24 Temmuz 2010 Cumartesi

SOMON FİLETOLU FİYONK ŞÖLENİ

Ablam hilaltimur' dan Selva makarnanın bizim usul makarna yarışmasını duydum ve ben de bir tarifle katılmak istedim. Çok severek yediğim balıklı makarna tarifimle katıldım. Balığı buharda haşlama sonucu besin değeri daha çok korunuyor sanki diye düşünüyorum. Kemalpaşatatlısı Mine Ablam'ın da buharda somon tarifi var. Ona da bakabilirsiniz. Hayırlısı neyse o olsun diyorum. Bu tarifi bazen de ton balığı ile maydonozsuz olarak uyguluyorum. O da çok güzel oluyor. İşte tarifim:


SOMON FİLETOLU FİYONK ŞÖLENİ

Malzemeler:
* 1 paket fiyonk makarna
* 2 adet somon fileto
* 4 yemek kaşığı zeytinyağı
* 1 adet limonun suyu
* 1 tutam maydonoz
* Tuz
* Arzuya göre pulbiber

Yapılışı: Somon filetoları küp küp doğrayınız. Ağzı kevgir (delikli süzgeç) büyüklüğünde bir tencerenize yeterli miktarda kaynar su ve bir miktar tuz koyup, kaynayan suyun içerisine 1 paket fiyonk makarnayı boşaltınız. Şöyle bir karıştırdıktan sonra altını kısıp tencerenin ağzına kevgirinizi koyunuz. Küp küp doğranmış somon filetoları kevgire dökerek pişen makarnanın buharında haşlanmasını sağlayınız. Arada bir ezmeden karıştırınız. Somonlardan sızan yağ da makarnaya damlayacak ve yemeğinizin lezzetine lezzet katacaktır. Somonlar haşlandıktan sonra bir karıştırma kabına alarak içerisine 2 yemek kaşığı zeytinyağı, bir miktar tuz ve damak tadınıza göre limon suyu ekleyiniz. Acıyı sevenler pul biber de koyabilirler. Hepsini harmanlayınız. Tencerede haşlanan makarnanın altını söndürüp içine 2 su bardağı soğuk su dökünüz ve bir kez karıştırarak ağzını kapatıp üç dakika bekleyiniz. Üç dakika sonra makarnayı süzünüz fakat yıkamayınız. İçine döktüğünüz soğuk su makarnaların yapışmasını engelleyecek, yıkamamanız ise besin değeri ve lezzetinin daha yüksek olmasını sağlayacaktır. Tencereye iki yemek kaşığı zeytinyağı döküp makarnaları güzelce harmanlayınız. Servis tabağına aldığınız makarnanın üzerine somon filetolu karışımı güzelce yayınız. En üstünü ise ince kıyılmış maydonoz ile süsleyip ister sıcak isterseniz soğuk olarak servis ediniz. Afiyet olsun.


16 Temmuz 2010 Cuma

AFİA GIDA

Hayırlı cumalar arkadaşlar,
Uzun zamandır yazmak isteyip de malum sağlık sebepleri nedeniyle ertelediğim bir gıda yazımı daha fazla geciktirmeden ekleyeyim istedim. Sarmaşık Eczanesi Handenur'un sayfasından tanıdığım Afia Gıda, helal gıda üretimi ile gündemde. Üçü bir arada kahveden gofret çeşitlerine, çikolatalardan topkeklere kadar çok geniş bir ürün yelpazesi var.
Handenur'un yazılarını okuduktan sonra özellikle lesitin kaygısından dolayı çok sevdiğim çikolatayı yiyemez olmuştum. Afia Gıda'nın özel üretim çikolatalarıyla tanışınca bu hasretimiz sona erdi. Firmanın Konya bayisini bulup her çeşitten denemek için birer ikişer aldım. Sonucu sizlerle paylaşayım diye resimlerini de çektim. Yukarıdaki resimde görünen sütlü çikolata artık üretilmiyor. Onun yerine tablet çikolata çıkardılar, sütlü ve fıstıklı.


