ikram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ikram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Haziran 2012 Çarşamba

Arkadaş İkramları (GÜNCELLENMİŞ)

Merhaba Arkadaşlar,

Gündemde öyle değişik konular var ki; hangisine üzülüp hangisine sevineceğimizi şaşırdık. Bir yanda Suriye'de devam eden zulüm ve kan donduran katliamlar, bir yanda kendi ülkesinde kendi insanlarına tek toynaklı eti yediren hain firmalar. Bkz http://www.haber7.com/ekonomi/haber/887700-at-esek-domuz-eti-yediren-11-firma-teshir-edildi
Onlara hain demek bile yetmez ya, Allah ıslah etsin, ne deyim. Artık ne yiyeceğimizi şaşırdık. Aldığımız una kadar girdiyse bu zıkkımlar, ne yapacağız bilmiyorum. Allah (celle celaluHu) yardımcımız olsun. VE ŞU LİNK İNCELENMELİ KESİNLİKLE:


Arkadaşlarla sırf birbirimizi görmek için ayda bir parasız :) gün yapıyoruz. Maksat sadece görüşmek. Ne altın var ne para. İyi de oluyor. Onların ikramlarından bazılarını sizinle paylaşayım istedim. Bunlar Nagihan'ın yaptıkları: 



Menüde poğaça, susamlı çubuklar, reçelli kurabiye, zeytinyağlı dolma, incirli pasta ve Dilek'e özel Rus salatası ile bana özel patlıcan salatası vardı. Bana da sürpriz oldu. Patlıcan salatasının vazgeçilmezlerimden olduğunu bildiği için bana yapmış sağolsun ve mükemmeldi tadı =)






Dilek'e ise gün kapsamında değil annemle öyle oturmaya gitmiştik. Menüde Dilek'ten portakal çanağında muhallebi ve cevizli portakallı kek vardı. Portakal çanağı için Oktay Usta'nın tarifini uygulamış ama kremasını annesinin tarifinden yapmış. Gerçekten mükemmeldi. Annesi Kamuran Teyze ise kıvrım poğaça, tepsi böreği ve her gittiğimde görmeye alıştığım ve bayıldığım meşhur kısırından yapmış =) İşte fotoğraflar:




Yepyeni umutlarla, zulümsüz, huzurlu, mutlu, helal gıdalı, bilinçli, şuurlu yeni günlere uyanmamız duasıyla. Umut hep vâr olsun.

29 Mart 2012 Perşembe

NE BULURSAN KURABİYESİ =)


Bir davette yeyip beğendiğimiz, fakat tarifini alamadığımız, ancak içine ne bulursa konduğunu duyduğumuz bir kurabiye vardı. Bir akşam tatlı krizindeyken kalktım evde ne varsa koyup içine yapayım dedim. Ölçüsü yok. Malzemelerin kimini göz kararı ekledim, kimini evde kaldığı kadar. Sadece yağı biraz fazla kaçırdım fakat geri alma imkanım da olmayınca kurabiyelerim bisküviye dönüştü =) Siz ister çok yağla yayvan bisküviler isterseniz de az yağla toplu kurabiyeler yapın. Biz bu halini çok sevdik. Hele Hamza paşamın hem öğlen hem de akşam "teyze mama" deyip tüm kurabiyelerimi lüplettikten sonra yemek yemediğini duyunca, onun beğenmiş olmasına daha da bir sevindim. Yavrum hâlâ onlara kurabiye götürdüğüm boş kabı gösterip "teyze mama" diyor =) İşte tarifimiz:


* 2 yumurta
* Toz şeker
* Zeytin yağı
* Susam
* Kuş üzümü
* Çekirdeksiz üzüm
* Kuru neskafe
* Kuru siyah çay
* Damla çikolata
* Tarçın
* Süt ya da yoğurt
* Kabartma tozu
* Un
* Buğday nişastası

Tüm malzemeler yoğurulup şekil verilerek tepsiye dizilir. Ve fırında pişirilir. Hepinize sevgilerimle.

19 Mart 2012 Pazartesi

ÇİKOLATALI MAKARON


Makaronu uzun zamandır merak ediyordum ve geçenlerde yapmak nasip oldu. Öncesinde bir hayli araştırdım ve her yerde Zinnur Hanım'ın adının geçtiğini gördüm. Demek ki bu konuda en güvenilir tarif buydu. Benim için güzel bir referans olan Mine Ablam'ın da aynı tarifi kullandığını görünce tamam dedim ve hemen denedim. Denerken iki küçük hata yapmama rağmen ailece bayıldığımız bir lezzet oldu. Sizlere de tavsiye ederim. İşte tarifimiz:

Hamuru İçin

* 100 gr pudra şekeri
* 50 gr badem
* 3 ymk kaşığı (15 gr) şekersiz kakao (Ben daha az kullandım)
* 2 adet oda sıcaklığında yumurta akı
* 5 yemek kaşığı (65 gr) şeker

Çikolatalı Kreması İçin

* 113 gr küçük parçalara kesilmiş çikolata (Biz 80 gr kullandım)
* Yarım su bardağı çiğ krema (Biz göz kararı ekledim)
* 2 ymk kaşığı oda sıcaklığında tereyağ

Yapılışı

Vakit kaybetmemek açısından ben makaronları yaparken annem de kremasını hazırladı. Krema için küçük bir teflon tavada kremayı erittik. Üstüne kırılmış çikolataları ekledik ve karıştırarak onun da erimesini sağladık. Hemen eriyor zaten. Sonra ocağı kapatıp tereyağını ekledik ve karıştırarak homojen bir hal almasını sağladık. Sonra soğusun diye bir kenarda beklettik.

Makaronlar için önce bademi elektrikli kahve öğütücüde çekerek un kıvamına getirdik. Ardından bademin kustuğu yağı içine çeksin diye kakao ve şekeri de ekledik ve beraber çektik. Benim makaronda yaptığım ilk hata, burada 100 gram pudra şekeri yerine yanlışlıkla 5 yemek kaşığı şekeri eklemek oldu. Sonradan bir ayarlama yapsam da bizim şeker göz kararı gibi oldu =) Ama tam kıvamındaydı. Burada püf noktası tüm malzemenin un kıvamına gelene dek çekilmesi ve iri parça kalmaması. Bunun için çekme işlemini bir kaç kez tekrarlayabilirsiniz.

