23 Ekim 2020 Cuma

Elveda Rossmann

Merhaba Sevgili blog dostları, 
Daha önce instagramdan sizinle Rossmann Türkiye hakkındaki memnuniyetimi paylaşmıştım siparişimde patlak gelen ürünü hemen değiştirdiklerine dair. Nasıl ki bir firmanın güzel yönlerini yazıyorsam kötü yönlerini de yazarım. Önerdiğim için sözüme güvenip bu markayı tercih eden arkadaşlarım memnuniyetsizliğimi de bilsin, kimse mağdur olmasın. Ben bundan sonra Rossmann web sitesinden alışveriş yapmayacağım. Nedenine gelince:
İkinci siparişimde ambalajı açılmış ürün gönderildi ve ürün kargolama esnasında kutudaki diğer her şeyin üzerine dökülmüştü. Bu konuyu  iletmeme rağmen hiçbir şekilde ilgilenmediler ve geri dönüş olmadı. Yine de diğer ürünlerin sadece ambalajı zarar görüp içleri sağlam olduğundan fazla sorun etmedim ve kendilerinden üçüncü bir sipariş verdim. 3. siparişim yolda gelirken ürün akmış, kutuyu patlatmış,  kargocular kutuyu tekrar bantlamak zorunda kalmışlar, fakat kutu ve içerisindeki ürünler kullanılamaz duruma gelmiş.  Bu nedenle kargocu tutanak tutarak karşı tarafa geri gönderdi. Ben de Rossmann Türkiye'yi arayıp durumu bildirdim. Direkt 'paranızı iade ederiz' dediler. Ben para iadesi istemiyorum ki, ürünlerimin değiştirilmesini istiyorum dediğim zaman bizim öyle bir prosedürümüz yok dediler. Şimdi soruyorum, madem öyle bir prosedürleri yoktu niçin ilk siparişimde patlak gelen ürüne değişim yapıldı🤷🏻‍♀️  Şu an 10. yaş kampanyası döneminde oldukları için yoğunluktan dolayı müşteriye böyle söylediklerini düşünüyorum açıkçası. Bunca zamandır internetten sipariş veririm. Farklı birçok firmayı denedim ve tabii bunlardan memnun kalmadıklarım da oldu. Ancak gönderen firmanın paketleme hatası ya da kargo firmasının taşıma hatasının direkt müşteriye kesildiğini ve bu kadar rahat bir şekilde 'bizim prosedürümüz bu' denildiğini açıkçası ilk kez görüyorum. Bu şikayetimi bildirdiğim zaman konuyu ilgili birimlere ileteceğini, belki ürünlerimin yeniden çıkış yapılabileceğini ve bana bu konuda geri dönüş yapılacağını söyledi müşteri temsilcisi. Hiçbir geri dönüş yapılmayınca tekrar aramak zorunda kaldım ve 'paranız iade edilecek' denildi. Ürünün firmada hazırlanıp yola çıkması, bana ulaşması, sonrasında iade olduğu için kargo şubesinde 3 iş günü bekletilmesi, tekrar yola çıkması ve onlara ulaşması düşünüldüğü zaman ortalama 10 gün geçecek. Bundan sonra bir de para iadesi prosedürü başlatılacak. Nereden bakarsanız 2 hafta geçecek aradan. Müşteri temsilcisine bunu iletip 'bir müşteri olarak benim suçum ne? Almadığım ürün için para ödemiş oldum ve siz şu anda 10 günlüğüne benim parama el koymuş oluyorsunuz' dediğim zaman yine "prosedür" denildi. 21. yüzyıldayız, artık böyle şeyleri çoktan aşmış olmamız lazımdı. Müşterisinin yaşadığı olumsuzluklara kulak tıkayan, çözüm odaklı olacağına "prosedür" deyip kestirip atan her firma kaybetmeye mahkumdur. Elveda Rossmann.  Prosedürlerinizle size mutluluklar.


