homemade etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
homemade etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ekim 2020 Cuma

Mısır Kovasından Kalemliğe, Peçete Dekupaj Çalışmalarım


Merhaba Sevgili Blog Dostları,
Bu sene yazın başlarında yaptığım iki adet peçete dekupaj çalışmamı paylaşmak istiyorum sizlerle. Nasıl yapılacağını daha önce ayrıntılı anlatmıştım. Buraya tık tık


Bundan bir kaç sene önce çalışma masamda derin bir kalemlik ihtiyacı olunca bakındım ne alsam diye. Büyük bir market gezdim. Adı "kalemlik" olanlar o zamanın fiyatıyla 15 liradan başlarken, onunla aynı boyuttaki bu mısır kovası 2,5 lira idi. Aynı ürüne neden daha fazla ödeyeyim ki? Tabi ki mısır kovası olanı aldım :) Bir süre bu haliyle kullandım. Sonrası malum :)


Bu kestane şekerini Bursa'dan sevgili Blogger arkadaşım Hatice getirmişti. Kutu çok hoş ve hatıra olunca onu da dekupajla değerlendireyim istedim.


Dekupaj yapacağınız yüzeyi boyarken asla tek kat boya yetmiyor.


Alt yüzey kapanana kadar defalarca ve defalarca boyamanız gerekiyor.


Ama sonunda mutlu sona ulaşıyorsunuz :)


Ve sonrası işte bu :)


Bu da kestane şekeri kutumun son hali.

Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun.

30 Eylül 2020 Çarşamba

Evde Ekmek Yapımı


Merhaba sevgili blog dostları, 
Umarım hepiniz iyisinizdir. Arşivde biriken tarif postlarından biriyle daha devam ediyoruz :) 

Pandemi döneminde neredeyse herkes evde ekmek yapmaya başladı. Başlarda mayalar yok sattı. Tarifler havalarda uçuştu. Sonra her şeye alışan insanoğlu yavaş yavaş buna da alıştı. 


Ben pandemiden önce de evde ekmek yapardım ama bu iş için genellikle ekmek makinamı kullanırdım. Pandemi sürecinde de aynı şekilde makinamla ekmek yaptığım oldu. Fakat yılların yorgunluğunu üzerinde biriktiren makinam bir gün garip sesler çıkartıp sonunda da bomba gibi bir patlama sesi ile kendi kendisinin fişini çekti. Ömrü dolmuş demek ki. Aslında makinamla çok iyi anlaşıyorduk, ondan çok memnundum, ama her hayatın bir sonu var. Şimdi yeniden ekmek makinası almak için araştırma yapıyorum. Bu noktada kullanıp memnun kaldığınız marka ve modelleri önerirseniz çok sevinirim. 

Ekmek yapmak farklı bir sanat aslında. Ben de bunu dayımın kızından öğrendim. Nice teknikleri nice malzemeleri varmış meğerse. Bu işe gönül verince yavaş yavaş öğrenilip gidiyor. Benimkisi basit ev usulü ekmek :)

Pandemi sürecinde ekmek makinası dışında fırında yaptığım ilk ekmek Şükran kaymak'ın yoğrulmayan ekmek tarifi oldu. Sizlere de gerçekten tavsiye ederim. YouTube'a yazarsanız hemen ulaşabilirsiniz tarifine. Kolay ve çıtır çıtır bir ekmek oluyor.



Normalde un tuz maya ve su ile basitçe yoğuruyorum ekmek hamurunu. Bu fotoğraftakinin içinde ise tereyağı, süt ve biraz da nescafe var. Beklenmeyen bir şekilde gelişti olaylar :)  


Yoğurma kabında bir süre kabaran hamuru unladığım fırın tepsisine aldım. Şeklini düzeltmekle uğraşmadım açıkçası, döktüğüm gibi bıraktım ve üzerine de parlak ve çıtır çıtır olsun diye sulandırılmış yoğurt sürdüm. Eğer vaktim olsaydı ve biraz daha bekleyebilseydim fırın tepsisinin tamamını doldururdu diye düşünüyorum. Çünkü çok güzel mayalanmıştı. Ancak bu kadarı yeter deyip fazla vaktim olmadığı için fırına sürünce ortaya bu ekmek çıktı. 


Son derece çıtır çıtır ve içi güzel pişmiş bir ekmek oldu. Basitçe anlatmam gerekirse ekmek yaparken mayayı suyun içinde biraz eritip tuzunu ve unu ekleyip tahta kaşıkla karıştırıp yoğurma kabının kapağını örtüp kabarmasını bekliyorum. Çabuk mayalansın diye mayanın içine biraz şeker eklendiği de oluyor bazen. Mayalandıktan sonra un serpilmiş tezgahın üzerine alıp bir iki kez zarf gibi katlarsanız güzel oluyor. Yok uğraşamayacağım, hem de vaktim yok diyorsanız un serpilmiş tepsiye döküp biraz da tepsi mayasında bekletip fırına sürüyorsunuz. Dışı daha kıpkırmızı olsun isterseniz sulandırılmış yoğurt sürüyorsunuz. Hepsi bu. Mis gibi ev ekmeğiniz hazır.  Deneyecek olanlara afiyet olsun. Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun. 