Sonra tamamen yağsız ve kuru bir kabın içine yumurta aklarını ekledim ve yumuşak tepecikler oluşturana kadar mikserin orta devrinde çırptım. Sonra mikseri en yüksek devrine alıp beş yemek kaşığı şekeri birer kaşık birer kaşık ekleyerek çırpma işlemine devam ettim. İşlem sonucunda parlak, pürüzsüz, sert tepecikler oluşturan ve çırpma kabını ters çevirdiğimde kesinlikle yere akmayan bir köpük elde ettim. Sonra bir kenarda duran kuru malzemeyi üç kez eledim ve içinde hiç topak kalmadığından emin oldum. Bu kuru malzemenin yarısını çırpılmış yumurta aklarına ekledim. Bir kaşıkla karıştırdıktan sonra kalan kuru malzemeyi de ekledim ve bu defa homojenize edene dek karıştırdım. Homojen görüntüyü alır almaz durdum, fazla karıştırmadım. Sonra malzemeyi sıkma tüpüne doldurarak sıkmayı denedim ancak kumanda etmek çok zor oldu. Bu nedenle tüm malzemeyi kullanılmamış bir yoğurt poşetine alıp, poşetin bir ucunda küçük bir delik açtım. Ve yağlı kağıt serilmiş tepsiye sıktım. Sıkarken hamurların arasında 2 cm boşluk kalmasına ve makaronların çapının 2,5-3 cm civarında olmasına dikkat ettim. Kolay sıkmak için dıştan içe doğru daireler çizdim. Çoğunda sivri uç kalmadı bile. Kalanlar varsa da parmağımın ucunu ıslatarak o uçları bastırdım. Bu işlemi yaparken makaronlar parmağıma bulaşmayacak kıvamdaydı. Sonra içinde hava kabarcığı kalmış olma ihtimaline binaen tepsiyi hafifçe bir kaç kez yere vurmak gerekiyor ama ben bu işlemi unutarak fırına vermeden hemen önce yaptım. Yine de bir sorun olmadı. Tepsiyi bir saat bekleterek makaronların kurumasını sağladım. Bir saat sonra hafifçe dokunduğumda hamurun parmağıma bulaşmadığını, gerçekten kuruduğunu gördüm ve fırına verme işlemine geçtim. Fırını önceden 175 dereceye ısıtmıştım. Zinnur Hanım'ın önerisi üzerine iki tepsiyi birden fırına koymak yerine, fırının orta rafına gelecek şekilde birer birer pişirdim tepsileri. İkinci hatam fırınlama süresi idi. Makaronların normalde 12 dakikadan fazla fırında tutulmaması gerekiyor ancak ben daha önceki mereng (ballı baba) tecrübelerime dayanarak bizim fırın bunu 12 dakikada pişirmez diye düşündüm ve toplam 23-24 dakika fırında tuttum. Pişirirken makaronların uçlarında eteklenmeler oluştuğunu görmek, işlerin yolunda gittiğinin kanıtıydı. Fırından çıkınca kısa bir süre bekleyip ılıttığım makaronları dikkatlice kağıttan ayırdım ve şekilce birbirine yakın olanları grupladım. Aralarına kremadan sürüp iki makaronu üst üste yapıştırdım. Sonra tadına baktık ve fırında çok tuttuğum için kıtır kıtır olmuşlardı. Normalde dışı sert içi yumuşak olması gerekiyor. Ancak kıtır lezzetler seven biz, bu halini çok beğendik hatta annem 'iyi ki de fırında fazla tutmuşsun' dedi =) Ertesi gün makaronların gerçekten olması gerektiği gibi; yani dışı sert içi yumuşak bir hal aldığını gördük. İlk denemede biraz vakit darlığı biraz aceleden kaynaklanan onca hataya rağmen; tadan herkesin bayıldığı bu lezzeti sizlere de kesinlikle tavsiye ederim. Bu güzel tarif ve ayrıntılı anlatım için Zinnur Hanım'a ve Mine Ablam'a teşekkürler.

12 Mart 2012 Pazartesi

KAHRAMANMARAŞ ÇÖREĞİ


Merhaba Arkadaşlar,
Kahramanmaraş'ın meşhur çöreğini çok merak ediyordum ancak yapımında kullanılan özel merdanemden yoktu. Çatalla da yapmak istemedim. Eskiden iş arkadaşım olan Maraşlı Derya Hanım (kulakları çınlasın) memlekete gittiğinde bana bu merdaneden getirmiş. Onun hediyesi merdane ve Mihriban'cığımın tarifi ile ilk denememi yapıp misafirlerime ikram ettim. Hem bizim evden hem de misafirlerden tam not aldı. Kahramanmaraş Çöreği övüldüğü kadar varmış. Sizlere de tavsiye ederim. Merdanenin resmini görmek için Mihriban'ın bloğuna bakabilirsiniz. Ben tarifi yarım ölçü yaptım. Ondan bile bir hayli çörek çıktı. İşte yarım ölçü tarifimiz:

Malzemeler

* 250 gr tereyağ
* Yarım çay bardağı sıvıyağ
* 500 gr un
* Çeyrek paket kabartma tozu
* Yeteri kadar süt
* Çörek otu, susam, tuz (ya da şekerli isterseniz şeker)

Yapılışı

Süt hariç bütün malzemeleri karıştırın. Yeteri kadar süt ekleyerek kulak yumuşağı kıvamında bir hamur elde edin. Ben bu malzemenin yarısına şeker yarısına da tuz ekleyerek her iki çeşidini de denedim. İkisi de güzel oldu. Hamuru yumurta büyüklüğünde bezelere ayırıp 1cm kalınlığında açın. Açılan hamur yaklaşık 10 cm çapında olacak. Sonra özel merdaneyi bir de ters yönde bastırarak şeklinin çıkmasını sağlayın. Merdaneniz yoksa şekil verme işlemini çatalla yapın. Malzeme zaten çok yağlı olduğu için tepsiyi yağlamanıza gerek yok. Direk tepsiye dizin. Fırını önceden en yüksek dereceye ısıtın. Burada püf noktası fırın kesinlikle çok çok sıcak olmalı !!! Tepsiyi fırının en alt katına koyup önce altının kızarmasını sağlayın. Sonra yukarı kata alıp üstlerini de kızartın. Çöreklerin kıtır kıtır olmamasına dikkat edin. Ağızda dağılan kil gibi çörekler oluyor. Afiyet olsun.

