DAMAK TADI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
DAMAK TADI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ekim 2020 Cumartesi

Mercimek Ekmeği ve Bursa Süt Helvası


Merhaba Sevgili Blog Dostları,
Uzun zaman önce youtube'da mercimek ekmeği görmüştüm. Bir ara deneyeyim diye kaydettim ve şimdiye kadar farklı tariflerle bir kaç kez denemek kısmet oldu. Benim en hoşuma giden instagram'dan gördüğüm zerdeçallı tarif oldu. Tarifi instagramdaki @kurumsalhayatmutfakta hesabından aldım.    


Aslında bu bir ekmek. Ama tadı o kadar güzeldi ki ben acıktıkça kek niyetine yedim:)


İşte tarifimiz:

*1 su bardağı kırmızı mercimek (geceden ıslatın)
*1 su bardağı sulu yoğurt
*Yarım çay bardağı zeytinyağı
*1 ya da 2 yumurta (ikisi de olur)
*1 paket kabartma tozu
*1 çay kaşığı tuz (damak tadınıza göre artırabilir ya da azaltabilirsiniz)
*Maydanoz, dereotu 
*1 tatlı kaşığı sarımsak tozu (ben koymadım, sarımsak tozu kullanmıyorum, koyacak olursam 1-2 diş sarımsak koyarım)
*1 çay kaşığı zerdeçal
*1 çay kaşığı kekik
*Üstüne susam ve çörek otu

Yapılışı:
Mercimekler geceden sabaha kadar suda beklediği için yumuşamış oluyor. Mercimeği ve yoğurdu mercimek taneleri ezilip yok olana kadar mutfak robotunda çekin. Sonra diğer malzemeleri de eleyip bir kaşıkla iyice karıştırın. Pişirmek istediğiniz kaba alın. Ben borcamın dibini sıvıyağla yağladım. Belki hiç yağlamasam da yapışmazdı, bilemiyorum. Farklı bir yapısı var. Sonra üstüne susam çörek otu serpip 170 derecede 35 dakika pişirin. Bu gerçi herkesin fırınına göre değişir. Bizim fırında daha uzun sürede pişti mesela. Aynı kek pişirir gibi kontrollü bir şekilde bakarsınız. Tadına ben bayıldım. Deneyeceklere şimdiden afiyet olsun :)


Bursa süt helvası da merak ettiklerim arasındaydı. İtiraf etmeliyim rahmetli anneannem İnegöllü olmasına rağmen ben süt helvasını Bursa'da hiç görmedim duymadım. Geçen sene Bursalı bir arkadaştan duyunca anneme sordum. Annem süt helvasının Ramazanlarda sokak sokak satıldığını söyledi. Ramazan dışında pek olmazmış. Ben de hiç Ramazanda İnegöl'de bulunmadım.



Bursa süt helvasını tariflerini severek takip ettiğim Youtuber Masmavi3mutfakta'nın tarifiyle yaptım. Masmavi hanım bu helvanın muhakkak sıcak tüketilmesini, kalırsa bile ısıtılıp yenmesini özellikle söylemiş ama ben kalan kısmını soğuk denedim, inanın öyle bile çok beğendim. Tarifin orijinaline şuradan ulaşabilirsiniz. İste tarifimiz:

Malzemeler:
*80 gram tereyağ
*1 çay bardağı un
*1,5 çay bardağı şeker
*8 çay bardağı süt

Yapılışı:
Yağı eritin. Yağ erisin ama yanmasın. Unu ekleyip ocağı kısın ve tahta kaşığın ters tarafıyla eze eze en az 15 ortalama 20 dakika kavurun. Bu süre sonunda tereyağ ve un akışkan bir kıvam alacak ama unun rengi asla dönmeyecek, beyaz kalacak. Kıvamı kontrol etmek için kaşığa alıp yukarıdan tencereye dökün. Eğer sıvı bir şekilde akıyorsa kıvamı iyidir. Bu noktada 8 çay bardağı sütü ekleyin. Süt normal soğuk süt olacak. Isıtılmış olmayacak. Kıvamı koyulaşıp göz göz kaynayınca 1,5 çay bardağı şekerini ekleyip hızlı hızlı karıştırın. Bir taşım kaynatın (yaklaşık 2 dakika). Sonra pişireceğiniz fırın kaplarına aktarın. Ben küçük boy yuvarlak borcamda yaptım ama tek kişilik güveçlere dökseniz daha hoş olur.