15 Ağustos 2020 Cumartesi

Tiramisu Topları


Merhaba sevgili blog dostları. Umarım herkes iyidir. Bendeki tiramisu sevgisini bloğumu takip edenler bilirler. Bugün de sizlerle Instagram'da görüp kendime göre değiştirdiğim tiramisu topları tarifini paylaşmak istiyorum. Tadı gerçekten enfes oluyor. Ancak şunu söyleyebilirim ki buzdolabında beklettikçe tadı daha da oturuyor ve güzelleşiyor. Mutlaka buzdolabında bekletip yemenizi tavsiye ederim. Deneyecek olanlara şimdiden afiyet olsun. 


Tarifi ilk uygularken Instagram'da gördüğüm şekli ile yaptım. Ancak ikincisinde kendime göre malzeme miktarlarını biraz değiştirdim. İkincisi gerçekten daha güzel oldu. 


İşte benim yaptığım şekli ile tarifimiz:

Malzemeler:
* 2 paket+yarım paketten biraz daha az pötibör bisküvi (200 gramlık paketlerden) 
* 2 yemek kaşığı nescafe
*4 yemek kaşığı su
*300 gr labne peyniri
*200 ml krema 
*Damak tadınıza göre pudra şekeri 
*Üzerini bulamak için kakao

Yapılışı:
Bisküvileri rondodan geçirin, un haline gelsin. Nescafeyi su ile eritip bisküvilerin üzerine dökün. Labne peyniri ve kremayı da ekleyip yoğurun. Sonra tadına bakıp istediğiniz miktarda pudra şekeri ekleyin.  Yoğurma işlemi bitince ceviz büyüklüğünde parçalar alıp yuvarlayın. İlk yoğurduğunuzda çamur gibi bir bulamaç oluyor. Bu nasıl yuvarlanacak diye düşüneceksiniz muhtemelen :) Ama yaptıkça el alışıyor ve kakaonun içine atınca da kendini toparlıyor. Yuvarlak toplar yapıp servis tabağına dizin ve buzdolabında bekletin. İşte tadan herkesten tam puan almış sonuç:


Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun. 


