28 Eylül 2020 Pazartesi

Patlıcanlı Uydurmasyon Yemek


Merhaba sevgili blog dostları, 
Beni eskiden beri takip edenler bilirler, kafamdan yemek uydurup uygulamayı çok severim. Geçenlerde yine eldeki malzemelerle birden böyle bir yemek çıktı. Açıkçası başta sadece ablama göndermek için fotoğrafını çekmiştim, bloğa koymak gibi bir düşüncem yoktu. Fakat yeyince tadı o kadar hoşuma gitti ki blog arşivimde de bulunmasını istedim. O nedenle fotoğraf çok güzel değil, kusura bakmayın. İşte tarifimiz:

2 adet küçük boy kırmızı biberi doğrayıp zeytinyağında soteledim. Birer adet dolma biber, sivri biber ve köy biberini de doğrayıp soteledim. Buzlukta közlenmiş ve çekilmiş patlıcan vardı, onu da ekledim. Bunları güzelce karıştırdım. İpli blenderda üstüne tuz atılmış domates çektim. Çekilmiş domatesi de tavaya döküp karıştırdım ve ağzını kapatıp en kısık ateşte pişirdim. 
Gerçekten harika oldu. Şimdi bundan çok miktarda yapıp porsiyonlar halinde buzluğa atmayı düşünüyorum. Sizlere de denemenizi tavsiye ederim. 

27 Eylül 2020 Pazar

Kabuktan Patates


Merhaba sevgili blog dostları, 
Başlıkta bahsedilen konuya geçmeden önce hemen söylemek isterim ki geçen gün ahirete yolcu ettiğimiz kıymetli İbrahim Toru abim için yarın yani 27 Eylül Pazartesi akşamı saat 20.30 da Kanal Urfa'da Mevlit okunacak canlı yayında. Katılmak isterseniz bilginiz olsun. Mekanı cennet olsun güzel abimin... 













26 Eylül 2020 Cumartesi

İbrahim Toru




Başın sağ olsun Canım Urfam...
Urfamızın gülen yüzü, yetim babası, fakirlerin dostu, dargınları barıştıran, daima Urfam için çalışan ve "geldiğim yeri biliyorum" diyen güzel insan İbrahim Toru 25 Eylül 2020 tarihinde covid19 nedeniyle vefat etmiştir. Çok sevdiği babasına ve Aziz hocamıza kavuştu. Biz İbrahim Ağabey'le sürekli görüşürdük ama yüzyüze tanışmak nasip olmadı. Başta kendime, ailesine ve tüm sevenlerine baş sağlığı diliyorum. Urfatutkunu kardeşim derdi bana. Bugün kardeşin çok üzgün abim... Mekanın Cennet olsun...

#ibrahimtoru #kanalurfa #torutoys





15 Ağustos 2020 Cumartesi

Tiramisu Topları


Merhaba sevgili blog dostları. Umarım herkes iyidir. Bendeki tiramisu sevgisini bloğumu takip edenler bilirler. Bugün de sizlerle Instagram'da görüp kendime göre değiştirdiğim tiramisu topları tarifini paylaşmak istiyorum. Tadı gerçekten enfes oluyor. Ancak şunu söyleyebilirim ki buzdolabında beklettikçe tadı daha da oturuyor ve güzelleşiyor. Mutlaka buzdolabında bekletip yemenizi tavsiye ederim. Deneyecek olanlara şimdiden afiyet olsun. 


Tarifi ilk uygularken Instagram'da gördüğüm şekli ile yaptım. Ancak ikincisinde kendime göre malzeme miktarlarını biraz değiştirdim. İkincisi gerçekten daha güzel oldu. 


