lezzet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
lezzet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Aralık 2018 Cuma

Fırında Uydurmasyon Karnabahar ve Fırında Lahana Sarması


Merhaba sevgili blog dostları, 
Fırında yapılan yemekler gerçekten çok lezzetli oluyor. Bence ayrı bir tat geliyor fırın yemeklerine. Karnabaharı severim ve farklı olarak nasıl yaparım diye düşünürken sevgili Muhterem ablada değişik karnabahar tarifleri gördüm. Bir tanesi de beşamel soslu kaşarlı fırında karnabahardı. Tarifine bakmadan kendime göre değiştirip uydurmasyon şekilde düzenleyerek ben de denedim, güzel oldu gerçekten. Üstelik epey az malzemeyle. Nasıl yaptığımı soracak olursanız, çok ufak bir parça karnabahar vardı evde. O küçücük parçadan gördüğünüz gibi bir borcam dolusu yemek çıktı. Karnabaharı çiçeklerine ayırıp haşladım. Haşlanırken içine birazcık da tuz attım çok tuzsuz hissiyatı gelmesin diye. Daha sonra suyunu süzüp istediğim baharatlardan ekledim. Karabiber, toz acı kırmızı biber ve bol kimyon attım. Ben kimyonu çok severim :) Sizler de hangi baharatları seviyorsanız ondan ekleyebilirsiniz. Ayrıca şunu da bir ek bilgi olarak vereyim, karnabahara zerdeçal da çok yakışıyor. 

Güzelce harmanladıktan sonra karnabaharları yağladığım borcama dizip üzerine çavdar unu ile yaptığım beşamel sosu döktüm. Bunu da ölçüsüz olarak yaptım. Öncelikle çavdar ununu yağ ile iyice kavurduktan sonra yavaş yavaş sütle açtım ve az bir tuz atarak kıvam alması için biraz pişirdikten sonra yemeğin üzerine döktüm. Sonra yemeğimi fırına verdim. Alt üst ayarda 200-225 derece arasında açtım fırını. Pişmeye dönünce üzerine rendelenmiş bol kaşarı serpip kaşarlar kızarana kadar fırında tuttum ve çıkarıp servis ettim. Denemenizi öneririm ve denerseniz lütfen yorum bırakmayı unutmayın :) 


İkinci tarifim ise fırında lahana sarması. Lahana sarmasını çok severim ancak bugüne kadar hiç yapmamıştım. Hep yemiştim :) Geçenlerde YouTube'da önüme farklı bir görünümdeki lahana sarması videosu çıktı. İlginç geldi ve denemek istedim ve hayatımda ilk kez lahana sarması yapmış oldum. Onu da fırında yaptım. Bence gerçekten güzel oldu ve yiyenler de beğendi. Hangi videoya bakarak yaptığımı görmek için buraya tıklayın ancak ben tarifini oraya göre yapmadım. Sadece şekil için oraya bakmış oldum. İç malzemelerini ölçüsüz olarak annemle birlikte hazırladık. İçerisinde soğan, sarımsak, kıyma, pirinç, domates, tuz, acı kırmızı toz biber, düğü, kuru nane, domates salçası, biber salçası, maydanoz, azcık köri, su var. Lahanaları haşladıktan sonra iç malzemesini koyup gül böreği şeklinde sarıp borcama dizdikten sonra üzerine domates salçası su zeytinyağı ve limon tuzu karışımından oluşan çiğ sosu döküp alüminyum folyo kaplayıp fırına verdim. Lahanalar piştikten sonra folyoyu çıkarıp üstlerinin hafif kızarmasını bekleyip fırından çıkarıp servis ettim. Özellikle davet sofraları için dikkat çekici bir görünüm olabilir. Lezzeti de gerçekten güzeldi. Denerseniz yorum bırakırsanız sevinirim. Denemezseniz de yorum bırakın lütfen, ona da sevinirim :) 

Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun. 



24 Şubat 2012 Cuma

Bir Çerkes Lezzeti: PSHALİVE




Hayırlı cumalar,



Dünkü yazımda Pshalive'den bahsetmiştim. Tarifi bugün yayınlayacaktım ancak pişmiş halinin resmini evde unutmuşum =) Sizi bekletmemek için Hilal ablamdaki resmi aldım. Çiğler bana, pişmişin resmi ona ait =) İşte tarifimiz:





Malzemeler

Hamuru İçin

* 750gr un
* 1,5 tatlı kaşığı tuz
* Ilık su

İç Malzemeleri

* 1 adet soğan
*Yarım çay bardağı zeytinyağı
* 1 yemek kaşığı pulbiber
* 1,5 kg haşlanmış ve püre haline getirilmiş patates

Sosu İçin

*3 yemek kaşığı tereyağ
*3 tatlı kaşığı pulbiber
* Bolca sarımsak
*Arzuya göre yoğurt [Biz genellikle hep yoğurtsuz yedik. Çerkesler öyle yapıyor =)]


Yapılışı

Hamuru hazırlayın. 3 bezeye ayırıp üzerlerine nemli bez örtün. Dinlenmeye bırakın.İç malzemesi için soğanı yağda yumuşayıncaya kadar kavurun Sonra pul biberi ve püre halindeki patatesi ekleyip birkaç kez çevirin. Dinlenen hamurları mantı hamurundan biraz daha kalın olacak şekilde açın. Bir çay bardağı yardımıyla yuvarlak kesin. Yuvarlakların içine iç malzemeden koyun kenarlarını sıkı sıkı bastırın. Bir tencereye 2,5-3 lt su koyun. Kaynayınca içine biraz tuz atın ve hamurları mantı gibi haşlayın. Haşlama sırasında kapak örtmeyin. Pişen Pshaliveleri kevgir yardımıyla alın. İçine sos malzemesini (bir tavada kızdırılmış tereyağına sarımsakları atıp azıcık kavurun. Sonra pulbiberi de dökün ve ocağı söndürün) de karıştırın ve afiyetle yeyin. Bu arada bizim Çerkes gelininden yani ablamdan =) öğrendiğime göre Pshalive'ye Haluj da deniyormuş.