4 Ekim 2020 Pazar

Magnolia Tatlısı


Merhaba Sevgili Blog Dostları,
Bundan bir kaç sene evvel magnolia tatlısı aşırı derecede popüler olmuştu. Duymayan ve yapmayan yoktu neredeyse. Nedense kafamızı çevirdiğimiz her yerden magnolia fışkıran o günlerde bense artık görmek istemiyordum :) Denemedim dahi. Bu yıl karantinanın başlarında evde çilek de olunca artık ben de denemek istedim:)


Tatlı yiyen herkesten tam not aldı. Bilhassa tatlısever küçük yeğenim Harun köpüğümden :))

Ben nefisyemektarifleri uygulamasından uygulamanın kendi tarifini denedim. İşte tarifimiz:

Malzemeler:
*2 paket Eti Burçak bisküvi (evde burçak yoktu. Ben normal pötibör kullandım)
*10-15 adet çilek

Muhallebisi İçin:
*1 litre süt
*1 su bardağı toz şeker
*2 adet yumurta sarısı
*1 Türk kahvesi fincanı mısır nişastası
*2 yemek kaşığı tepeleme un
*1 adet vanilya (ben kullanmadım. Gıda mühendisi arkadaşlardan vanilya çubuğunun çözdürülmesi için tek yolun alkole atmak olduğunu öğrendiğimden beri eve vanilya almıyorum. Başka bir helal yöntem bulunduysa da bilgim yok açıkçası).
*1 kutu krema (200 ml)

Hazırlanışı
Bisküvileri rondoda çekip toz haline getirin. Çilekleri suda bekletmek suretiyle yıkayıp temizleyin. Krema, bisküvi ve çilek hariç, muhallebi malzemesi ile muhallebinizi hazırlayın. Yani süt, toz şeker, yumurta sarısı, mısır nişastası, un ve vanilyayı derin bir tencerede güzelce telle çırpın ve ocakta muhallebi kıvamı alana kadar göz göz olana kadar pişirin. Ve soğumaya bırakın.

Çileklerin yapraklarını koparıp doğrayın. Eğer temizliğinden eminseniz yaprakları da süslemede kullanabilirsiniz. Ben pandemi döneminde olduğumuz için yapraklarını direkt attım.

Soğumuş muhallebinin içine 1 kutu kremayı ekleyin ve telle güzelce karıştırın, homojen bir karışım olsun.

Bardakların dibine çektiğimiz bisküvilerden 2 yemek kaşığı koyun.
Şimdi bardağın kenarlarına dilimlenmiş çilekleri güzelce yerleştirin, dizin. Daha sonra muhallebiden 1’er kepçe koyun. Üzerine tekrar 1 kaşık bisküvi ve tekrar puding koyun. Bu şekilde pudingi paylaştırıp, bitirin.

Tatlının en üstünü de kalan bisküvilerinizi paylaştırarak kapatın. Tepe kısmını ise çilek dilimleri ile süsleyin. Hazırladığınız tatlıları buzdolabında 4-5 saat soğutup soğuk soğuk servis yapın. Ve işte sonuç:


Deneyecek olanlara afiyet olsun.
Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun.

3 Ekim 2020 Cumartesi

Mercimek Ekmeği ve Bursa Süt Helvası


Merhaba Sevgili Blog Dostları,
Uzun zaman önce youtube'da mercimek ekmeği görmüştüm. Bir ara deneyeyim diye kaydettim ve şimdiye kadar farklı tariflerle bir kaç kez denemek kısmet oldu. Benim en hoşuma giden instagram'dan gördüğüm zerdeçallı tarif oldu. Tarifi instagramdaki @kurumsalhayatmutfakta hesabından aldım.    


