16 Haziran 2016 Perşembe

AŞK NEFESİ


Ben bir aşka düştüm ki sonsuz kere sonsuzdur,
Sevdiğim'den öncesi kupkurudur cansızdır.

Nasıl oldu dedinse bir çaba sarfetmedim,
Sadece Hak Çalab'dan göndermesin diledim.

Rabb'im bana en güzel özelini gönderdi,
Bir Yar ki mutluluğa, iyiliğe önderdi.

Sevdiğim beni buldu, dedi "gel yamacıma,
Ellerini tuttum ya, dahilsin amacıma."

Sürmeli gözlerini yüreğime nakşettim,
Sevdasını içime tokat gibi aşkettim.

Ne zaman dara düşsem O yanımda yer aldı,
Dünya karşımda dursa Yar'im beni tutardı.

Korku ne endişe ne yıllardır bilmiyorum,
Bu öyle bir sevda ki kapıldım gidiyorum.

O benden en ufak bir karşılık beklemiyor,
Ellerimi tutunca yüreğim teklemiyor.

Allah'ım buldurduğun nimeti kaybettirme,
Kalbim, sıkı sahip ol, sakın Yar'i yitirme.

Kocasinan (=Urfa Tutkunu)
15 Haziran 2016 / KONYA / 19.10

20 Mart 2016 Pazar

Aşk İpi


AŞK İPİ
Bu gözler ki görmedi,
Ol Ahmed* cemalini,
Nasıl nice bilmedi,
Tatmadan zülalini.

Deyiler Yusuf° azdır,
Ol Güzel'in yanında,
Zöhre alnında izdir,
Taşır hem kan canında.

Bilmiyem Sureti'ni,
Görmedim heç bir vakıt,
Okudum siretini,
O oldu aşka yakıt.

Bir gün bir Güneş doğdu,
Ve tuttu ellerimden,
Hiç hazırlığım yoğdu,
Lakin gittim peşinden.

Sordum "Hele Sen kimsin?
Nasıl da buldun beni?
Tesir ruhuma insin,
Yaktın kül ettin canı..."

Dedi "Ben Ol Ahmed'in,
Gül kokan Beyti'ndenim,
'Tut elimi' diyenin,
Yüreğindedir yerim!"

Ben dedim zehreye 'gel',
Gelmeden terk eyledi,
Sonra Zöhre'yi buldum,
Ömrü âbâd eyledi.

O nasıl bir ışıktır,
Nasıl bir güzelliktir,
Gönül meçhul aşıktır,
Bu ayan özelliktir.

Beyti'nden çıkan böyle
İse Kendi nasıldır?
Düşünsene bir şöyle,
Suret değil Asıl'dır.

Aşk gizli bir hazine,
Ayan beyan acıdır,
Sabretmeyi bilene,
Yol gösteren öncüdür!

Sinan'ım aşk ipini,
Tuttu isen bırakma,
Fırlat dünya topunu,
Sakın kendini yakma,
Malayaniye akma!

20 Mart 2016 / KONYA / 01.22

7 Şubat 2016 Pazar

AbdUllah'a Notlar-5

* Halis niyetle ve düşünerek attığın adımlar bugün beklenmedik şekilde sonuçlanırsa yılma üzülme, tevekkülle yarını bekle. Emin ol ektiğin tohum ummadığın anda filizlenecektir. 

* İnat dünyanın en beter huylarından birisidir. Ancak doğru yolda olduğuna inanıyorsan asla taviz verme. İnat ve kararlılığı birbirine karıştırma.

* Ân'ı an'da yaşamak en doğrusudur. Sıkıntı, üzüntü ve kaygılarını olduğu an yaşayıp orada bırak. Onları sündürmek kimseye bir fayda sağlamaz.

* Pozitif enerji yaymak her ne kadar çevredekileri mutlu ediyor gibi görünse de, aslında en büyük faydası kişinin kendisinedir. Pozitif enerji zihni rahat bırakarak her daim doğru kararlar almaya vesiledir.

* Ne olursa olsun hiç kimseye karşı ön yargılı olma. Bazen en kötü görünenin içinden en güzel kalp çıkabilir.

* Sevmek güzelse de onurluca sevmek daha güzeldir. Sevgi fedakarlık ister evet. Lakin genel verici olmak, kıymetsizliğin ilk adımıdır. Dikkat etmeli!

