1 Mart 2015 Pazar

Davacıyım Hâkim Bey!

Umutlarım, hayallerim çalındı. Davacıyım Hâkim Bey...

Ben henüz altı yaşında bile değildim. İçimde bir aşk vardı, adı öğretmenlik. O dönemde Doğunun adı "mahrumiyet/terör" bölgesi idi. Oraya atanan öğretmenleri görürdük haberlerde her gün. "Ben gitmem, gitmeyeceğim" derlerdi. Çocuk kalbim ezilir, üzülürdü. "Orası da bizim memleketimiz. Doğulu çocuklar da bizim çocuklarımız. Onlar neden boynu bükük kalsın ki? Ben öğretmen olacağım ve gönüllü olarak Doğu'ya gideceğim." demiştim kendime o zaman. 

Üniversiteye giriş yılı geldi çattı. Yıllarca öğretmen olup gönüllü olarak Doğu'ya gitmenin hayaliyle yaşamış olan ben, öğretmenlik tercih edemedim. Neden mi? Çünkü başımda Allah'ın emri vardı ve onunla öğretmenlik fakültesine girmek mümkün değildi. O fakültenin dekanı sabahları okulun bahçesinde bekliyor; örtülü kızların örtüsünü, peruklu kızların peruklarını başlarından çekiyordu. Hayal değil Hâkim Bey, hakikatın ta kendisinden bahsediyorum sana. O yıllarda bu fakültenin bahçesine dahi giremezdin örtünle. Mühendislik Fakültesi nisbeten daha iyiydi. Okul binasına değilse de en azından bahçeye girebiliyordun. Düşündüm o vakit. Öğretmenlik seçsem okuyamayacağım. Okusam bitirsem çalışamayacağım. Mecburiyetten mühendislik seçtim. Üçüncülükle girdim fakülteme. Girdim girmesine ya okurken neler çektim bir Allah bilir...

Okulun ikinci haftasında tramvaydan indiğimiz noktaya diktikleri güven(siz)lik görevlileri 'durun, başınızı açmadan giremezsiniz' dediler. Beklemediğimiz bir uygulamaydı. Şaşırdık, şok olduk. Orası sokağın ortasıydı. Nasıl yani? Açan orda açacak, peruk takan orda mı takacaktı? Giremedik. Kapıda durup ne yapsak diye düşünüyorduk. Bir tane yerel gazeteden bir muhabir geldi. Kamerası yok, herhangi bir kayıt cihazı yok. Sadece gözlem yapıp gazetesinde yazacaktı. Kapıdaki güven(siz)lik görevlileri muhabiri kulübelerine alıp dövmeye başladılar. Çam yarması gibi beş kişi, bir kişiye yumruk tekme girişmişlerdi. Gözümüzün önünde muhabirin kemiklerini kırdılar Hâkim Bey. Sonra polis kamerası geldi. Sivil kıyafetle içimize sızıp tek tek suratlarımızı çekmeye başladı. Sonradan öğrendik ki maksat kim olduğumuzu tespit edip kimliklerimizi toplamakmış. Sonra polis panzerleri geldi. Üstümüze sürdüler. Ben ne suç işledim Hâkim Bey? Hırsız mıydım arsız mıydım? Terörist miydim? Kapı baca mı indirdim? Devletin malına mı göz diktim? Polise taş mı attım? Sokaklara molotof atıp cam çerçeve mi indirdim? Ben vatanını sevmek, bayrağına âşık olmak dışında hiç bir şey yapmamıştım. Tüm yaşadıklarımı bunlardan ibaret mi sanıyorsun? Yanılıyorsun Hâkim Bey. Hepsini anlatsam roman olur. Ne zaman yeter ne gün...