Sadece üst kısmı açılarak önceden 190 derecede ısıtılmış fırının en üste yakın  noktasına ızgara teliyle koyun. Üstü kızarana kadar pişirin. Masmavi hanım çok çabuk yanıyor aman dikkat edin demiş ve 2 dakika tutmuş fırında ancak bu fırından fırına değişir. Bizim fırın biraz tuhaf. Maalesef bizim fırında bu hale gelmesi yaklaşık 35 dakika falan sürdü. Siz de kendi fırınınızın durumuna göre kontrollü bir şekilde kızartın.

Bursa süt helvasını ilk kez yedim ve ilk kez denedim ama kesinlikle bayıldım. Kavururken biraz uğraştırsa da enfes bir tatlıydı. Muhakkak denemelisiniz.

Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun.


1 Ekim 2020 Perşembe

Kabuktan Şeftali Reçeli


Merhaba sevgili blog dostları, 
Bir israftan kaçınalım paylaşımıyla daha karşınızdayım :) 

Şeftali benim için en en en önemli meyvelerden biridir. Yaz mevsiminin gelmesini sırf şeftali yemek için dört gözle beklerim her sene. Şöyle en sertlerinden kütür kütür olacak misss:) Bu yıl ilk kez şeftali konservesi yaptım ve tarif araştırırken YouTube'a baktığımda meyveden konserve, kabuklarından da reçel yaptıklarını gördüm. Böyle ilginç fikirleri seviyorum. Doğrusu benim aklıma gelmemişti. Ben şeftalinin kabuklarını hem sevdiğim için hem israf olmasın diye yemeyi düşünmüştüm :) Yani soyduğum gibi çöpe atmayacaktım. Ama reçel yapma fikri çok güzel. Bunu denedim ve gerçekten hoşuma gitti. 

Tarif çok basit. Soyduğunuz şeftali kabuklarının üzerine birazcık şeker gezdiriyorsunuz ve çok az da kaynar su döküp kabuklar iyicene eriyinceye kadar ocakta kaynatıyorsunuz. Daha sonra el blenderından geçiriyorsunuz ve reçeliniz hazır. 


Şu rengin güzelliğine bakar mısınız! Cenabı Hakk neler yaratıyor ve insanoğlu düşündükçe neler buluyor maşaAllah. 
Bazı şeylere toplumda çöp diye bakılıyor ama düşündükçe ve araştırdıkça öyle olmadığını anlıyoruz. Mesela İbrahim Saraçoğlu bir gün bir televizyon programında şöyle demişti "Sizler narı soyar ve kabuklarını çöp diye atarsınız. Oysa bir bilseniz o kabuklar altın kıymetindedir. Onları 1 lira büyüklüğünde bölüp çayınızın içine atsanız Allah'ın izniyle şu şu hastalıklardan korunursunuz." diye anlatmıştı. Yani öğrenmenin araştırmanın sonu yok. Bizler de kainat kitabını Allah'ın verdiği nimetleri israf etmeme gözüyle okumaya çalıştıkça kim bilir daha neler çıkacaktır ortaya... 
Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun. 

30 Eylül 2020 Çarşamba

Evde Ekmek Yapımı


Merhaba sevgili blog dostları, 
Umarım hepiniz iyisinizdir. Arşivde biriken tarif postlarından biriyle daha devam ediyoruz :) 

Pandemi döneminde neredeyse herkes evde ekmek yapmaya başladı. Başlarda mayalar yok sattı. Tarifler havalarda uçuştu. Sonra her şeye alışan insanoğlu yavaş yavaş buna da alıştı. 