* Bir olayı göründüğü gibi algılayıp kızmaya başlamadan önce, değerlendir. İşin özü, olayın görünmeyen yönünde saklı olabilir.

* Doğru yerde hayır demeyi bilmek; onurlu, kararlı ve dik bir duruşun göstergesidir.

* Lafı israf ederek konuşmak hakikati perdeler. Her zaman israfla konuşan kişi bir gün gerçeği söylese de dinleyeni/anlayanı olmaz.

* İnsana körü körüne inanman, ömrüne acıyı getirir AbdUllah. Gözü kapalı inanılacak yalnız Allah (cc) ve Rasulü'dür (S.A.V.). Unutma.

* Menfi niyetlerle yola çıktıysan "her şey yolunda" diye erkence sevinme. Kötü niyette er ya da geç tökezlemek mukadderdir.

* Otoriter olana çoğunluğun susması saygıdan değil, belki ürkmektendir. Ancak denge unsuru olan insanlara duyulan saygı, içinde sevgiyi de barındırır.

* Sevmekten asla ama asla vazgeçme. Sevmek, güven duymaktır. Ve Allah için olan sevgi, sevginin en gerçek halidir.

* Hatanla yüzleşmek yerine onu gizlemeyi seçersen, büyüyerek bomba olup patlamasına zemin hazırlamışsın demektir. Üstelik bu durumda sadece kendine değil, patlamanın etkisiyle başka insanlara da zarar verirsin. En güzeli zamanında yüzleşip halletmektir.

* İnsanın en büyük ve Tek Dayanağı Yaratıcısı olmalıdır. Sırtını ve gönlünü Allah'a dayayanın başı uzun süreli ağrımaz.

* Taşlaşmış kalpleri bile yumuşatan bir iksir vardır. Adına SEVGİ denir. Beklentisiz, hakiki ve Allah için olan sevgi...

* Zahire bakıp amel işleyen mahvu perişan olmaya mahkumdur. Allah'ın verdiği idraki kullanmayı seçenin hatası da minimum olur.

* Emin olmadığın durumlar için adımlar atarsan, insan kalbini geri dönüşümsüz kırabilirsin AbdUllah. Kalp kırmak âh almaktır. Muhatabının dili oynamasa dahi, yüreğinin ezikliği senin boynuna âh olup asılır. Önce karar ver, sonra yürü.

* Yaşadığın her şey nasip olsa da, nasibin içinde gayret de saklıdır. Dünyada (maddi-manevi) kazanmanın yolu asla yılmamaktır. Gerisi dua ve tevekkül.

* Bir insana ders vermek için başka bir insanı kullanırsan, o mazlum senin imtihanın olabilir. Kul hakkına girmekten imtina et.

* Büyük sözü dinlemek ne hoş bir huydur. Ama her büyüğün sözüne idraksizce uymak, oyuncak olmaktan öteye gitmemek demektir. Hayatının hitamındaki hesap sana aitse, hayat akarken verilecek kararlar da sana ait olsun.

07 Şubat 2016 / KONYA / 01.26


NOT:Fotoğraf internetten alıntıdır.

24 Kasım 2015 Salı

Yorgunum

"Bu kadar anlayışsız ve suskun olmayı nasıl başarıyorsun anlamıyorum?" dedi. "Benden ne istiyorsun? Neden mutlu olmamıza izin vermiyorsun?"

Telefonun diğer ucunda sessizlik hakimdi. Sonsuza dek bitmeyecekmiş gibi görünen bir sessizlik. Ve sonra devam etti aynı ses:

"Biliyor musun 'yorgunum. Çünkü yorgunluğumun yaşamak gibi bir anlamı var'dı. Oysa şimdi yaşamıyorum. Sen beni öldürdün. Güldürmeye çeyrek kala öldürdün beni. Tutanamıyorum. Nefesim çıkmıyor. Yaşayamıyorum. Ve böyle hissettiğim için kendimden nefret ediyorum. Yorgunum. Çünkü artık yorgunluğumun ölmek gibi bir anlamı var." dedi. Telefonun diğer ucundaki hâlâ konuşmuyordu. Konuşansa biliyordu ki ölüler işitilmezdi. Onu da işiten yoktu işte. Böylece iyice kanaat getirdi gerçekten öldüğüne. Ölmüştü. O güzel gözlerini hiç gülemeden kapatmıştı sonsuza dek.