Topkekleri ve sürülebilir kremaları da çok güzel. Biz ailemle özellikle kakaolu fındık kremasını beğendik. Kaşık kaşık yenebilecek cinsten =)




Dikkatimi çeken en önemli husus, bisküvilerin tek tek poşetlenmiş olması oldu. Böyle bir hassasiyeti daha evvel hiç bir markada görmemiştim. Bisküvi kutusunu açtığımda içinden yukarıdaki resimdeki gibi tek tek paketlenmiş ürünler çıktı. Alıp çantanıza atabilirsiniz. Dökülmüyor. Tüm paketi alıp çantanızı doldurmanıza da gerek yok. Sağda görünen damla çikolatalı bisküvi çok enfesti doğrusu, çıtır çıtır.



Gofretlerinde de özel üretim olduğu yazıyor. Muzlu gofreti çok hoş kokuyordu. Acaba aroma ya da gıda boyası kullanılmış mıdır gibi hususları da merak ediyordum. Firmaya e-posta ile sordum merak ettiklerimi. Cevap için beni aradılar. Haram hiç bir madde kullanılmadığını, boya-aroma vs olmadığını söylediler. Yaptığım görüşmede, firmanın helal gıda konusunu çok ince eleyip sık dokuduğunu gördüm. Her ayrıntıyı düşünüyor ve ağızdan haram lokma girmemesi için çabalıyorlar.



Bu resim de üçü bir arada kahvenin paketinin arkadan görünümü. Arap harfleriyle "helal" yazısını görebilirsiniz. Yurt dışı üretimli bu kahvenin helal sertifikası var. Tam bir neskafe bağımlısı olan ablam hilaltimur Afia kahveye bayıldı. Yumuşacık sütü ile gerçekten diğer markalardan daha farklı bir tada sahip.

Afia Gıda'nın web sitesini ziyaret etmenizi ve ürünlerini denemenizi tavsiye ederim. Bizleri helal gıda üreten bu firma ile tanıştırdığı için Handenur'a da teşekkürler. Hepinize sağlıklı mutlu günler dilerim.