Ben pandemiden önce de evde ekmek yapardım ama bu iş için genellikle ekmek makinamı kullanırdım. Pandemi sürecinde de aynı şekilde makinamla ekmek yaptığım oldu. Fakat yılların yorgunluğunu üzerinde biriktiren makinam bir gün garip sesler çıkartıp sonunda da bomba gibi bir patlama sesi ile kendi kendisinin fişini çekti. Ömrü dolmuş demek ki. Aslında makinamla çok iyi anlaşıyorduk, ondan çok memnundum, ama her hayatın bir sonu var. Şimdi yeniden ekmek makinası almak için araştırma yapıyorum. Bu noktada kullanıp memnun kaldığınız marka ve modelleri önerirseniz çok sevinirim. 

Ekmek yapmak farklı bir sanat aslında. Ben de bunu dayımın kızından öğrendim. Nice teknikleri nice malzemeleri varmış meğerse. Bu işe gönül verince yavaş yavaş öğrenilip gidiyor. Benimkisi basit ev usulü ekmek :)

Pandemi sürecinde ekmek makinası dışında fırında yaptığım ilk ekmek Şükran kaymak'ın yoğrulmayan ekmek tarifi oldu. Sizlere de gerçekten tavsiye ederim. YouTube'a yazarsanız hemen ulaşabilirsiniz tarifine. Kolay ve çıtır çıtır bir ekmek oluyor.



Normalde un tuz maya ve su ile basitçe yoğuruyorum ekmek hamurunu. Bu fotoğraftakinin içinde ise tereyağı, süt ve biraz da nescafe var. Beklenmeyen bir şekilde gelişti olaylar :)  


Yoğurma kabında bir süre kabaran hamuru unladığım fırın tepsisine aldım. Şeklini düzeltmekle uğraşmadım açıkçası, döktüğüm gibi bıraktım ve üzerine de parlak ve çıtır çıtır olsun diye sulandırılmış yoğurt sürdüm. Eğer vaktim olsaydı ve biraz daha bekleyebilseydim fırın tepsisinin tamamını doldururdu diye düşünüyorum. Çünkü çok güzel mayalanmıştı. Ancak bu kadarı yeter deyip fazla vaktim olmadığı için fırına sürünce ortaya bu ekmek çıktı. 


Son derece çıtır çıtır ve içi güzel pişmiş bir ekmek oldu. Basitçe anlatmam gerekirse ekmek yaparken mayayı suyun içinde biraz eritip tuzunu ve unu ekleyip tahta kaşıkla karıştırıp yoğurma kabının kapağını örtüp kabarmasını bekliyorum. Çabuk mayalansın diye mayanın içine biraz şeker eklendiği de oluyor bazen. Mayalandıktan sonra un serpilmiş tezgahın üzerine alıp bir iki kez zarf gibi katlarsanız güzel oluyor. Yok uğraşamayacağım, hem de vaktim yok diyorsanız un serpilmiş tepsiye döküp biraz da tepsi mayasında bekletip fırına sürüyorsunuz. Dışı daha kıpkırmızı olsun isterseniz sulandırılmış yoğurt sürüyorsunuz. Hepsi bu. Mis gibi ev ekmeğiniz hazır.  Deneyecek olanlara afiyet olsun. Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun. 

29 Eylül 2020 Salı

Erik Reçeli


Merhaba sevgili blog dostları, 
Bu aralar birikmiş tarif postlarından devam ediyoruz :) Bugün de sizlere çok sevdiğim bir erik türünün reçel tarifini aktarmak istiyorum. 