"Yaziktur günahtur"...

24 Kasım 2015 / KONYA / 13.49

22 Kasım 2015 Pazar

Diriliş


Gördün mü Kocasinan her şey nasıl da bitti,
Zaman boşa harcandı umut yok yere gitti,
Baş tacımdır sandığın seni boşluğa itti,
Şimdi öldün ya işte vaktidir dirilişin!

Bir sigara yakmıştın dumanında yar sandın,
Kokusunu duyunca bir gelecek var sandın,
O tükendi sen bittin, söylemeyi ar sandın,
Şimdi bildin ya işte vaktidir dirilişin!

Ölmek en son adımdır bu dünya hayatında,
Gülmek büyük maskedir cihan saltanatında,
Kefenin gelinliktir o tahtadan atında,
Şimdi güldün ya işte vaktidir dirilişin!

Şu an cidden yalnızsın, yalnız O var yanında,
Bak kanın çekiliyor, bir çıkış var canında,
Bunca vakit geçse de yolculuk var sonunda,
Şimdi vardın ya işte vaktidir dirilişin!

Dünya fani keder boş beklentiler sonsuzdur,
Yüreğine baktın ki hep yalnızdır onsuzdur,
Boş yere çok bekledin muhatabın gamsızdır,
Şimdi yundun ya işte vaktidir dirilişin!

Sinanım çok bekledin küllerine kar yağdı,
Tüm perdeler çekildi tüllerine nar yağdı,
Konuştun sendeledin dillerine ar yağdı,
Şimdi sustun ya işte vaktidir dirilişin!
Çiziktirdiğin şiir aktidir dirilişin!
22 Kasım 2015/ KONYA / 00.45
Urfa Tutkunu

"...

Buzlar çözüldü; kıştan kuru bir ayaz kaldı 
Ufka bir bak yiğidim; inkılâba az kaldı. 

Bulanık akan sular durulacak yeniden 
Gökyüzüne direkler vurulacak yeniden 
Saâdet menziline varılacak yeniden 
Çağlar üstü bir nizam kurulacak yeniden 

Cehaletin elinde lanetli bir saz kaldı 
Ufka bir bak yiğidim; inkılâba az kaldı. 

Tasalanma yiğidim; zaman bizden yanadır 
Külümüzden yükselen duman bizden yanadır 
Son durak, son ilahi ferman bizden yanadır 
Dünya düşman olsa da, iman bizden yanadır 

Kapıları açacak çoşkun bin niyaz kaldı 
Ufka bir bak yiğidim, inkılâba az kaldı 

Mahzenlerde beklemek ziyan artık, yiğidim 
Fecr-i sâdık vaktidir; uyan artık yiğidim 
Ateşlere girsen de, dayan artık yiğidim 
Hakikate dönüyor rüyan artık, yiğidim 

Zalimler için karar verildi; infaz kaldı 
Ufka bir bak yiğidim, inkılâba az kaldı!"
(NurUllah Genç)

"...
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir Mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden umut kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır!"
(Sezai Karakoç)

18 Kasım 2015 Çarşamba

Ahmet'in Manolya'ya Son Mektubu (SON)


Manolya ile son görüşmesinde ona tek kelime etmeden çekip giden Ahmet, o günden beri bu hadiseyi düşünüyordu. Manolyası onun kalbini çok ama çok kırmıştı. Bir süre sonra hiç bir şey olmamış gibi geri gelmiş ve kaldığı yerden devam etmek istemişti. Tamam, Ahmet erkekti. Bazı şeyleri alttan alması gereken taraftı. Ama neticede o da insandı ve incinmişti. Zaten onun aklı gece gündüz Manolyasındaydı. Lakin Ayla'dan şöyle ağız dolusu bir özür duyamamış, bu da acısına acı katmıştı. Kendisini önemsenmeyen biri gibi hissediyor ve üzüldükçe üzülüyordu. O gün markette Manolya'yı tanımaz gibi davranması da bundandı zaten. Kalbi koşup ona sarılmak istese bile bilinçaltı bunu reddediyor ve olmaz diyordu. "Sen neden bu kadar cesaretsizsin ki Manolyam?" diye düşündü Ahmet. "Onu tanımadığımı gösterdim ve hemen geri adım attı. Oysa en başından beri biliyorum onun benim Manolyam olduğunu. Niçin bunu anlamadı ki? Niçin cesaretle bir daha gelmiyor bana? Manolyamsın Sen, anlasana işte!" diye söylendi.

