü örtmen için battaniyeyi sana uzattığını görünce hastalığı unutup "bu yaşta nasıl firaset etti" diye duygulanmaktır.
* O doğduktan sonra, şahsi günlüğünden hariç "X'li hayat" diye yeni bir günlük tutmaya başlamak ve ona hatırlamak istediğin her anını yazmaktır.
* Anne babası isim düşünürken senin önerdiğin isim seçilince "isim annesi oldum" diye sevinçten havalara uçmaktır.
* İnsanlar adını aldığına çeker derler. Minik paşaya Hazreti Hamza'ya benzesin diye "Hamza" ismini verdikten sonra, bedelini burnunu çatlatarak ödemektir =) (Bayramda arabada giderken paşam kucağımda oturuyordu. Birden bire kafasını arkaya attı ve burnuma çarptı sol yandan. Öyle bir ses çıktı ki anlatamam. arabadaki herkes duydu. Ben kırıldı sandım. Baktık şekil bozukluğu yok, bişey olmamıştır dediler annemler. Aradan 2 hafta kadar geçince nefes alamamaya başladım ve doktora gittim. Burun kemiğim çatlamış. Sadece bir ucu tutuyormuş. O da tutmasa adı kırık olurmuş. Burun etleri de içerden şişme yapmış. İki ay boyunca ellemek, gözlük takmak yasakmış. İnşaAllah kendi kendine yapışırmış. Doktor bir de gülerek "Bu iki aylık süre içerisinde yeğeninizden uzak durun" dedi =) İnsan adını aldığına çeker denir. Biz Hazreti Hamza'ya benzesin diye bu adı koymuştuk. MaşaAllah çocuk tam pehlivan oldu =) Bir vuruşta burnumu çatlattı :D Üç yaşındaki yeğenim kafa attı, burnum çatladı =) =) Hala gülüyorum aklıma geldikçe.Ve paşama maşaAllah demeyi unutmayın lütfen =) ).
* Bir iki gün görmeyince evdeki kıyafetlerini koklayarak uyumaktır.
*Yeni konuşmaya başlayan ufaklığa herkes bazı kelimeler öğretip "anne de, baba de, dede de, ... " derken "Urfa de oğlum" deyip onun Urfa diyebildiğini görünce kanatlanıp uçmaktır.
* Hastalanıp halsiz halsiz yatarken haline üzülmek, geçirdiğin günden bir şey anlamamaktır.
* Yapıp ettiklerini bir kez daha gözden geçirmek ve "Benim artık bir ufaklığım var. Ona örnek olmak için neleri yapmaktan vaz geçmeliyim?" diye düşünmektir.

Böylece uzayıp gider bu liste. Aslında belki de teyze olmak en sevdiğindeyken bile paşanı düşünmektir;

*Onu, Urfa'ya gittiğinde bile özleyip için için "Urfa'ya paşa geldi" türküsünü söylemektir =)

30 Eylül 2011 / KONYA / 19.59

26 Eylül 2011 Pazartesi

Urfa'da Gezilecek Yerler-3

Birinci ve ikinci yazıdan sonra gezimize devam ediyoruz.