26 Haziran 2010 Cumartesi

URFA TUTKUNU - YEMEK YAPALIM - GÜMÜŞ TEPSİ BULUŞMASI

Merhaba Arkadaşlar,
Öncelikle sağlık durumumu sorduğunuz için çok teşekkür ederim. Son kontrolümde doktor çok şükür iyiye gidiş olduğunu söyledi. İnanıyorum ki bunda sizlerin hayır duaları çok etkili oldu. Dualarınızın devamını her daim bekliyorum.
Geçtiğimiz haftalarda doktora görünmek için İstanbul'a gittiğimde sevgili yemekyapalım bana ulaştı ve evine davet etti. Hem tanışmak hem geçmiş olsun demek istemiş sağolsun. Çok sevindim. Annem ve halamla birlikte gittik. Gümüş Tepsi Hazal'ı da çağırmış aynı gün. İkisini de tanımış oldum. Annesi, ablası, kardeşi ve yengesi de vardı. Bizi çok sıcak ve samimi karşıladılar. Sağolsun yemekyapalım "sıfır tuz" diyeti yaptığımı blogdan bildiği için her şeyi iki kez yapmış. Benim için sıfır tuzlu ve diğerleri için normal olarak. Bu incelik bu firaset öyle güzel ki. Duygulanmamak elde değil. Poğaçasından içli köftesine, yaprak sarmasına varana kadar tek tek uğraşıp sıfır tuzla pişirmişler. Blogdan takip ederken "ne kadar da güzel olmuş" dediğim yemekyapalım'ın hünerlerini tatmanın bir gün nasip olacağı hiç aklıma gelmezdi doğrusu :) İlaç tedavisi gördüğüm için şu an şekeri de belli bir dozda kullanıyorum. Sevgili yemekyapalım bizim için Hatay'ın o enfes künefesini de yapınca HasbünAllah deyip gözümü karartıp yedim :) Şifa olsun diye niyet ettim. Canım Urfam'dan başka hiç bir yerde aslına uygununu bulamadığım için yemediğim künefe, gerçekten enfesti. Hasılı "bir şey yapma-zahmete girme, maksat tanışmak-sohbet etmek" dediğim halde, birbirinden güzel lezzetlerle bizi ağırlayıp mahcup ettiler. Ailesi de arkadaşlar da öyle sıcak davrandılar ki kendimi ilk tanışıyormuş gibi hissetmedim. Çok güzel vakit geçirdik ve çok hoş sohbet ettik. Benim için de güzel bir moral oldu. Yemekyapalım'ın ismen tanıyıp kendisini merak ettiğim minik Muhammed'i ile de müşerref oldum. Allah hayırlı ömür versin çok şirin bir çocuk.
Eskiden "internetten arkadaş" deyince hep kötü şeyler gelirdi aklımıza. Ama blog dünyasında tanışmak-kardeş olmak-seçmek başka bir şey. İnsan yazılarından az çok belli ediyor kendisini ve yaşam tarzını. Ve bir gönül bağı oluşuyor arada. Bu bağı görüşerek pekiştirmek de çok güzel. Blog dünyasından ilk tanıştığım, Gaziantepli yapraksarma Zeynep Ablam idi. Şimdilerde o da blogspota taşınıyor bu adreste. Bu üç arkadaşımı da tanıdığım için öyle mutluyum ki.
Bu ziyaretten son derece mutlu ayrıldım. Misafirperverlikleri ve samimiyetleri için arkadaşlarımın ikisine de ayrı ayrı teşekkür ederim, ve aileye de tabi. Elbette en büyük teşekkür, vesileler yaratıp da bizleri görüştüren Rabb'imiz'e...

4 Haziran 2010 Cuma

ZULME ORTAK OLMAYALIM

Hayırlı cumalar Arkadaşlar,
İstanbul'dan döndüm. Sizlere daha hoş bir konu ile merhaba demek isterdim ama durumlar malum. Gazze'ye giden sivillere uygulanan insanlık dışı zulüm bir kez daha ciğerlerimizin yanmasına sebep oldu. Akla mantığa sığar hiç bir tarafı yok yapılanların. İzah edilecek gibi de değil. Sadece insani yardım malzemesi taşıyan gemilere ve o gemilerin refakatçılarına saldırmak hangi sözlerle izah edilebilir ki!!!
Bu vahşetle bir kez daha düşündüm ki çoğumuz bu zulme ortak oluyoruz aslında. Nasıl mı? Onları mallarını almak-hizmetlerini kullanmak suretiyle destekleyerek. Bunu senelerdir bıkmadan usanmadan insanlara anlatmaya çalıştım uygun bir dille. Çok ilginç cevaplar aldığım da oldu. Hiç unutamadığım "ben paramla hizmet satın alıyorum, bundan doğal ne olabilir ki?" cümlesi olmuştu. İşte o doğallık mermi olarak geri döndü-dönüyor. "En kaliteli malları onlar üretiyor ama" da duymaya en alıştığımız cevaplardan. Ne olur yani perdelerimiz kar beyaz yerine birazcık gri olsa, ama masumlar ölmese. Ne olur yani o şampuan yerine gerekirse Arap sabunu kullansak, ama bebekler katledilmese... Ya da biz çalışıp onlardan daha iyisini üretsek.
Böyle vahşetlerin sonunun gelmesini istiyorsak, üzerimize düşeni yapmaya mecburuz. Dua değil sadece, boykot da şart. "Bir benle ne olur sanki?" dememeliyiz. Herkes böyle düşünse ortada kimse kalmaz. Ama birer birer çoğalır gideriz. Tüketici birlikleri markaları açıklıyor. Lütfen ellerimizi vicdanımıza koyalım ve içtiğimiz o kolalardan-sigaralardan, kullandığımız o kozmetiklerden vazgeçelim. Biz onları kullanmazsak ölmeyiz. Ama kullandığımızda ölenler oluyor. Bir bizim dinimizin ve Efendimiz'in bakış açısına bakalım, bir de bu vahşilere! Hoş lanetlenmiş bir kavimden başka türlü davranmasını da bekleyemeyiz galiba. Allah (celle celaluhu) tüm mazlumları korusun. Olayda vefat edenlere rahmet, tüm milletimize de başsağlığı dilerim.
Sağlık durumumu merak edip soranlarınıza çok teşekkür ederim. Ablamdan haberlerinizi aldım hep. Elhamdülİllah iyiceyim. Elbette bazı sıkıntılar devam ediyor. İnşaAllah zamanla hepsi geçer. Dualarınızı her daim bekliyorum. Bundan sonra kendimi iyi hissettikçe yazı eklemeye çalışacağım. Ama bilgisayar başında fazla kalamadığım için (ziyaretinize gelsem de) sizlere yorum bırakamıyorum, kusuruma bakmayın lütfen.
Ve İstanbul'da çok kıymetli iki blogcu arkadaşımla tanışma imkanım oldu. O konuya dair bir yazım olacak inşaAllah önümüzdeki günlerde. Şimdilik müsadenizi alayım, hepinize sevgilerimle.