İşte benim yaptığım şekli ile tarifimiz:

Malzemeler:
* 2 paket+yarım paketten biraz daha az pötibör bisküvi (200 gramlık paketlerden) 
* 2 yemek kaşığı nescafe
*4 yemek kaşığı su
*300 gr labne peyniri
*200 ml krema 
*Damak tadınıza göre pudra şekeri 
*Üzerini bulamak için kakao

Yapılışı:
Bisküvileri rondodan geçirin, un haline gelsin. Nescafeyi su ile eritip bisküvilerin üzerine dökün. Labne peyniri ve kremayı da ekleyip yoğurun. Sonra tadına bakıp istediğiniz miktarda pudra şekeri ekleyin.  Yoğurma işlemi bitince ceviz büyüklüğünde parçalar alıp yuvarlayın. İlk yoğurduğunuzda çamur gibi bir bulamaç oluyor. Bu nasıl yuvarlanacak diye düşüneceksiniz muhtemelen :) Ama yaptıkça el alışıyor ve kakaonun içine atınca da kendini toparlıyor. Yuvarlak toplar yapıp servis tabağına dizin ve buzdolabında bekletin. İşte tadan herkesten tam puan almış sonuç:


Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun. 


11 Ağustos 2020 Salı

Bu Dünyadan Bir Aziz Hoca Geçti



Sözlerime nasıl başlasam bilmiyorum. Urfamızın göz bebeği AbdülAziz Kutluay hocam 09 Ağustos 2020 tarihinde covid19 nedeniyle vefat etti. Peki covid19'a nasıl yakalandığını biliyor musunuz? Yardım ettiği yetimler için para toplarken... Senelerdir binlerce muhtaç insana sıcak yemek ve yardım dağıtılmasına vesile olup Urfa aşevinde bizzat çalışan bu güzel insanla dünya gözüyle tanışmak bana da nasip olmuştu. Yazımı nasıl toparlayacağımı bilemiyorum. Yazıp yazıp siliyorum. Benim için zor bir yazı. Emir Allah'ın. Cennette tekrar görüşmek ümidiyle elveda hocam. Ağla Urfam, yetim babası Aziz hoca vefat etti... 

9 Temmuz 2020 Perşembe

Zehre III (Âwdil'in kaleminden)



Merhaba sevgili blog dostları. Zor zamanlardan geçtiğimiz şu günlerde umarım hepiniz iyisinizdir. Daha evvel bu linkte Kıymetli Âwdil kardeşimin kaleminden Zehre'yi okumuştunuz. Kendisi sağolsun yıllar sonra yeniden Zehre'yi kaleme aldı. Noktasına virgülüne dokunmadan burada paylaşıyorum :) Âwdil'e teşekkürlerimle. 

