28 Eylül 2013 Cumartesi
25 Eylül 2013 Çarşamba
SENDEN ÖNCE BEN
"Aşk vardır, ona inanmaktan vazgeçme."
***
Dün gece, bir süredir okumakta olduğum "Senden Önce Ben" adlı kitabı bitirebilmek için uyumadım. Öyle bir şey ki, insan kitabı elinden bırakamıyor. Yaklaşık 250 sayfayı devirdikten sonra sabahın ilk ışıklarında uyumaya çekilirken, bu kitaptan sonra öyle hemen uykuya dalamayacağımı ve bir şeyler yazmak istediğimi fark ettim. O ana kadar, ötenazi ile ölümünü isteyen ana karakter Will'e kızsam da, o an garip bir şekilde kendimi Will'i destekleyen bir yazı yazarken buldum. Bu kitap basit gibi görünse de, hayatı yeniden sorgulamama sebep olmuştu. Kitap bittiğinde aklımda onlarca düşünce vardı. Artık kuadriplejinin ne olduğunu biliyordum. Ve yaklaşık 2 yıl önce kısmı felç geçiren manevi amcamın yaşadıklarını daha iyi anlayabiliyordum. İnsanın aşktan dahi vazgeçebilişini ve bunun haklı sebeplerini görüyordum. Kitap bittiğinde alabora olmuş durumdaydım adeta. Ve günlüğüme yazdığım satırlarda hayatta kullanmadığım kaba iki kelimenin de kalemimden çıkmış olduğunu gördüm. Buna aldırış etmedim ve kelimeleri silmedim. Akışına bıraktım o anki hislerimi. İşte günlüğümdeki satırlar:
Saat sabahın beşini geçti. Gözümü kırpmadım bütün gece. Will Traynor'ın kendini nasıl öldürdüğünü okudum.
Will Traynor kesinlikle arkasından ağlanacak birisi. Bir kızın kalbini çalıp sonra da hiç bir şey söylemeden ortadan kaybolacak kadar öküz değil. "Seni seviyorum. Ama bu benim seçimim. Bunu anlamaya çalışmalısın." diyecek kadar cesur. Pek çoklarının asla yaşayamayacağı bir aşkı tüm imkansızlıklar içinde yaşarken, aldığı kararın ardında durup bu aşktan dahi vazgeçebilecek kadar kararlı. Will Traynor, ardından gözyaşı döktüğünüze pişman olacağınız salaklardan değil. Sahte aşklarla vakit öldürüp, en sonunda da kalpleri öldürenlerden değil. Lou gibi bir kızın içindeki yıldızları görecek kadar maden ustası. Sevgisini sahiplenecek kadar adam. Arkasından ağlanacak kadar kıymetli. Gittikten sonra bağlayacak kadar unutulmaz. Will Traynor, yaptığı şeyle kendisine 'bencil' demekten kendinizi alamasanız da, hayran kalacağınız kadar güçlü.
Will Traynor, bir roman kahramanı mı?!!! Hayattaki sahte suratların yanında, hayali olamayacak kadar gerçek ve kararlarından vazgeçmeyecek kadar adam.
Adam gibi adam.
Kitap bitti. Allak bullağım. Will Traynor ve Louisa Clark; ne kadar gerçektiniz...
25 Eylül 2013 / KONYA / 05.23
23 Eylül 2013 Pazartesi
BEDRİN ARSLANLARI
Bir arkadaşımın sorusu üzerine Bedrin Arslanları ve Çanakkale'nin Kınalı Kuzuları'nı düşündüm.
Arkadaşın sorusu:
Mehmet Âkif Ersoy'un güzel bir şiiri var, Çanakkale şiiri.. Şiir güzel ama bir yer var diyor ki "Bedr'in arslanları ancak bu kadar şanlı
idi." Burada ne demek istemiş sizce? Çanakkale'dekileri Bedir'de
savaşan kahraman Sahabelere üstün mü tutuyor? Hani böyle bir kıyas yapmak
yanlış değil mi? Eğer kastettiği buysa tabii "Bedir'dekiler bile bu
kadar şanlı değil idi"" mi diyor sizce?
