Konya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Konya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Şubat 2019 Cuma

Sıhhat ve Triportör


Merhaba sevgili blog dostları, 
Ceddimiz Sultan Süleyman Han'ın da söylediği gibi:
"Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, 
Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi." 
Tecrübeyle sabit, net :) İnsan zaman zaman bir takım hadiseler nedeniyle hüzünleniyor. Zaman hiç akmayacak, vakit hiç geçmeyecek, bu gam hiç bitmeyecek gibi geliyor. Lakin sağlık ile alakalı bir imtihan yaşadığı an, üzüldüğü her şeyin nasıl da boş olduğunu anlıyor. İnsan şu hayatta üzülecekse eğer, yalnızca Allah'a hakkınca kulluk edemediğine üzülmelidir. Gayrısı sahiden boş. 

Asıl adı triportör olan bu bineğe Konyamızda Arçelik, Arçelik arabası, üç tekerli gibi adlar verilir. 60'lı 70'li yıllarda bu araç Konya'da minibüs olarak kullanılırmış. Yolda giderken dengesini kaybedip devrilirmiş. Sonra içindeki herkes birlikte kaldırıp, tekrar içine binip yolculuğa devam ederlermiş 😄 Bunun bir de ön kısmı da açık olanları var. Her ne kadar nostalji gibi görünüp şimdi böyle AVM girişlerinde sergilense de, Konyamızda halen kullanılmaktadır (eskisi kadar çok olmasa da). Özellikle kurban bayramlarında kurbanlık taşımak için idealdir :) Konyamızın eski zamanlarında çocuk olup da buna binmeyen var mıdır bilmiyorum. Çocukluğumda benim de binmişliğim var :) Elbette şimdi nostalji oldu. Kültürümüzün bir parçasını unutmayalım, burada olsun diye bloğuma eklemek istedim. 

Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle  Umut hep vâr olsun.

6 Haziran 2011 Pazartesi

KONYA TARHANASI

Bu defa sevgili memleketim Konya'dan bir lezzet eklemek istedim. Asla vazgeçemediklerimden, miss kokulu tarhanamız. İçerisinde domates, biber, un, yoğurt, nohut, baharatlar başta olmak üzere bir sürü şey var. Dolayısıyla son derece besleyici. Yapması zor olsa da yemesi bir o kadar lezzetli. Önce tarhana yoğurulur çok çok büyük bir kovanın içinde. Sonra beş gün orada bırakılır ve ekşimesi beklenir. Mümkünse sıcak bir yere konur kova ve taşarsa diye de altına temiz bir leğen konur. Bu esnada her gün iki defa karıştırılır. Tabi o kadar büyük bir kovaya yetecek kaşık bulamayacağınızdan oklava gibi bir şeyle karıştırmanız gerekir. Kovanın ağzı kesinlikle kapalı tutulur.

Sonra temiz bir sofra bezi serilir ve üzerine un serpilir. Bir kaşıkla ekşimiş tarhanadan parçalar alıp beze koyulur. Sıcak bir ortamda bir kaç saate kadar kurur. Kuruyunca tersi çevrilir ve biraz da o yüzü kurur. İyice kuruyup da yapışmayacak kıvama gelince kevgirden geçirilir. Ki en zor aşaması budur. Eller kıpkırmızı olur ve acır =) Resimdeki tarhanayı annem yapmıştı. Ben de ovalama kısmında rol aldım =)

TARHANA ÇORBASININ YAPILIŞI:

* Bir buçuk kepçe kuru tarhana
* 1 yemek kaşığı domates salçası
* 1.5 litre kaynar su
* İsteğe göre tuz
* Arzu edilirse tereyağı

Yapılışı:

Tarhana bir gece ya da bir kaç saat öncesinden üstünü geçecek kadar bir suyla ıslatılır. Bu işlem içinde hiç pütür kalmaması içindir. Ama zamanınız yoksa ya da benim gibi pütürlüsünü bile seviyorsanız beklemeden de yapabilirsiniz =) Islanan tarhanayı ocağa koyup üzerine kaynar suyu eklenir ve topaklanmasın diye sürekli karıştırılır. Bir müddet sonra az suda eritilmiş salçası eklenir ve sürekli karıştırılarak pişrilir. Yapılırken mazemesine tuz konduğu için pişirirken normalden az tuz eklenir. Pişip de servis tabağına alındıktan sonra üstüne yakılmış tereyağ (yoğurt çorbasındaki gibi) eklenir. Ama bu tamamen isteğe bağlıdır. Ben yılda 20 kez tarhana yapsam belki bir kez anca ekliyorum. Yağsız da süper oluyor.



Ben ölçü olarak bu kepçeyi kullandım. Üstünde tarhana tozları hâlâ duruyor =)

Hepinize sevgilerimle.

6 Mart 2011 Pazar

TAHİR HOCAMIZ'I UĞURLADIK

Sevgili memleketim Konyamız'ın manevi büyüklerinden Tahir Büyükkörükçü Hocamız'ı bugün defnettik. Elhamdülİllah bana da nasip oldu cenazesinde bulunabilmek. Böyle müstesna bir insanın vefat zamanında hayatta isem, o manevi havadan yararlanmak istedim ve evde kalmadım.