ZEHRE III
Ellerimin içinde derin bir hançer iziyken adın
Ve yokluğun düşlerime prangalı tutsakken ayrılığın
Şehirlerde kimsesiz çığlıkken kaçaklığım
Seni terk ediyorum demek
Riyakar ölümler ile ecele meydan okumaktır
Hoş-çakalı yitik bir veda ederken yüreğim
Bitmeyen hasret sancılarıyla dolduruyorum geceyi
Sokaklar siyaha bürünüyor usuldan
Cellat yüzlü intiharlar âr(d)ında
Kan kırmızı umut gülleri açıyor bahçelerde
Her ölüm kimsesiz olur şimdi
Her türkü üryan bir ağıt
Süphanda münkesir yazgılı benefşe olur ömür
Kimsesizliğinle örselenmiş
Güneşe hasret öylece geçip giden
Bir mevsim olur adımın karşılığı
Sadece kendine mülteci
Kendine sürgün içinde
Saklısında yasaklı kelimeler taşıyan
Dilinde mahrem kelimeler saklayan
Cehennemsi bir hikayedir
Tövbesini bekleyen göğün gergefinde
Kendinden başka bileni olmayan
Hem günah hem günahkar
T-Adı y-aklımda bir yasak elma
Kırılgan bir düş
Gözlerimdeki manadır Zehre
Ben bitmeyen şarkılarla adımlarım sokakları
Cüzzamlı sözler ile kirletirim vuslatları
Yağmurlara günahı yüklediğim gibi
Ben ki,günah kadar siyah
Yani senin renginden başka renk bilmeyen
Bir geçmiş zaman vurgunu
Bitmeyen aşklarım
Ve sana gelmeyen yollarım var
Tükenen hayatların ortasında
Kan emici kabuslarım var benim
Ben ki kendime küs
Gölgenden bile ırak düşmüşüm
Sonsuz bir hayalin kavisinden
Feveran ederken ömrüm
Hüzün vurdu geçmişime-geleceğime
Tecrit yedi güneşim
Gecelerim gözaltında
Bu yüzden zindan kokar ölmelerim
Ve şimdi Zehre
Yetim bir derviş sahipsizliğinde gönlüm
Ölüm sahnelerinde öleni oynayan figüran
Ceplerinden yalnızlık ağıtı acı masallar taşıyan
İçim filisin kadar yaralı
Bir yanımda yarım kalmış oyunlar
Diğer yanımda baskın yemiş şehirler
Dinle Zehre
Ateşe terk edilmiş Urfa gibiyim
İbrahim'i kuşatan ateşlerden geriye kalan
Cürmü kadar yer yakamayan bir köz
Ve bir alevlik dahi dermanı olmayan
Suyunu bekleyen sönmek için
Gör Zehre
Yarım kalmış aşkların demi var bulutlarda
Yıldızlarda zifiri kayboluş matemi
Bense bir bulut özleminde
Yağmurdan türküler dinliyorum
Her yanda hasret,yitiklik,yenilgi
Besmelesiz vuruluyor düşler
Ağustos gülüşlü çocukların koynunda
Kasım yüzlü cellatlarca
Bak ve Dinle
Yetim bir akşamüstü kızıllığında kırdım kalemimi
Solgun gül tebessümü düşlerim
Acılarım ki,adınla hemhâl
Bitsin diyorum bu ömür
Yeterki adın hayat olup
Damarlarımdan boşalsın Zehre
(2020-Yaz)
Âwdil 

3 Mart 2020 Salı

Zehre'nin Yorumu


Bazen bir boşvermişlik gelir insanın üzerine. Her şeyden vazgeçiveresi gelir. Hani böyle ne varsa olduğu yerde bırakıp herkesten ve her şeyden _ardına bakmadan_ uzaklaşma isteği baş gösterir. Film izlerken pause'a basıp durdurduğumuz gibi, hayatın da bir dondurma butonu olsa da basıp biraz dinlensem diye düşünür insan o vakitler. Yaşamak çok güzel. Ama bir o kadar da yorucu... Ve bu yorgunluk anlarında yapılması yetişilmesi gereken tonla iş sizi beklerken, anlaşılmaz bir boşlama yaşamanızı kendiniz de hayretle izlersiniz. Bu hallerinizden güzel etkinlikleriniz ve sevdiğiniz şeyler de nasibini alır maalesef. İşte ben de böyle bir dönemdeyim. Yorgunum. Yazmak istiyor ve fakat yazmaya dahi yetişemeyecek kadar bitkin hissediyorum. Garip bir durum. Ama bazen öyle bir şey oluyor ki, insan kendi kendine "bırakma, kalk tut bi ucundan" diyor. Bu bir blog yazarı için gönülden gelen bir yorumken, bir başkası için bir alo sesidir mesela... 

İşte bir iki gün önce Zehre'nin Gece Nöbetleri adlı yazıma gelen bir yorum harekete geçmek için tetiklenmeme vesile oldu:


"Gel diyorum içimden, derinden, sessizce, Urfaca. Bir bulutum, ama gönlüne yağmur olup yağamam. Affet beni Zehre, ben bu mevsim sensiz ölüyorum." 

İfadenin güzelliğine ve içtenliğine bakar mısınız! Güzel okuyucular, sizler iyi ki varsınız. Eksik olmayın. Daima vâr olun, daima bloğuma yorumlar bırakın. Ki yorgun düştüğümde sizin varlığınızı hissederek kalkayım devam edeyim. Demem o ki:

"Yorgunum; çünkü yorgunluğumun, yaşamak gibi bir anlamı var. Yine de yaşamaktan duyduğum mutluluğun tadına düşmanlarım ulaşamazlar..."

Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun. 

03 Mart 2020 / KONYA / 14.24