Pshalive'yi deneyin, bence pişman olmazsınız. Afiyet olsun.

23 Şubat 2012 Perşembe

Bir Çerkes Lezzeti: TUHURJE


Ablamın beyi bir Çerkes ve en sevdiği yemek de pshalive. Biz pshalive'yi ablamın evliliği ile tanıdık. Çok da sevdik. Ben de geçenlerde ilk pshalive denememi yaptım ve Çerkes enişteden tam not aldım =) Bilhassa patates seviyorsanız bu yemeği beğeneceksiniz demektir. Pshalive tarifini kısmetse önümüzdeki günlerde vereceğim. Şimdi vereceğim tarif yine bir Çerkes lezzeti olan Tuhurje. Bunu sevgili Ebru'nun bloğundan görüp yapmıştım. Biz ailece beğendik. Çıtır çıtır çok hoş bir lezzet. Denemenizi öneririm. İşte tarifimiz:

Malzemeler

* 2,5 su bardağı un
* 1 su bardağı ılık su
* 1 paket instant maya (10 gr'lık)
* 1 tatlı kaşığı toz şeker
* Tuz

İçi için

* Beyaz peynir / Haşlanmış patates / Tahin pekmez karışımı / Tahin-tozşeker karışımından hangisini isterseniz. Ben tahin-toz şeker karışımını kullandım.

* Eritilmiş tereyağı

Üstü için

* 1 yumurta sarısı
* Susam-çörekotu

Yapılışı

Hamuru yoğurup mayalanmaya bırakın. Malzemeyi 8 bezeye ayırıp teker teker unlayıp açın. Mümkün olduğunca ince açmaya çalışın. Ama mayalı hamur olduğu için yufka inceliğinde olmayacaktır. Eritilmiş tereyağı ile içini yağlayın. İstediğiniz içi koyup yufkayı bir ucundan tutup yuvarlayın. Uzun sopa gibi görünüm elde edeceksiniz. Sonra gül böreği gibi bir ucundan tutup sarın. Unlamadan üstünden oklava ile geçip inceltin. Üstüne yumurta sarısı sürüp, susam çörekotu serpin. Yağlı kağıt serilmiş tepsiye koyup 200C fırında pişirin.

Afiyet olsun.

17 Ocak 2012 Salı

İncir Uyutması



Bu tarifi geçen yıl denemiştim ama yayınlamak şimdiye kısmetmiş. Doğal, lezzetli ve sağlıklı. Tarif Oktay Usta'dan.

Malzemeler:

* 1 litre süt
* 15 adet kuru incir
* 1 su bardağı toz şeker (incir zaten şekerli bir meyva olduğu için bir bardaktan az kullanabilirsiniz)
* Üzeri için tarçın.

Yapılışı:

İncirleri doğrayarak üzerine ılık su dökün ve yumuşaması için bir müddet bekletin. Diğer tarafta süt ve toz şekeri bir tencereye alarak yoğurt mayalama ısısına kadar ısıtın (yani el dayanacak sıcaklığa ulaşacak). Bu esnada yumuşamış incirleri de tencereye ekleyin. El blenderı ile incirleri iyice parçalayın. Sonra bu karışımı hiç bekletmeden kaselere bölün. Sıcak ortamda yoğurt gibi mayalandırın. Buzdolabına koyarak bir gece dinlendirin. Ertesi gün üstüne tarçın ve isteğe göre dövülmüş ceviz ekleyerek servis edin.

6 Haziran 2011 Pazartesi

KONYA TARHANASI

Bu defa sevgili memleketim Konya'dan bir lezzet eklemek istedim. Asla vazgeçemediklerimden, miss kokulu tarhanamız. İçerisinde domates, biber, un, yoğurt, nohut, baharatlar başta olmak üzere bir sürü şey var. Dolayısıyla son derece besleyici. Yapması zor olsa da yemesi bir o kadar lezzetli. Önce tarhana yoğurulur çok çok büyük bir kovanın içinde. Sonra beş gün orada bırakılır ve ekşimesi beklenir. Mümkünse sıcak bir yere konur kova ve taşarsa diye de altına temiz bir leğen konur. Bu esnada her gün iki defa karıştırılır. Tabi o kadar büyük bir kovaya yetecek kaşık bulamayacağınızdan oklava gibi bir şeyle karıştırmanız gerekir. Kovanın ağzı kesinlikle kapalı tutulur.

Sonra temiz bir sofra bezi serilir ve üzerine un serpilir. Bir kaşıkla ekşimiş tarhanadan parçalar alıp beze koyulur. Sıcak bir ortamda bir kaç saate kadar kurur. Kuruyunca tersi çevrilir ve biraz da o yüzü kurur. İyice kuruyup da yapışmayacak kıvama gelince kevgirden geçirilir. Ki en zor aşaması budur. Eller kıpkırmızı olur ve acır =) Resimdeki tarhanayı annem yapmıştı. Ben de ovalama kısmında rol aldım =)

TARHANA ÇORBASININ YAPILIŞI:

* Bir buçuk kepçe kuru tarhana
* 1 yemek kaşığı domates salçası
* 1.5 litre kaynar su
* İsteğe göre tuz
* Arzu edilirse tereyağı

Yapılışı:

Tarhana bir gece ya da bir kaç saat öncesinden üstünü geçecek kadar bir suyla ıslatılır. Bu işlem içinde hiç pütür kalmaması içindir. Ama zamanınız yoksa ya da benim gibi pütürlüsünü bile seviyorsanız beklemeden de yapabilirsiniz =) Islanan tarhanayı ocağa koyup üzerine kaynar suyu eklenir ve topaklanmasın diye sürekli karıştırılır. Bir müddet sonra az suda eritilmiş salçası eklenir ve sürekli karıştırılarak pişrilir. Yapılırken mazemesine tuz konduğu için pişirirken normalden az tuz eklenir. Pişip de servis tabağına alındıktan sonra üstüne yakılmış tereyağ (yoğurt çorbasındaki gibi) eklenir. Ama bu tamamen isteğe bağlıdır. Ben yılda 20 kez tarhana yapsam belki bir kez anca ekliyorum. Yağsız da süper oluyor.