O yaşımda polis panzerleri namlusunu niye bana döndü Hâkim Bey? Allah'ın emrine tâbi olmak neden suç sayıldı? Bu millet "Namlusunu halka çevirmiş tanka selam durmam!" diyen Anadolu yiğitlerini gördüğü gibi, "Tanklar yürüdüyse ne olmuş yani, 29 Ekim'de de tanklar yürüyor." diyecek kadar ileri gitmiş siyasileri de gördü. Bu millet neler çekti Hâkim Bey. Ben bir gün gezmeye giderken mahalle arasında sokak ortasında bir sivil tarafından durduruldum ve "aç bakayım çantanı, sohbete mi gidiyorsun sen?" laflarını duydum. Özgürlük mü? Bize akrabamıza gezmeye gitmek özgürlüğü bile tanınmadı. "Siz benim neler çektiğimi nerden bileceksiniz?!" 

Dönemin Adalet Bakanı ifadesinde "şikayetçi değilim" demiş. Bu onun bireysel davası mı ki şikayetçi değilim diyor? Bu soru ona birey olduğu için değil,  devrin Adalet Bakanı olduğu için sorulmuştu. Konuyu basite alıp "Şikayetçi değilim" deme hakkı yoktu. Ben hakkımı isterim Hâkim Bey. Umutlarım, hayallerim çalındı benim! Ben 28 Şubatçılardan da o lafı eden eski Adalet Bakanı'ndan da davacıyım. Hakkımı isterim Hâkim Bey. Ama burada ama Mahkeme-i Kübra'da. Ben çalınan hayallerimin hakkını isterim!

01 Mart 2015 / KONYA / 11.09

5 Şubat 2015 Perşembe

Ben Sana Ne Yaptım?



Halime o gün kendini yorgun ve tükenmiş hissediyordu. Gönlü kırılmıştı. Üstelik bu kaçıncı kırılışıydı kendisi bile hatırlamıyordu. "Neden hep böyle oluyor?" diye düşündü. "Kollarının altına kedi gibi sokulacağım bir adam istemiştim sadece. Kolu olan çoktu. Ama içlerinde ADAM olan yoktu." diye iç geçirdi. Hiç bir kötü niyeti yoktu. Kimsenin fenalığını istemez, hep iyilik için çalışırdı. Gönlünü korkusuzca teslim edebileceği bir yiğit aramaktaydı. Belki de tek hatası bir beklenti içerisinde olmasıydı. Ama o biliyordu ki bulanlar sadece arayanlardı. İşte bu yüzden, şairin dediği gibi, "seni bulmaktan vazgeçtim ama aramaktan vazgeçemedim." diyordu hayali sevdiğine. Her defasında yeni bir umutla yollara dökülüyor, "acaba nasibim bu mudur?" diye gönlünü açıyordu muhatabına. Ne var ki bir çuval pirincin içindeki kara taşlar misali, ne kadar münasebetsiz vicdansız varsa Halime'yi buluyordu. O da her seferinde "bunda da vardır bir hayır" deyip, kırık dökük de olsa yola devam ediyordu. 

Fakat bu defa başkaydı. Hem yılların verdiği yorgunluk, hem yaşadığı son olayın eşsiz kırgınlığı; Halime'yi "son" noktasına getirmişti. Öyle kötü bir ruhani hâl içerisindeydi ki, kendi kendine düşündü:

"Yıllardır iyi niyetle aradım, çabaladım. İyi niyetimin iyi bir karşılık bulmasını bekledim ancak olmadı. Nerede hata yapıyorum acaba? Sevince çok sevmek hatalarımdan biri. Güvenmek zaten en büyük hata. Ben de az suçlu değilim. Ama bu sondu. Tükendim artık. Daha fazla gücüm kalmadı. Adeta eriyip bittim bu konuda. Olmayınca olmayabilir. Bunda bir sıkıntı yok. Benim asıl gücüme giden, iyi niyetimin kullanılması. Sevmeden sever görünenler var. Vakit geçirmek isteğinde olanlar var. Temiz duyguları zalim düşüncelerine alet etmek isteyenler var. Niçin bu kadar kötü bu insanlar? Madem düşlediğim mutluluk kovaladıkça benden kaçıyor, o halde vazgeçeceğim. Son, sadece son bir kişiye yol verip, o da olmazsa bu arzudan bütün bütün uzaklaşacağım. Hayatıma, kendime son bir şans tanıyorum. Karşıma çıkacak aday benim için son olacak. Ya olacak ya ölecek hislerim." dedi.