21 Mayıs 2010 Cuma

İstanbul'dan Haber Var


Hayırlı cumalar, ben Hilal...
Hepinize canı gönülden teşekkürler diyorum arkadaşlar. Aslıhan'ı o kadar çok soranlar oluyor ki, bu blog işinde iyi ki biz de varız diyorum kendi kendime. Burası sanal bir ortam değil sizlerle, gerçek dostlukların yaşandığı sıcacık mekanlar...

Aslıhan'dan son haberleri vermeye geldim. Şu an İstanbul'da ve az önce kendisiyle konuştuk Belki bilmeyenler vardır, tahlillerini İstanbul'da da bir doktora göstermenin iyi olacağını düşünüp bir tavsiye üzerine gitti bugünki doktora. Tahlilleri incelemiş, Aslıhan'ı muayene etmiş. Teşhisin doğru olduğunu ve doktorumuzun verdiği ilaçların da çok çok iyi olduğunu, kontrollerine çok dikkat etmesi gerektiğini zira bu hastalığın geçmiş gibi görünüp sinsice tekrar gelebileceğini tekrarlamış. Geçince sıkıntı yok ama işte doktor "tamam" diyene kadar ilacını almaya devam edecek. Çok şükür, Aslıhan şu an iyi. Hani o halleri geliyor gözlerimin önüne de şimdiye binlerde elhamdülillah diyorum. Bir anda insanın başına gelebiliyor herşey.

Bu yukarıdaki fotoğrafı Aslıhan'ın çektiği fotoğrafların arasından buldum. Onun kadar taze, güzel, sağlıklı ve güçlü dönmesi dileklerimle.

Hepinizi Rahman'a emanet ederim, duayla kalın.