Ben ölçü olarak bu kepçeyi kullandım. Üstünde tarhana tozları hâlâ duruyor =)

Hepinize sevgilerimle.

24 Temmuz 2010 Cumartesi

SOMON FİLETOLU FİYONK ŞÖLENİ

Ablam hilaltimur' dan Selva makarnanın bizim usul makarna yarışmasını duydum ve ben de bir tarifle katılmak istedim. Çok severek yediğim balıklı makarna tarifimle katıldım. Balığı buharda haşlama sonucu besin değeri daha çok korunuyor sanki diye düşünüyorum. Kemalpaşatatlısı Mine Ablam'ın da buharda somon tarifi var. Ona da bakabilirsiniz. Hayırlısı neyse o olsun diyorum. Bu tarifi bazen de ton balığı ile maydonozsuz olarak uyguluyorum. O da çok güzel oluyor. İşte tarifim:


SOMON FİLETOLU FİYONK ŞÖLENİ

Malzemeler:
* 1 paket fiyonk makarna
* 2 adet somon fileto
* 4 yemek kaşığı zeytinyağı
* 1 adet limonun suyu
* 1 tutam maydonoz
* Tuz
* Arzuya göre pulbiber

Yapılışı: Somon filetoları küp küp doğrayınız. Ağzı kevgir (delikli süzgeç) büyüklüğünde bir tencerenize yeterli miktarda kaynar su ve bir miktar tuz koyup, kaynayan suyun içerisine 1 paket fiyonk makarnayı boşaltınız. Şöyle bir karıştırdıktan sonra altını kısıp tencerenin ağzına kevgirinizi koyunuz. Küp küp doğranmış somon filetoları kevgire dökerek pişen makarnanın buharında haşlanmasını sağlayınız. Arada bir ezmeden karıştırınız. Somonlardan sızan yağ da makarnaya damlayacak ve yemeğinizin lezzetine lezzet katacaktır. Somonlar haşlandıktan sonra bir karıştırma kabına alarak içerisine 2 yemek kaşığı zeytinyağı, bir miktar tuz ve damak tadınıza göre limon suyu ekleyiniz. Acıyı sevenler pul biber de koyabilirler. Hepsini harmanlayınız. Tencerede haşlanan makarnanın altını söndürüp içine 2 su bardağı soğuk su dökünüz ve bir kez karıştırarak ağzını kapatıp üç dakika bekleyiniz. Üç dakika sonra makarnayı süzünüz fakat yıkamayınız. İçine döktüğünüz soğuk su makarnaların yapışmasını engelleyecek, yıkamamanız ise besin değeri ve lezzetinin daha yüksek olmasını sağlayacaktır. Tencereye iki yemek kaşığı zeytinyağı döküp makarnaları güzelce harmanlayınız. Servis tabağına aldığınız makarnanın üzerine somon filetolu karışımı güzelce yayınız. En üstünü ise ince kıyılmış maydonoz ile süsleyip ister sıcak isterseniz soğuk olarak servis ediniz. Afiyet olsun.


15 Şubat 2010 Pazartesi

YAKIŞIKLI BÖREK

Bu böreği, tariflerini denemeyi çok sevdiğim Yapraksarma Ablam'da gördüm. Ondan aldığım diğer tüm tarifler gibi bu da tuttu. Merkezdeki bir iki sırayı ben açtım. Kalanını sağolsun annem açtı. Sonuç gerçekten güzeldi. Orijinal tarifini bu adresten görebilirsiniz.
İşte tarifimiz:
* 1su bardağı süt
* 1 çay bardağı sıvıyağ
* 1 çay kaşığı tuz
* 2 yumurta(sarısının birisi yüzüne)
* 1 paket kabartma tozu
* aldığı kadar un
İçi için:
* 1 demet maydonoz
* 1 kalıp beyaz peynir
Tüm malzeme ile yumuşak bir hamur elde edin. Hamuru 7-8 bezeye bölüp açabildiğiniz kadar ince açın. Daha sonra açtığınız hamurun uç tarafına peynirli harçtan koyup rulo sarın. Ben ilk bezelere böyle yaptım ama annem içi yaymanın daha iyi olacağını söyledi. Sonraki bezelere yayıp yaptık. Daha sonra yağladığınız tepsinin ortasından başlayarak rulo sardığımız hamuru gül böreği gibi ard arda dizin. En son üzerine yumurta sarısı sürüp çörek otu atarak ısınmış fırında üzeri kızarana kadar pişirin. Tariflerde her nedense hep "ısıtılmış fırın" deniyor. Ben genellikle hep soğuk fırında pişiriyorum ve çok güzel de oluyor. Benim çocukluğumda hep soğuk fırına konurdu. Bu ısıtılmış fırtın hikâyesi sanki israf olacak gibi düşünüyorum =) Deneyenlerinize afiyet olsun. Sevgilerimle.



9 Şubat 2010 Salı

TİRAMİSU


Çok sevdiğim tatlı türlerinden biridir tiramisu. Mascarpone'siz, kedi dili bisküvisiz olmaz deniyor. Hani bir söz vardır "Ben yaptım oldu" :) Dışarıdan tiramisu almak içime sinmiyor. Yağsız bir ürün olduğu halde (yani margarin ihtimali olmadığı halde) "ya içinde kötü bir katkı varsa" şüphesi geri durmanıza yetiyor zaten. En güzeli evde temiz temiz yapmak deyip tiramisu tarifini araştırdım ve mascarponesiz kedi dili bisküvisiz enfes tiramisu tarifi buldum. Tabi ki kendimce değiştirerek uyarladım :)


Tarifte kakaolu pasta keki kullanılacağı yazıyordu. İnternetten aldığım bir pandispanya tarifi ile yaptım. Tat gerçekten güzeldi. Sadece kreması birazcık fazla geldi. O da keki küçük boy yuvarlak borcamda yaptığım için olabilir. Zaten ben bol kremalı seviyorum. O yüzden hiç sıkıntı olmadı bu durum :)

İşte yiyenlerden tam not alan tiramisunun tarifi:

Pandispanya:

* 4 yumurta
* 1 su bardağı tozşeker
* 1,5 su bardağı un
* 1 paket kabartma tozu
* 1 paket vanilya
* Kakao (Orijinal tarifte kakao yoktu, göz kararı ekledim).