8 Ağustos 2019 Perşembe

Ev Yapımı Sıvı Sabun


Daha evvel bir yazımda ev yapımı bulaşık deterjanının tarifini vermiştim. Görmek için buraya tık tık. Biz evde uzun süre bu deterjanı kullandık ve bir sıkıntı da yaşamadık. Aynı şekilde çamaşır deterjanımı da yıllarca kendim yaptım koku hassasiyetimden dolayı. Ne zaman ki devletimiz borakstan üretilen kokusuz deterjan Eti Matik'i çıkardı, onu kullanmaya başladım. Şimdilerde adı Boron oldu biliyorsunuz. Bunların yanında aklımın bir köşesinde her daim sıvı sabun yapma fikri vardı. Konuyu biraz irdelediğimde aktardan alınması gereken epey malzemeye ihtiyaç olduğunu gördüm ve açıkçası uğraşmak istemedim. Sıvı sabun kullanmak çok pratik olsa da sağlık açısından zararları malum. Bunun yanında bazı marka sıvı sabunları ne kadar durulasanız da elinizde çıkmamış gibi bir his kalıyor. Hal böyle olunca çocukluk alışkanlığımız katı el sabunlarıyla yolumuza devam ettik. Ta ki Kardeş Lezzetler Süheyla Abla bana bu tarifi verene kadar. Son zamanlarda YouTube'da epeyce popüler olmuş bu tarif. İnsanlar özellikle ev temizliğinde deterjan niyetiyle kullanmak için yapıyorlarmış. Bulaşık makinasında deneyenler bile var. Ancak ben sadece sıvı el sabunu olarak kullandım ve YouTube'daki tariflerde anlatıldığı şekilde uygulamadım. Kendime göre basitleştirerek uyguladım. İnternetteki tariflerde bir adet beyaz kalıp sabun kullanılarak yapılıyor genelde ki onun boyutları da büyük olur bilirsiniz. Ancak kaç tane tarifi izlediysem neredeyse hepsinde insanlar aşırı katı olduğundan şikayet edip sonradan su ile açmaya çalıştılar. Ben bu şekilde uygulamadım. Kendi yaptığım şekli ile anlatıyorum size. Beyaz kalıp sabun değil de bildiğimiz katı el sabunları olur ya, onun marketlerde görmeye alışkın olmadığımız kadar mini boyutta olanları vardı evde. Yani şöyle tarif edeyim; bizim sabundan 2 adet, standart market sabunlarından bir buçuk adete tekabül eder. Öncelikle bu 2 adet sarı renkli katı el sabunu rendeledim ve 5 litrelik su bidonunun içerisine koydum. Üzerine biraz çeşmenin sıcak tarafından biraz da çaydanlıkta kaynayan sudan koyup fotoğraftan da anlayabileceğiniz gibi bidonun yarısına gelecek kadar su ile doldurup kapağını örttüm ve çalkaladım. Sabunlar eriyip üzerinden kısa bir süre geçtikten sonra oldukça katı hale geleceği anlaşılınca suyu ağzına kadar doldurmaya karar verdim ve yine çeşmenin sıcak tarafından 5 litrelik bidonu ağzına kadar doldurarak çalkaladım. İnternetteki tariflerde suyu derece ile ölçüp 80 derece olduğunu görünce uygulamaya başlıyorlar. Bir tencerede yapıp sonrasında 5 litrelik bidonlara aktarıyorlar. Ben şahsen o şekilde uğraşmadan kendimce böyle pratik bir yöntem geliştirdim ve aynen o tariflerdeki kıvamı da elde ettim. Sonuçta iki iki kap batırmaya ve o kadar uğraşmaya ne gerek var! Bir kaç gün sonra sabunu kullandığımız sıvı sabunluğa doldurdum. Bu doldurma işlemini yaparken  huni kullandım çünkü sabun katımsı olduğu için bulunduğu kaptan diğer kaba lap lap iniyor. Direkt dökemezsiniz yani normal market sıvı sabunları gibi. Hatta güzel kokması için evdeki çam terebentin esansından içerisine damlatıp çalkaladım. Çam terebentin esansının tüyleri güçlendirdiğine dair söylemler var. Henüz bu konuyu araştıramadım açıkçası. Eğer öyleyse bu anlamda zararlı olabilir belki ellerde. Ancak koku olarak soracak olursanız harika bir çam kokulu sıvı sabun elde etmiş oldum. Sabunu her kullandığımızda lavabomuz mis gibi çam kokuyor. Sizler de bunu evde uygulamak isterseniz içerisine lavanta yağı gül yağı gibi istediğiniz bir kokulu yağdan damlatıp çalkalayarak kullanabilirsiniz. Hatta renkli sabun elde etmek için gıda boyası koyanlar bile var. Ben sarı renkli sabundan yaptığım için sıvı sabunum da sarı renkli oldu.

Bu sabunun olumlu yönü ellerde normalde kullandığımız sıvı sabunlardaki gibi yapışık bir his bırakmaması. Aynen katı sabunla elinizi yıkamışsınız gibi tamamen durulanıp su ile akıp gidiyor. Bereketli oluyor  İki tane küçücük sabundan koskoca 5 litrelik sıvı sabun elde etmiş oldum. Kötü yönü ise kıvamının son derece sünen bir kıvam olması. Ki bu kıvamı görmek isterseniz YouTube'daki videolara bakabilirsiniz. Bazı hazır sıvı el sabunları da hafif süner biliyorsunuz fakat tahminimce onlara sabunun bu sünme etkisini götürücü bir madde ekliyorlar ve daha az sünüyor haliyle. Süheyla Abla bu konuyla ilgili şöyle bir yöntem geliştirmiş. Yaptığımız sabunun bulunduğu kabın içerisine (tabii geniş ağızlı bir kaba koymamız lazım bunun için. benimki gibi 5 litrelik şişedeyse olmaz) el blenderı sokup bir iki çevirdiğinizde o kıvamı gidiyormuş  Denemek isterseniz kesinlikle tavsiye ediyorum. Açık konuşmak gerekirse ben bundan sonra içinde ne olduğu belli olmayan ve kullanırken gönlümüzün rahat etmediği için uzak durduğumuz market sıvı sabunlarından almayı düşünmem. Evdeki katı el sabunlarını bu şekilde rendeleyerek bittikçe böyle sıvı sabun yapmayı düşünüyorum nasipse.

Deterjan olarak kullanmadığım için o konuda bir yorum yapamayacağım ancak çamaşıra da bulaşığa da (makinaya) kullananları duydum. Fakat ben sıvı el sabunu olarak bu tariften memnunum. Sizlere de tavsiye ederim.

Yeni bir yazıda görüşmek ümidiyle. Umut hep vâr olsun. 

