Hiç dinmeyen bir acıyla yaşamak nasıl şeydir bilir misin AbdUllah? Peki ya dinmesinin neredeyse kâbil olmadığını bilerek yaşamak? Allah (cc) ol derse her şey olur, amenna. Lakin başına gelecek imtihanın varsa, çekecek çilen de vardır. Yaşarsın o acıyla birlikte. Gülersin, ama sahte. Eğlenirsin, ama anlık. An be an içindedir, kalbindedir, yüreğinin en derin yerindedir bu sızı. Uyuyamazsın, nefes alamazsın. Düşünmekten de hiç bir şey elde edemezsin. Hayat artık eskisi gibi değildir. Mutlu olmaktan, huzurlu yaşamaktan ziyade, "mış gibi yapmaya" başlarsın. Ahh ne istemiştir oysa senden? Niçin yapmıştır bu kötülüğü? Hayatını mahvetmekle elde ettiği nedir? İlk sınavda kağıdı kalemi ortada bırakıp kaçan öğrenci nasıl mezun olur ki mektepten? Madem okula başlayıp öğrenci olmaktı kararı, sınavlarla karşılaşacağını bilmiyor muydu? Cesareti? Dağlar ardında. Kararlılığı? Hiç olmadı ki! Umut? Sandıklara kat kat kilitlediğin hazinen. Hayat, tek seferlik seyahat. Ömür, dönüş bileti olmayan yolculuk. Değer mi peki heba etmeye? Asla! Lakin yapamıyorum be AbdUllah. Kendimi mi kandırıyorum dersin? Belki. Keşke mümkün olsaydı. Hayatımı mahvetmekten kazancı ne olmuş bunu sormam keşke mümkün olsaydı... En kötüsü de ne biliyor musun? İnsan bunları göre göre, iyi niyet tohumlarını kaybediyor. İyi niyet? Ara ki bulasın artık. Sence ben artık kötü biri miyim AbdUllah? Yarı yolda bırakacak eş, dost, aile, arkadaş, yaren çıkmasın artık karşıma! İnsan olan, yoldaşını tek bir yerde yarı yolda koyar. Ölüm geldiğinde. O, o öldü mü ki AbdUllah? Niçin yok artık? Uyansana gayrı! O yaşıyor! Asıl sen öldün...
27 Eylül 2016 / KONYA /01.41