Bu düşüncesinde aslında hatalıydı. Zira her yeni gün, her yeni nefes; insana verilmiş yeni bir fırsat, yeni bir umuttu aslında. Ancak Halime o gün bunu düşünebilecek vaziyette değildi. Kalben yorgun, bitkin, kırgın bir haldeydi.

İşte durumlar böyleyken başladı Halime'yle Raşit'in öyküsü. Raşit Halime'yle tanışmak istemiş, hatta bu konuda zavallı kızcağızı bir hayli zorlamıştı. Halime görüşeceği kişinin onun evlilik yolunda tanışacağı son insan olduğunu bildiği için temkinli hareket ediyor, hemen razı olmak istemiyordu tanışmaya. Fakat imtihan bu ya, olaylar o noktaya geldi ve Halime-Raşit yolculuğu başladı.

Başlangıçta her şey çok güzeldi. Raşit hakikaten Halime'nin şimdiye kadar tanıştığı insanlardan çok farklıydı. Yumuşacık, merhametli bir kalbi; kibar bir dili vardı. Halime de bu mutlu yolculuğa kendini kaptırmış gidiyordu. Yazık ki yine "çok sevme" yolunda ilerliyordu farkına bile varmadan. Her şeye rağmen, şimdiye kadar edindiği tecrübelerden ötürü bir kurt da kalbini kemirmiyor değildi. Acaba, diyordu, acaba bu işin altından da görünmeyen bir yüz çıkacak mı? O yüzün görünmesi bu defa biraz zaman almıştı. Raşit Halime'yi kendine iyice alıştırıp bağladıktan sonra aniden ortadan kaybolmuş, bir korkak gibi tek söz etmeden kayıplara karışmıştı. Acaba başında bir hâl mi vardı ya da ölmüş müydü? Ama hayır. Halime bir gün Raşit'in sapasağlam bir hayat sürdüğünü gördü gözleriyle. Üstelik çok da mutlu görünüyordu. O an ona seslenecek gücü kendinde bulamasa da, içinden şu cümleyi tekrarladı Halime:

"Ben sana ne yaptım? Ben sana ne yaptım ki bana bu kötülüğü ettin?..."

Tüm bu olanlara "YİNE" bir anlam veremedi Halime. "Neden?" diyordu, "neden?" Acaba Raşit bir ruh hastası mıydı? Yoksa sadece egolarının peşinde koşan bir bencil miydi? Kendi küçük dünyası içinde umutlarla yaşayan bu kızcağızdan ne istemişti acaba? Niçin onun sade ve saf dünyasını başına yıkmıştı? Eline ne geçmişti ki bunu yapmakla?

Raşit bu vicdansızlığından ne elde etti bilinmez. Lakin Halimecik bu defa hakikaten kararlıydı kendine verdiği sözü tutmakta. O günden sonra asla hayatına  kimseyi almadı. Kalbine girmek isteyenlere müsaade etmedi. Kim bilir, bunların içinde belki de gerçekten layık olan doğru insan da vardı. Ama Halime bu riske girmeyi bir kez daha göze alamadı. Şimdiye kadar hayatına giren yanlış insanlar kötü ise, Raşit kötünün de kötüsü olmuştu. Zira o bilmiyordu ama, Halime için o son şanstı...

Bu hikaye mutlu bitmedi. Halime, niçin kandırıldığını hiç anlamadan yapayalnız ve renksiz bir hayat sürdü. Raşit mi? O her zamanki gibi kendisini iyi biri olduğuna inandırıp, hiç bir şey olmamış gibi bencilce hayat yolculuğuna devam etti...

