12 Şubat 2025 Çarşamba
Sırrın Gamına Merhem
27 Kasım 2024 Çarşamba
Bu Gece
24 Ekim 2024 Perşembe
Sırra Mektup
2 Ekim 2024 Çarşamba
Salıver Gitsin
13 Temmuz 2024 Cumartesi
RUHUN SIRLI AZIĞI
23 Haziran 2024 Pazar
SIR
Kadın adamın fotoğrafına bakarken, onun sevip de kaybettiği yavuklusuna duyduğu hasreti hissetti. Kadın adamı seviyordu, adam da uçmağa varan yavuklusunu. Kadın adamı seviyordu, ama adamın bundan haberi yoktu. Öyle çok sevmişti ki kadın, Rabb'ine adamın mutluluğu için dua ediyordu. Kendi mutsuzluğuna mal olacağını bilmesine rağmen...
22 Nisan Pazartesi ve 17 Mayıs Cuma 2024 / Konya / 21.48 ve 09.42
7 Nisan 2024 Pazar
Hoşgeldin
Yeniden heyecan duyabilmek ne güzel. Öldüğünü zannederken, kalbinin hâlâ attığını farketmek ne güzel. Her şey bitti sanarken yeniden başlamaya dair umudun dirilmesi ne güzel...
Aynı işi yapıp duran o işe karşı duygularını kaybeder derler. Hani bir çocuk kesilen koyuna ağlarken kasap gülümseyerek keser. Hani birisi parmağı kesilene ağlarken doktor kopan parmağı dahi diker soğukkanlılıkla. O hesap işte. Sen de yaşarken mütemadiyen "yaşayan ölüler"i gördüğün için bir sonrakinde daha az etkilenmeye başladın. Böyle böyle devam etti. Sonrasında artık hiç hissetmez oldun. Duygusuzlaştığını, ölüyor olduğunu sanmıştın ya, bak öyle değilmiş. Perdeler aralanıp da can suyu görününce kalbinin atışları duyulmaya başlandı yeniden. Tıpkı yıllar evvelinde olduğu gibi. Bırak yaşayan ölüler gittikleri yerlerde kalsınlar. Bırak seni öldürmeye çabalarken aslında kendilerini öldürdüklerini bilmesinler. Sen can suyuna bak. Bir yudum iç âb-ı hayâtından. İç ve dirilişin tadını çıkar.
Hoşgeldin umut, hoşgeldin neş'e, hoş geldin kalp çarpıntısı, hoş geldin hayat!...
30 Haziran 2021 / KONYA /22.17
7 Ocak 2023 Cumartesi
Kalbin Sözü
Benim şu dünyada en iyi bildiğim şey yazmak. Üzüldüğümde, sevindiğimde, konuştuğumda, konuşamadığımda hep yazmak iyi geliyor bana. Sevdiğimde de sevildiğimde de yazıyorum. Acımı, derdimi, yüreğimin sancısını yazımla paylaşıyorum. Ben anlatıyorum, onlar dinliyorlar. Üstelik yazılarım beni anlıyorlar. Dinlemeyi başarabilen de çok değildir dünyada. Ama hem dinleyip hem de anlayabilen sayısı pek azdır. İşte bu yüzden kıymetlidir anlayanlar. Şimdi ben bardağımda kahve, elimde kalemim, zihnimde sen; yazılarımla konuşuyorum. Senin bu yazıdan haberin yok. Aslına bakarsan senin benden bile haberin yok. Nasıl oldu bu dediğini duyar gibiyim. Hep söylerim, sevgide neden olmaz. Sevmek hiç bir nedene ihtiyaç duymaz. Ama'sı fakat'ı olmaz. Kalbe düşer bir anda. Ve düştüğü an başlar tutuşmaya yürek. Kurudu sandığın kanın yeniden damarlarında gezinmeye başlar. Karnında bir karıncalanma, bir kelebek geçidi olur tıpkı ilk gençlik yıllarındaki gibi. Öldü zannettiğin yüreğin pıt pıt atmaya başlar. O atarken, acıyı taa içinde hissedersin. Yüzyılın hasreti vardır adeta derininde bir yerlerde. İşte o hasretin görünüşüdür hissettiğin bu acı. Söylemek