Aslında bu bir ekmek. Ama tadı o kadar güzeldi ki ben acıktıkça kek niyetine yedim:)


İşte tarifimiz:

*1 su bardağı kırmızı mercimek (geceden ıslatın)
*1 su bardağı sulu yoğurt
*Yarım çay bardağı zeytinyağı
*1 ya da 2 yumurta (ikisi de olur)
*1 paket kabartma tozu
*1 çay kaşığı tuz (damak tadınıza göre artırabilir ya da azaltabilirsiniz)
*Maydanoz, dereotu 
*1 tatlı kaşığı sarımsak tozu (ben koymadım, sarımsak tozu kullanmıyorum, koyacak olursam 1-2 diş sarımsak koyarım)
*1 çay kaşığı zerdeçal
*1 çay kaşığı kekik
*Üstüne susam ve çörek otu

Yapılışı:
Mercimekler geceden sabaha kadar suda beklediği için yumuşamış oluyor. Mercimeği ve yoğurdu mercimek taneleri ezilip yok olana kadar mutfak robotunda çekin. Sonra diğer malzemeleri de eleyip bir kaşıkla iyice karıştırın. Pişirmek istediğiniz kaba alın. Ben borcamın dibini sıvıyağla yağladım. Belki hiç yağlamasam da yapışmazdı, bilemiyorum. Farklı bir yapısı var. Sonra üstüne susam çörek otu serpip 170 derecede 35 dakika pişirin. Bu gerçi herkesin fırınına göre değişir. Bizim fırında daha uzun sürede pişti mesela. Aynı kek pişirir gibi kontrollü bir şekilde bakarsınız. Tadına ben bayıldım. Deneyeceklere şimdiden afiyet olsun :)


Bursa süt helvası da merak ettiklerim arasındaydı. İtiraf etmeliyim rahmetli anneannem İnegöllü olmasına rağmen ben süt helvasını Bursa'da hiç görmedim duymadım. Geçen sene Bursalı bir arkadaştan duyunca anneme sordum. Annem süt helvasının Ramazanlarda sokak sokak satıldığını söyledi. Ramazan dışında pek olmazmış. Ben de hiç Ramazanda İnegöl'de bulunmadım.



Bursa süt helvasını tariflerini severek takip ettiğim Youtuber Masmavi3mutfakta'nın tarifiyle yaptım. Masmavi hanım bu helvanın muhakkak sıcak tüketilmesini, kalırsa bile ısıtılıp yenmesini özellikle söylemiş ama ben kalan kısmını soğuk denedim, inanın öyle bile çok beğendim. Tarifin orijinaline şuradan ulaşabilirsiniz. İste tarifimiz:

Malzemeler:
*80 gram tereyağ
*1 çay bardağı un
*1,5 çay bardağı şeker
*8 çay bardağı süt

Yapılışı:
Yağı eritin. Yağ erisin ama yanmasın. Unu ekleyip ocağı kısın ve tahta kaşığın ters tarafıyla eze eze en az 15 ortalama 20 dakika kavurun. Bu süre sonunda tereyağ ve un akışkan bir kıvam alacak ama unun rengi asla dönmeyecek, beyaz kalacak. Kıvamı kontrol etmek için kaşığa alıp yukarıdan tencereye dökün. Eğer sıvı bir şekilde akıyorsa kıvamı iyidir. Bu noktada 8 çay bardağı sütü ekleyin. Süt normal soğuk süt olacak. Isıtılmış olmayacak. Kıvamı koyulaşıp göz göz kaynayınca 1,5 çay bardağı şekerini ekleyip hızlı hızlı karıştırın. Bir taşım kaynatın (yaklaşık 2 dakika). Sonra pişireceğiniz fırın kaplarına aktarın. Ben küçük boy yuvarlak borcamda yaptım ama tek kişilik güveçlere dökseniz daha hoş olur.

Sadece üst kısmı açılarak önceden 190 derecede ısıtılmış fırının en üste yakın  noktasına ızgara teliyle koyun. Üstü kızarana kadar pişirin. Masmavi hanım çok çabuk yanıyor aman dikkat edin demiş ve 2 dakika tutmuş fırında ancak bu fırından fırına değişir. Bizim fırın biraz tuhaf. Maalesef bizim fırında bu hale gelmesi yaklaşık 35 dakika falan sürdü. Siz de kendi fırınınızın durumuna göre kontrollü bir şekilde kızartın.