Şekerin en tatlı zehir olduğunu ve sağlığımız için kendisinden kesinlikle uzak durmamız gerektiğini aramızda artık bilmeyen yoktur sanırım. Bununla birlikte çocukluk alışkanlıklarını terk etmek pek de kolay olmayabiliyor. Aşırı düşkün olmayıp her gün yemesem de yine de arada bir reçel yemekten kendimi alamıyorum. Ve reçel deyince aklıma hep babaannemin çocukluğumda bahçemizden çıkan meyveleri kocaman tencerede reçel yapması  ve üzerinde biriken köpüğü bir tabağa alıp bana vermesi geliyor hatırıma:) Küçükken en sevdiğim şeylerden biriydi bu; babaannemi reçel yaparken izlemek ve çıkacak olan köpükleri biriktirip bana vermesini beklemek :)  Ben de bugün babaannemin usulü ile yaptığım erik reçelini sizlerle paylaşmak istedim. Fotoğrafta gördüğünüz bu erik rahmetli büyükbabamın bahçesinden. Çocukluğumdan beri çok severek yerim fakat cinsi nedir adı nedir tam olarak bilmiyorum açıkçası. Bu eriği henüz olmadan yeşil iken yemeyi seviyorum. Hatta o zaman tuza basıp yemesi bir ayrı güzel olur. Anlatırken bile ağzım sulandı :) Biraz erdiğinde böyle mor bir renk aldığında ise reçelini yaptığınız zaman harika oluyor. 


Ön aşamaları fotoğraflamayı unutmuşum, sizlere anlatayım. Babaannemin ölçüsü reçel yapılacak olan meyvaları bir tasın içerisinde ölçmek ve bir tas meyve için bir tas şeker dökmek. Ben de erikleri çekirdeklerini çıkarıp ay ay doğradım, sonra bu şekilde tas ölçüsüyle bir tas eriğe bir tas şeker olacak şekilde bir kabın içine alıp buzdolabına koydum. Normalde bir gece bekletmek yeterli olur derler ama açıkçası ben o sırada başka işlerim olduğu için 3-4 gün kadar buzdolabında beklettim. Bunun bir nedeni de şu, özellikle kayısı reçeli için bir yakınımızdan duymuştum buzdolabında bir hafta bile bekletenler oluyormuş ve ne kadar çok bekletirseniz reçel o derece güzel berrak ve erimemiş kıvamda oluyormuş. Bu sürenin ardından zaten reçel yapacağımız malzeme sulanmış oluyor. Tencereye alıp kaynatmaya koydum. 


Reçel kaynadıkça yüzüne harika renkte köpükler çıkıyor. Onları da alıp bir tasa koydum ve işlem sonunda çocukluk geleneği olarak bu köpüğü bir güzel yedim:) 

Şu rengin güzelliğine bakar mısınız! Rabb'im neler yaratıyor! 


Gerek rengi gerekse kıvamı olarak harika bir reçel elde ettim ancak burada bir tecrübe de edindim. İlk defa böyle bir reçel yaptım. Ve henüz olmadı sanırım biraz daha kaynatayım diye birkaç dakika fazladan ocakta tutmuştum. Meğerse o şekilde tutmak pek de iyi olmuyormuş. Reçelimin bu harika mor rengi ocakta biraz fazla kalınca sarıya dönüştü. Böylelikle bu tecrübeyi de edinmiş oldum. Kısmette varsa bir sonraki pişirmelere daha dikkatli olurum artık. 

Sizin en sevdiğiniz reçeller nelerdir? Siz de evde reçel yapar mısınız yoksa hazır almayı mı tercih ediyorsunuz? 


28 Eylül 2020 Pazartesi

Patlıcanlı Uydurmasyon Yemek


Merhaba sevgili blog dostları, 
Beni eskiden beri takip edenler bilirler, kafamdan yemek uydurup uygulamayı çok severim. Geçenlerde yine eldeki malzemelerle birden böyle bir yemek çıktı. Açıkçası başta sadece ablama göndermek için fotoğrafını çekmiştim, bloğa koymak gibi bir düşüncem yoktu. Fakat yeyince tadı o kadar hoşuma gitti ki blog arşivimde de bulunmasını istedim. O nedenle fotoğraf çok güzel değil, kusura bakmayın. İşte tarifimiz:

2 adet küçük boy kırmızı biberi doğrayıp zeytinyağında soteledim. Birer adet dolma biber, sivri biber ve köy biberini de doğrayıp soteledim. Buzlukta közlenmiş ve çekilmiş patlıcan vardı, onu da ekledim. Bunları güzelce karıştırdım. İpli blenderda üstüne tuz atılmış domates çektim. Çekilmiş domatesi de tavaya döküp karıştırdım ve ağzını kapatıp en kısık ateşte pişirdim. 
Gerçekten harika oldu. Şimdi bundan çok miktarda yapıp porsiyonlar halinde buzluğa atmayı düşünüyorum. Sizlere de denemenizi tavsiye ederim. 