istersin, söylememek istersin, düşüncelerin berrak olsa da zihnin karmakarışıktır. Neden derler sonra sana, neden? Bunu neden göze alıyorsun? Niçin sırtına yük bindirmeye talip oluyorsun? Niçin alıştığın hayatın dışına gönüllüce çıkmaya çalışıyorsun? Neden neden neden? Anlamaz çoğusu. Anlatamazsın. Çünkü sen bir kere onun içindeki yıldızları görmüşsündür. Hayat işkenceye tutturulmuş bir profil gibi yontuyor bizi zaman zaman. İşte bu süreçlerde o yıldızlardan saçtığın ışıkların azalır, üstü tozlanır yıldızların, eskisi gibi apaydınlık olamazsın. Ve sen zannedersin ki içindeki yıldızlar bitti. Onlar gitti ve ışık bitti. Hayır hayır, oysa böyle değildir. O yıldızlar hala senin yüreğindeler. Sadece üstlerine perde indi. İşte ben o perdeyi kaldırmaya, sana içindeki yıldızları hatırlatmaya, gözbebeklerinden kaybolan mutluluk ziyasını yeniden yakmaya talibim. Ben, pişman olmamaya talibim. Hani soruyor ya insanlar neden bu yükü istiyorsun diye, oysa bilmiyorlar ki sevince yükler yük olmaktan çıkar. Ne demiş Hazreti Şems:
Kurak topraklara can suyu verdiğin için, artık asla atmaz dediğim kalbimi yerinden oynattığın için, bana sormadan dualarıma dahil olduğun için talibim gözündeki mutluluk ziyasını yakmaya. Talibim pişman olmamaya. Vekilim Allah, kefilim Allah. Başka hiç bir şeyim yok...
07 Ocak 2023 / KONYA / 16.23
20 Temmuz 2021 Salı
Alacağın Olsun Zehrem
16 Temmuz 2021 Cuma
Her Yıl Bu Zamanlar
30 Haziran 2021 Çarşamba
Yarım Kalan Şarkı
21 Nisan 2021 Çarşamba
Açıversen Ya Kapıyı
3 Mart 2020 Salı
Zehre'nin Yorumu
Bazen bir boşvermişlik gelir insanın üzerine. Her şeyden vazgeçiveresi gelir. Hani böyle ne varsa olduğu yerde bırakıp herkesten ve her şeyden _ardına bakmadan_ uzaklaşma isteği baş gösterir. Film izlerken pause'a basıp durdurduğumuz gibi, hayatın da bir dondurma butonu olsa da basıp biraz dinlensem diye düşünür insan o vakitler. Yaşamak çok güzel. Ama bir o kadar da yorucu... Ve bu yorgunluk anlarında yapılması yetişilmesi gereken tonla iş sizi beklerken, anlaşılmaz bir boşlama yaşamanızı kendiniz de hayretle izlersiniz. Bu hallerinizden güzel etkinlikleriniz ve sevdiğiniz şeyler de nasibini alır maalesef. İşte ben de böyle bir dönemdeyim. Yorgunum. Yazmak istiyor ve fakat yazmaya dahi yetişemeyecek kadar bitkin hissediyorum. Garip bir durum. Ama bazen öyle bir şey oluyor ki, insan kendi kendine "bırakma, kalk tut bi ucundan" diyor. Bu bir blog yazarı için gönülden gelen bir yorumken, bir başkası için bir alo sesidir mesela...
2 Aralık 2019 Pazartesi
Zehre'nin Gece Nöbetleri
15 Aralık 2018 Cumartesi
Yanımda Kal
11 Kasım 2018 Pazar
Zehirli Ot
11 Aralık 2017 Pazartesi
Dertleşmek
Böyle işte canım anam. Oğlun bugün de sana dertlendi..." dedi. O an gözünden düşen iki damlayı elinin tersiyle silerken, sağ yanında duran anasının kabrine baktı. "Sence artık bazı şeyler için çok mu geç canım anam?" dedi içini çekerek ağlarken...
11 Aralık 2017 / 22.08 / KONYA

