24 Şubat 2012 Cuma

Bir Çerkes Lezzeti: PSHALİVE




Hayırlı cumalar,



Dünkü yazımda Pshalive'den bahsetmiştim. Tarifi bugün yayınlayacaktım ancak pişmiş halinin resmini evde unutmuşum =) Sizi bekletmemek için Hilal ablamdaki resmi aldım. Çiğler bana, pişmişin resmi ona ait =) İşte tarifimiz:





Malzemeler

Hamuru İçin

* 750gr un
* 1,5 tatlı kaşığı tuz
* Ilık su

İç Malzemeleri

* 1 adet soğan
*Yarım çay bardağı zeytinyağı
* 1 yemek kaşığı pulbiber
* 1,5 kg haşlanmış ve püre haline getirilmiş patates

Sosu İçin

*3 yemek kaşığı tereyağ
*3 tatlı kaşığı pulbiber
* Bolca sarımsak
*Arzuya göre yoğurt [Biz genellikle hep yoğurtsuz yedik. Çerkesler öyle yapıyor =)]


Yapılışı

Hamuru hazırlayın. 3 bezeye ayırıp üzerlerine nemli bez örtün. Dinlenmeye bırakın.İç malzemesi için soğanı yağda yumuşayıncaya kadar kavurun Sonra pul biberi ve püre halindeki patatesi ekleyip birkaç kez çevirin. Dinlenen hamurları mantı hamurundan biraz daha kalın olacak şekilde açın. Bir çay bardağı yardımıyla yuvarlak kesin. Yuvarlakların içine iç malzemeden koyun kenarlarını sıkı sıkı bastırın. Bir tencereye 2,5-3 lt su koyun. Kaynayınca içine biraz tuz atın ve hamurları mantı gibi haşlayın. Haşlama sırasında kapak örtmeyin. Pişen Pshaliveleri kevgir yardımıyla alın. İçine sos malzemesini (bir tavada kızdırılmış tereyağına sarımsakları atıp azıcık kavurun. Sonra pulbiberi de dökün ve ocağı söndürün) de karıştırın ve afiyetle yeyin. Bu arada bizim Çerkes gelininden yani ablamdan =) öğrendiğime göre Pshalive'ye Haluj da deniyormuş.

Pshalive'yi deneyin, bence pişman olmazsınız. Afiyet olsun.

23 Şubat 2012 Perşembe

Bir Çerkes Lezzeti: TUHURJE


Ablamın beyi bir Çerkes ve en sevdiği yemek de pshalive. Biz pshalive'yi ablamın evliliği ile tanıdık. Çok da sevdik. Ben de geçenlerde ilk pshalive denememi yaptım ve Çerkes enişteden tam not aldım =) Bilhassa patates seviyorsanız bu yemeği beğeneceksiniz demektir. Pshalive tarifini kısmetse önümüzdeki günlerde vereceğim. Şimdi vereceğim tarif yine bir Çerkes lezzeti olan Tuhurje. Bunu sevgili Ebru'nun bloğundan görüp yapmıştım. Biz ailece beğendik. Çıtır çıtır çok hoş bir lezzet. Denemenizi öneririm. İşte tarifimiz:

Malzemeler

* 2,5 su bardağı un
* 1 su bardağı ılık su
* 1 paket instant maya (10 gr'lık)
* 1 tatlı kaşığı toz şeker
* Tuz

İçi için

* Beyaz peynir / Haşlanmış patates / Tahin pekmez karışımı / Tahin-tozşeker karışımından hangisini isterseniz. Ben tahin-toz şeker karışımını kullandım.

* Eritilmiş tereyağı

Üstü için

* 1 yumurta sarısı
* Susam-çörekotu

Yapılışı

Hamuru yoğurup mayalanmaya bırakın. Malzemeyi 8 bezeye ayırıp teker teker unlayıp açın. Mümkün olduğunca ince açmaya çalışın. Ama mayalı hamur olduğu için yufka inceliğinde olmayacaktır. Eritilmiş tereyağı ile içini yağlayın. İstediğiniz içi koyup yufkayı bir ucundan tutup yuvarlayın. Uzun sopa gibi görünüm elde edeceksiniz. Sonra gül böreği gibi bir ucundan tutup sarın. Unlamadan üstünden oklava ile geçip inceltin. Üstüne yumurta sarısı sürüp, susam çörekotu serpin. Yağlı kağıt serilmiş tepsiye koyup 200C fırında pişirin.

Afiyet olsun.

17 Ocak 2012 Salı

İncir Uyutması



Bu tarifi geçen yıl denemiştim ama yayınlamak şimdiye kısmetmiş. Doğal, lezzetli ve sağlıklı. Tarif Oktay Usta'dan.

Malzemeler:

* 1 litre süt
* 15 adet kuru incir
* 1 su bardağı toz şeker (incir zaten şekerli bir meyva olduğu için bir bardaktan az kullanabilirsiniz)
* Üzeri için tarçın.

Yapılışı:

İncirleri doğrayarak üzerine ılık su dökün ve yumuşaması için bir müddet bekletin. Diğer tarafta süt ve toz şekeri bir tencereye alarak yoğurt mayalama ısısına kadar ısıtın (yani el dayanacak sıcaklığa ulaşacak). Bu esnada yumuşamış incirleri de tencereye ekleyin. El blenderı ile incirleri iyice parçalayın. Sonra bu karışımı hiç bekletmeden kaselere bölün. Sıcak ortamda yoğurt gibi mayalandırın. Buzdolabına koyarak bir gece dinlendirin. Ertesi gün üstüne tarçın ve isteğe göre dövülmüş ceviz ekleyerek servis edin.

6 Aralık 2011 Salı

TENCEREDE ÇAYLI KEK


Zamanın su gibi akıp gitmesi kıyamet alametlerindendir denir. Daha dün gibi Ömer Döngeloğlu'ndan ve Mehmet Emin Yıldırım'dan Kerbelâ'yı dinleyişim. Grup Dergâh "Kerbelâ" ve Uğur Işılak "İmam Hüseyin" deyip de yüreklerimizi dağlayalı, Urfa Tutkunu "Fırat Suyu Hoyrat Akar" diyeli neredeyse bir yıl geçmiş. Koca bir sene. O zamandan bu zamana unuttuk mu? Hayır elbette. Ama her Kerbelâ günü daha bir taze oluyor acılar. Bardağın içindeki su size, siz ona bakakalıyorsunuz. Gözümüzün Nuru'nun (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) İki Gözünün Nurundan Biri'si Kerbelâ çölünde toprağa düşmüş o gün. Bir damla suya hasret. Kerbelâ'yı yazmaya ne kalem ne yürek yeter. Bilinen hakikat ise inandığı Hak dava uğruna savaşıp da canından geçenlere yüzyıllar sonra bile "Canım, Ciğerim" dendiği, buna karşılık bir takım hırslarına yenik düşen yezitleri ise kimsenin rahmetle anmadığıdır.