27 Eylül 2020 Pazar

Kabuktan Patates


Merhaba sevgili blog dostları, 
Başlıkta bahsedilen konuya geçmeden önce hemen söylemek isterim ki geçen gün ahirete yolcu ettiğimiz kıymetli İbrahim Toru abim için yarın yani 27 Eylül Pazartesi akşamı saat 20.30 da Kanal Urfa'da Mevlit okunacak canlı yayında. Katılmak isterseniz bilginiz olsun. Mekanı cennet olsun güzel abimin... 













15 Ağustos 2020 Cumartesi

Tiramisu Topları


Merhaba sevgili blog dostları. Umarım herkes iyidir. Bendeki tiramisu sevgisini bloğumu takip edenler bilirler. Bugün de sizlerle Instagram'da görüp kendime göre değiştirdiğim tiramisu topları tarifini paylaşmak istiyorum. Tadı gerçekten enfes oluyor. Ancak şunu söyleyebilirim ki buzdolabında beklettikçe tadı daha da oturuyor ve güzelleşiyor. Mutlaka buzdolabında bekletip yemenizi tavsiye ederim. Deneyecek olanlara şimdiden afiyet olsun. 


Tarifi ilk uygularken Instagram'da gördüğüm şekli ile yaptım. Ancak ikincisinde kendime göre malzeme miktarlarını biraz değiştirdim. İkincisi gerçekten daha güzel oldu. 


İşte benim yaptığım şekli ile tarifimiz:

Malzemeler:
* 2 paket+yarım paketten biraz daha az pötibör bisküvi (200 gramlık paketlerden) 
* 2 yemek kaşığı nescafe
*4 yemek kaşığı su
*300 gr labne peyniri
*200 ml krema 
*Damak tadınıza göre pudra şekeri 
*Üzerini bulamak için kakao

Yapılışı:
Bisküvileri rondodan geçirin, un haline gelsin. Nescafeyi su ile eritip bisküvilerin üzerine dökün. Labne peyniri ve kremayı da ekleyip yoğurun. Sonra tadına bakıp istediğiniz miktarda pudra şekeri ekleyin.  Yoğurma işlemi bitince ceviz büyüklüğünde parçalar alıp yuvarlayın. İlk yoğurduğunuzda çamur gibi bir bulamaç oluyor. Bu nasıl yuvarlanacak diye düşüneceksiniz muhtemelen :) Ama yaptıkça el alışıyor ve kakaonun içine atınca da kendini toparlıyor. Yuvarlak toplar yapıp servis tabağına dizin ve buzdolabında bekletin. İşte tadan herkesten tam puan almış sonuç:


Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun. 


4 Şubat 2019 Pazartesi

Tiramisu ve Kolay Un Helvası


Merhaba sevgili blog dostları :) 
Tiramisu en sevdiklerimdendir fakat yıllar var ki yapmamıştım. Blogger arkadaşlarla kitap grubumuzda konuşurken aklıma düştü ve kalkıp yaptım. Tabii yine her zamanki tarifim ile yaptım. Tarife bakmak isteyenler buraya tıklayabilir. 