Urfa Tutkunu'nun cevabı:
Bu soruya cevap verebilmek
için Çanakkale ruhunu bilmek ve anlamak gerekir. Çanakkale'de öyle bir savaş yaşanmıştır ki
Allah Rasulü' nün (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) himmeti olmasa o savaşı kazanabilmek mümkün
değildir. Savaşa katılanların anlattıklarını okuyunca-dinleyince
dahi içi ürperiyor insanın. Mehmet Akif Ersoy RasulUllah aşığı bir
insan. Cümle ilk okuyunca bu anlamı gösteriyor gibi görünse de bunu kasdetmemistir. Bu cümleyi uzun bir süre ben de düşünmüştüm ne
demek istedi diye. Bence savaşın şiddetini ve İslam dünyası için
ehemmiyetini anlatmak istedi. Biliyorsunuz Bedir İslam'ın ilk savaşı. Ve
bu savaşın kazanılması İslam'ın yayılması adına çok
önemliydi. Çanakkale de belki en az o derece önem arz ediyor. Çünkü Çanakkale
savaşı kaybedilse idi bundan en büyük darbeyi milletimiz değil, Allah
muhafaza Dinimiz(Dinimizin yayılması) almış olacaktı. Bu bilinçle 12-13 yaşındaki çocuklar
dahi şevkle savaşa katılmış ve Allah için cihad etmişlerdi. Allah (Celle CelaluHu) hepsinden razı olsun. Hani tarihte din adına bazı dönüm
noktaları olur ya, Bedir de Çanakkale de o dönüm noktalarındandı. Zannederim
bunu anlatmak istedi rahmetli şair.
Bedrin Arslanları'na da Çanakkale'nin Kınalı Kuzuları'na da rahmet olsun. Rabb'im bizleri de onların şefaatine nail etsin.
12 Eylül 2013 Perşembe
Neden Parfüm Kullanmıyorsunuz? (!)
Merhaba arkadaşlar,
Armutlu'dan geldik ama bir rehavet çöktü ve yazamadım. Aslında sizinle paylaşmak istediğim farklı şeyler vardı ancak geçen gün yaşadığım ilginç bir olayı anlatmasam olmazdı.
O sabah biraz erken uyandım ve ne kadar çabalasam da tekrar uyuyamadım. Üstelik halsiz ve yorgun hissediyordum. Öğlene doğru olduğum yerde uyuyakalmışım =) Hani denir ya, 'kan uykudaydım' diye, işte tam o vaziyetteyken telefonum çaldı. Birden fırlayıp hayırdır diye açtım. Tanımadığım bir numara arıyordu ve telefonun ucundaki hanım Royal Grup'tan aradığını ve biraz görüşmek istediğini söyledi. Buyurun dedim ve düşündüm Royal Grup ne acaba diye. Aklıma bir tek halı olan Royal geldi =) Ama o değilmiş.
Telefondaki hanım "parfüm kullanıyor musunuz?" diye sordu. Şaşırdım. Zaten yeni uyanmışım. Ne parfümü, ne alaka? İlgiyi kuramadım. Hayır dedim. Neden ama demez mi? Size ne kardeşim diyeceğim, sıktım kendimi. DrFlor... bilmem ne diye bir kozmetik markası varmış. Adını bile ilk kez duyuyorum. Bana onun parfümünü tanıtacakmış. Yahu hiç telefonda parfüm tanıtılır mı? Kullanmıyorum, tercihim bu yönde dedim. "Ama neden kullanmıyorsunuz, bu kendi tercihiniz mi yoksa doktor falan mı kullanmayın dedi?" diye sordu. Doktor ne alakaysa? Hayır kendi tercihim diyorum; hala ama neden kullanmıyorsunuz diyor. Siz benim numaramı nereden aldınız dedim. Telefon operatörünüzden dedi. Nasıl yani diye sordum? Operatör numaramızı böyle her isteyene veriyor muydu? Kadın "hattı açtırırken reklam kampanya vs firmalarına numaramın verilmesini istiyorum diye bir seçenek olur. O seçeneğe evet dediğiniz için numaranızı paylaştılar." dedi. Böyle bir şeyden haberim vardı ve ben kesinlikle hiç kimse ile paylaşılmasın seçeneğini seçerek hattımı almıştım. Kadın bunu deyince "biliyorum, zaten ben hattı alırken paylaşılmaması seçeneğini seçmiştim. Bunun için gereğini yapacağım" dedim. Bozuldu ve kapattı.