"Kerbelâ çölünde İmam Hüseyin" bir kez daha dağladı yüreklerimizi. Allah'ın rahmeti O'nun, O'nun şefaati bizim üzerimize olsun.

Yüreğimizin yangınını andıktan sonra, Sevgili Özlem'den aldığım tarifi aktarmak istiyorum sizlere. Tencerenin içine su ya da altına kül koyup kek pişirildiğini duydum ama tencerenin direk ateşe konarak kek yapıldığını ilk kez işitiyorum. Denedim ve sonuçtan ailece memnun kaldık. Tarifimi Özlem'in ev sahipliğini yaptığı çay kahve bahane etkinliğine gönderiyorum. İşte tarifimiz:

Malzemeler:

* 2 yumurta
* 1,5 su bardağı şeker (Kesme cam kupa kullandım)
* 1 su bardağı sıvıyağ
* 1 su bardağı çayın demi
* 1\2 çay bardağı su
* 2 yemek kaşığı kakao
* 1 paket kabartma tozu
* 1 paket vanilya
* Biraz ceviz(ben eklemedim)
* Tarçın
* yaklaşık 2,5 ya da 3 su bardağı un

Yapılışı:

Un ve kabartma tozunu eklemeden tüm malzemeler karıştırılır ve bu harçtan 1 su bardağı ayrılır. Sonra un ve kabartma tozu da eklenerek kek hamuru kıvamında hazırlanır. Yağlanmış teflon tencerede kısık ateşte kapağı kapalı olarak pişirilir. Pişerken kapağını sakın açmayın. Fırındaki aynı mantık. Pişince altı söndürülür ve üzerine ayrılmış olan sos gezdirilir. İstenirse Hindistan cevizi serpilir. Sevgili Özlem 15 dakikada pişeceğini yazmış ama ben en küçük gözde ve kahve pişirir gibi en kısık ateşte pişirdim. Bir saat kadar sürdü. İçini çekmiş ve çok güzel pişmişti. Denemek isteyenlere afiyet olsun.

6 Ekim 2011 Perşembe

BABAANNE'YE PASTA =)

Bu pastayı babaannem için yapmıştım geçen yıl. Üzerinden çok zaman geçtiği için keki nasıldı kremasının ölçüleri neydi hatırlamıyorum. Zaten göz kararı yapmıştım. Üstüne de damla çikolata ile adını yazacaktım ama aceleden titrek titrek olmuştu =) Acele ettiğimizde de bir hayır varmış. O gün babam ve babaannem ablamlardaydı. Annemle ben kendi evimizdeydik ve araba da bizdeydi. Gece Paşam ateşlenmiş. Ne yapsalar düşürememişler. Bil ilacı vardı, o da bitmiş. Acilen alınması gerekiyormuş. Annemle evden fırlarken bir koşu bu pastayı aldığımı hatırlıyorum =)=) Önce ezcaneye, ardından Paşama yetiştik hamd olsun. Babaannemse pastasını gördüğünde hem şaşırmış, hem sevinmişti =)


Alt fotoğraftaki pasta ise Paşanın babası için. O da geçen seneden kalma. Keki için Afia Gıda'nın pastabanını denemiştim ilk kez. Arasına annemin beyaz kremasını sürdük. Üstünü de yine Afia'nın o dönemde ilk kez denediğim krem şantisi ile kapladım. Helal krem şanti bulmanın verdiği mutlulukla hemen almıştım =) Süslemede Allah'ın (celle celaluHu) en büyük nimetlerinden olduğunu düşündüğüm portakal ve Afia Gıda'nın Topçiko'sunu kullandım. İşte sonuç:


6 Haziran 2011 Pazartesi

KONYA TARHANASI

Bu defa sevgili memleketim Konya'dan bir lezzet eklemek istedim. Asla vazgeçemediklerimden, miss kokulu tarhanamız. İçerisinde domates, biber, un, yoğurt, nohut, baharatlar başta olmak üzere bir sürü şey var. Dolayısıyla son derece besleyici. Yapması zor olsa da yemesi bir o kadar lezzetli. Önce tarhana yoğurulur çok çok büyük bir kovanın içinde. Sonra beş gün orada bırakılır ve ekşimesi beklenir. Mümkünse sıcak bir yere konur kova ve taşarsa diye de altına temiz bir leğen konur. Bu esnada her gün iki defa karıştırılır. Tabi o kadar büyük bir kovaya yetecek kaşık bulamayacağınızdan oklava gibi bir şeyle karıştırmanız gerekir. Kovanın ağzı kesinlikle kapalı tutulur.

Sonra temiz bir sofra bezi serilir ve üzerine un serpilir. Bir kaşıkla ekşimiş tarhanadan parçalar alıp beze koyulur. Sıcak bir ortamda bir kaç saate kadar kurur. Kuruyunca tersi çevrilir ve biraz da o yüzü kurur. İyice kuruyup da yapışmayacak kıvama gelince kevgirden geçirilir. Ki en zor aşaması budur. Eller kıpkırmızı olur ve acır =) Resimdeki tarhanayı annem yapmıştı. Ben de ovalama kısmında rol aldım =)

TARHANA ÇORBASININ YAPILIŞI:

* Bir buçuk kepçe kuru tarhana
* 1 yemek kaşığı domates salçası
* 1.5 litre kaynar su
* İsteğe göre tuz
* Arzu edilirse tereyağı

Yapılışı:

Tarhana bir gece ya da bir kaç saat öncesinden üstünü geçecek kadar bir suyla ıslatılır. Bu işlem içinde hiç pütür kalmaması içindir. Ama zamanınız yoksa ya da benim gibi pütürlüsünü bile seviyorsanız beklemeden de yapabilirsiniz =) Islanan tarhanayı ocağa koyup üzerine kaynar suyu eklenir ve topaklanmasın diye sürekli karıştırılır. Bir müddet sonra az suda eritilmiş salçası eklenir ve sürekli karıştırılarak pişrilir. Yapılırken mazemesine tuz konduğu için pişirirken normalden az tuz eklenir. Pişip de servis tabağına alındıktan sonra üstüne yakılmış tereyağ (yoğurt çorbasındaki gibi) eklenir. Ama bu tamamen isteğe bağlıdır. Ben yılda 20 kez tarhana yapsam belki bir kez anca ekliyorum. Yağsız da süper oluyor.