Bir önceki yazıda uzun bir hastane sürecinden çıktığımdan bahsetmiştim. Hastaneye gidip gelirken bir gün aşırı derecede tatlı ihtiyacım oldu. Fakat ocak başında uzun süre kalacak durumum yoktu. İnsan çaresizlik nedeniyle üretken olabiliyor :) O gün tavaya unu koydum ve hiç yağ koymadan tavanın altını yaktım. Sadece arada bir gelerek karıştırdım. Başında beklemedim ve sürekli karıştırmadım. Un kavrulduktan sonra yağ döktüm ve una yedirdim. Bu arada daha önceden yapmış olup buzluğa koyduğum şerbeti çıkarmıştım ve şerbet kendi halinde eridi. Un ile yağ karıştıktan sonra şerbeti de döküp karıştırdım ve tabağa aldım. Açıkçası un helvası yapmak için sürekli karıştırmaya, başında beklemeye, yağı ve şerbeti yedireceğim diye kolunu acıtmaya hiç gerek yokmuş. Beş dakikada Beşiktaş diye bir tabir vardır ya, bu helva tıpkı öyle oldu. Çaresizlik neticesinde uydurdum ve çok da güzel oldu :) Normal helvadan hiçbir tad farkı olmadı. Bundan sonra boşuna dakikalarca uğraşmam un helvası yaparken. Denerseniz sizlere de afiyet olsun :) 

Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun. 

21 Aralık 2018 Cuma

Fırında Uydurmasyon Karnabahar ve Fırında Lahana Sarması


Merhaba sevgili blog dostları, 
Fırında yapılan yemekler gerçekten çok lezzetli oluyor. Bence ayrı bir tat geliyor fırın yemeklerine. Karnabaharı severim ve farklı olarak nasıl yaparım diye düşünürken sevgili Muhterem ablada değişik karnabahar tarifleri gördüm. Bir tanesi de beşamel soslu kaşarlı fırında karnabahardı. Tarifine bakmadan kendime göre değiştirip uydurmasyon şekilde düzenleyerek ben de denedim, güzel oldu gerçekten. Üstelik epey az malzemeyle. Nasıl yaptığımı soracak olursanız, çok ufak bir parça karnabahar vardı evde. O küçücük parçadan gördüğünüz gibi bir borcam dolusu yemek çıktı. Karnabaharı çiçeklerine ayırıp haşladım. Haşlanırken içine birazcık da tuz attım çok tuzsuz hissiyatı gelmesin diye. Daha sonra suyunu süzüp istediğim baharatlardan ekledim. Karabiber, toz acı kırmızı biber ve bol kimyon attım. Ben kimyonu çok severim :) Sizler de hangi baharatları seviyorsanız ondan ekleyebilirsiniz. Ayrıca şunu da bir ek bilgi olarak vereyim, karnabahara zerdeçal da çok yakışıyor. 

Güzelce harmanladıktan sonra karnabaharları yağladığım borcama dizip üzerine çavdar unu ile yaptığım beşamel sosu döktüm. Bunu da ölçüsüz olarak yaptım. Öncelikle çavdar ununu yağ ile iyice kavurduktan sonra yavaş yavaş sütle açtım ve az bir tuz atarak kıvam alması için biraz pişirdikten sonra yemeğin üzerine döktüm. Sonra yemeğimi fırına verdim. Alt üst ayarda 200-225 derece arasında açtım fırını. Pişmeye dönünce üzerine rendelenmiş bol kaşarı serpip kaşarlar kızarana kadar fırında tuttum ve çıkarıp servis ettim. Denemenizi öneririm ve denerseniz lütfen yorum bırakmayı unutmayın :) 


İkinci tarifim ise fırında lahana sarması. Lahana sarmasını çok severim ancak bugüne kadar hiç yapmamıştım. Hep yemiştim :) Geçenlerde YouTube'da önüme farklı bir görünümdeki lahana sarması videosu çıktı. İlginç geldi ve denemek istedim ve hayatımda ilk kez lahana sarması yapmış oldum. Onu da fırında yaptım. Bence gerçekten güzel oldu ve yiyenler de beğendi. Hangi videoya bakarak yaptığımı görmek için buraya tıklayın ancak ben tarifini oraya göre yapmadım. Sadece şekil için oraya bakmış oldum. İç malzemelerini ölçüsüz olarak annemle birlikte hazırladık. İçerisinde soğan, sarımsak, kıyma, pirinç, domates, tuz, acı kırmızı toz biber, düğü, kuru nane, domates salçası, biber salçası, maydanoz, azcık köri, su var. Lahanaları haşladıktan sonra iç malzemesini koyup gül böreği şeklinde sarıp borcama dizdikten sonra üzerine domates salçası su zeytinyağı ve limon tuzu karışımından oluşan çiğ sosu döküp alüminyum folyo kaplayıp fırına verdim. Lahanalar piştikten sonra folyoyu çıkarıp üstlerinin hafif kızarmasını bekleyip fırından çıkarıp servis ettim. Özellikle davet sofraları için dikkat çekici bir görünüm olabilir. Lezzeti de gerçekten güzeldi. Denerseniz yorum bırakırsanız sevinirim. Denemezseniz de yorum bırakın lütfen, ona da sevinirim :) 

Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun. 