05 Şubat 2015 / KONYA / 02.02

9 Ocak 2015 Cuma

En Kısmetli Kedi Müezza


Merhaba Arkadaşlar,
Havalar iyiden iyiye soğudu. Önceki gün Konyamızda şehrin tüm giriş çıkış yolları kapandı kar sebebiyle. O kadar ki bir arkadaşım çalıştığı fabrikada sabaha dek mahsur kaldı yola çıkılamadığı için. Bu soğuklar biz insanları bile böylesine etkiliyorken; dışarıdaki evsiz barksızlara ve sokak hayvanlarına Cenab-ı Hakk yardım etsin. İşleri hakikaten çok çok zor. Fakat bu imtihanda yalnız değiller. Onların imtihanı bu soğukta evsiz ve aç kalmak ise, bizlerin imtihanı da onları gözetmek. Dolayısıyla etrafa hayvanlar için yemek ve donmamış su koyup, evsizleri gördükçe de polise/belediyeye haber etmek lazım. Allah imtihanımızı kolaylaştırsın.

Kedileri oldum olası çok sevmişimdir. Bir gün bahçeli bir evim olursa bir İran kedisi edinmek hayalindeyim. O pofuduk tüy yumaklarını çok seviyorum =) Kedileri zaten severdim lakin içlerinde öyle bir tanesi varmış ki resmen kedilerin en nasiplisi. Adı Müezza. Müezza ile bir instagram takipçim vesilesiyle tanıştım. Kendisi Efendimiz (SallallaHu Aleyhi Ve Sellem)'in kedisi imiş. Şöyle ki Uhud seferinde, ordunun önüne yavrularını emziren bir kedi çıkınca, Efendimiz (SallallaHu Aleyhi Ve Sellem) kedinin başına ezilmemesi için bir nöbetçi dikmiş ve orduyu o kedinin etrafından dolaştırmış. Seferden döndüğünde o nöbetçiden kediyi istemiş ve sahiplenerek adını Müezza koymuş. Siyah beyaz bir Habeş kedisiymiş Müezza. Ağzının içinde üst damağında lekeleri varmış. Bu sık rastlanmayan damağında leke olan kedilerin Müezza'nın soyundan geldiği kabul edilirmiş. Efendimiz (SallallaHu Aleyhi Ve Sellem) kedisi Müezza'yı o kadar çok severmiş ki, Müezza bir gün sedirde oturan Hazreti Muhammed'in (SallallaHu Aleyhi Ve Sellem) giysisinin ucunda uyuya kalmış. Peygamberimiz (SallallaHu Aleyhi Ve Sellem) Müezza'yı uyandırmamış ve giysisinin ucunu usulca keserek kalkmış.* Rahmet Peygamberi... İnsan okudukça/öğrendikçe daha çok seviyor O'nu... Peki siz Efendimiz'in (SallallaHu Aleyhi Ve Sellem) bir gün serçesi ölen çocuğa baş sağlığı ziyaretine gittiğini biliyor muydunuz? Bu ne güzel ne ince bir kalp böyle. Şimdilerde bazı insanlar böyle örnekleri duyunca "ama canım O Peygamber'di, bizler öyle olamayız" diyorlar. Evet, O Peygamber'di. Ama unutmayalım ki Peygamberler zaten bizlere örnek olarak gönderilmişlerdir. Yani nasıl davranılacağını Onlardan öğrenmemiz için. Allah (Celle CelaluHu) cümlemize idrak açıklığı versin.

Müezza'nın kelime manası izzet ve ikram olunan, saygı ve sevgi gören, itibar edilip ağırlanan imiş.

Yeni bir bilgi öğrenmeme vesile olan instagram takipçime teşekkür ediyor, Müezza'nın hikayesini paylaşmak vesilesiyle hepimizi hayvanlara daha merhametli ve duyarlı olmaya davet ediyorum. Hepinize sevgilerimle.

Umut hep vâr olsun.

*http://www.haber7.com/hayvanlar-alemi/haber/984173-islamda-ozel-bir-hayvan-kedi
**Fotoğraf internetten alıntıdır.