Bursa süt helvasını ilk kez yedim ve ilk kez denedim ama kesinlikle bayıldım. Kavururken biraz uğraştırsa da enfes bir tatlıydı. Muhakkak denemelisiniz.

Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun.


2 Ekim 2020 Cuma

Mısır Kovasından Kalemliğe, Peçete Dekupaj Çalışmalarım


Merhaba Sevgili Blog Dostları,
Bu sene yazın başlarında yaptığım iki adet peçete dekupaj çalışmamı paylaşmak istiyorum sizlerle. Nasıl yapılacağını daha önce ayrıntılı anlatmıştım. Buraya tık tık


Bundan bir kaç sene önce çalışma masamda derin bir kalemlik ihtiyacı olunca bakındım ne alsam diye. Büyük bir market gezdim. Adı "kalemlik" olanlar o zamanın fiyatıyla 15 liradan başlarken, onunla aynı boyuttaki bu mısır kovası 2,5 lira idi. Aynı ürüne neden daha fazla ödeyeyim ki? Tabi ki mısır kovası olanı aldım :) Bir süre bu haliyle kullandım. Sonrası malum :)


Bu kestane şekerini Bursa'dan sevgili Blogger arkadaşım Hatice getirmişti. Kutu çok hoş ve hatıra olunca onu da dekupajla değerlendireyim istedim.


Dekupaj yapacağınız yüzeyi boyarken asla tek kat boya yetmiyor.


Alt yüzey kapanana kadar defalarca ve defalarca boyamanız gerekiyor.


Ama sonunda mutlu sona ulaşıyorsunuz :)


Ve sonrası işte bu :)


Bu da kestane şekeri kutumun son hali.

Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun.

1 Ekim 2020 Perşembe

Kabuktan Şeftali Reçeli


Merhaba sevgili blog dostları, 
Bir israftan kaçınalım paylaşımıyla daha karşınızdayım :) 

Şeftali benim için en en en önemli meyvelerden biridir. Yaz mevsiminin gelmesini sırf şeftali yemek için dört gözle beklerim her sene. Şöyle en sertlerinden kütür kütür olacak misss:) Bu yıl ilk kez şeftali konservesi yaptım ve tarif araştırırken YouTube'a baktığımda meyveden konserve, kabuklarından da reçel yaptıklarını gördüm. Böyle ilginç fikirleri seviyorum. Doğrusu benim aklıma gelmemişti. Ben şeftalinin kabuklarını hem sevdiğim için hem israf olmasın diye yemeyi düşünmüştüm :) Yani soyduğum gibi çöpe atmayacaktım. Ama reçel yapma fikri çok güzel. Bunu denedim ve gerçekten hoşuma gitti. 

Tarif çok basit. Soyduğunuz şeftali kabuklarının üzerine birazcık şeker gezdiriyorsunuz ve çok az da kaynar su döküp kabuklar iyicene eriyinceye kadar ocakta kaynatıyorsunuz. Daha sonra el blenderından geçiriyorsunuz ve reçeliniz hazır. 


Şu rengin güzelliğine bakar mısınız! Cenabı Hakk neler yaratıyor ve insanoğlu düşündükçe neler buluyor maşaAllah. 
Bazı şeylere toplumda çöp diye bakılıyor ama düşündükçe ve araştırdıkça öyle olmadığını anlıyoruz. Mesela İbrahim Saraçoğlu bir gün bir televizyon programında şöyle demişti "Sizler narı soyar ve kabuklarını çöp diye atarsınız. Oysa bir bilseniz o kabuklar altın kıymetindedir. Onları 1 lira büyüklüğünde bölüp çayınızın içine atsanız Allah'ın izniyle şu şu hastalıklardan korunursunuz." diye anlatmıştı. Yani öğrenmenin araştırmanın sonu yok. Bizler de kainat kitabını Allah'ın verdiği nimetleri israf etmeme gözüyle okumaya çalıştıkça kim bilir daha neler çıkacaktır ortaya... 
Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun. 