Ben ölçü olarak bu kepçeyi kullandım. Üstünde tarhana tozları hâlâ duruyor =)

Hepinize sevgilerimle.

14 Ekim 2010 Perşembe

BARBUNYA SALATASI VE MİM


Harput Köftesi'ni yaptığım akşam Sevgili Neşe'nin barbunya salatasını da denemiştim. Daha doğrusu yetiştirmek derdinden annemle beraber yaptık =) Zor beğenen babamdan tam not alan bu salatayı denemenizi öneririm. Bu güzel tarif için Neşe'ye çok teşekkürler. İşte yapılışı:

Malzemeler:

* 1 su bardağı barbunya
* 1 tane kuru soğan
* 4 -5 yemek kaşığı zeytinyağı
* 1 kase yoğurt
* 2 diş sarımsak (biz damak tadımıza uyduğu için biraz daha fazla kullandık)
* 1 demet maydonoz
* Pulbiber

Yapılışı:
Barbunyaları yumuşayana kadar haşlayıp süzün. Kuru soğanı ince ince doğrayıp zeytin yağında kavurun. Süzdüğünüz barbunyaları ekleyip biraz da tuz atıp kavurun. Tabi ben tuz atmadım yine =) Malum, hâlâ yasak bana tuz. Ve servis yapacağınız tabağa alın.

* Yoğurdu çırpın ve ezdiğiniz sarımsakları ekleyin. Biraz da tuz atın. Yoğurdu barbunyaların üzerine döküp ince ince kıydığınız maydonozla ve pulbiberle süsleyin. Afiyet olsun.

Hilal ablam beni mimlemiş. Kumanda panelinden istatistik bölümüne girip en çok okunan beş yazımı bildirmem ve beş kişiyi mimlemem gerekiyor. İşte sonuçlarım:

Erpiliç Göynük Tesisleri'ndeki gezi notlarım. Helal tavuk nedir, nasıl olmalıdır gibi bilgiler içeriyor. Bu yazının en çok okunan yazı olması insanların helal gıdaya verdiği ehemmiyeti göstermesinden dolayı oldukça sevindirici.
Yine bir helal gıda yazısı. Bisküviden çikolataya, cipsten sucuğa kadar pek çok ürünü bulunan ve her tür ürününde "hususi üretim" yapan helal sertifikalı Afia Gıda'yı anlatmıştım bu yazımda. Ben yazımı eklediğimde ürün çeşitliliği azdı. Şimdi portföylerini çok genişlettiler. Merak edenler buradan Afia Gıda'nın web sitesine ulaşabilirler.
Samsung markalı fotoğraf makinama yedek parça almak istediğim için başıma gelmeyen kalmadı. Okuyunca bu fiyaskoya güler misiniz ağlar mısınız bilmem =)
Meğer bu kurabiyeyi benim gibi ne çok seven varmış! Gerçekten muhteşem bir lezzetti. Çıtır çıtır ve tam kıvamında. Mutlaka deneyin derim.
İşte Canım Urfam'a dair bir lezzet. Patates ve kıyma ana malzemeleriyle yapılan hoş bir yemek. Sunum şekli de güzel. Misafirleriniz için çok cici bir ikram olabilir.

Ve benim mimlediğim beş kişi:

13 Ekim 2010 Çarşamba

HARPUT KÖFTESİ

Hayırlı günler Arkadaşlar,

Bir yemeğin içinde bulgur ve acı varsa o yemek tam bana göredir. Kısaca doğu mutfağı ile damak tadım uyuyor da diyebiliriz :) Harput Köftesi Cahide Abla'da gördüğüm ve denemek istediğim bir tarifti. Uzun zamandır tariflere mecburen ara verince, kendimi iyi hissettiğim bir gün bir değişiklik olsun istedim. Denedim ve ailece çok beğendik. Yalnız bir farkla, yemeğe tuz atmadım, malum =) Anne ve babam yerken üstüne tuz attılar. Köfteler tuzsuz olduğu için haşlarken dağılacak sanmıştım. Öyle de olmadı, bütün bütün kaldılar. Yemeğin suyundaki ve köftesindeki kuru reyhansa apayrı bir hava katmıştı. Kullandığım kıyma 500 değil de 350 gr kadardı. Bu nedenle bulguru da ona göre azalttım ama diğer malzemeleri aynı ölçüde kullandım. Bulgurlu yemekleri sevenlere tavsiyemdir. Cahide Abla'dan orijinal tarifi görmek için buraya tıklayabilirsiniz. İşte tarifimiz:

Malzemeler:

* Yarım kg az yağlı kıyma
* 1 su bardağı orta bulgur, yoksa çiğköftelik bulgur (ben Konyamız'da düğü diye tabir edilen çiğköftelik ince bulgur kullandım)
* 1 yumurta
* Yarım demet ince doğranmış maydonoz
* 1 adet orta boy rendelenmiş soğan
* Kuru reyhan, tuz, karabiber, pulbiber
* 1 yemek kaşığı salça
* Zeytinyağı, su

Yapılışı:

* Salça, yağ ve yumurta hariç diğer malzemeleri bir yoğurma kabına alıp arada bir elinizi ıslatarak iyice yoğurun. Malzemenin iyice bütünleşmesi, macun kıvamında olması lazım. Yoğurmanın sonuna doğru yumurtayı kırın.

* Harput köftesinin orjinal şekli tekerlek gibi oluyormuş. Malzeme macunlaşınca tekerlek gibi köfteler yapın. Doğru mu bilmiyorum ama ben Fellah köftesindeki gibi bir de ortalarına parmak batırdım.

* Tencereye yağı ve salçayı koyun. Salça eriyince göz kararı suyunu ilave edin. Başta fazla koymayın, daha sonra ilave edebilirsiniz.

* Su kaynamaya başlayınca köfteleri içine yavaşça ekleyin. Ben birer birer dizdim tencereye. Suyunu fazla koymadığım için tüm köfteler tek seferde sığmadı. İki parçada haşladım. Bu arada içine kuru reyhan da atın (hem köftede hem suyunda reyhan var).