6 Ocak 2015 Salı

Barilla Konya'ya Teşekkürler

Barilla markasının ürünlerini bilirsiniz. Makarna makarnadır diye düşünmüyorum. Makarnadan makarnaya fark var. Barilla'nın özellikle tasarımı/kalıpları farklı geliyor bana. Bir de içli makarnaları. Bu içli makarnalardan Tortellini Emiliani Formaggi'yi koca Konya'da arayıp bulamadım. Hem de aylarca aradım. Gitmediğim sadece bir iki büyük market kaldı ki o marketleri de özellikle tercih etmiyorum. Neyse nihayetinde bu ürünü nerede bulabileceğime dair Barilla ile iletişime geçtim ancak derdime derman olmadı. Sonunda beni Barilla Konya Bölge Sorumlusu Selim Özbekar Bey'e yönlendirdiler ve aradığım ürüne dair mutlu cevap oradan geldi =) Selim Bey sağolsun konu ile çok ilgilendi. Bu ürünü Konya'da nereden temin edebileceğimi araştıracağını söyledi. Bu süreç içinde ürünsüz kalmamam için bana bir de hediye paketi gönderdi. Doğrusu bunu beklemiyordum. Bu beklenmeyen hediye karşısında hem çok sevindim hem de daha önce denemediğim Barilla çeşitlerini deneme imkanım oldu. Tabi aylarca aradığım peynir dolgulu Formaggi'ye de kavuşmuş oldum. Bir tüketici olarak, Selim Bey'e işine ve müşteri memnuniyetine verdiği önem sebebiyle teşekkür etmek isterim. Tabi tüm Barilla Konya ailesine de. 

İşte fotoğraflar:

Hediye paketim:


Toplu görünüş:


Yana yakıla aradığım Tortellini Emiliani Formaggi =)


Bu da ürünün iç görünüşü:


Spaghetti:


Yumurtalı bukle:


Burgu:


Yine çok merak ettiklerimden Tagliatelle:


Ve Formaggi'nin mutluluğa dönüşmüş hali =)


Hepinize sevgilerimle. Umut hep vâr olsun.

Konya Blogger Buluşması-4

Konyalı Blogger'lar olarak sponsorlu dördüncü buluşmamızı 20 Aralık 2014'te gerçekleştirdik. Bu güzel günü Hasibe Abla, Melek ve Feyza organize ettiler.

Etkinliğimiz Kocatepe Kahve Evi'nin Meram şubesinde oldu. İlk kez gittiğim bu mekandan gerek mekan gerek lezzet gerekse güler yüzlü hizmet bakımından memnun kaldım. Ben saray kahvesi içmeyi seçtim. Tabi ki sade içtim =) İlk kez denediğim bu lezzeti tavsiye ederim.


Airwick hepimize çubuklu kokularından hediye etti.  

Dermadolin bizlere kremler şampuanlar içeren harika bir set hediye etti. Ben Ceradolin su bazlı losyonunu kullanmaya başladım. Kesinlikle çok beğendim. Benim gibi koku hassasiyeti olan bir insanı rahatsız etmeyecek derecede hafif ve hoş bir kokusu var ve cildiniz yumuşacık oluyor sürünce. Diğer ürünlerini de denemek için sabırsızlanıyorum.

Galata Bags bizlere indirim çeki hediye etti.

En sevindiğim hediyelerden birisi siyah pirinç oldu =) Farklı tadlar denemeyi seviyorum. Karra Pirinç

Keçe Kesim bizlere çok cici keçeler hediye etti. Hobili günler beni bekliyor inşaAllah =)

Aspire bizlere kalori yakıcı tok tutucu bir içecek hediye etti.

Rituel de Beaute bizlere özel günler için üretilmiş ısıtıcı bant ve nefes almaya yardımcı burun bandı hediye etti.

Farina Bella hepimize 15 dakikada hazırlanabilen ve yumuşacık olan muffin karışımlarından hediye etti. Kakaolusunu denedim. Biz beğendik. Helal sertifikası var üstünde. Afia Gıda web sitesinde de satışı var.

Rengine, desenine, paketlemesine bayıldığım harika bardak altlıklarımızı Mutfak Notları bloğunun sahibesi sevgili Feyzacım hediye etti.