7. Harran'da Harran evleri
8. Harran'da tarihi Harran harabeleri
9. Harran Kalesi ve Sin Mabedi
(7 / 8 ve 9. maddeler için açıklama: Urfa'ya gidip de Harran'ı görmeden dönmek düşünülemez. Bu üç madde, yerli ve yabancı turistlerin ziyaret akınına uğramaktadır. Harran evleri yazın sıcaktan kışın da soğuktan koruyacak şekilde tasarlanmışlardır. Harran evlerini yakından gezmek ve hatta içinde kalmak isteyenler devletin tesisleştirdiği Ali Kızıl'ın Harran Evi'ne gidebilirler. Bir de Haliloğlu Harran Evi var. Bunlarda hem oturup çay-mırra içmek hem de istenirse kalmak mümkün. Harabelerde dünyanın ilk üniversitesinin ve rasathanesinin kalıntıları var. Sin Mabedi ne yazık ki biraz harabeye dönmüş olsa da, gezmeye değerdir. Hele tarih meraklıları buraya mutlaka gitmelilerdir. http://urfatutkunu.blogspot.com/2010/02/2009-ayintap-urfa-gezim-91fotograflar.html Bu linkten resimlere ulaşabilirsiniz).
10. Bazda Mağaraları (Son derece büyük ve güzel mağaralardır. Harran'dan çıkıp Şuayıp Şehri ve Soğmatar Antik Kenti'ne doğru ilerlerken sağ kolunuzda kalır. Taş ocağı olarak dağların oyulması ile oluşmuştur. Mağara ve dağ meraklıları mutlaka görmeli. http://urfatutkunu.blogspot.com/2010/02/urfam-resimleri.html Bu linkte resmi var. Şu linkten de daha ayrıntılı bilgi elde edebilirsiniz ve çok güzel resimlerine bakabilirsiniz http://wowturkey.com/forum/viewtopic.php?t=99375).
11. Hayat El Harrani Hazretleri Türbesi ( Harran merkezdeki güzel bir bahçe içerisinde bulunan caminin ve Harran Mezarlığı'nın yanındadır. Genelde yerli halk gitmektedir. Alim bir zattır. Bahçesinde palmiye gibi (Urfa'da çok bulunan ve tam adını bilmediğim) ağaçlar mevcuttur. Urfa sıcağında yolculuk yapmaktan bunalanlar Harran'a geldiklerinde iki dakika soluklanmak isterlerse bu küçük ama güzel bahçeye uğrayabilir ve bu alim zatı ziyaret edebilirler).
12. Soğmatar (Yeni adı Yağmurlu olan köyde bulunan antik kent. Kabartma heykeller, yazılar, tapınaklar ve Hazreti Yakup Kuyusu var. Yüzyıllar öncesine uzanan tarihi bir mekan. Ancak ne yazık ki ne bir koruması ne de düzgün bir yolu var. Bence kesinlikle görülmesi gereken bir mekan. Ayrıca gitmişken köylülerin hoş sohbeti ve leziz çayından da tatmalısınız. Zaten hemen davet ediyorlar. Canım Urfam'ın biricik insanları, seviyorum sizi).
13. Şuayıp Şehri (Harran'a 37 km mesafededir. Hazreti Şuayb Peygamber'in yaşadığı mağara vardır. Ve bir çok başka mağara ve kalıntı vardır. Ne yazık ki fazla bilinmemekte ve bence yazık edilmektedir. Yolu yoktur. Baştan söyleyeyim, tarihe meraklı olmayanlar niye geldik diyebilirler. Uzak çünkü. Bu linkte de Harran'dan itibaren anlattığım yerler ve yine o güzergah üzerinde görülmesi gereken başka yerler anlatılıyor, ki tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan Han El Ba'rür Kervansarayı bunlardan bir tanesi http://urfatutkunu.blogspot.com/2010/02/2008-urfa-hatiralarim-1_01.html).
14. Halfeti'de tekne turu ile Rum Kale,Birecik Barajı'nın yapılması ile sular altında kalan eski Halfeti, Savaşan Köyü ve civarına yapılacak gezi ("Bir an 'acaba Urfa'da değilim de Marmaris'te miyim?' diyeceksiniz" denir burası için. Suda yeşilin ve mavinin o enfes tonlarını göreceksiniz. Ve belki de Fırat'ı ilk kez bu kadar durgun göreceksiniz. Tekne turları yapılıyor. Çok değil bundan bir kaç yıl önce orada bir köyün bir yaşam alanının olduğunu bilmek ve tekne ile bir köyün üzerinden geçmek... Eşsiz bir tecrübe. Gezinin ortalarında Rumkale'ye yanaşılıp isteyenler inip gezebiliyor. Fakat ben Fırat'tan ürktüğüm için inip gezmedim =) Dolayısıyla Rumkale'nin içini anlatamayacağım size. Fırat kenarında duba restoranlar mevcut. Fırat'tan tutulan balığı yiyebilirsiniz. Savaşan Köyü'nün tam yanına da duba çay ocağı yapılmış. Ben gittiğimde yoktu. Geçen ay TRT 1'de gördüm. Orada da yarısı suya gömülü bir minarenin dibinde çay içmeniz mümkün. Burada bir resim var http://urfatutkunu.blogspot.com/2011/08/canim-urfamdan-resimler-fotograflar.html).
15. Viranşehir Tarihi Paşa Konağı (şimdi Viranşehir Kütüphanesi olarak hizmet veriyor) (Çok güzel bir taş konak. Duvarlardaki o motiflere o işlemelere bayılacaksınız. Viranşehir'e gidenler gezebilir. Çok büyük değil. Güler yüzlü bir personeli var ve gezmek isteyince müsade ediyorlar. Ama kütüphane olduğu için sessizce gezmelisiniz. Bence öyle güzel bir taş konak ki ben bunu görmek için özel olarak Viranşehir'e gitmiştim. Bu linkte çektiğim bir resmi var http://urfatutkunu.blogspot.com/2010/02/2009-ayintap-urfa-gezim-92fotograflar.html).
Bir sonraki yazıda görüşmek umuduyla; hepinize sevgilerimle.