4 Haziran 2017 Pazar

Ev Yapımı Tereyağ

Sabır ile koruk helva olurmuş. Eve aldığımız sütlerin kaymaklarını buzlukta biriktirdim. Epey biriktikten sonra çıkarıp tahta kaşıkla karıştırmaya başladım. Saatlerce karıştırdım. İlk başta sulu süt kesiği görünümündeydi:


Daha sonra iyice sulanmaya başladı:


Sonra toparlamaya başladı:


Ve mutlu son :)


29 Mart 2012 Perşembe

NE BULURSAN KURABİYESİ =)


Bir davette yeyip beğendiğimiz, fakat tarifini alamadığımız, ancak içine ne bulursa konduğunu duyduğumuz bir kurabiye vardı. Bir akşam tatlı krizindeyken kalktım evde ne varsa koyup içine yapayım dedim. Ölçüsü yok. Malzemelerin kimini göz kararı ekledim, kimini evde kaldığı kadar. Sadece yağı biraz fazla kaçırdım fakat geri alma imkanım da olmayınca kurabiyelerim bisküviye dönüştü =) Siz ister çok yağla yayvan bisküviler isterseniz de az yağla toplu kurabiyeler yapın. Biz bu halini çok sevdik. Hele Hamza paşamın hem öğlen hem de akşam "teyze mama" deyip tüm kurabiyelerimi lüplettikten sonra yemek yemediğini duyunca, onun beğenmiş olmasına daha da bir sevindim. Yavrum hâlâ onlara kurabiye götürdüğüm boş kabı gösterip "teyze mama" diyor =) İşte tarifimiz:


* 2 yumurta
* Toz şeker
* Zeytin yağı
* Susam
* Kuş üzümü
* Çekirdeksiz üzüm
* Kuru neskafe
* Kuru siyah çay
* Damla çikolata
* Tarçın
* Süt ya da yoğurt
* Kabartma tozu
* Un
* Buğday nişastası

Tüm malzemeler yoğurulup şekil verilerek tepsiye dizilir. Ve fırında pişirilir. Hepinize sevgilerimle.

19 Mart 2012 Pazartesi

ÇİKOLATALI MAKARON


Makaronu uzun zamandır merak ediyordum ve geçenlerde yapmak nasip oldu. Öncesinde bir hayli araştırdım ve her yerde Zinnur Hanım'ın adının geçtiğini gördüm. Demek ki bu konuda en güvenilir tarif buydu. Benim için güzel bir referans olan Mine Ablam'ın da aynı tarifi kullandığını görünce tamam dedim ve hemen denedim. Denerken iki küçük hata yapmama rağmen ailece bayıldığımız bir lezzet oldu. Sizlere de tavsiye ederim. İşte tarifimiz:

Hamuru İçin

* 100 gr pudra şekeri
* 50 gr badem
* 3 ymk kaşığı (15 gr) şekersiz kakao (Ben daha az kullandım)
* 2 adet oda sıcaklığında yumurta akı
* 5 yemek kaşığı (65 gr) şeker

Çikolatalı Kreması İçin

* 113 gr küçük parçalara kesilmiş çikolata (Biz 80 gr kullandım)
* Yarım su bardağı çiğ krema (Biz göz kararı ekledim)
* 2 ymk kaşığı oda sıcaklığında tereyağ

Yapılışı

Vakit kaybetmemek açısından ben makaronları yaparken annem de kremasını hazırladı. Krema için küçük bir teflon tavada kremayı erittik. Üstüne kırılmış çikolataları ekledik ve karıştırarak onun da erimesini sağladık. Hemen eriyor zaten. Sonra ocağı kapatıp tereyağını ekledik ve karıştırarak homojen bir hal almasını sağladık. Sonra soğusun diye bir kenarda beklettik.

Makaronlar için önce bademi elektrikli kahve öğütücüde çekerek un kıvamına getirdik. Ardından bademin kustuğu yağı içine çeksin diye kakao ve şekeri de ekledik ve beraber çektik. Benim makaronda yaptığım ilk hata, burada 100 gram pudra şekeri yerine yanlışlıkla 5 yemek kaşığı şekeri eklemek oldu. Sonradan bir ayarlama yapsam da bizim şeker göz kararı gibi oldu =) Ama tam kıvamındaydı. Burada püf noktası tüm malzemenin un kıvamına gelene dek çekilmesi ve iri parça kalmaması. Bunun için çekme işlemini bir kaç kez tekrarlayabilirsiniz.