Başta organizatör arkadaşlarıma, sonra gerek mekan ve gerekse hediyelerle biz Bloggerları destekleyen tüm sponsorlara ve katılan arkadaşlarıma teşekkür ederim. Tüm katılımcı listemiz şöyle:

http://hilaltimur.blogspot.com/
www.yeteneksizin.net
http://kediminhobidefteri.blogspot.com.tr
http://urfatutkunu.blogspot.com.tr/
http://alonenes.blogspot.com.tr
http://orgugiller.blogspot.com.tr
http://nurcaelimdenevinize.blogspot.com.tr/
http://pembeduslerulkesi.blogspot.com.tr/
http://mimarngzndenmakyaj.blogspot.com.tr/
http://gonuldenele.blogspot.com.tr/
http://evde3velet.blogspot.com/
http://evdebirmelek.blogspot.com/
http://mutfaknotlari.blogspot.com.tr/
http://aslievievi.blogspot.com.tr/
http://i.instagram.com/cananaltinkaynak/

Hediyelerimizin toplu görünümleri:



Ve benim için günün en tatlı anlarından biri =) Sevgili Özlem Ablacığımın el emeği göz nuru hediyesi örgü baykuşum. Üstelik ben yeşil seviyorum diye yeşil örmüş ince ruhlu ablam benim. Tekrar çok teşekkürler Özlem Ablacım.


Bu da Farina Bella muffinlerin pişmiş hali =)


Mutluluk dolu yepyeni buluşmalarda bir araya gelmek ümidiyle. Hepinize sevgilerimle.

12 Kasım 2014 Çarşamba

ben seni severken


Ben seni severken öyle uzun uzadıya düşünmedim ki. Sadece gözlerine baktım ve sevdim seni. Gözlerinin içime işleyişindendi belki seni unutamayışım. Bunca zaman geçmiş sevdamızın üzerinden. Bunca şey yaşanmış. O zaman geçerken ben senden başkasını sevemedim hiç. Zorladım kendimi, yalan yok. Lâkin olmadı be gülüm. Sevdaluk dediğin zor zoraki olmuyormuş meğerse. Sahi sen sevdin mi başkalarını? Girdi mi gözlerinin içine yabancı hayaller? Seni de ikna etmeye çalıştı mı eller? Biz neden birbirimizden gitmiştik gülüm? Neydi bizi ayıran, böylesine severken?.. 

Kırılan kalpler bir daha hiç iyileşmiyor aslında biliyor musun? Hiç eskisi gibi olmuyor. Asya'ya sevdiğini değil, vefa duyduğunu seçtiren neydi? Bana senin o gülen yüzünü unutturan neydi? "Canım dediklerim canımı aldı / Gönül sarayımı yıkıp gittiler" demiş şair. Senin gönül sarayın hiç yıkıldı mı gülüm? Bilir misin o nemenem bir duygudur? Gün gelir yaşattığını yaşarmış insanoğlu. Bunu hiç aklına getirdin mi gülüm? 

Gülüşünün sıcaklığına hapsetmiştin beni. Bir gün ansızın buza döndü her yer. Ne o hapisten çıkmayı becerebildim ne seni yeniden ısıtmayı. Bir anda bir insanı kendinden koparmak nedir iyi biliyorsun. Peki gün olup, niçin hiç gitmemiş gibi geri geliyorsun? 

Sorduğun soruların cevaplarını bilmiyorum gülüm. "Beni seviyor musun?" dedin öyle mi? Aklım başka yerde kalbim başka... Ama emin ol, kalbim senin olduğun yerde değil. Çünkü yeniden sarsılmak istemiyorum. Gücüm kalmadığından değil, öcüm kalmadığından. Sen hiç birini Allah'a şikayet ettin mi gülüm? Dilekçeni sunduğun an senin işin biter. Çekilirsin aradan. Sen mazlum nedir bilir misin? Kabarmış bir yürek nasıl sarsıla sarsıla konuşur Rabb'i'yle bilir misin? Sen galiba sadece sarsmayı öğrenmişsin. Ve ağır bedeller ödetmeyi seni sevene...