Adeta mahşeri bir kalabalık vardı. 500.000 insan varmış, öyle dediler. Tüm tramwaylarda "Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi'nin cenazesine gider" yazıyordu. Her biri de tıklım tıklımdı zaten. Tüm Konya akın akın Hocasına son görevine gidiyordu ve vasıtalar Alaaddin durağında bomboş oluyordu. Alaaddin'den yürüyerek namazın kılınacağı Kapu Camisi'ne gitmeye çalıştık ancak ne mümkün. Hocamız'ın onlarca yıl vaazlarını verdiği bu camide kılınacaktı namaz. Ve camiye gidişteki ara sokaklar dahi dolmuştu. O kalabalığı size tasvir edemem. Ben Hocamız'ı salın üzerinde görmek, son defa bakmak istedim. Ancak varılacak gibi değildi. Nihayet Üçler Mezarlığı'na gittim. Rahmetli Hacı Veyis Zade Hocamız'ın civarında defin yeri hazırlamışlar. Mezarlıkta da bir sürü insan vardı. Bayanların yanına geçip beklemeye koyuldum. Vakit ilerledikçe kalabalık arttı. Konyamız'ı bilenler; Kapu Camisi ile Üçler Mezarlığı'nın arasını bilirler. Yürüyerek beş altı dakikada varırsınız. Ancak Hocamız'ın naaşının mezarlığa ulaşması yaklaşık üç saati buldu. Konyamız yakın tarihte, Hacı Veyis Zade Mustafa Efendi Rahmetli'den sonra, ilk defa böyle bir defin merasimi gördü. Böyle mahşeri bir kalabalık...

Cenaze namazını oğlu Abdurrahman Büyükkörükçü kıldırdı. Abdurrahman Hocamız da her çarşamba akşamı Kon TV'de İrfan Mektebi adlı bir program yapıyor. Kon TV uydudan da çıkıyor ve internetten de yayın yapıyor. Takip etmenizi tavsiye ederim. Tahir Hocamız'ın vaazlarını da muhakkak dinleyin inşaAllah.

Tahir Hocamız bunca senedir Konyamız'ı irşad ederdi. Ben daha bir kere dahi elinde bir kağıt, bir kitap, bir not görmedim. Hitabeti öyle kuvvetli idi ki. Bilgisi çok derindi. Doğaçlama konuşurdu vaazlarında. Hızır Aleyhisselam'ı, Ladikli Hacı Ahmed Ağa Hazretleri'ni, Konyamız'ın manevî mimarlarından Hacı Veyis Zade Mustafa Efendi'yi, rahmetli büyüğümüz Ali Ulvi Kurucu'yu görmüş bir insandı. Allah (celle celaluHu) ve RasulUllah (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) aşkı ile dolu idi. Biz O'ndan razıydık. Allah da razı olsun. Duası üzerimizden eksik olmasın. Ben Konyalı bir kardeşiniz olarak Hocamız'ın vefatında bizleri yalnız bırakmayan ve gerek il dışından gerekse yurt dışından gelen tüm insanlara şahsım adına teşekkür ediyorum. Bloglarında haberlerini paylaşan ve gelemese dahi uzaklardan dualarını gönderen kardeşlerimizden de Allah razı olsun. Cümlemizin başı sağolsun.

Hocamız'ı bilhassa her vaazında söylediği şu sözleri ile hatırlayacağım:

*Mevlam cümlemizi; Hakk'ı hak bilip Hakk'a ittiba, batılı batıl bilip batıldan ictinap eyleye.

*'Muhterem Müslümanlar, Mevlam cümlemize kelimeyi tayyibeyi münciyeyi mübarekesi ile çene kapamayı nasib-i müyesser eyleye. Buyrun aşk ile Eşhedüen La İlahe İllallah Ve Eşhedü Enne Muhammeden Abduhu ve Rasuluhu.' dedikten sonra 'aşk ile bir dahi', 'aşk ile bir dahi' der ve tüm cemaate üç defa Kelime-i Şahadet getirtirdi. Allah gani gani rahmet eylesin.

Sizleri Hocamız'ın, oğlunun ve cenaze töreninin fotoğrafları ile başbaşa bırakıyorum. Dualarınızı eksik etmeyin, rica ederim.