19 Eylül 2011 Pazartesi

Urfa'da Gezilecek Yerler-2

Bir önceki yazıda kaldığımız yerden devam edelim Urfa'yı gezmeye:

4.Çifte Mağaralar (Balıklıgöl'ün hemen yanındaki Urfa Kalesi'ne çıkarken üç seçenek vardır:

a.Dağın içine kurulmuş merdivenlerden çıkmak, ki basamaklar çok yüksektir ve mağaranın içinden ilerlersiniz. Eski zamandan kalmadır.

b. Dağın dışında sol tarafta bulunan (sonradan yapılmış) merdivenlerden çıkmak.
c. Dağın dışında sağ tarafta bulunan (sonradan yapılmış) merdivenlerden çıkmak. Sağ taraftaki bu merdivenlerden çıkarken, belli bir yüksekliğe kadar çıktığınızda Çifte Mağaralar gelir karşınıza. Dağın içine doğru yan yana olan iki adet mağara. Şu anda çay bahçesi ve restaurant olarak kullanılmaktadır. Hem içerisinde hem de kaleye çıkan merdivenlerin üzerine konulmuş masalarında oturma imkanınız vardır. Aşağıda ise Balıklıgöl ve Anzılha Gölü manzarası. Eğer yemek yemek için oturmak istemezseniz bakıp çıkmanız da mümkündür).
5. Eyüp Nebi Mahallesi (Hazreti Eyüp'ün çile çektiği mağara ve yıkanıp şifa bulduğu sıcak su ve içip şifa bulduğu soğuk su var) (Urfa 'dan Harran-Akçakale istikametine giden yol üzerinde şehrin çıkışa yakın kısmındadır. Gerek yerli halk gerekse yerli turistlerin ilgi odağı halindedir. Önünde her an tur otobüsü ya da bireysel araçlar görürsünüz. Ziyaret edilesi tarihi bir mekandır. Bahçe içinde bir cami, Hazreti Eyüp'ün şifa bulduğu soğuk içme suyunun kuyusu, bu suyu içebileceğiniz çeşmeler, yerin altında Hazreti Eyüp'ün çile çektiği mağara ve cami bahçesinin biraz arka kısmında Hazreti Eyüp'ün yıkanarak şifa bulduğu sıcak su ile hediyelik eşya dükkanları (küçük çapta) bulunmaktadır. Arzu eden ziyaretçiler yanlarında havlularını getirerek buradaki sıcak suda duş alabilirler. Bayanlar ve erkekler için kurulmuş banyo tesisi vardır. Buraya gelmeden bir rehber bulunursa bütün bu mekanların tarihini ve kapsamını ayrıntılı dinleyebilirsiniz. Güzel rehberler var. Cami giderken yolun solunda kalıyor. Hemen karşısında yani yolun sol kolunda ise belediyenin yaptığı büyük ormanlık bir park var. İçerisinde masalar var. Piknik yapmaya ya da sadece oturup yeşille gözleri dinlendirmeye yönelik güzel bir park. http://urfatutkunu.blogspot.com/2010/02/2009-ayintap-urfa-gezim-6.html Bu linkte de çektiğim fotoğraflar var. Sırasıyla neresi olduklarını yazayım. Bahsettiğim Cami / Caminin bahçesinde bulunan yerin altındaki Eyüp Nebi çile mağarasına iniş / Caminin bahçesindeki Eyüp Nebi şifalı içme suyu kuyusu / yerin altındaki çile mağarası (önde görünen iki çubuk, demir parmaklıktır) / közlenmiş isot / tırnaklı ekmek).
6. Eyüp Nebi Köyü (Hazreti Eyüp'ün, hanımı Hazreti Rahime'nin ve Elyesa Peygamber'in kabirleri var). (Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesine bağlıdır. Şanlıurfa-Viranşehir yolu üzerindedir ve Viranşehir'e giderken sol kolda kalmaktadır. Köy yolu olduğu için toprak-bozuk bir yoldur. Türkiye'nin pek çok ilinden hem Hazreti Eyüp'ün (ve diğerlerinin) kabrini ziyaret etmek hem de dua edip şifa bulmak düşüncesiyle pek çok yerli turist kendi imkanlarıyla gelmektedir. Kabir, eski Urfa Valisi Ziyaeddin Akbulut tarafından yaptırılan çevre düzenlemesi ve bahçenin içerisinde bulunmaktadır. Ayrıca bahçenin bir yerinde de Hazreti Eyüp'ün yaslandığı ve çatlayan sabır taşı bulunmaktadır. http://urfatutkunu.blogspot.com/2010/02/2009-ayintap-urfa-gezim-92fotograflar.html Bu linkte de resimleri var ve üstlerinde neresi oldukları da yazıyor =) ).
Bir sonraki yazıda görüşmek ümidiyle. Hepinize sevgilerimle;