* Köfteler pişince yemeğimiz hazır. Afiyet olsun.

24 Temmuz 2010 Cumartesi

SOMON FİLETOLU FİYONK ŞÖLENİ

Ablam hilaltimur' dan Selva makarnanın bizim usul makarna yarışmasını duydum ve ben de bir tarifle katılmak istedim. Çok severek yediğim balıklı makarna tarifimle katıldım. Balığı buharda haşlama sonucu besin değeri daha çok korunuyor sanki diye düşünüyorum. Kemalpaşatatlısı Mine Ablam'ın da buharda somon tarifi var. Ona da bakabilirsiniz. Hayırlısı neyse o olsun diyorum. Bu tarifi bazen de ton balığı ile maydonozsuz olarak uyguluyorum. O da çok güzel oluyor. İşte tarifim:


SOMON FİLETOLU FİYONK ŞÖLENİ

Malzemeler:
* 1 paket fiyonk makarna
* 2 adet somon fileto
* 4 yemek kaşığı zeytinyağı
* 1 adet limonun suyu
* 1 tutam maydonoz
* Tuz
* Arzuya göre pulbiber

Yapılışı: Somon filetoları küp küp doğrayınız. Ağzı kevgir (delikli süzgeç) büyüklüğünde bir tencerenize yeterli miktarda kaynar su ve bir miktar tuz koyup, kaynayan suyun içerisine 1 paket fiyonk makarnayı boşaltınız. Şöyle bir karıştırdıktan sonra altını kısıp tencerenin ağzına kevgirinizi koyunuz. Küp küp doğranmış somon filetoları kevgire dökerek pişen makarnanın buharında haşlanmasını sağlayınız. Arada bir ezmeden karıştırınız. Somonlardan sızan yağ da makarnaya damlayacak ve yemeğinizin lezzetine lezzet katacaktır. Somonlar haşlandıktan sonra bir karıştırma kabına alarak içerisine 2 yemek kaşığı zeytinyağı, bir miktar tuz ve damak tadınıza göre limon suyu ekleyiniz. Acıyı sevenler pul biber de koyabilirler. Hepsini harmanlayınız. Tencerede haşlanan makarnanın altını söndürüp içine 2 su bardağı soğuk su dökünüz ve bir kez karıştırarak ağzını kapatıp üç dakika bekleyiniz. Üç dakika sonra makarnayı süzünüz fakat yıkamayınız. İçine döktüğünüz soğuk su makarnaların yapışmasını engelleyecek, yıkamamanız ise besin değeri ve lezzetinin daha yüksek olmasını sağlayacaktır. Tencereye iki yemek kaşığı zeytinyağı döküp makarnaları güzelce harmanlayınız. Servis tabağına aldığınız makarnanın üzerine somon filetolu karışımı güzelce yayınız. En üstünü ise ince kıyılmış maydonoz ile süsleyip ister sıcak isterseniz soğuk olarak servis ediniz. Afiyet olsun.


27 Şubat 2010 Cumartesi

LAZANYA


İlk lazanya denemem Sevgili Handenur'un beşamel sos ve Sevgili Naile'nin iç harç tarifi ile oldu. Ailece çok sevdik çok beğendik. İşte tarifimiz:

Malzemeler:
* 12 yaprak lazanya (sayı pişirme kabınızın büyüklüğüne göre değişebilir, ben Barilla lasagne kullandım).
* 1 su bardağı kaşar peyniri

Beşamel sos için:
* 2 yemek kaşığı tereyağı
* 4 yemek kaşığı kadar un (azar azar ekleyin, topaklanır fazla gelirse eklemeyi kesin)
* 3 su bardağı kadar süt (ayrandan biraz daha koyu kıvamda olacak, lazanyayı yumuşatması için normal beşamel sostan biraz daha sıvı olmalı)
* tuz, 1 tatlı kaşığı karabiber

Kıymalı harç:
* 300 gr. kıyma
* 1 büyük soğan
* 2 diş sarımsak
* 1 silme yemek kaşığı domates salçası
* 2 domates (ben kullanmadım, bunun yerine biraz biber salçası koydum)
* tuz, karabiber,pulbiber,sıvıyağ


Yapılışı:
Kıymayı biraz yağ ile kavurmaya başlayın. Suyunu bırakıp yarısını çektikten sonra yemeklik doğradığınız soğanları ekleyin. Soğanlar solduktan sonra salçasını ekleyip kavurun. Sarımsağını ekleyin. Küp küp doğradığınız domatesleri ekleyip domatesler pişene kadar ağzını kapatıp bekleyin. Domatesler piştikten sonra altını kapatın.

Aynı anda beşamel sosu da hazırlayın. Tereyağını eritip çırpma teli ile karıştırarak unu ekleyip kısa bir süre kavurun. Un topak topak olursa sütü eklediğinizde de çözülmez, tereyağının içinde erimiş sıvı bir un kütlesi olması gerekir. Karıştırmaya devam ederek sütü azar azar ekleyin. Göz göz olana dek karıştırarak pişirin. Tuz ve karabiberi de ekleyin. Soğumaya başladıkça katılaşacağını da hesaba katarak çok koyu kıvamlı olmayan sosunuzu hazırlayın.

Beşamel sos ve kıymalı iç sıcakken yemeğimizi hazırlayacağız ki lazanyalar yumuşasın, çünkü lazanyaları haşlamadan kullanacağız.

Ben dikdörtgen borcam kullandım. Diklemesine yan yana üç lazanya tam sığdı. Borcama bir kepçe beşamel sostan yayıp bir kat lazanya serin. Lazanyanın üzerine kıymalı içten ince bir kat olacak şekilde eşit olarak yayın. Onun üzerine tekrar bir kepçe kadar beşamel sostan dökün. Tekrar lazanya koyarak iç harç bitene kadar bu sırayla işlemleri tekrar edin. En üste bir kat lazanya serip sadece beşamel sosun kalanını dökün. Üzerine rendelenmiş kaşar peyniri serpiştirip fırına verin. Kaşarlar kızarana kadar pişirin. Afiyet olsun.

Naile ve Handenur'a teşekkürler.