12 Aralık 2018 Çarşamba

Çeçen Yemeği Cirdingiş Tarifi



Cümleten merhaba sevgili blog dostları,
Bir önceki postta fotoğraflarla anlattığım cirdingişin tarifi bu yazımızda. Yapılışı oldukça basit ve bir o kadar keyifli. İşte tarifimiz:

Öncelikle 1 bütün tavuğu (yahut kemikli kırmızı eti) yeteri kadar su ile tencereye alıp tam kaynamak üzere iken (kaynamadan) o köpüklü suyu döküyoruz. Daha sonra tekrar su doldurup bir baş bütün soğan, tuz, kırmızı biber ve kekik ekleyip haşlıyoruz. Ben bu işlemi düdüklüde yaptım.

O haşlanırken un, su, tuzu karıştırarak hamur yoğuruyoruz. İsteyen azıcık kabartma tozu da eklermiş ancak eklenmese daha güzel olur dedi Çeçen arkadaşım. Benim hamurumda da yok kabartma tozu. 

Sonra hamurdan bir parça alıp kandil simidi yapacakmış gibi iki avcumuzla yuvarlayarak şerit haline getiriyoruz. Bu şeritten 3-4 santim uzunluğunda bir parça koparıp sert bir yüzeyde (ben kesme tahtasında yaptım) elimizin üç parmağı ile bastırarak öne doğru çekiyoruz ve hamur fotoğraflardaki halini alıyor. Yani şu hali :)

İnternette hamuru merdaneyle açıp bıçakla kesip yapan videolar var ama o kadar uğraşmaya hiç gerek yok açıkçası. Bu yöntem hem basit hem de şeklin aslını bozmuyor.

Hamura nasıl şekil verildiğini görmek için şu videoya bakabilirsiniz tık tık

Yemeğin sosu beyrim olarak adlandırılıyor. Onun için domates salçasını yağla kavurduktan sonra tavuktan çıkan baharatlı ve yağlı sudan bir miktar koyup ikisinin kaynayarak koyulaşmasını bekliyoruz. Koyulaştığında dövmüş olduğumuz çok bol sarımsağı tencereye ekliyor ve bir iki kaynatıp kapatıyoruz. Çok bol dediysem öyle dört beş diş gibi değil; bir iki kafa gibi, baya baya bol yani :) Ocağı kapatır kapatmaz kuru reyhan ekleyip karıştırıyoruz. Tavuğu haşladığımız baharatlı ve yağlı suya biraz da normal su koyarak kaynamasını bekleyip bildiğiniz mantı haşlar gibi hamurlarımızı bu suda haşlıyoruz. Pişen hamurlar suyun yüzeyine doğru çıkıyor. Onları bir elek yardımıyla alıp salladığımız zaman çıt çıt diye ses duyuyorsak hamur pişmiş demektir. Gerçekten de bu sesi duyuyorsunuz. Eğer hiçbir şekilde anlayamam diyorsanız hamurlardan birini ısırıp bakın pişip pişmediğini anlamak için. Şimdi her şey hazır olduğuna göre gelelim sunuma :)

Yuvarlak bir tepsiye pişen hamurları döktükten sonra bütün tavuğumuzu elimizle parçalayıp tepsinin muhtelif yerlerine serpiştiriyoruz. Kişi sayısına göre kaselere beyrim koyuyor ve yine kişi sayısına göre kulplu bardaklara yemeğin suyundan yani tavuk haşlayıp sonrasında da hamurları pişirdiğimiz o sudan koyuyoruz ve limon ile servis ediyoruz. Yerken suyun içerisine limon sıkılacak.