14 Eylül 2011 Çarşamba

Urfa'da Gezilecek Yerler-1

Merhaba Arkadaşlar,

Bir önceki yazımda Urfa'da gezilecek yerleri anlatacağımdan bahsetmiştim. Türkiye Gezgini'ne e-postada yazdığım sıra ile sizlere de anlatmaya başlıyorum.

1. Urfa Merkez'de Halepli Bahçe'de yapılan kazılarda bulunan Amazon kadınları mozaiği (
Hem resimleri bulunan, hem de isimleri yazılı olan Amazon Kadını mozaiklerinden dünyada sadece dört yerde vardır Ancak sadece Urfa'daki mozaikler tümdür. Diğerleri parçalanmıştır.)(Burası merkezde olduğu için ve Balıklıgöl'e çok yakın olduğu için git-gel sorunu yok. Mozaikler şu an koruma altına alınma çalışması içerisinde. Üstleri güneşten ve dış etkenlerden zarar görmemesi için bezlerle brandalarla örtülü. Çalışmalar bittiğinde müze şeklinde olacak ve gezilebilecek. Etrafında da Amazon kadınlarının yaşadığı evlerin kalıntıları bulunmuştur. Hamamları, vs, hepsi görülmektedir. Şu an için gezime açık değilse de merkezde olduğu için oraya kadar gitmişken uğramakta fayda var. Mozaiklerin başında nöbet tutan görevlilerden ayrıntı sorulduğunda anlatıyorlar. Ve rica edilirse mozaiklerin videosunu bloutooth ile cep telefonuna gönderebilirler. Ben almıştım. Böylece tüm mozaikleri henüz ziyarete açılmadan görmüş oldum. Tarih meraklılarının mutlaka gitmesi gereken bir yer).

Bu iki mozaik resmini internnetten aldım. Daha fazlasını görmek isterseniz arama motoruna Halepli Bahçe Mozaikleri yazabilirsiniz.

2. Sakıbın Köşkü (Urfa Merkez)
( Urfa kültürünün vazgeçilmezlerinden olan taş konaklardandır. Belediye başkanının resmi misafirlerini ağırladığı bina. Avlusu, eyvanı, odaları, hamamı, her yeri sanat eseri gibi. İkinci katın doğusunda yer alan odanın duvarlarını Sakıp Efendi’ nin mavi boyalı ahşap üzerine 1263 tarihli (M 1845) Ta'lik hattıyla yazılmış şiiri dolaşıyor. Balıklıgöl'e yakın. Normalde gezime açık bir yer değil. Her daim bekçileri var. Rica ettiğiniz zaman sizi gezdiriyorlar. Bence kesinlikle görülmesi gereken konaklardan biri).

3. Anzılha Gölü
(Balıklıgöl'ün hemen yanında uzanan ikinci göldür. İnanışa göre Hazreti İbrahim ateşe atıldığında, Nemrut'un kızı Zeliha O'nun yanmadığını ve ateşler içerisinde bir gül bahçesi gibi dolaştığını görür. Bundan çok etkilenir ve "İbrahim'in Rabb'ine inanıyorum" diyerek o da Urfa Kalesi'nden kendini atar. Buraya düşer ve onun düştüğü yer de göle dönüşür. Esas adı Ayn-ı Zeliha'dır. Manası "Zeliha'nın gözleri (gözyaşları)" dir. Hazreti İbrahim'e aşık olduğu söylenir Zeliha'nın. Ve O ateşe atıldığında çok ağladığı rivayet edilir. Bunu simgelemesi için Anzılha Gölü'nün ortasına kocaman bir fiskiye konmuştur. "Zeliha'nın Gözyaşları" anlatılmaktadır bu fiskiye ile. Gölün kenarı çınar ağaçları ile doludur. Ve çok güzel çay bahçeleri mevcuttur. Burada oturarak bakır çaydanlıktan çay ya da Urfa'ya özgü mırra içerek gölü seyretmenin tadına doyum olmaz. Çay behçesine oturmak istemeyenler için gölün etrafında banklar da bulunmaktadır).Devamı bir sonraki yazıda kısmetse. Hepinize sevgilerimle;