
Fırat’ın suyu neden deli akar biliy misen iki gözüm?
Hazreti Hüseyin’in kanı degmiştir Fırat’a çünkü,
Gökte güneşin bilmiyem kaç arşın yükseldıgı o günde,
Damagı kurumuştur Evlâd-ı Rasul’ün,
Yanaşmış canımın canı, demiş bir lokma bari içem,
Aliymiş suyu ki ok girmiş yanagına,
Güllerin kırmızısı kimin kanının rengi bulanmış Fırat’a,
Vay benim canımın içi, cigerimin içindeki ateşim,
Nasıl dayansın yürek acına, ya nasıl sussun gözlerim?
Kudurmuş Fırat suyu kimin çagıldar benim de yüregim,
Ne zaman Adın anılsa vallah sızılar burnum diregim,
Nasıl kıydılar Gülüm Siye?
Nasıl vardı elleri boynunu bükmiye?
Acep ondan sebep mi ki o toprakta dert bitmiye?
Vay anaaam, dertli başıma gelenler,
Dilim susmaz, göynüm haykırır,
Ne vakıt Kerbelâ dense,
Aha beyle yüregim boşalır,
Kerbelâ, yeryüzünde bir mekân,
Hazreti Hüseyin, içimde hiçbir an susmayan…
24.01.2011 / KONYA / 13.09