3 Ocak 2011 Pazartesi

KONYA BLOG YAZARLARI BULUŞMASI

Merhaba Arkadaşlar,

Zaman zaman yazılarımda da bahsettiğim gibi, birebir tanıştığım blog arkadaşlarım olmuştu. Ama ilk kez bir şehrin blog yazarları buluşması etkinliğine katıldım. Yeni yılın ilk günü Konya'da Hilal'in El Emeği ve Yetenek Sizin tarafından düzenlenen bu etkinlikte toplam dokuz kişiydik ve iyi ki katılmışım dedim. Hepsi de birbirinden tatlı arkadaşlardı gelenlerin. İşte katılımcı listesi:

1. Hilal'in El Emeği
2. Yetenek Sizin
3. Urfa Tutkunu
4. Gönülden Ele
5. İffet'in Günlüğü
6. Evde Bir Melek
7. Gülay Abla (Bloğu şu an etkin değilmiş)
8. alonenes
9. Pembe Düşler Ülkesi

Onların ortak noktası, el emeği bloğu sahipleri olmalarıydı. Bu noktada gruptan ayrı kalan tek kişi bendim =) Bunca hamarat bayan bir araya gelince, hediyeler de havada uçuştu adeta. Hiç kimse eli boş gelmemiş. El emeği göz nuru hatıralar getirmişler hepsi.

Ayrıca bir de aramızda olmayan ama ince bir düşünceyle taaa İstanbul'dan bizlere hediye paketleri gönderen Çelebi 74 vardı. Onun bu nezaketiyle hepimiz ziyadesiyle mutlu olduk. Belki çoğumuzu tanımıyordu. Böyle bir mecburiyeti de yoktu. Ama çok emek vererek kurabiyeden kitap arasına, dekupajlı sabundan yaka kartına kadar pek çok şirin hediyeden oluşan hoş bir paket hazırlamış. Sevgili Çelebi74'e ve diğer tüm arkadaşlarıma birbirinden güzel emekleri ve hediyeleri için çok teşekkür ederim. Sizleri tanıdığıma çok memnun oldum arkadaşlar.

İlk tanıştığım pek çok kişinin sorduğu gibi bana yine "Neden Urfa Tutkunu olduğum" soruldu ve Konyalı olmama biraz şaşırıldı =) Bir de Hilal'in El Emeği ile kardeş olmamıza şaşırdılar =) Yazılarda "kardeş" hitaplarını her ne kadar görseler de, "manevi kardeş" anlamında yazıldığını sanıyorlarmış. Oysa biz öz kardeşiz =)

Şimdi değerli katılımcıların o güzel hediyeleri ile başbaşa bırakıyorum sizleri:

Bu benim hazırladığım hediye paketi:

Bunlar da toplu görünümleri:


İçindekileri merak eden varsa işte içi =)


Annemle birlikte hazırladığımız keçe kalem kılıfları. Ama emeğin büyüğü anneme ait:


Tüm arkadaşlara verdikten sonra artanlardan biri kendim için, biri de Süheyla Abla içindi. İşte bana çıkan:


Bu İffet'in Günlüğü'nün hediyeleri:


Bunlar Gönülden Ele'den:


Bu cici baykuş ve kalpli mum da Evde Bir Melek'ten:


Tokalar, magnet, taç süsü gibi hediyelerden oluşan bu cici paket ise Pembe Düşler Ülkesi'nden:


Bu enfes anahtarlık Gülay Abla'dan:
Bu Yetenek Sizin'in paketi:

Ve bu da paketin içinden çıkanlar =)

Sevgili alonenes de çok cici hediyeler hazırlamış:

Hilal'in El Emeği hepimiz için farklı oyuncaklar hazırlamış. Bana şirin bir ördek çıktı =)

Sevgili Çelebi74'ün hediye paketi:

Ve işte paketin içinden çıkanlar:


Güzel bir gündü. Umarım tekrarını yapmak da nasip olur. Sizi tanıdığıma çok memnun oldum hanımlar =) Hepinize sevgilerimle;

17 Aralık 2010 Cuma

ŞEB-İ ARUS (HAZRETİ PİR'İN ANISINA)


Hoş geldin Hazreti Pir, şehrimize hoş geldin,
Işık saçtın etrafa, hanemize hoş geldin!

Yıllarca Sen bu şehri ve onda insanları,
İrşat ettin de sonra Sen’ i dünya tanıdı.

Asırlar evvel bu gün, Sen’ i yolcu eyledik,
Aşkından tutuştuğun Rabb’ e gönderiverdik.

Tasa etme Sen Pirim, ardından ağlamadık,
İsteklerini bizzat yerinde uyguladık.

Bildik ki o gün Sen’ in düğün ettiğin gündü,
Ah vaha bulanmadık, sözün ruhta düğümdü.

Yine geldi bir yeni Şeb-i Arus gecesi,
Anarız Sen’i Pirim, tüm dünya yine geldi.

Sen öyle sıcaktın ki, her milleti ısıttın,
Vefatında da sürer saçtığın o ışığın.

Her milletten insanlar Konyamız’ a doluştu,
Sen’ i anmak için ki yüreklerimiz coştu.

Ne büyük bir değersin, çok şükür ki burdasın,
Sıkışan ruhlarımız nurunla aydınlansın!

Sana olan sevgimiz anlatmakla bitemez,
Başımızın tacısın, kimseler indiremez.

Ne olur bu biçare Konyalı’ yı unutma,
Şefaat et Ey Pirim, sakın beni bırakma.

Dua et ki olalım Sana layık torunlar,
Ayrılmadık dünyada, ahrette de bizi sar!

17.12.07 / KONYA / 10.31

Kocasinan