Ana Malzemeler:

* 1 kakaolu pasta keki
* 2 çorba kaşığı granül kahve (neskafe)
* 2 çorba kaşığı toz şeker
* 1.5 su bardağı sıcak su
Kreması için:
* 4 su bardağı süt
* 1 su bardağı toz şeker
* 1 çorba kaşığı nişasta
* 2 çorba kaşığı un
* 1 yumurta sarısı
* 1 paket labne peynir (Yoğun bir tat alamadığım için ben iki paketten biraz az koydum).
* 1 paket vanilya

Üzeri için:

* kakao

Yapılışı:

Bilinen sıraya göre hazırladığınız kek hamurunu pişirin. Soğuyup çıkarınca ortasından ikiye bölün. Pasta kekini ıslatmak için bir kaba 1.5 su barağı sıcak su , 2 çorba kaşığı kakao, 2 çorba kaşığı granül kahve ilave edin ve karıştırın. Ben sadece neskafe ve suyu karıştırdım. Kakao koymadım. Zaten yukarıdaki malzeme listesinde de yazmamış.

Kreması için tencereye 4 su bardağı sütü alın.Sütün üzerine 1 su bardağı toz şeker,1 çorba kaşığı nişasta, 2 çorba kaşığı un ve 1 adet yumurta sarısı ilave edin. İlk sıcaklığı çıkınca kremaya 1 paket labne ilave edin ve karıştırın (Ben iki pakete yakın ilave ettim ve kesilmesin diye mikserle çırparken ekledim).

2 katlı olan pasta kekini granül kavhe ile ıslatın.Üzerine kremanın yarsını dökün. Üzerine kekin üstünü kapatın.Tekrar ıslatın ve kalan kremayı ilave edin. Daha sonra üzerine kakao serpip servis edin. Afiyet olsun.

(Akşam yaptığım için fotoğraflarım çok net çıkmadı ışık yetersizliğinden. Kusura bakmayın).

5 Şubat 2010 Cuma

NİŞASTALI UN KURABİYESİ



Cumanız Mübarek olsun Arkadaşlar. Un kurabiyesini çok severim fakat içinde margarin olması ihtimali neredeyse yüzde yüze yakındır. Bu da margarin yemeyen bir insanın (hele de Handenur'un yazdıklarından sonra) bu güzel lezzetten uzak kalmasına sebep oluyor. Geçen gün bloglarda gezerken Sevgili Evimin Neşesi' nin nişastalı un kurabiyesini gördüm. Denemek için tarifi not ettim. Çocukluğumda karşı komşumuz Netice Teyze'nin o enfes un kurabiyesini nasıl yaptığını ve yağla şekeri yarım saate yakın nasıl da sıkılmadan yoğurduğunu sıkılarak izlerdim :) O izlemelerim işime yaradı, Sevgili Aleyna' nın tarifini uygularken uzuuun uzun yoğurdum. Gerçekten hoş bir sonuç ortaya çıktı. Kim demiş tereyağıyla kurabiye olmaz diye. Çıtır çıtır muhteşem bir kurabiye oldu. Bu günlerde dişlerinden tedavi gören ve bir iki haftadır doğru dürüst bir şey yiyemeyen annem bile, çayıyla birlikte bir sürü yedi. Un kurabiyesi severlere tavsiye ederim, deneyene afiyet olsun.
NOT: Bu gün aslında Urfa gezi hatıralarıma devam etmeyi düşünmüştüm ama Sevgili Anlayamazsın'ın tarifimi beklemesi üzerine bunu yayınladım. İnşaAllah beğenir :)

Malzemeler:

* 250 gr yumuşak tereyağı (orijinal tarifte margarin diyordu)
* 1 su bardağı pudra şekeri
* 1 su bardağı nişasta
* 1 paket vanilya
* Aldığı kadar un

Yapılışı:
Tereyağını elinizle on dakika yoğurun. Sonra şekerini de ekleyin ve en az 25 dakika yoğurun. Daha sonra nişasta ve unu yavaşça ekleyin. Sert bir hamur elde etmeniz gerekiyor. En son vanilyayı ekleyin. İşin sırrı çok uzun süre yoğurmak. Yoksa hamur çatlar.

İyice yoğurduktan sonra hamurunuzu rulo yapın ve bıçakla verevine kesin. Üzerine çizikler atın. Ben unuttuğum için çiziksiz oldu kurabiyelerim :) Çok kızgın olmayan fırında çok pişirmeden alın. Üzerine soğuyunca pudra şekeri serpin. Yerken nefes alınca uçuşuyor diye pudra şekeri serpmedim, öyle de yiyebilirsiniz. Hepinize afiyet olsun.

3 Şubat 2010 Çarşamba

EZOGELİN ÇORBASI VE KENDİNİ TANIT MİMİ


Üç öğünde hiç bıkmadan çorba yiyebilen biri olarak (ki Hadis-i Şerif'te çorbanın şifa olarak geçtiğini öğrendikten sonra ona olan düşkünlüğüm sevinerek artmıştır) farklı çorbalar denemeyi seviyorum. Ezogelin, en sevdiğim çorbalardandır. Nasıl yapılacağını bilmiyordum. Kanserojen diye hazır çorba almadığımız halde, sadece ezogelini ara sıra alırdım. Fakat Handenur'daki monosodyumglutomat yazısını okuyunca ondan da vazgeçtik. O an bu sevdiğim çorbanın tarifini araştırıp Oktay Usta'dan buldum. Dar bir vakitte yapıp hemen yediğimiz için süslü bir fotoğraf çekemedim :) Kusuruma bakmayın. Zaten dikkatli baktığınızda çorbanın üzerindeki buharı göreceksiniz, dumanı üstünde yani :) Blogcuda güzel tariflerini bizlerle paylaşan Sevgili guljahan bu tarifi yayınlamamı bekliyordu. Taşınma vesaire derken biraz gecikti tarif, kusuruma bakmasın. İşte tarifimiz:
Malzemeler:

* 3 çorba k.kırmzı mercimek
* 3 çorba k.pirinç
* 3 çorba k.bulgur
* 1 soğan
* 3 çorba k.un
* 2 çorba k.salça
* 3 çorba k.tel şehriye
* 1 çorba k.tereyağı
* pulbiber
* nane
* su
* sıvıyağ

Yapılışı:

İlk olarak mercimek, pirinç ve bulgur ayrı bir kapta haşlanmaya alınır. Diğer tarafta tereyağı eritilir. Üzerine sıvıyağ ve doğranmış soğan eklenerek sotelenir. Daha sonra üzerine un ilave edilir. Bir süre sotelendikten sonra üzerine şehriye eklenir. Sonrasında içerisine nane ve salça ilave edilerek kavrulma işlemine devam edilir. İyice kavrulunca üzerine önce soğuk, sonra sıcak su verilerek kaynaması beklenir (Pirinç ve mercimeğin de içinde su olduğu hesap edilerek su eklenir). Kaynayınca üzerine haşlanmış pirinç, mercimek ve bulgur eklendikten sonra tuzu ve baharatı ayarlanarak pişmeye bırakılır.


İkinci konumuz ise mimler. Okurken rahat, cevaplarken sıkıntılı olduğum bir konu :) Sevgili Tuba ve ablam Hilal Timur beni mimlemişler. Tuba üç mimden istediğimizi seçmemizi söylemiş. İnsanın kendini anlatması zordur, bu yüzden blogla ilgili mimini seçmeyi düşünüyordum. Ancak ablam da aynı konudan mimleyince mecbur buna (Kendinizi yedi maddede tanıtınız) cevap vermek durumunda kaldım. İşte cevaplarımız:

1. İlk cevabımın ne olacağını aranızda bilmeyen yoktur sanırım :) Urfa Tutkunu'yum.

2. Kitap okumayı ve kitap kokusunu çok severim. Kitapsız bir hayat düşünemiyorum. Çok dar vakitlerde kalır ve okuyamazsam, en azından kapağını açar bir koklarım. O mis gibi kokuyu mutlaka duymam lazım.

3. Şüpheli şeylerden sakınmaya çalışırım. Bir şey (yiyecek-içecek) şüpheli ise benim için iş bitmiştir. Haram zaten haramdır, ona dikkat eder insan, göz göre göre yemez. Ama şüpheli ise, yemezse ölmez ama yerse ahiretini öldürebilir. Böyle şeylere dikkat ettiğim için "birlikte yaşanması zor bir insan" olduğum söylenir.

4. Kırmamak için kırılmayı seçerim. Bu yüzden de zarar gören taraf hep ben olurum (zahirde tabi bu zarar).

5. Bir insandan soğumam için yalan söylediğine şahit olmam yeter. Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) bir Müslüman'ın her şeyi yapabileceğini, ama asla yalan söylemeyeceğini bildirmiş çünkü.

6. Evin derli toplu ve eşyaların simetrik olmasını önemserim. Dağınıklıkta resmen fenalık geçiririm :)

7. Limon ve sade kahve bağımlısıyım.

Bilmem açıklayıcı oldu mu ama yazabildiklerim bu kadar :)

2 Şubat 2010 Salı

GREYFURT REÇELİ

Hayatımın ilk reçel denemesini dün akşam yaptım. Tarif rumma'cığımdan. Oldukça basit ama bir kaç gününüzü alıyor. Tarifte greyfurt kabuklarının önce haşlanacağı daha sonra iki gün suda bekletileceği yazıyordu. Ben yanlışlıkla önce suda beklettim sonra haşladım. Ama yine de kötü olmadı tadı.
Açıkçası rumma'nın bu reçeli çok övmemesi dikkatimi çekmişti. Çünkü beğendiği tadlara daha farklı yazılar yazıyor :) Ama bugüne kadar ondan denediğim tariflerden tutmayanını görmedim. Bazı arkadaşlardan denemeler yaparken, tad güzel olduysa onun tariflerine devam ediyorum. "Eh işte" dediğim kişilerden ise bir daha pek deneme yapmıyorum :) Kısacası rumma bence bu konuda bir otorite {kendisi duymasın :)} İşte bu yüzden, çok merak ettiğim ve daha önce hiç denemediğim greyfurt reçelini yapmaya karar verdim. Farklı olarak uyguladığım şey iki gün suda bekletin demesine rağmen ben 4-5 gün beklettim. Çünkü annem sürekli portakal reçeli yapar ve o tecrübelerine göre "iki günden fazla tut suda. yoksa acılığı çıkmayabilir" demişti. En son tırtıl kurabiye vakasında annemin sözünü tutmadığım için başıma gelenlerden sonra, burada onun dediğine derhal uydum :) İyi de oldu.
Greyfurt kabuklarını suda beklettikten sonra rulo yapıp kalın bir iğne yardımıyla ipe dizdim. Sonra açılmasın diye ipin iki ucunu birbirine bağladım ve o şekilde haşladım. Daha sonra reçeli pişirp soğuduktan sonra ipi çıkardım ve greyfurt kabuklarını ince olacak şekilde kestim. Reçeli tadanlar beğendiklerini söylediler. Benim gibi limon, portakal tarzı tatları sevenlere duyurulur. İşte tarifimiz:

LÜTFEN TIKLAYIN
Not: Bu güzel resim düzenlemesinden dolayı Kelebek' ime teşekkür ederim :)
(İlk yayın tarihi: 28.01.2010)