30 Eylül 2020 Çarşamba

Evde Ekmek Yapımı


Merhaba sevgili blog dostları, 
Umarım hepiniz iyisinizdir. Arşivde biriken tarif postlarından biriyle daha devam ediyoruz :) 

Pandemi döneminde neredeyse herkes evde ekmek yapmaya başladı. Başlarda mayalar yok sattı. Tarifler havalarda uçuştu. Sonra her şeye alışan insanoğlu yavaş yavaş buna da alıştı. 


Ben pandemiden önce de evde ekmek yapardım ama bu iş için genellikle ekmek makinamı kullanırdım. Pandemi sürecinde de aynı şekilde makinamla ekmek yaptığım oldu. Fakat yılların yorgunluğunu üzerinde biriktiren makinam bir gün garip sesler çıkartıp sonunda da bomba gibi bir patlama sesi ile kendi kendisinin fişini çekti. Ömrü dolmuş demek ki. Aslında makinamla çok iyi anlaşıyorduk, ondan çok memnundum, ama her hayatın bir sonu var. Şimdi yeniden ekmek makinası almak için araştırma yapıyorum. Bu noktada kullanıp memnun kaldığınız marka ve modelleri önerirseniz çok sevinirim. 

Ekmek yapmak farklı bir sanat aslında. Ben de bunu dayımın kızından öğrendim. Nice teknikleri nice malzemeleri varmış meğerse. Bu işe gönül verince yavaş yavaş öğrenilip gidiyor. Benimkisi basit ev usulü ekmek :)

Pandemi sürecinde ekmek makinası dışında fırında yaptığım ilk ekmek Şükran kaymak'ın yoğrulmayan ekmek tarifi oldu. Sizlere de gerçekten tavsiye ederim. YouTube'a yazarsanız hemen ulaşabilirsiniz tarifine. Kolay ve çıtır çıtır bir ekmek oluyor.



Normalde un tuz maya ve su ile basitçe yoğuruyorum ekmek hamurunu. Bu fotoğraftakinin içinde ise tereyağı, süt ve biraz da nescafe var. Beklenmeyen bir şekilde gelişti olaylar :)  


Yoğurma kabında bir süre kabaran hamuru unladığım fırın tepsisine aldım. Şeklini düzeltmekle uğraşmadım açıkçası, döktüğüm gibi bıraktım ve üzerine de parlak ve çıtır çıtır olsun diye sulandırılmış yoğurt sürdüm. Eğer vaktim olsaydı ve biraz daha bekleyebilseydim fırın tepsisinin tamamını doldururdu diye düşünüyorum. Çünkü çok güzel mayalanmıştı. Ancak bu kadarı yeter deyip fazla vaktim olmadığı için fırına sürünce ortaya bu ekmek çıktı. 


Son derece çıtır çıtır ve içi güzel pişmiş bir ekmek oldu. Basitçe anlatmam gerekirse ekmek yaparken mayayı suyun içinde biraz eritip tuzunu ve unu ekleyip tahta kaşıkla karıştırıp yoğurma kabının kapağını örtüp kabarmasını bekliyorum. Çabuk mayalansın diye mayanın içine biraz şeker eklendiği de oluyor bazen. Mayalandıktan sonra un serpilmiş tezgahın üzerine alıp bir iki kez zarf gibi katlarsanız güzel oluyor. Yok uğraşamayacağım, hem de vaktim yok diyorsanız un serpilmiş tepsiye döküp biraz da tepsi mayasında bekletip fırına sürüyorsunuz. Dışı daha kıpkırmızı olsun isterseniz sulandırılmış yoğurt sürüyorsunuz. Hepsi bu. Mis gibi ev ekmeğiniz hazır.  Deneyecek olanlara afiyet olsun. Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun. 