Sonra tamamen yağsız ve kuru bir kabın içine yumurta aklarını ekledim ve yumuşak tepecikler oluşturana kadar mikserin orta devrinde çırptım. Sonra mikseri en yüksek devrine alıp beş yemek kaşığı şekeri birer kaşık birer kaşık ekleyerek çırpma işlemine devam ettim. İşlem sonucunda parlak, pürüzsüz, sert tepecikler oluşturan ve çırpma kabını ters çevirdiğimde kesinlikle yere akmayan bir köpük elde ettim. Sonra bir kenarda duran kuru malzemeyi üç kez eledim ve içinde hiç topak kalmadığından emin oldum. Bu kuru malzemenin yarısını çırpılmış yumurta aklarına ekledim. Bir kaşıkla karıştırdıktan sonra kalan kuru malzemeyi de ekledim ve bu defa homojenize edene dek karıştırdım. Homojen görüntüyü alır almaz durdum, fazla karıştırmadım. Sonra malzemeyi sıkma tüpüne doldurarak sıkmayı denedim ancak kumanda etmek çok zor oldu. Bu nedenle tüm malzemeyi kullanılmamış bir yoğurt poşetine alıp, poşetin bir ucunda küçük bir delik açtım. Ve yağlı kağıt serilmiş tepsiye sıktım. Sıkarken hamurların arasında 2 cm boşluk kalmasına ve makaronların çapının 2,5-3 cm civarında olmasına dikkat ettim. Kolay sıkmak için dıştan içe doğru daireler çizdim. Çoğunda sivri uç kalmadı bile. Kalanlar varsa da parmağımın ucunu ıslatarak o uçları bastırdım. Bu işlemi yaparken makaronlar parmağıma bulaşmayacak kıvamdaydı. Sonra içinde hava kabarcığı kalmış olma ihtimaline binaen tepsiyi hafifçe bir kaç kez yere vurmak gerekiyor ama ben bu işlemi unutarak fırına vermeden hemen önce yaptım. Yine de bir sorun olmadı. Tepsiyi bir saat bekleterek makaronların kurumasını sağladım. Bir saat sonra hafifçe dokunduğumda hamurun parmağıma bulaşmadığını, gerçekten kuruduğunu gördüm ve fırına verme işlemine geçtim. Fırını önceden 175 dereceye ısıtmıştım. Zinnur Hanım'ın önerisi üzerine iki tepsiyi birden fırına koymak yerine, fırının orta rafına gelecek şekilde birer birer pişirdim tepsileri. İkinci hatam fırınlama süresi idi. Makaronların normalde 12 dakikadan fazla fırında tutulmaması gerekiyor ancak ben daha önceki mereng (ballı baba) tecrübelerime dayanarak bizim fırın bunu 12 dakikada pişirmez diye düşündüm ve toplam 23-24 dakika fırında tuttum. Pişirirken makaronların uçlarında eteklenmeler oluştuğunu görmek, işlerin yolunda gittiğinin kanıtıydı. Fırından çıkınca kısa bir süre bekleyip ılıttığım makaronları dikkatlice kağıttan ayırdım ve şekilce birbirine yakın olanları grupladım. Aralarına kremadan sürüp iki makaronu üst üste yapıştırdım. Sonra tadına baktık ve fırında çok tuttuğum için kıtır kıtır olmuşlardı. Normalde dışı sert içi yumuşak olması gerekiyor. Ancak kıtır lezzetler seven biz, bu halini çok beğendik hatta annem 'iyi ki de fırında fazla tutmuşsun' dedi =) Ertesi gün makaronların gerçekten olması gerektiği gibi; yani dışı sert içi yumuşak bir hal aldığını gördük. İlk denemede biraz vakit darlığı biraz aceleden kaynaklanan onca hataya rağmen; tadan herkesin bayıldığı bu lezzeti sizlere de kesinlikle tavsiye ederim. Bu güzel tarif ve ayrıntılı anlatım için Zinnur Hanım'a ve Mine Ablam'a teşekkürler.

12 Mart 2012 Pazartesi

KAHRAMANMARAŞ ÇÖREĞİ


Merhaba Arkadaşlar,
Kahramanmaraş'ın meşhur çöreğini çok merak ediyordum ancak yapımında kullanılan özel merdanemden yoktu. Çatalla da yapmak istemedim. Eskiden iş arkadaşım olan Maraşlı Derya Hanım (kulakları çınlasın) memlekete gittiğinde bana bu merdaneden getirmiş. Onun hediyesi merdane ve Mihriban'cığımın tarifi ile ilk denememi yapıp misafirlerime ikram ettim. Hem bizim evden hem de misafirlerden tam not aldı. Kahramanmaraş Çöreği övüldüğü kadar varmış. Sizlere de tavsiye ederim. Merdanenin resmini görmek için Mihriban'ın bloğuna bakabilirsiniz. Ben tarifi yarım ölçü yaptım. Ondan bile bir hayli çörek çıktı. İşte yarım ölçü tarifimiz:

Malzemeler

* 250 gr tereyağ
* Yarım çay bardağı sıvıyağ
* 500 gr un
* Çeyrek paket kabartma tozu
* Yeteri kadar süt
* Çörek otu, susam, tuz (ya da şekerli isterseniz şeker)