KISIR ve NANELİ LİMONATA

Kısırı çok sever ama bir türlü düşüremezdim. Denemelerimden ikisi tutsa biri tutmazdı. Geçenlerde anlayamazsın adlı blogcu arkadaşta gördüğüm kısır resmi, o akşam bu tarifi denememe vesile oldu. Kıpkırmızı muhteşem görünümlü bir kısırdı. Tarif gerçekten tutmuştu ve herkes çok beğenmişti. Bir kaç gün sonra ablamlarda tekrar yaptım, o da çok beğenildi. Üstelik içinde domates, kuru soğan filan da yok. Az malzemeyle yapılıyor yani. Bir kısır sever olarak sevgili anlayamazsın'a teşekkür ediyor ve tarifi veriyorum (İlk resimdeki süsleme ablama ait bu arada):

* 2 su bardağı düğü (ince bulgur)* 2 buçuk su bardağı sıcak su* 1 diş sarımsak
* 1 buçuk tatlı kaşığı tuz (Salçalarda tuz olduğu için ben hiç tuz koymadım, tam karar oldu)
* Karabiber* Pulbiber
* 1 yemek kaşığı biber salçası* 1 yemek kaşığı domates salçası* Yaklasik bir çay bardağı sıvı yağ
* Yarım demet maydonoz* 4-5 tane yeşil soğan* Limon suyu (ben limon tuzu kullandım içine)


Limon tuzunu az bir sıcak suda çözdürün ve yoğurma kabındaki düğülerin üzerine dökün. Kalan sıcak suyu da düğüye ekleyin. Şöyle bir karıştırıp ağzına kapak örtün. O dinlenirken yeşillikleri ince doğrayın ve sarımsağı ezin. Şişen düğüye salçaları ekleyip yoğurun. Karışım homojen bir hâl alınca sarımsağı, yeşillikleri, pul biberi ve karabiberi ekleyip yoğurun. Bence tuz koymayın çünkü biber salçası zaten yeterince tuzlu oluyor. Az gelirse sonradan eklersiniz. En son sıvı yağı da döküp yoğurun ki parlak görünümlü kalsın. Kısırınız afiyetle yenmeye hazır. İsterseniz üstüne nar ekşisi sıkıp yeyin, çok hoş oluyor.


Gelelim naneli limonatamıza. Her fırsatta söylerim, ben bir limon bağımlısıyım. Bu tarifi geçenlerde Sevgili Buzlu Badem'de görmüştüm. Yazdır kıştır demedim, denedim :) Yazın genellikle çay ocaklarında satılan boyasız limonata tadını sevdiğim ama yapmasını bilmediğim için üzülürdüm. Bu aynen onlar gibi oldu. Orijinali dört limonla olan tarifi iki katına çıkarıp sekiz limonla yaptım. İşte tarifimiz:


* 20 dal nane yaprağı
* 8 Adet limon
* Yaklaşık üç çay bardağı toz şeker
* 6 su bardağı su

Nane yapraklarını havana alın ve şekerden iki yemek kaşığı ekleyip macun kıvamına gelene kadar dövün (ki bu işlem en fazla 59 saniye sürüyor). Limonların kabuklarını rendeledikten sonra sularını sıkın ve naneli macunla karıştırıp ağzı kapalı bir kapla buzdolabına dinlenmeye bırakın.

Limon kabuklarına şekerden bir miktar ekleyip ovun. Ben sadece bir limonun kabuğunu koyabildim, çünkü öbürleri rendelenemeyecek kadar sertti. Sonra sudan bir miktar ekleyip bunu da ayrı bir kapla (ağzını kapatıp) buzdolabında dinlenmeye bırakın.

Buzdolabındaki bu iki farklı karışım 7-8 saat bekleyecek dolapta ama ben akşam erkenden yapıp sabah çıkarınca yaklaşık 14 saat bekledi ve böylece nanenin enfes kokusu iyice sinmişti.

Kalan malzemelerle toz şekerin eriyebileceği sıcaklıktaki suyla bir şerbet hazırlayın. Ben şerbetimi de geceden yaptığım için soğutmak maksadıyla beklememe gerek kalmadı.

Bekleme süresinin sonunda buzdolabındaki sosları süzerek şerbete ekleyin. Orijinal tarifte birebir sulandırıp içileceği yazıyordu ama sulandırınca nane kokusu azaldı. Sulandırmazsanız da şekerli oluyor. Bu yüzden tarife göre dört çay brd olan şekeri, üç çay brd yazdım. İsterseniz sonradan şeker eklersiniz.

Anlayamazsın ve buzlu Badem'e teşekkür ediyorum. Hepinize afiyet olsun.

(İlk yayın tarihi: 19.01.2010)


Çiçek Kurabiyeler


21 Kasım 2009'da yeğenim Hamza paşama diş bulguru yaptık. Teyzesi olarak bazı pastalarını yapmak da bana kısmet oldu. Kurabiye için yapraksarma Ablam'dan aldığım ve daha önce denediğimde her tadanın hayran kaldığı armut kurabiyenin hamurunu kullandım. Ağızda dağılan enfes bir kurabiye oluyor. Bu hamuru tarifindeki gibi yoğurup ikiye böldüm. Parçalardan birine göz kararı kakao ve dolayısıyla pudra şekeri ekleyip tekrar yoğurdum. Sonra bu hamurları kullanarak siyah, beyaz ve ebruli olmak üzere üç farklı çiçek kurabiye yaptık. Halamla bir kaç farklı şekil denedik ve en son çiçekte karar kılındı. Yuvarlamaları halamla ikimiz yaptık. Sağolsun onun da emeği geçti. Gecenin sonuna doğru ikimizde de ayrı ayrı yuvarlayacak hal kalmayınca hamuru karıştırıverdik ve ebruli kurabiyeler oluştu :) Misafirler de çok beğendiler. Kurabiye severlere tavsiye ederim. İşte tarifimiz:

* 250 gr. oda sıcaklığında tereyağ
* 1 su bardağı pudra şekeri
* 2 su bardağı buğday nişastası
* 2yumurta sarısı
* 1 tatlı kaşığı yoğurt
* Aldığı kadar un
* 1 çay kaşığı kabartma tozu
Tereyağına un hariç tüm malzameleri ekleyerek hamuru yoğurun. En son unu ekleyin. Hamur kulak memesinden biraz daha sert olmalıdır. Yoksa yayılır. Hamuru ikiye bölüp bir parçasına göz kararı kakao ve pudra şekeri ekleyin. Şekerin kıvamını anlamak için hamurdan mercimek kadar bir parça koparıp yeyin. Çiğ hamura önyargılı yaklaşan ben bile sevdim, şekerleme gibiydi :) Yani bence o haliyle bile yenebilir :) Sonra istediğiniz şekli verip tepsiye dizerek fırına verin. Isınmış fırında esmerleşmeden pişirin. Hepinize afiyet olsun.