Hilal




13 Mayıs 2010 Perşembe

KÜÇÜK BİR MERHABA

Değerli Arkadaşlarım,
Kendimde biraz daha derman bulunca sizlere bir merhaba demek istedim ve geldim. Ablam hilaltimur hem yazdıklarını hem de sizin yorumlarınızı benimle paylaşıyor. Bu dönemde beni dua ve yorumlarınızla desteklediğiniz için çok teşekkür ederim. Ayrıca telefonla halimi soranlarınıza da çok teşekkürler. İnsan aranınca, destek görünce gerçekten çok mutlu oluyor. Ve sayfasında benden haber veren Cahide Ablam'a da ayrıca teşekkürler.
Son durumum şöyle; gerek rahatsızlıktan gerekse kullandığım ilaçlar sebebiyle ciddi bir halsizlik durumu oluyor. Bu nedenle hep dinleniyorum. Fazla yorulmak yasak. Haliyle bilgisayarı da açacak dermanım olmuyor. Ama buraya gelemesem bile sizleri unutmuyor ve dua ediyorum. Doktor üç aylık rapor verdi. Hoş vermese de işe gidecek dermanım olmayacakmış zaten. Her şeye rağmen şu anki halime binlerce hamd olsun. İlk haftalardaki hiç nefes alamayan, bir kaç adımı bile desteksiz düzgünce atamayan ve bir haftada 13 kg ödem toplayan durumu göz önüne alınca, şimdi çok çok iyiyim elhamdülİllah.
Bu rahatsızlığın bana kazandırdığı en büyük şey, hayata bakışımın değişmesi oldu. Varı yoğu kafaya takan, her şeye fazlasıyla dertlenen bir yapım vardı. "Sağlık en büyük hazinedir" gibi sözleri de anladığımı sanırdım. Oysa hiç anlamamışım. Şimdi şunu çok iyi biliyorum ki, dünyada her şey gerçekten boş. Üzüldüğüm takıldığım meseleler şimdi bana çok komik ve boş geliyor. Neredeyse gidip geliyordum ve hayatım zihnimden aktı o an. Aklımda kalansa; kırmış olabileceğim kalplerin, boşa tükettiğim zamanların, eksik yapılmış kulluğumun hesabını nasıl vereceğimdi. İnsan ölüme yaklaşınca hayatın, sağlığın ve kulluğun değerini çok daha iyi anlıyor. Bu kardeşinizden sizlere küçük bir tavsiye; üzüldüklerinizi-takıldıklarınızı tekrar gözden geçirin. Zira kısa bir zaman sonra öleceğini düşünen insan için bunların çoğu çok büyütülmüş abartılmış şeyler olarak geliyor.
Müsaadenizi alırken beni dualarınızdan eksik etmemenizi rica ediyorum. Yorumlarınızı kendim açıp okuyamasam da ablam tek tek iletecek biliyorum. Hastalığım boyunca her tür yardım ve desteği için ona da çok teşekkür ediyorum.
NOT: Sevgili Adsız, sana hakkım tabi ki helâl olsun. İçin rahat etsin. Sevgilerimle.

5 Mayıs 2010 Çarşamba

Patoloji Sonuçları ve Teşhis

Değerli dostlar;

Öncelikle hepinize çok çok teşekkür ediyorum, hem kendim hem de kardeşim urfatutkunu adına. İnanın dostlukjların sıcaklığını, dualarınızın yanımızda oluşunu öyle iyi hissettik ki.. Bugün Aslıhan'ın patoloji sonuçları çıktı. Doktorla görüşme neticesinde böbreklerinde protein kaçağı olduğu, tedavinin 1 yıl kada süreceği anlatıldı. Doktorumuz Süleyman bey tedavi için kortizon vereceğini, ancak kortizonun da ciddi yan etkilerini bulunduğunu, yan etkisi en az olan ilacı tavsiye edeceğini ama tedavi için de kortizona mecbur kalındığından bahsetti. 2 Ay sonrasında tekrar kontrol ve tahliller olacak. Netice iyiyye giderse doktor dozu düşürecek ve umarız kısa zamanda cevap verirse de ilaç bırakılacak. 3 çeşit hasta varmış:

  • Tamamen iyi olan
  • Ömür boyu iyi olmayan
  • Bir iyi olup bir hasta olan...
Kendi anladığım kadarıyla sizlere anlattım. Doktorumuz bizi çok motive etti, Aslıhan'ınki bence hemen iyi olacak zaten sanıyorum erken teşhis ve tedaviden dolayı bir artımız var şükür.

Sizlerden değerli dualarınızı istirham ediyoruz... Güzel günler bizlerle olsun... Her durumda ümidimizi ve neşemizi kaybettirmesin Rabb'im. Biz şu an en azından hastalığımızı bilşiyoruz ve bir nebze - muallakta kalma durumunun sona ermesinden dolayı - rahatladık...

Sevgiler... Muhabbetle...