Yapılışı

Süt hariç bütün malzemeleri karıştırın. Yeteri kadar süt ekleyerek kulak yumuşağı kıvamında bir hamur elde edin. Ben bu malzemenin yarısına şeker yarısına da tuz ekleyerek her iki çeşidini de denedim. İkisi de güzel oldu. Hamuru yumurta büyüklüğünde bezelere ayırıp 1cm kalınlığında açın. Açılan hamur yaklaşık 10 cm çapında olacak. Sonra özel merdaneyi bir de ters yönde bastırarak şeklinin çıkmasını sağlayın. Merdaneniz yoksa şekil verme işlemini çatalla yapın. Malzeme zaten çok yağlı olduğu için tepsiyi yağlamanıza gerek yok. Direk tepsiye dizin. Fırını önceden en yüksek dereceye ısıtın. Burada püf noktası fırın kesinlikle çok çok sıcak olmalı !!! Tepsiyi fırının en alt katına koyup önce altının kızarmasını sağlayın. Sonra yukarı kata alıp üstlerini de kızartın. Çöreklerin kıtır kıtır olmamasına dikkat edin. Ağızda dağılan kil gibi çörekler oluyor. Afiyet olsun.

24 Şubat 2012 Cuma

Bir Çerkes Lezzeti: PSHALİVE




Hayırlı cumalar,



Dünkü yazımda Pshalive'den bahsetmiştim. Tarifi bugün yayınlayacaktım ancak pişmiş halinin resmini evde unutmuşum =) Sizi bekletmemek için Hilal ablamdaki resmi aldım. Çiğler bana, pişmişin resmi ona ait =) İşte tarifimiz:





Malzemeler

Hamuru İçin

* 750gr un
* 1,5 tatlı kaşığı tuz
* Ilık su

İç Malzemeleri

* 1 adet soğan
*Yarım çay bardağı zeytinyağı
* 1 yemek kaşığı pulbiber
* 1,5 kg haşlanmış ve püre haline getirilmiş patates

Sosu İçin

*3 yemek kaşığı tereyağ
*3 tatlı kaşığı pulbiber
* Bolca sarımsak
*Arzuya göre yoğurt [Biz genellikle hep yoğurtsuz yedik. Çerkesler öyle yapıyor =)]


Yapılışı

Hamuru hazırlayın. 3 bezeye ayırıp üzerlerine nemli bez örtün. Dinlenmeye bırakın.İç malzemesi için soğanı yağda yumuşayıncaya kadar kavurun Sonra pul biberi ve püre halindeki patatesi ekleyip birkaç kez çevirin. Dinlenen hamurları mantı hamurundan biraz daha kalın olacak şekilde açın. Bir çay bardağı yardımıyla yuvarlak kesin. Yuvarlakların içine iç malzemeden koyun kenarlarını sıkı sıkı bastırın. Bir tencereye 2,5-3 lt su koyun. Kaynayınca içine biraz tuz atın ve hamurları mantı gibi haşlayın. Haşlama sırasında kapak örtmeyin. Pişen Pshaliveleri kevgir yardımıyla alın. İçine sos malzemesini (bir tavada kızdırılmış tereyağına sarımsakları atıp azıcık kavurun. Sonra pulbiberi de dökün ve ocağı söndürün) de karıştırın ve afiyetle yeyin. Bu arada bizim Çerkes gelininden yani ablamdan =) öğrendiğime göre Pshalive'ye Haluj da deniyormuş.

Pshalive'yi deneyin, bence pişman olmazsınız. Afiyet olsun.

23 Şubat 2012 Perşembe

Bir Çerkes Lezzeti: TUHURJE


Ablamın beyi bir Çerkes ve en sevdiği yemek de pshalive. Biz pshalive'yi ablamın evliliği ile tanıdık. Çok da sevdik. Ben de geçenlerde ilk pshalive denememi yaptım ve Çerkes enişteden tam not aldım =) Bilhassa patates seviyorsanız bu yemeği beğeneceksiniz demektir. Pshalive tarifini kısmetse önümüzdeki günlerde vereceğim. Şimdi vereceğim tarif yine bir Çerkes lezzeti olan Tuhurje. Bunu sevgili Ebru'nun bloğundan görüp yapmıştım. Biz ailece beğendik. Çıtır çıtır çok hoş bir lezzet. Denemenizi öneririm. İşte tarifimiz:

Malzemeler

* 2,5 su bardağı un
* 1 su bardağı ılık su
* 1 paket instant maya (10 gr'lık)
* 1 tatlı kaşığı toz şeker
* Tuz

İçi için

* Beyaz peynir / Haşlanmış patates / Tahin pekmez karışımı / Tahin-tozşeker karışımından hangisini isterseniz. Ben tahin-toz şeker karışımını kullandım.

* Eritilmiş tereyağı

Üstü için

* 1 yumurta sarısı
* Susam-çörekotu

Yapılışı

Hamuru yoğurup mayalanmaya bırakın. Malzemeyi 8 bezeye ayırıp teker teker unlayıp açın. Mümkün olduğunca ince açmaya çalışın. Ama mayalı hamur olduğu için yufka inceliğinde olmayacaktır. Eritilmiş tereyağı ile içini yağlayın. İstediğiniz içi koyup yufkayı bir ucundan tutup yuvarlayın. Uzun sopa gibi görünüm elde edeceksiniz. Sonra gül böreği gibi bir ucundan tutup sarın. Unlamadan üstünden oklava ile geçip inceltin. Üstüne yumurta sarısı sürüp, susam çörekotu serpin. Yağlı kağıt serilmiş tepsiye koyup 200C fırında pişirin.