Kan uykumdan uyandığım şu saçma sebebe bakar mısınız: "ama neden parfüm kullanmıyorsun?" Size ne yahu size ne!
Hattımı alırken kimseyle paylaşılmaması seçeneğini seçtiğim halde numaramın böyle reklam firmalarına verilmesini, bunu yapan operatörü kınıyorum. İnsanlar işlerini yapacaklarsa düzgün yapmalılar. Ayrıca müşteriye "ama neden ama neden" deyip duran satış temsilcisini ve firmasını da kınıyorum. Lütfen önce insan ilişkilerini ve konuşma adabını öğrenin, sonra bu işi yapın. Siz müşteriye hesap sorar tonda ama neden derseniz, o müşteri alası varsa da almaz. Benden söylemesi.
Yeni bir yazıda görüşmek umuduyla. Umut hep vâr olsun.
17 Ağustos 2013 Cumartesi
Köşe Yazarlığı ve Hayattan Kısa Kısa
Merhaba Arkadaşlar,
Kısa bir süre önce Şanlıurfa Güncel adlı web sitesinden, yazılarımın yayınlanması için teklif aldım. İsmim Canım Urfam'la birlikte anılacak diye kabul ettim tabi =) Şu ana dek toplam altı yazım/şiirim yayınlandı. Bu mutlu haberi sizlerle paylaşmak istedim. Beni oradan da takip etmek isterseniz lütfen tıklayınız.
Yarın nasip olursa Ankara'da İş Güvenliği Uzmanlığı sınavına gireceğim. Hepinizden dua rica ediyorum. Oradan da kısmetse Armutlu'ya geçeceğiz. İki hafta boyunca aranızda olamayacağım. İmkan olursa girmeye çalışırım ama görüşemezsek Allah'a emanet olun. Hakkınızı helal edin.
Hepinize sevgilerimle. Umut hep vâr olsun.
13 Ağustos 2013 Salı
Tek günlük İstanbul Gezisi / 02 Haziran 2013
Bir günlük İstanbul gezisi için bulutların üzerinde başladı yolculuğum:
Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun.
1 Ağustos 2013 Perşembe
RAMEN (Ramyeon) (Korean Noodle Soup)-FAVORİLERİMDEN
Daha evvel Kore dizi ve filmlerine merak sardığımdan bahsetmiştim. Bununla birlikte Kore mutfağı da otomatikman hayatıma girmiş oldu. İyi ki de girdi. Şimdiye dek denediğim tariflerin hepsini beğendim. Merak ettiğim yemekler için hakiki tarifleri bulmaya çalışıyorum ki aslına uygun olsun. İnternette pek çok saçma tarifler var çünkü. Bu noktada Maangchi'nin bloğu ve youtube çok işime yaradı. Şimdiye kadar denediklerim geleneksel Kore pirinç keki gyungdan, yumurta rulosu, ramen, pirinç şehriyeli tavuk ve baharatlı kızarmış balık oldu. Gerçekten hepsi de birbirinden güzeldi. Ancak içlerinden ramen, vazgeçilmez favorilerimden oldu. O kadar ki farklı bir kültüre ait yemeği canımın çekeceğini, sık sık yapıp yemek isteyeceğimi söyleseler inanamazdım. Ancak böyle oldu =) Ramen hakkındaki görüşlerimi daha evvel şurada belirtmiştim. Ben bu yemekle anladım ki önyargılı olmak, bizim kültürümüzdeki gibi "keçinin yemediği ot başına vururmuş" demek hakikaten yanlışmış =) Şimdi adeta haftada en az bir kez yapıp yemek istediğim lezzetlerden oldu. Üstelik iftar için dahi yaptım, düşünün artık. Ablam ve eniştemin de favorilerinden =)
Kore dizilerinde bol bol gördüğüm ramenin hazır satılanları da var ülkemizde. Ancak yazık ki Koreliler haram hayvanı da yedikleri için, hazır ramenlerin içinde ya da soslarında bu hayvanın maddelerinin bulunması kuvvetle muhtemel. Dolayısıyla helal gıda için en temizi evde kendim yapmaktı.