(İlk yayın tarihi: 15.01.2010)

ŞİPŞAK MAKARNA'LI LEZZETLER

Haftasonu markete gittiğimizde Konyamız'ın markalarından Selva Makarna'nın yeni bir ürününü gördük: Şipşak Makarna. Üzerinde üç dakikada pişeceği yazıyordu. İşin ilginç yanı, fiyatı da normal makarnalarla aynı idi. Pakette, makarnayı ürettikleri kalıbı değiştirmeleri sebebiyle böyle bir sonuç elde edildiği yazıyordu. Denemek için en sevdiğim şekillerden olan burgu makarnadan bir paket aldım. Aklımda da rumma'nın sosisli makarnası :) Fikir çok orjinal gelmişti ilk gördüğümde. Gerçekten ilgi çekiciydi. Ama sosislere güvenmediğim ve hangi marka olursa olsun yemediğim için tarifi sucukla denemeye karar verdim. O tarifle makarnadan az bir miktar yaptım denemelik. Ne eridi, ne çiğ kaldı. Bildiğimiz makarnadan hiç farkı yoktu ve gerçekten bir iki dakikada pişiyordu. Bu sonuç çok sevindirici bence, hele de "yoğunum zamanım az" diyenler için. Sonra keyf-i mutfak Elif'in fırında beşamel soslu makarnasını gördüm, ki fırında makarnayı çok severim. Kalan şipşak makarnamla da onu denedim. Tarifte "kalın fırın makarna" kullanılması gerektiği yazıyordu. Umarım erimez deyip yaptım ve hiç erimedi. Börek gibi oldu. Hatta soğuduktan sonra da bir dilim yedim, soğuk haliyle de çok güzeldi. Tarifler için her iki arkadaşıma da teşekkür ediyorum. İşte tariflerimiz:

SUCUKLU MAKARNA

Çiğ haldeki makarnalara ince ince dildiğiniz sucukları saplayın. Tarifin orjinali çubuk makarna ile. Ve elbette ki o daha şık duruyor. Kaynayan suya makarnaları ve tuzu atıp pişirin. Piştikten sonra ben yıkamıyorum. Eskiden hep yıkardık. Sonra farklı bir yöntem öğrenip uyguladım ve gerçekten daha güzel oldu. Altını söndürünce tencereye bir tas su (çeşme suyu soğukluğunda) dökün ve ağzını kapayıp bürüleyin. Üç dakika bekleyin. Sonra süzün ve yağda çevirip servis yapın. Ama kesinlikle üç dakikayı geçirmeyin.

FIRINDA BEŞAMEL SOSLU MAKARNA


* Yarım paket kalın makarna(fırında makarna) {Ben bir pakete yakın kullandım. Sucukluya çok azını harcamıştım. Kalanın hepsini buna kullandım}
* Maydonozlu peynir karışımı
* 2 ymk kş sıvıyağ
* 1 su brd kaşar peyniri rendesi


beşamel sos için:

*2 ymk kş tereyağ
*3 ymk kş un
* 2su brd süt
* 1 adet yumurta
* tuz,karabiber

Makarnanız haşlanırken (12dk) beşemal sosunuzu hazırlayın. Erittiğiniz tereyağında unu kokusu çıkana kadar kavurun. Sütü yavaş yavaş ilave edin. Bu sırada hızlı hızlı karıştırın. Muhallebi kıvamına gelince tuzunu ve karabiberini ilave edin. Soğuyunca bir yumurta kırıp yumurtayı karışıma yedirin. Ben tam olarak soğumasını bile beklemedim. İşin püf noktası yumurtayı çok hızlı çırpıp pişmeden karışmasını sağlamak. Pişiriceğiniz fırın kabının zeminine beşemal sostan bir miktar dökün. Üzerine haşladığınız makarnanın yarısını döküp elinizle bastırın. Hazırladığınız peynirli harcı makarnanın üzerine serpiştirin. Kalan makarnayı da koyup yine bastırın. Üzerine sıvı yağı gezdirin. Kalan beşamel sosu da döküp hafif karıştırarak makarnaya yedirin. Kaşar rendesini her tarafına serpiştirdikten sonra üzerine alümünyum folya geçirin (içi pişerken kaşarın hemen pişmemesi için). 25 dk sonra alimunyum folyoyu çıkarın. Kaşarlar eriyinceye ve kızarıncaya kadar pişirin (biraz soğuyunca kıvamı tam oturacaktır).

Burada iki noktadan bahsetmek istiyorum. Beşamel sosun azını fırın tepsisinin altına, çoğunu da üstüne dökmüştüm. Ama piştikten sonra anladım ki yarı yarıya dökmek daha güzel olacak. Bir de benim fırın tepsisi kalın bakır tepsilerdendi. Yine de güzeldi ama daha normal incelikteki bir tepside daha iyi olacağı kanaatindeyim. Resmimde ince göründüğüne aldanmayın, üç parmak kalınlığındaydı :)

Hepinize afiyet olsun.
(İlk yayın tarihi: 14.01.2010)