Afiyet olsun.

17 Ocak 2012 Salı

İncir Uyutması



Bu tarifi geçen yıl denemiştim ama yayınlamak şimdiye kısmetmiş. Doğal, lezzetli ve sağlıklı. Tarif Oktay Usta'dan.

Malzemeler:

* 1 litre süt
* 15 adet kuru incir
* 1 su bardağı toz şeker (incir zaten şekerli bir meyva olduğu için bir bardaktan az kullanabilirsiniz)
* Üzeri için tarçın.

Yapılışı:

İncirleri doğrayarak üzerine ılık su dökün ve yumuşaması için bir müddet bekletin. Diğer tarafta süt ve toz şekeri bir tencereye alarak yoğurt mayalama ısısına kadar ısıtın (yani el dayanacak sıcaklığa ulaşacak). Bu esnada yumuşamış incirleri de tencereye ekleyin. El blenderı ile incirleri iyice parçalayın. Sonra bu karışımı hiç bekletmeden kaselere bölün. Sıcak ortamda yoğurt gibi mayalandırın. Buzdolabına koyarak bir gece dinlendirin. Ertesi gün üstüne tarçın ve isteğe göre dövülmüş ceviz ekleyerek servis edin.

12 Aralık 2011 Pazartesi

"Kenevir mi? O da ne?" {Aşure maceram=) }


Asla hayır diyemediğim iki tatlı; aşure ve hurma. Ve hayatta en sevdiğim aşure, babaannemin aşuresi. Bu yıl ben de aşure pişireyim istedim ve babaannemden tarif aldım. Oldukça zahmetliydi. Nohutların kabukları bile tek tek soyuluyor =) Ama olsun deyip başladım işe.

Aşureyi çok güzel süsleyen arkadaşlarımız var. Mesela üstüne nar, hurma vb pek çok şey koyuyorlar. Görünümü de çok hoş oluyor. Hepsinin ellerine sağlık. Ama bana göre aşurenin üstünde sadece fındık-fıstık-ceviz gibi şeyler ve kenevir olmalıdır. Kenevirsiz bir aşure düşünemiyorum. Bu nedenle markete kenevir ve eksik olan diğer bir kaç malzemeyi almak için gittim. Tereklerde kenevir bulamayınca kuruyemiş reyonuna gidip sordum. Market görevlisi "Kenevir yok. Artık satılmıyor. Onun satışı yasaklandı" dedi. Bir aşure sever olarak o an küçük çaplı bir şok yaşadım. Çünkü bence kenevirsiz aşure aşure değildir. O şokla bir anda market görevlisine "Aşureye ne koyacağız peki?" demişim =)=) Bunu adama nasıl söylediğime gün boyu hem hayret ettim hem de güldüm. Hala da gülüyor ve şaşırıyorum hatırıma geldikçe. Yani adama neyse aşureye ne koyacağımdan. Ve ben bunu kendisine neden söylediysem =) Görevlinin bu sözüm üzerine yüzüme bön bön bakışı görülmeye değerdi :D

Ordan çıkınca aynı marketin yolumuzun üzerindeki bir başka şubesine uğradık. Kıyıda köşede kalan olmuştur umuduyla yine kenevir aradım ve bulamayınca kuruyemiş reyonuna gidip "Kenevir var mı?" diye sordum. Görevli hiç duyulmamış bir şey soruyormuşum gibi "O ne?" dedi şaşkın gözlerle. Konya'da yaşayıp da o yaşa gelmiş biri keneviri nasıl bilmez diye hayret ettim ve "hani aşurenin üstüne konur ya" dedim. Bunun üzerine adam "Haaaaa genevir" dedi :D Hey benim Goca Gonyalı hemşehrim. Kenevir deyince bilemedi de genevir deyince bildi =)=) Seviyorum bu şehrin insanlarını =)

Kenevirden umudumuzu kesmiş bir şekilde kasalara doğru yürüyünce, kasaların dibine kurulmuş tahtadan bir standın üzerinde dev kenevir blokları olduğunu gördü annem. Market görevlilerinin haberi bile yok. Biri yasaklandı diyor diğeri genevir yok diyor =) Annemin o an kenevirleri pardon genevirleri =) görmesi, bana hazine bulmak gibi oldu. Hemen bir büyük paket alıp eve döndük. Bu maceralarımı paylaştıktan sonra babaannemin aşure tarifiyle başbaşa bırakıyorum sizleri:

Malzemeler:

* 1 ölçü nohut
* 1 ölçü fasulye
*2 ölçü yarma buğday
*3 ölçü toz şeker
*3 adet karanfil (istenirse artırılabilir)
* 6-7 adet kuru incir
*12-14 adet Malatya kayısısı
* Göz kararı çekirdeksiz kuru üzüm
*Göz kararı su
*Göz kararı kenevir
*200 gr fıstık (istenirse artırılabilir)

Yapılışı:

Fasulye, nohut ve yarmayı bir gece önceden ayrı kaplara ıslatın. Ertesi gün üçünü de ayrı ayrı haşlayın. Fasulye ve nohutun sularını dökün. Yarmanın suyunu ise aşurede kullanmak için saklayın.