Yapmadan evvel bir hayli araştırdım. Hani Ayna programından falan Japonlar'ın udon'unu biliyorduk, taze kesilmiş kurutulmamış çubuk makarnadan sulu yemek yapmak. Koreliler'in rameninin udondan temel farkı ise kurutulmuş noodle ile yapılması. Ramen hakkında yaptığım araştırmalarda edindiğim bilgiler şöyle oldu:
* Kesinlikle çok sıcak olmalı. Soğuk ramenler de var ama sıcak tüketileni çok sıcak olmalı.
* Üstünde yeşil soğan ve susam, içinde ise acı, baharat ve bulyon olmazsa olmazlardan.
*Yumurta da genellikle kullanılıyor ve içine istediğiniz sebzeyi ekleyebiliyorsunuz.
Koreliler ramen için balık bulyon kullanıyorlar genelde. Toz halinde olanlardan. Bense hazır bulyon kullanmak istemediğim için tavuk suyu ile yaptım. İçine istediğinizi ekleyebiliyorsunuz. Ben kendi uydurduğum sade tarifi denedim ve gerçekten çok beğeni aldı tadanlardan. İşte benim ramen tarifim:
Malzemeler:
* 2 adet noodle (kişi sayısına göre artırılabilir)
* 1 çay kaşığı kekik
* 1 çay kaşığı kimyon
* 1 çay kaşığı acı sos (benim kullandığım sos çok yoğun bir tada sahip. Bunu artırabilirsiniz. Acı sos yoksa acı toz biber kullanılabilir)
* 1 çay kaşığı kuru reyhan
* Yarım çay kaşığı köri
* 1 çay kaşığı susam yağı
* 1 yemek kaşığı soya sosu (ben Kühne markasını kullanıyorum)
* Göz kararı karabiber
* Göz kararı tavuk suyu
* Göz kararı normal su
* 3 adet taze soğan (çok iriyse daha az kullanabilirsiniz, sadece üstüne ekleniyor)
* Susam
Yapılışı:
Tavuk suyu ve normal suyu geniş bir tencerede kaynatın. Zira noodle'lar pişerken açılacak. Tencere bu nedenle çok ufak olmamalı. Bu su karışımı, noodle pişince bitmeyecek kadar çok olmalı. Adı üstünde bu bir noodle çorbası çünkü.
Kaynayınca içine baharatları ekleyin. Sonra susam yağı, soya sosu ve acı sosu ekleyin. Kaynamaya devam ederken önce birinci noodle'ı, sonra ikinci noodle'ı suya atın. Yani hepsini bir anda değil, tek tek atın. Makarna pişirir gibi karıştırmayın. Sadece hafif hafif karıştırabilirsiniz. Pişince servis tabağına alın ve üstüne önce yeşil soğan sonra susam ekleyip afiyetle yeyin (Koreliler önce noodle'ları sonra baharatları ekliyorlar. Bazen böyle de yapıyorum, ikisi de güzel oluyor).
Şunu da eklemeden geçemeyeceğim. Eskiden yemek yeme çubuklarının (chopsticks) insanlara eziyet etmek için üretildiğini düşünürdüm. Ancak bazı yemeklerin tadı hakikaten chopstick ile çıkıyor. Ki ramen de bunlardan. Birisi bana nasıl kullanacağımı göstermemesine rağmen ben bile kullanabiliyorum ve inanın çatal kaşıkla yemekten farklı bir lezzet oluyor. Her yemek aslına uygun yenilmeli. Nasıl ki Konyamız'ın meşhur fırın kebabı çatal kaşık kullanmadan elle yenir, aslı budur, ramen de chopstick ile yenmelidir. İmkanı olanlara tavsiyemdir. Koreliler rameni chopstick ile yeyip, suyunu da ya kaşıkla içiyorlar ya da tası tepelerine dikerek içiyorlar. Usulü bu yani.
İşte fotoğraflarımız:
Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun.
Etiketler:
DAMAK TADI,
gün,
Kore,
Kore Mutfağı,
Kore&Uzak Doğu Mutfağı,
makarna,
mutfak,
pasta,
ramen,
ramyeon,
sofra,
sunum,
tarif,
traditional food,
Uzak Doğu Mutfağı,
yemek,
yöresel,
yöresel yemek
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



























