yalnız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yalnız etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Aralık 2019 Pazartesi

Zehre'nin Gece Nöbetleri


Bunca vakıttır neredeysense bilmiyem. Dediy geleceğam, bekliyem seni sözıne itimad edıp, e hani, nereyesen? Zaman geçip gidiy. Zaman aktıkhça ben benlikten çıkiyem, görmiysan...

Nice çileler çekhti bu gönül. Nice yükler kaldırdı bu omuzlar. Feket en fenası nedir biliy misen? Güvendıgının güvenilmez oldugını görmakhtır. Zehrem, de hele sen niye bele ediysan? Hani gelecektiy? Hani ellerinle silecektiy ya rüzgarın kurıttıgı yaşları? Gerek kalmadı deyisense haklısan. Zira tükendi bitti. Aka aka kalmadı sinemde yaş. Şimdi bazen bele böğüre böğüre aglamakh istiyem balonu patlamış çocıkh kimin. Feket akmiy. Ömrümün naktı tükenirken gözümün yaşı da tükendi... Gönlümı soriysansa o yanmaklıga devam ediy. Bele köze dönmüş mangal kimin, şıvey şıvey yaniy ha... 

Hani sen biye anlatacakhtiy insanoglı neden bele kötüdır? Hani bölüşecektiy kederımı gamımı? Nerdesen eyleyse? Neden göremiyem yüzını? Sen biye bunı ettikten kelli eller ne etmez Zehrem? Ben nelerle ugraşiyem bi başıma biliy misan? Bir yanımda verdıgı sözden dönenler, diger yanımda kibir kumkumaları... Ne edim? Hangisiyle savaşim sen söyle? Niye bunca vakıt yalnız bıraktiy ki beni? Yorgınam Zehrem, anliysan? Bi ses et, bi el uzat, bitsin şu yılgınlıgım. Gözlerimin feri sönende mi çıkacakhsan garşıma? Ne sebeple bekletiysan yaralı özümı? Gapı çalındı dünegin. Bi açtım ki postacı telgraf getirmiş. Dedim kimdendir? Dedi kimi bekliyorsansa ondandır. Alıp okudım. Biye demişsen ki:

"Zehre, sen gül bahçesinde tecrit edilmiş gül, bense gecenin zemherisinde sensizliğe vurulmuş zul..."*

Dogrı deyisan. Beni tecrite attılar yıllar evvelinde. Yeşeriysem de görünmiyem, soliysem de... Unutıldım herhal tecritte. Neden demiyem artıkh. Kader bele imiş ne edim... Feket sen, sen ne demaga devam ediysen bu nöbetlere? Yüzüne ayaz değende ben senden çok üşürüm bilmiy misen? Kır artık şu zincirleri, ne kendini ne beni zemheride bırakhma! Gönlümü üşütme Zehrem, gel gayrı... 

*Bu sözü adsız bir takipçim Zehre serisinden bir yazıma yorum olarak bırakmış. Son derece etkileyici ve üzerine sayfalarca yazı yazılabilecek bir cümle bence. Sadece yorumda kalmasına gönlüm el vermediği için yazıma alıntıladım. Adsız takipçimin hoşgöreceğini ümid ediyorum. Ve her zamanki gibi bitirelim yazımızı;

Yeni bir yazıda görüşmek dileğiyle. Umut hep vâr olsun... 

02.12.2019 / KONYA /01.15

11 Kasım 2018 Pazar

Zehirli Ot


Kapkaranlık ormanda yapayalnız gezinen mutsuz, kendisini zehirli bir ot gibi hissediyordu. Etrafında hiç kimse yoktu. Olanlar da onu sevdikleri için var değillerdi zaten. Doğduğundan beri hep dışlanan  itilen, sevilmeyen  'öteki' olmuştu. Küçükken olup bitenlere bir türlü anlam veremez, kendisinin de sevileceği günü safça beklerdi. Lakin zaman ilerledi. Ömür sermayesi tükenmeye döndü. Ardına dönüp baktığında elinde bir hiç vardı. Elini attığını kurutan zehirli bir ot gibiydi adeta. Emek verdiği ne varsa birer birer bırakıp gitmişti onu. Arkadaşları, dostları, işi, sağlığı, sevgisi, yetiştirdiği çiçekler... her ne varsa... Her ne varsa, artık yoktu. Bunca insan, bunca varlık, bunca kavram kötü olamayacağına göre; demek ki sorun bende diye düşündü. Öyle ya, niçin sevdikleri birer birer ortadan kayboluyorlardı? Herkes kötü olamazdı ya. Demek onun elinde kendisinin bu zamana dek farkedemediği bir zehir vardı. Artık buna iyiden iyiye inanmıştı. Dokunduğu her şey ve herkes ya ölüyor ya kayboluyordu. Lanetli bir varlık gibi hissetmesi boşuna değildi. Tüm bunlara rağmen, şimdiye kadar çok sevdiği/önemsediği/kalbini açtığı /derdini döktüğü/yaralarını gösterdiği her ne/kim varsa; pişmandı. Kendi beslediği samimi duyguları muhataplarında da aradığı için, onlara içini açtığı için, onlarla kendisini ACITTIĞI için; pişmandı... Hangi kapıyı çalarsan çal, hangi taraftan bakarsan bak suç bende diye düşündü. Sevmeyivereydi. Güvenmeseydi böylesine. İnanmasaydı. Jinhossi'nin lafını dinleseydi. Ama dinlemedi. 'Bir umut' dedi. Dedi durdu ya şimdi yüreğinde kırıklar, solmuş benzi, çatlamış elleri, dağınık saçları ve mutsuz suratıyla; ormanda yapayalnızdı. "Zehirli bir otum ben. Öldürecek daha neyim kaldı ki?" dedi ormanın sisleri arasında silüeti kaybolurken. Bundan sonra, yapayalnızdı...
11.11.2018/KONYA/22.26