19 Mart 2012 Pazartesi

ÇİKOLATALI MAKARON


Makaronu uzun zamandır merak ediyordum ve geçenlerde yapmak nasip oldu. Öncesinde bir hayli araştırdım ve her yerde Zinnur Hanım'ın adının geçtiğini gördüm. Demek ki bu konuda en güvenilir tarif buydu. Benim için güzel bir referans olan Mine Ablam'ın da aynı tarifi kullandığını görünce tamam dedim ve hemen denedim. Denerken iki küçük hata yapmama rağmen ailece bayıldığımız bir lezzet oldu. Sizlere de tavsiye ederim. İşte tarifimiz:

Hamuru İçin

* 100 gr pudra şekeri
* 50 gr badem
* 3 ymk kaşığı (15 gr) şekersiz kakao (Ben daha az kullandım)
* 2 adet oda sıcaklığında yumurta akı
* 5 yemek kaşığı (65 gr) şeker

Çikolatalı Kreması İçin

* 113 gr küçük parçalara kesilmiş çikolata (Biz 80 gr kullandım)
* Yarım su bardağı çiğ krema (Biz göz kararı ekledim)
* 2 ymk kaşığı oda sıcaklığında tereyağ

Yapılışı

Vakit kaybetmemek açısından ben makaronları yaparken annem de kremasını hazırladı. Krema için küçük bir teflon tavada kremayı erittik. Üstüne kırılmış çikolataları ekledik ve karıştırarak onun da erimesini sağladık. Hemen eriyor zaten. Sonra ocağı kapatıp tereyağını ekledik ve karıştırarak homojen bir hal almasını sağladık. Sonra soğusun diye bir kenarda beklettik.

Makaronlar için önce bademi elektrikli kahve öğütücüde çekerek un kıvamına getirdik. Ardından bademin kustuğu yağı içine çeksin diye kakao ve şekeri de ekledik ve beraber çektik. Benim makaronda yaptığım ilk hata, burada 100 gram pudra şekeri yerine yanlışlıkla 5 yemek kaşığı şekeri eklemek oldu. Sonradan bir ayarlama yapsam da bizim şeker göz kararı gibi oldu =) Ama tam kıvamındaydı. Burada püf noktası tüm malzemenin un kıvamına gelene dek çekilmesi ve iri parça kalmaması. Bunun için çekme işlemini bir kaç kez tekrarlayabilirsiniz.

Sonra tamamen yağsız ve kuru bir kabın içine yumurta aklarını ekledim ve yumuşak tepecikler oluşturana kadar mikserin orta devrinde çırptım. Sonra mikseri en yüksek devrine alıp beş yemek kaşığı şekeri birer kaşık birer kaşık ekleyerek çırpma işlemine devam ettim. İşlem sonucunda parlak, pürüzsüz, sert tepecikler oluşturan ve çırpma kabını ters çevirdiğimde kesinlikle yere akmayan bir köpük elde ettim. Sonra bir kenarda duran kuru malzemeyi üç kez eledim ve içinde hiç topak kalmadığından emin oldum. Bu kuru malzemenin yarısını çırpılmış yumurta aklarına ekledim. Bir kaşıkla karıştırdıktan sonra kalan kuru malzemeyi de ekledim ve bu defa homojenize edene dek karıştırdım. Homojen görüntüyü alır almaz durdum, fazla karıştırmadım. Sonra malzemeyi sıkma tüpüne doldurarak sıkmayı denedim ancak kumanda etmek çok zor oldu. Bu nedenle tüm malzemeyi kullanılmamış bir yoğurt poşetine alıp, poşetin bir ucunda küçük bir delik açtım. Ve yağlı kağıt serilmiş tepsiye sıktım. Sıkarken hamurların arasında 2 cm boşluk kalmasına ve makaronların çapının 2,5-3 cm civarında olmasına dikkat ettim. Kolay sıkmak için dıştan içe doğru daireler çizdim. Çoğunda sivri uç kalmadı bile. Kalanlar varsa da parmağımın ucunu ıslatarak o uçları bastırdım. Bu işlemi yaparken makaronlar parmağıma bulaşmayacak kıvamdaydı. Sonra içinde hava kabarcığı kalmış olma ihtimaline binaen tepsiyi hafifçe bir kaç kez yere vurmak gerekiyor ama ben bu işlemi unutarak fırına vermeden hemen önce yaptım. Yine de bir sorun olmadı. Tepsiyi bir saat bekleterek makaronların kurumasını sağladım. Bir saat sonra hafifçe dokunduğumda hamurun parmağıma bulaşmadığını, gerçekten kuruduğunu gördüm ve fırına verme işlemine geçtim. Fırını önceden 175 dereceye ısıtmıştım. Zinnur Hanım'ın önerisi üzerine iki tepsiyi birden fırına koymak yerine, fırının orta rafına gelecek şekilde birer birer pişirdim tepsileri. İkinci hatam fırınlama süresi idi. Makaronların normalde 12 dakikadan fazla fırında tutulmaması gerekiyor ancak ben daha önceki mereng (ballı baba) tecrübelerime dayanarak bizim fırın bunu 12 dakikada pişirmez diye düşündüm ve toplam 23-24 dakika fırında tuttum. Pişirirken makaronların uçlarında eteklenmeler oluştuğunu görmek, işlerin yolunda gittiğinin kanıtıydı. Fırından çıkınca kısa bir süre bekleyip ılıttığım makaronları dikkatlice kağıttan ayırdım ve şekilce birbirine yakın olanları grupladım. Aralarına kremadan sürüp iki makaronu üst üste yapıştırdım. Sonra tadına baktık ve fırında çok tuttuğum için kıtır kıtır olmuşlardı. Normalde dışı sert içi yumuşak olması gerekiyor. Ancak kıtır lezzetler seven biz, bu halini çok beğendik hatta annem 'iyi ki de fırında fazla tutmuşsun' dedi =) Ertesi gün makaronların gerçekten olması gerektiği gibi; yani dışı sert içi yumuşak bir hal aldığını gördük. İlk denemede biraz vakit darlığı biraz aceleden kaynaklanan onca hataya rağmen; tadan herkesin bayıldığı bu lezzeti sizlere de kesinlikle tavsiye ederim. Bu güzel tarif ve ayrıntılı anlatım için Zinnur Hanım'a ve Mine Ablam'a teşekkürler.