Nasıl yeneceğine gelince, öncelikle cirdingiş elle yenen bir yemek. Hamuru alıp beyrime batırıyor, ağzınıza attıktan sonra bir parça et alıyorsunuz ve yanında bu harika limonlu tavuk suyunu içiyorsunuz. Açıkçası yemek o kadar fazla sarımsaklı ki sanırım yanında bu limonlu su içilmese sonrasında rahatsız edici olabilir. Ama böyle kombinleyip yeyip içtiğiniz zaman harika bir lezzete dönüşüyor. İnanın şu an tarifi yazarken bile ağzım sulandı :) Cirdingiş benim favori yemeklerim arasına çoktan girdi bile. Size de kesinlikle yapmanızı tavsiye ederim.

Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun.

1 Aralık 2018 Cumartesi

Çeçen Yemeği Cirdingiş



Genel olarak farklı kültürleri öğrenmeye ilgim vardır. Ama bazılarına daha çok ilgim vardır. Bunlardan başta gelenlerinden biri de Çeçen kültürü. Çeçenlerin mücadeleci ruhunu, vatanlarına ve Allah'a olan bağlılıklarını hep sevmişimdir. Tabi her yerin iyisi de kötüsü de olduğu gibi onlarda da kötüler var. Bu şu an konumuzun dışında :) 

Çeçen mutfağının önemli yemeklerinden cirdingişi uzun yıllar merak ettim ve internet tarifleri ile de yapıp denemek istemedim. Zira aynı sıkıntıyı daha önce Laz böreğinde yaşamıştım. İnternette o kadar farklı tarifler var ki gerçek bir Karadenizli yakalayıp sorduğunuzda hiçbirini beğenmiyor ve biz böyle yapmıyoruz diyorlar. Dolayısıyla her şeyin orijinalini oranın yerlisinden yemek ya da yerinde yemek en güzeli diye düşünüyorum. Cenab-ı Hakk yıllar sonra bir tevafuklar silsilesi ile bana Çeçen bir arkadaş nasip etti ve bir sohbetimizde cirdingişin tarifini sorduğum zaman sağ olsun benim için yapacağını, göstererek anlatacağını söyledi. Bu benim için tabii büyük bir mutluluktu :) 

İşte Çeçen arkadaşım Tuba'nın benim için hazırladığı cirdingiş:

Bu hamurları

Bu hamurun haşlandığı tavuk suyu

Bu yemeğin sosu. İsmi beyrim

Ve İşte bu da yemeğimizin servise hazır hali. Cirdingiş el ile yenen bir yemek.  Hamurları alıp beyrime batırıp yiyorsunuz. Yanında kemikli et oluyor. Ya tavuk eti ya da normal et. Bizimkinde tavuk eti vardı. Yanında da tavuğu haşladığınız ve sonrasında içinde hamurları pişirdiğiniz sudan içerisine limon sıkarak içiyorsunuz. Zira beyrim çok sarımsaklı bir sos. Eğer yanında bu şekilde yemeğin suyundan (limon sıkıp) içmezseniz sonrasında çok rahatsız olabilirsiniz. 



Şimdi sıra benim dün yaptığım acemi işi cirdingiş fotoğraflarımda :) 

Hamurlara şekil vermede Kaymak (büyük yeğenim Hamza) da bana yardımcı oldu :) 

İlk denememi ben de tavukla yaptım. 

Tavuğu haşlarken içine konulan baharatları biraz fazla kaçırdığım için benim su Tuba'nınkinden daha koyu bir renkte. İlk deneme için yine de fena sayılmazdı bence :)) Cirdingiş kesinlikle damak tadıma çok uygun ve çok beğendiğim bir yemek oldu. Bu ilk denememdi ama Allah nasip ederse son olmayacak. Tarif kısmetse bir sonraki postta sizlerle. Tuba'ya bu güzel tarifi bana öğrettiği için teşekkür ediyorum :) 

Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle  Umut hep vâr olsun.