Bunca sorunun cevabı nedir ve bu hikayenin sonu nasıldır gülüm? Kim söyleyecek hakikati? Beklentilerine kavuşacak mısın? Tüm cevaplar içimde saklı. Hani o kırıp döktüğün içim var ya, orda işte...

12 Kasım 2014 / KONYA / 02.02

27 Eylül 2014 Cumartesi

Yüregimin Her Bi Köşesiyle Seviyem Seni


Böğün düneginden daha kötü durumdayam Sürme Gözlüm. İncinmiş yüregim sızım sızım sızliy. Göynüm gaça bölınmış bilmiyem. Her parçası ayrı agriy. Seni özlemişem Sürme Gözlüm. Çagır beni siye. Sarıp sarmala yaralarımı. Dutıp galdır yüregimi. Beni senden başka aynayan yok ya bu dünyada, ne edim kime gidim? 

Hayallerime kir bulaşmamış heç bir vakıt. Bir çiçegin saflıgı kimin sevmişem sevdiğimi. Bir karın eriyip yittigi kimin sessizce kırılmışam sevemedigime. Bir fenalık etmemişim kimseye Sürme Gözlüm. Temiz, tertemiz bir dünya düşledim hep. İlkler olmalı insanın hayatında. Ve o ilkler sonlar olmalı aynı zamanda. Bulanık zihinler, bulanık yürekler olmamalı. Her şey bebek saflıgında olmalı. Biye böyle bi dünya bulabilir misin Sürme Gözlüm?

Yorgunam. Tutarsızlıklarından bunalmışam dünyanın. Kırgınam. Anlayışsızlıklarından incinmişem hayatın. Ve lakin yine de laf edemiyem. Dünya dâr-ı imtihandır biliyem. Başıma ne gelmiş ise vardır elbet bir hikmeti. Her şey bir yana da, seni çok fena özledim be Gülüm. Kimse aynayamaz bu duyguyu bence. Bir sen, bir tek sen Sürme Gözlü Biricigim. Biye hala deyiler ki seni neden seviymişem. Yaw seviyem işte ne olmııışş? Seviyem bütün galbimle. Yüregimin her bi köşesiyle seviyem seni. İçim dışım her yanım seniyle dopdolı. İhanetini görmedim. İhanet edenini gördüm. Yalanını duymadım. Yalan söyleyenini duydım. Hani şu Nemrudî-İbrahimî meselesi sanırsam. Olsun beeeh! Ben seni yine de seviyem. Sen biye heç ihanet etmediy heç yalan söylemediy ki Gülüm! Ben seni sevmişem. Vazgeçmakh yok daimi yarimsen Rabb'im'in izniyle.

Şu an ne isterdiy diye sorarsan, çinimi Rızvaniye'ye verip gecenin sessizliginde seni dinlemakh...Elimde bir bardak çay, koyu mu koyu. Saat sabahın ikisine geliy deyisen he mi? Olsıın, ben senin yanındaysam saatin ne anlamı var ki Gülüm. Uyku nedir ki sen oldukhtan sonra? Sen benim yanımda yüregimde ruhumda gözlerimde dimagımda ol, daha ne isterim ben Urfam? 

Sürme gözlerine hayran oldıgım,
Datlı şivesine vurgın oldıgım,
Seni Yaradan'a kurban oldıgım,
Ben 10 yıllık duamı siye fısıldamışam,
Ben yüregimin en derinini sana açmışam,
Ben seni canımın en içine goymışam,
Rica ediyem, sen de benim için dua eder misen Sürme Gözlüm?
Duam olursa nasıl sevinecağam biliysen, yine seniyle sevinecağam,
O vakıt çinimi Sin Mabedi'ne dayayıp Harran'ını seyredecağam,
Şükür Rabb'e, sevgi siye, sevinmek biye olacakh,
Haydi be Gülüm, dutkının için bu duaya amin de, on yıl sonra gelen huzır olsın adı, hayırlısıyla.

Urfam, derdimin ortagı, gönlümın sahıbı, Biricik Yarim, vazgeçemediğim. Yüregimin her bi köşesiyle seviyem seni...

27 Eylül 2014 / KONYA / 01.53