7 yorum:

  1. hmmm en kısa sürede denenecek ve blogundan esinlendiğimi belirterek blogda yayında olacak! ;)
    ellerine sağlık canım..

    YanıtlaSil
  2. Ben okurken yoruldum, biraz dikkat istiyor değil mi? Ellerine sağlık güzel gözüküyor, kakaolu herşeye bayılırım

    YanıtlaSil
  3. kemalpasatatlisi.com22 Mart 2012 23:40

    aslıhan cım,
    yorumunu şimdi okudum, mart ayı olduğu için o kadar yoğunuz ki, birkaç gündür siteye bakamadım:(
    Senin makaronlar süper olmuş canım, ellerine sağlık.Çok selamlar, şimdiden hayırlı cumalar tatlı kardeşim...

    YanıtlaSil
  4. Ellerine saglik olsun canim,
    benimde bir kaç denemem oldu,ama istedigim gibi olana dek tarifini yayinlamak istemiyorum :)
    makaron yapmak gerçekten çok dikkat istiyor degilmi?
    sende çok guzel anlatmissin :)tekrardan ellerine saglik ...

    YanıtlaSil
  5. vavvvvvvvvvvvvv ellerıne saglıkkk harıka olmsular

    YanıtlaSil
  6. 28 MART-28 NİSAN tarihleri arasında

    http://www.marifetane.com/ yani ben ev sahibeliği yapacağım...

    Bildiğiniz gibi çay kahve bahanedir çoğu zaman,dostlarla,arkadaşlarla,dertleşmek,görüşmek için.bir çoğumuz sevdiğimiz bir arkadaşımıza ziyarete giderken "hadi çayı koy" geliyorum diye gideriz,yada müsaitsen "sabah kahvesine geleceğim" deriz...

    Çünkü o sohbet muhabbet kuru kuruya olmaz,tamam tatlı dil güler yüzde gereklidir,hatta suratı sirke satan bir ev sahibi size bal baklavada ikram etse orda çok kalmak istemezsiniz öyle değilmi,ordan ayrılmak için sabırsızlanırsınız....

    “Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse misafirine ikram etsin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse akrabasına iyilik etsin. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse ya faydalı söz söylesin veya sussun!”

    Muhammed Mustafa (s.a.v)

    Ve yukarıdaki güzel hadis-i şerifi sizlerle paylaşıp,evlerinize gelen misafirlerinize,eşinize,çocuklarınıza,yada bu dünya hanesinde en güzel misafir benim deyipte kendiniz için hazırlamış olduğunuz birbirinden güzel tariflerinizi,ikramlarınızı sayfalarınızdan almaya geleceğiz :)

    Tariflerinize "çay,kahve bahane" etkinliği için Marifetane (Elif Hatice) ye gönderiyorum yazıp bana haber verirseniz,büyük bir zevkle gelip tariflerinizi alıp

    http://www.marifetane.com/ adresimde yayınlayacağım :)

    Son olarak arkadaşlar,her zamanki gibi etkinliğimize herkes davetlidir,(lütfen davetiye götüremediğimiz arkadaşlarımız kırılmasınlar)

    YanıtlaSil
  7. Evet biraz dikkat istiyor gerçekten ama zor değilmiş. Hepinize teşekkürler arkadaşlar.

    YanıtlaSil

Hayatın kendisi bir yorumdur aslında. Özgün ol, kendi hikayeni yaşa.
Yorumlarınızla mutlu oluyorum. Hepinize teşekkürler.