29 Eylül 2020 Salı

Erik Reçeli


Merhaba sevgili blog dostları, 
Bu aralar birikmiş tarif postlarından devam ediyoruz :) Bugün de sizlere çok sevdiğim bir erik türünün reçel tarifini aktarmak istiyorum. 

Şekerin en tatlı zehir olduğunu ve sağlığımız için kendisinden kesinlikle uzak durmamız gerektiğini aramızda artık bilmeyen yoktur sanırım. Bununla birlikte çocukluk alışkanlıklarını terk etmek pek de kolay olmayabiliyor. Aşırı düşkün olmayıp her gün yemesem de yine de arada bir reçel yemekten kendimi alamıyorum. Ve reçel deyince aklıma hep babaannemin çocukluğumda bahçemizden çıkan meyveleri kocaman tencerede reçel yapması  ve üzerinde biriken köpüğü bir tabağa alıp bana vermesi geliyor hatırıma:) Küçükken en sevdiğim şeylerden biriydi bu; babaannemi reçel yaparken izlemek ve çıkacak olan köpükleri biriktirip bana vermesini beklemek :)  Ben de bugün babaannemin usulü ile yaptığım erik reçelini sizlerle paylaşmak istedim. Fotoğrafta gördüğünüz bu erik rahmetli büyükbabamın bahçesinden. Çocukluğumdan beri çok severek yerim fakat cinsi nedir adı nedir tam olarak bilmiyorum açıkçası. Bu eriği henüz olmadan yeşil iken yemeyi seviyorum. Hatta o zaman tuza basıp yemesi bir ayrı güzel olur. Anlatırken bile ağzım sulandı :) Biraz erdiğinde böyle mor bir renk aldığında ise reçelini yaptığınız zaman harika oluyor. 


Ön aşamaları fotoğraflamayı unutmuşum, sizlere anlatayım. Babaannemin ölçüsü reçel yapılacak olan meyvaları bir tasın içerisinde ölçmek ve bir tas meyve için bir tas şeker dökmek. Ben de erikleri çekirdeklerini çıkarıp ay ay doğradım, sonra bu şekilde tas ölçüsüyle bir tas eriğe bir tas şeker olacak şekilde bir kabın içine alıp buzdolabına koydum. Normalde bir gece bekletmek yeterli olur derler ama açıkçası ben o sırada başka işlerim olduğu için 3-4 gün kadar buzdolabında beklettim. Bunun bir nedeni de şu, özellikle kayısı reçeli için bir yakınımızdan duymuştum buzdolabında bir hafta bile bekletenler oluyormuş ve ne kadar çok bekletirseniz reçel o derece güzel berrak ve erimemiş kıvamda oluyormuş. Bu sürenin ardından zaten reçel yapacağımız malzeme sulanmış oluyor. Tencereye alıp kaynatmaya koydum. 


Reçel kaynadıkça yüzüne harika renkte köpükler çıkıyor. Onları da alıp bir tasa koydum ve işlem sonunda çocukluk geleneği olarak bu köpüğü bir güzel yedim:) 

Şu rengin güzelliğine bakar mısınız! Rabb'im neler yaratıyor! 


Gerek rengi gerekse kıvamı olarak harika bir reçel elde ettim ancak burada bir tecrübe de edindim. İlk defa böyle bir reçel yaptım. Ve henüz olmadı sanırım biraz daha kaynatayım diye birkaç dakika fazladan ocakta tutmuştum. Meğerse o şekilde tutmak pek de iyi olmuyormuş. Reçelimin bu harika mor rengi ocakta biraz fazla kalınca sarıya dönüştü. Böylelikle bu tecrübeyi de edinmiş oldum. Kısmette varsa bir sonraki pişirmelere daha dikkatli olurum artık. 

Sizin en sevdiğiniz reçeller nelerdir? Siz de evde reçel yapar mısınız yoksa hazır almayı mı tercih ediyorsunuz?