2 Şubat 2010 Salı

EV YAPIMI MAYONEZ

Seneler once televizyondan aldigim bu tarifi denemistim ve ilk denememde bile muhtesem olmustu. Hem temiz hem kolay. Tat, kivam ve renk olarak hazir mayonezlerden hic farki yok. Tavsiye ederim. Iste tarifimiz:

* 1 yumurta
* 1 yemek kasigi sirke
* 1 yemek kasigi limon suyu
* 1 tatli kasigindan biraz az tuz
* 1 orta boy cezve dolusu sivi yag

Yumurtayi robotta cirpin. Sonra tuz atip tekrar cirpin. Limonu ve sirkeyi ekleyip tekrar cirpin. Sonra yagi ip gibi sicim sicim ekleyerek mikserinizi KESINLIKLE hic kapatmadan surekli cirpin. Burasi biraz yorucu gelebilir. Ayakli mikseriniz varsa daha iyi olur. Zamanla koyuldugunu goreceksiniz. Afiyetle.
(İlk yayın tarihi: 21.01.2010)

KISIR ve NANELİ LİMONATA

Kısırı çok sever ama bir türlü düşüremezdim. Denemelerimden ikisi tutsa biri tutmazdı. Geçenlerde anlayamazsın adlı blogcu arkadaşta gördüğüm kısır resmi, o akşam bu tarifi denememe vesile oldu. Kıpkırmızı muhteşem görünümlü bir kısırdı. Tarif gerçekten tutmuştu ve herkes çok beğenmişti. Bir kaç gün sonra ablamlarda tekrar yaptım, o da çok beğenildi. Üstelik içinde domates, kuru soğan filan da yok. Az malzemeyle yapılıyor yani. Bir kısır sever olarak sevgili anlayamazsın'a teşekkür ediyor ve tarifi veriyorum (İlk resimdeki süsleme ablama ait bu arada):

* 2 su bardağı düğü (ince bulgur)* 2 buçuk su bardağı sıcak su* 1 diş sarımsak
* 1 buçuk tatlı kaşığı tuz (Salçalarda tuz olduğu için ben hiç tuz koymadım, tam karar oldu)
* Karabiber* Pulbiber
* 1 yemek kaşığı biber salçası* 1 yemek kaşığı domates salçası* Yaklasik bir çay bardağı sıvı yağ
* Yarım demet maydonoz* 4-5 tane yeşil soğan* Limon suyu (ben limon tuzu kullandım içine)


Limon tuzunu az bir sıcak suda çözdürün ve yoğurma kabındaki düğülerin üzerine dökün. Kalan sıcak suyu da düğüye ekleyin. Şöyle bir karıştırıp ağzına kapak örtün. O dinlenirken yeşillikleri ince doğrayın ve sarımsağı ezin. Şişen düğüye salçaları ekleyip yoğurun. Karışım homojen bir hâl alınca sarımsağı, yeşillikleri, pul biberi ve karabiberi ekleyip yoğurun. Bence tuz koymayın çünkü biber salçası zaten yeterince tuzlu oluyor. Az gelirse sonradan eklersiniz. En son sıvı yağı da döküp yoğurun ki parlak görünümlü kalsın. Kısırınız afiyetle yenmeye hazır. İsterseniz üstüne nar ekşisi sıkıp yeyin, çok hoş oluyor.


Gelelim naneli limonatamıza. Her fırsatta söylerim, ben bir limon bağımlısıyım. Bu tarifi geçenlerde Sevgili Buzlu Badem'de görmüştüm. Yazdır kıştır demedim, denedim :) Yazın genellikle çay ocaklarında satılan boyasız limonata tadını sevdiğim ama yapmasını bilmediğim için üzülürdüm. Bu aynen onlar gibi oldu. Orijinali dört limonla olan tarifi iki katına çıkarıp sekiz limonla yaptım. İşte tarifimiz:


* 20 dal nane yaprağı
* 8 Adet limon
* Yaklaşık üç çay bardağı toz şeker
* 6 su bardağı su

Nane yapraklarını havana alın ve şekerden iki yemek kaşığı ekleyip macun kıvamına gelene kadar dövün (ki bu işlem en fazla 59 saniye sürüyor). Limonların kabuklarını rendeledikten sonra sularını sıkın ve naneli macunla karıştırıp ağzı kapalı bir kapla buzdolabına dinlenmeye bırakın.

Limon kabuklarına şekerden bir miktar ekleyip ovun. Ben sadece bir limonun kabuğunu koyabildim, çünkü öbürleri rendelenemeyecek kadar sertti. Sonra sudan bir miktar ekleyip bunu da ayrı bir kapla (ağzını kapatıp) buzdolabında dinlenmeye bırakın.

Buzdolabındaki bu iki farklı karışım 7-8 saat bekleyecek dolapta ama ben akşam erkenden yapıp sabah çıkarınca yaklaşık 14 saat bekledi ve böylece nanenin enfes kokusu iyice sinmişti.

Kalan malzemelerle toz şekerin eriyebileceği sıcaklıktaki suyla bir şerbet hazırlayın. Ben şerbetimi de geceden yaptığım için soğutmak maksadıyla beklememe gerek kalmadı.

Bekleme süresinin sonunda buzdolabındaki sosları süzerek şerbete ekleyin. Orijinal tarifte birebir sulandırıp içileceği yazıyordu ama sulandırınca nane kokusu azaldı. Sulandırmazsanız da şekerli oluyor. Bu yüzden tarife göre dört çay brd olan şekeri, üç çay brd yazdım. İsterseniz sonradan şeker eklersiniz.

Anlayamazsın ve buzlu Badem'e teşekkür ediyorum. Hepinize afiyet olsun.