HİNDİSTAN CEVİZLİ KEK VE KAKAOLU TOPKEK

Sevgili Serpil'in Mutfağı ve buzlu badem'den aldığım iki farklı tarifi paylaşmak istiyorum sizlerle. Bir çikolata sever olarak pastanın da bol kakaolu ve çikolatalısını tercih ederim hep. Denediğim bu iki kek bol kakao içerdiklerinden dolayı üstüne ayrıca bir sos yapmama gerek kalmadı. Gayet hoş tatları vardı. Kakao ve kek severlere tavsiyemdir. Hindistan cevizli kek tarifini Serpil'in Mutfağı'ndan, kakaolu topkek tarifini ise buzlu badem'den aldım. İşte tariflerimiz:

HİNDİSTAN CEVİZLİ KEK



*2 yumurta
*1 su bardağı şeker
*Yarım su bardağı sıvı yağ
*Yarım su bardağı süt (Ben bir su bardağı kullandım)
*3 yemek kaşığı hindistan cevizi
*2 yemek kaşığı kakao
*2 su bardağı un
*Kabartma tozu ve vanilya

Tüm malzemeler bilinen sıraya göre çırpıldıktan sonra yağlanmış kaba dökülerek önceden ısıtılmış fırında 170 derecede pişirilir. Ben genelde ısıtılmamış fırına koyuyorum. Aynı güzel sonucu da elde ediyorum.

KAKAOLU TOPKEK


*3 yumurta
*1,5 su bardağı toz şeker
*1 su bardağı süt
*3/4 su bardağı zeytinyağı
*2 su bardağı un
*3 yemek kaşığı kakao (bardakla ölçtüm; 3/5 ile 2/3 arası bir şeydi)
*3 yemek kaşığı nişasta
*1 paket kabartma tozu
*1 paket vanilya

Yapılışı

Tüm malzemeler bilinen sıraya göre çırpılıp topkek kalıplarına dökülür ve 160 derecede pişirilir. Bu tariften 32 adet topkek çıkıyormuş. Ama ben topkek kalıplarına değil, direk kek kalıbına döktüm. Normal bir kek hamurundan daha fazla hamur elde ettiğim için de oldukça kabarık bir kek oldu :) Neyse ki taşmadı. Hepinize afiyet olsun. Tarifleri aldığım iki arkadaşa da teşekkür ediyorum.
(İlk yayın tarihi: 14.01.2010)


MANTAR DOLMASI (rumma' dan)





Mantarı çok severim. Geçen yıl halamdan mantar şapkalarının içine tuz ve karabiber serpip biraz kaşar ilavesiyle fırınlamayı öğrenmiştim. Yağ filan hiç bir şey koymadan. Öyle bir sulanıp lezzetli olmuşlardı ki. Bu tarifi ise sevgili rumma'dan gördüm. Denedim ve çok beğenildi. Babam tekrar yapmamı istedi işyerine götürmek için :) Çiğden götürüp orada pişirip yediler; ordakilerden de tam not almış. Zaten bugüne kadar rumma'dan aldığım tariflerden tutmayan olmadı hiç, maşaAllah diyeyim.

Mantar dolmasının tarifini buraya tıklayarak görebilirsiniz. Bu güzel tarif için rumma'ya teşekkürler.
Ben bazı şeyleri orjinal tariften biraz farklı uyguladım. Şöyle ki, 8 iri mantar diyordu. 400 gr mantar kullandım ama yine de için bir kısmı arttı. Onu da köfte yapıp tepsinin boş yerlerine dizdim. Mantarların saplarını da aynı tepsiye koydum. Kaşarı koymak kolay olsun diye rendelemedim. Dilimleyip koydum. Bir de o sırada taze maydonozum olmadığı için kuru maydonoz kullandım. Yine de güzel oldu. Mantar seven sevmeyen herkese tavsiye ederim. Beğeneceğinizi düşünüyorum. Şimdiden afiyet olsun.

(İlk yayın tarihi: 07.01.2010)

UNSUZ KEK (rumma' dan)




(Hazır şanti kullandığım zamanlardan kalma bir tarif :) Şimdi olsa şantimi evde kendim yapardım).

Eski bir blogcu, yeni bir site sahibi olan Sevgili rumma' nın sitesinde gördüğüm bu kek, unsuz olması münasebetiyle çok ilgimi çekmişti. Denedim. İlk tattığımda açıkçası çok tutmadım (nimete saygısızlık olmasın ama tadı pek kek gibi değildi). Fakat bekletip de sonraki günler yeyince tadı mı oturdu nedir :) çok hoşuma gitti. Hatta yapıldığının dördüncü günü misafir geldi ve ikram ettik onlara da. Her iki misafir hanım da bayıldılar ve tarifini istediler. Dört günlük olmasına rağmen sertleşmiş ve bayatlamış değildi. sanırım içinde un olmamasından kaynaklanıyor. Görüntüsü biraz değişik, çünkü şantisini çok dar bir zamanda sürdüm ve düzeltemeden fotoğrafını çektim. Merak edenlere tavsiye ederim. Tek bir önerim var; rumma'nın da sitesinde belirttiği gibi, şantisiz yemeyin. Çünkü yavan oluyor. Tarifin orijinalini buraya tıklayarak görebilirsiniz. İşte tarifimiz:

Malzemeler:
*4 yumurta
*1 su bardağı toz şeker
*3 orta boy patates (haşlanmış)
*2 yemek kaşığı tereyağ
*1 ( küçük) su bardağı irmik
*1 çay bardağı fındık (ben ceviz kullandım)
*1 paket kabartma tozu
*1 paket vanilya

Üzeri için:
*1 paket krem şanti
*1 su bardağı süt

Yapılışı:

Patatesleri haşlıyıp rendeleyin (sıcakken tereyağını da içine ilave edin). Patatesleri robotta ya da blendırda çekmeyin. Bir başka kapta irmik, kabartma tozu, vanilya ve dövülmüş fındığı karıştırın. Üçüncü bir kapta yumurtalarla şekeri mikserle iyice çırpın. Sonra patatesli ve irmikli karışımları bu kaba alıp çırpmaya devam edin. Yağlanmış tepside 180 derecede pişirin (ben kuzinede pişirdim). Soğuduktan sonra hazırladığınız şantiyi üstüne sürüp servis edin. Afiyet olsun.

(İlk yayın Tarihi 21.12.2009)