Gözünü açtığında Ayla'yı görmüştü. Onu sevmiş, onun tarafından sevilmişti. Ayla ilk sevdiğiydi Ahmet'in. Ve sonuncusu da o olsun istiyordu. Yanında bir başkasını hayal dahi edemiyordu. Manolyayı böyle içten severken başkasıyla nasıl olacaktı ki? 

Bu düşüncelerdeyken yine kendisi için terapi yani kağıt-kalem zamanının geldiğini düşündü ve masaya geçti. Çekmecesinden çıkardığı o süslü kağıdı, bu sahibini arayan mektupları yazmak için özel olarak almıştı. En yaldızlı ve hoş kalemini seçip yazmaya başladı. Lakin bu defa başlamasıyla bitirmesi bir oldu. Zira mektup üç cümleden oluşuyordu. Ahmet, uzun yazamayacak kadar yorgundu çünkü. Gönül yorgunu...

Nice mektuplar yazmış, bir tanesini bile postaya verememişti. Okunmayacağını bile bile yazıp çekmecesine atıyor, postalamadığı halde Ayla'dan cevap bekliyordu. Çünkü kalpten kalbe bir yol vardı. Ve Ayla onu hâlâ seviyorsa bunları hissetmeli, yapıcı bir adım atmalıydı. Ahmet, o süslü kağıdına işte şu üç cümleyi yazmıştı:

"Çok sevdim ben seni. Görüp görebileceğinden de çok. Ondan bu hırçınlığım..."

Başı, sonu, hitabı, selamı, vedası olmayan bir mektuptu bu. Nasıl olsa okunmayacaktı. Ne önemi vardı ki kuralların? Yüreğinden geldiği gibi davranmaktı aslolan. Zira insan, ancak yüreğinden geldiği gibi davranınca rahatlıyordu.

Sonra bir cümle döküldü Ahmet'in dudaklarından. Mırıldanarak dua eder gibiydi adeta:

"Ben seni senden değil, seni Rabb'im'den diliyorum Manolyam" dedi.Cenab-ı Hak Kendisi'ne müracaat edenleri cevapsız bırakmazdı zira. Ahmet, Rabb'in'den onu hayırlısıyla diliyor ve dua ettikçe ruhunu derin bir huzur kaplıyordu...

18 Kasım 2015 / 02.35 / KONYA

TÜM MANOLYA SERİSİ YAZILARI:
1. İçimdeki Boşluk
2. Hayallerim ve Sen
3. Güllerin Kurudu Kaldı Ellerimde
4. Neden Manolyam?

16 Kasım 2015 Pazartesi

Döküldü bitti


Herkesin imtihanı kendine mi zor yoksa sahiden en zoru benimkisi mi? Uyuyamamak ne kötü! Midem bulanıyor artık uykusuzluktan. Her gece aynı şey oluyor. Yorgunum... 

Sessizlik ne kötü! Sessizlik çok zor. Ölüyorum yavaş yavaş. Ben yokmuşum gibi davranılıyor. Ölsem üzülür mü diye düşüneceğim geliyor, vazgeçiyorum. Zor anımda beni umursamayıp yanımda olmayan ölümümden niye etkilensin ki! 

Neden varoldu bu sessizlik ve neden sürüyor? Ne olacak acep halim? Bu şekilde daha ne kadar devam edebilirim ki? Bir sürü kişi var etrafta. Kimse yok. Neden bu kadar boş ortalık? Neden kimse yok? Hiç mi bi tel titretememişim ben? 

Ey uyku! Sen bari gelseydin. Başka gelen giden yok, sen bari gelseydin!

Şimdi çalınsa kapım ne olur? Tesir eder mi? Ölmüşüm ben! Öldükten sonra gelen tesir eder mi?

Ben ne zaman öleceğim? Ne kadar zamanım kaldı? Bir varmışım bir yokmuş. Sahi var mıydım ben? Var olsam var olurdu herhalde. Ama yok. 

Olmasam farkeden olur mu ki? Varlığım görünmezse yokluğum niçin görünür olsun? Ayşe, Fatma, Mehmet, Hüseyin; emeği geçen herkese teşekkürler...

16 Kasım 2015 / KONYA / 02.35