(İlk yayın tarihi: 19.01.2010)


Çiçek Kurabiyeler


21 Kasım 2009'da yeğenim Hamza paşama diş bulguru yaptık. Teyzesi olarak bazı pastalarını yapmak da bana kısmet oldu. Kurabiye için yapraksarma Ablam'dan aldığım ve daha önce denediğimde her tadanın hayran kaldığı armut kurabiyenin hamurunu kullandım. Ağızda dağılan enfes bir kurabiye oluyor. Bu hamuru tarifindeki gibi yoğurup ikiye böldüm. Parçalardan birine göz kararı kakao ve dolayısıyla pudra şekeri ekleyip tekrar yoğurdum. Sonra bu hamurları kullanarak siyah, beyaz ve ebruli olmak üzere üç farklı çiçek kurabiye yaptık. Halamla bir kaç farklı şekil denedik ve en son çiçekte karar kılındı. Yuvarlamaları halamla ikimiz yaptık. Sağolsun onun da emeği geçti. Gecenin sonuna doğru ikimizde de ayrı ayrı yuvarlayacak hal kalmayınca hamuru karıştırıverdik ve ebruli kurabiyeler oluştu :) Misafirler de çok beğendiler. Kurabiye severlere tavsiye ederim. İşte tarifimiz:

* 250 gr. oda sıcaklığında tereyağ
* 1 su bardağı pudra şekeri
* 2 su bardağı buğday nişastası
* 2yumurta sarısı
* 1 tatlı kaşığı yoğurt
* Aldığı kadar un
* 1 çay kaşığı kabartma tozu
Tereyağına un hariç tüm malzameleri ekleyerek hamuru yoğurun. En son unu ekleyin. Hamur kulak memesinden biraz daha sert olmalıdır. Yoksa yayılır. Hamuru ikiye bölüp bir parçasına göz kararı kakao ve pudra şekeri ekleyin. Şekerin kıvamını anlamak için hamurdan mercimek kadar bir parça koparıp yeyin. Çiğ hamura önyargılı yaklaşan ben bile sevdim, şekerleme gibiydi :) Yani bence o haliyle bile yenebilir :) Sonra istediğiniz şekli verip tepsiye dizerek fırına verin. Isınmış fırında esmerleşmeden pişirin. Hepinize afiyet olsun.


(İlk yayın tarihi: 15.01.2010)

ŞİPŞAK MAKARNA'LI LEZZETLER

Haftasonu markete gittiğimizde Konyamız'ın markalarından Selva Makarna'nın yeni bir ürününü gördük: Şipşak Makarna. Üzerinde üç dakikada pişeceği yazıyordu. İşin ilginç yanı, fiyatı da normal makarnalarla aynı idi. Pakette, makarnayı ürettikleri kalıbı değiştirmeleri sebebiyle böyle bir sonuç elde edildiği yazıyordu. Denemek için en sevdiğim şekillerden olan burgu makarnadan bir paket aldım. Aklımda da rumma'nın sosisli makarnası :) Fikir çok orjinal gelmişti ilk gördüğümde. Gerçekten ilgi çekiciydi. Ama sosislere güvenmediğim ve hangi marka olursa olsun yemediğim için tarifi sucukla denemeye karar verdim. O tarifle makarnadan az bir miktar yaptım denemelik. Ne eridi, ne çiğ kaldı. Bildiğimiz makarnadan hiç farkı yoktu ve gerçekten bir iki dakikada pişiyordu. Bu sonuç çok sevindirici bence, hele de "yoğunum zamanım az" diyenler için. Sonra keyf-i mutfak Elif'in fırında beşamel soslu makarnasını gördüm, ki fırında makarnayı çok severim. Kalan şipşak makarnamla da onu denedim. Tarifte "kalın fırın makarna" kullanılması gerektiği yazıyordu. Umarım erimez deyip yaptım ve hiç erimedi. Börek gibi oldu. Hatta soğuduktan sonra da bir dilim yedim, soğuk haliyle de çok güzeldi. Tarifler için her iki arkadaşıma da teşekkür ediyorum. İşte tariflerimiz:

SUCUKLU MAKARNA

Çiğ haldeki makarnalara ince ince dildiğiniz sucukları saplayın. Tarifin orjinali çubuk makarna ile. Ve elbette ki o daha şık duruyor. Kaynayan suya makarnaları ve tuzu atıp pişirin. Piştikten sonra ben yıkamıyorum. Eskiden hep yıkardık. Sonra farklı bir yöntem öğrenip uyguladım ve gerçekten daha güzel oldu. Altını söndürünce tencereye bir tas su (çeşme suyu soğukluğunda) dökün ve ağzını kapayıp bürüleyin. Üç dakika bekleyin. Sonra süzün ve yağda çevirip servis yapın. Ama kesinlikle üç dakikayı geçirmeyin.

FIRINDA BEŞAMEL SOSLU MAKARNA


* Yarım paket kalın makarna(fırında makarna) {Ben bir pakete yakın kullandım. Sucukluya çok azını harcamıştım. Kalanın hepsini buna kullandım}
* Maydonozlu peynir karışımı
* 2 ymk kş sıvıyağ
* 1 su brd kaşar peyniri rendesi


beşamel sos için:

*2 ymk kş tereyağ
*3 ymk kş un
* 2su brd süt
* 1 adet yumurta
* tuz,karabiber

Makarnanız haşlanırken (12dk) beşemal sosunuzu hazırlayın. Erittiğiniz tereyağında unu kokusu çıkana kadar kavurun. Sütü yavaş yavaş ilave edin. Bu sırada hızlı hızlı karıştırın. Muhallebi kıvamına gelince tuzunu ve karabiberini ilave edin. Soğuyunca bir yumurta kırıp yumurtayı karışıma yedirin. Ben tam olarak soğumasını bile beklemedim. İşin püf noktası yumurtayı çok hızlı çırpıp pişmeden karışmasını sağlamak. Pişiriceğiniz fırın kabının zeminine beşemal sostan bir miktar dökün. Üzerine haşladığınız makarnanın yarısını döküp elinizle bastırın. Hazırladığınız peynirli harcı makarnanın üzerine serpiştirin. Kalan makarnayı da koyup yine bastırın. Üzerine sıvı yağı gezdirin. Kalan beşamel sosu da döküp hafif karıştırarak makarnaya yedirin. Kaşar rendesini her tarafına serpiştirdikten sonra üzerine alümünyum folya geçirin (içi pişerken kaşarın hemen pişmemesi için). 25 dk sonra alimunyum folyoyu çıkarın. Kaşarlar eriyinceye ve kızarıncaya kadar pişirin (biraz soğuyunca kıvamı tam oturacaktır).

Burada iki noktadan bahsetmek istiyorum. Beşamel sosun azını fırın tepsisinin altına, çoğunu da üstüne dökmüştüm. Ama piştikten sonra anladım ki yarı yarıya dökmek daha güzel olacak. Bir de benim fırın tepsisi kalın bakır tepsilerdendi. Yine de güzeldi ama daha normal incelikteki bir tepside daha iyi olacağı kanaatindeyim. Resmimde ince göründüğüne aldanmayın, üç parmak kalınlığındaydı :)

Hepinize afiyet olsun.
(İlk yayın tarihi: 14.01.2010)