İnciri ve kayısıyı küp küp doğrayarak ayrı ayrı kaplarda ıslatın ve yumuşamaya bırakın. Burada Malatya kayısısı kullanılması elzemmiş. Diğeri çok ekşi kaçarmış aşureye. Babaannem öyle dedi.

Fıstığın kabuklarını ayıklayınca 50 gram kadarını havanda dövün. Kalan kısmını ise aşurenin içine eklemek için saklayın.

Kenevirleri bir kabın içine alıp ıslatın. Bir müddet bekleyince kenevirlerin suyun üstüne çıktığını göreceksiniz. Suyu bulandırmadan yüze çıkanları alın. Elekte güzelce yıkayıp bir tavaya alın ve kavurun. Burada ıslattığınız kabın dibine çöken kumlara ve taşlara hayret edeceksiniz. Keneviri kavururken ağzına mutlaka bir kapak örtün. Çünkü mısır patlatması gibi sıçrayacaktır. Aynen tencerede mısır patlatır gibi ara ara tavayı sallayarak kavurun.

Nohutların kabuklarını ezmeden tek tek soyun. Sonra tenceredeki yarmanın üstüne nohutları ve fasulyeleri ekleyin. Yarmanın suyu az geldi ise göz kararı {babaannemin tabiriyle garerinsıra=)} su ekleyin ve kaynamaya bırakın. Dibi tutmasın diye karıştırın. Yarma buğday nişastasını salacağı için dibi tutabilir. Bu esnada karanfilleri de atın. Malzemeler iyice özleşince yavaş yavaş şekerini eklemeye başlayın. Şekeri döktükçe karıştırmaya devam edin ve tadına bakarak şeker miktarını ayarlayın. Benim aşure başta şerbet gibi olmuştu ama nevalelerini ekleyince şeker oranı normale bindi. Fakat yiyenlerin bazısı şekeri az buldu. Ben 3 ölçü kullandım. Siz isterseniz artırın damak tadınıza göre.

Şekeri ayarladıktan sonra fıstığın 150 gram kadarını tencereye atın. Ardından kuru üzümü atın ve bir iki çevirince ıslattığınız Malatya kayısısını susuz olarak ekleyin. Onu da bir iki kez karıştırınca ocağın altını söndürün ve kuru inciri yine susuz olarak ekleyin. İncirin ocağı söndürdükten sonra eklenmesinin nedeni aşurenin kararmaması içindir. Önceden eklerseniz aşurenin rengi kararır.

Pişen aşureyi kaplara alınca üstünü önce dövülmüş fıstıkla sonra da kenevirle süsleyin. Afiyet olsun.

25 Nisan 2011 Pazartesi

EV YAPIMI BULAŞIK MAKİNASI DETERJANI

Daha evvel ekleyeceğimi söylediğim ev yapımı bulaşık makinası deterjanı için bu yazım. Kardeş Lezzetler Süheyla Abla'yı tanıyanlarınız vardır. Kendisi pek çok duyarlı hanım gibi hazır gıda almamaya ve içeriği bilinmeyen temizlik-kozmetik maddesi kullanmamaya dikkat ediyor. Bloğuma bıraktığı bir yorumda vanilya ve kabartma tozunu araştırmamı rica etmişti. Bir de bulaşık makinası için bazı hanımların önerisi üzerine Arap Sabunu kullanmayı düşündüğünü, ancak yaptığı araştırmalarda Arap sabununun bulaşık makinasından tam olarak durulanmayacağı bilgisine ulaştığını söylemiş ve bu konuyu araştırmamı istemişti. Bir de sıvılaştırılmış Arap sabunları hakkında bilgi istemişti. İyi ki de istemiş =)

Konuyu iki gıda mühendisi arkadaşımla ve Cahide Abla'nın sayfası vesilesi ile tanıdığımız Kimyager Kudret Livaoğlu Hanım'la görüştüm. Gıda mühendisi arkadaşlarımdan birisi vanilya için "Vanilya sadece alkolde çözünür ve o şekilde üretilir. Dolayısıyla kullanımı uygun değildir." derken; diğeri alkolde çözdürülenin hakiki vanilya olduğunu, bizim evlerde kullandığımızın o şekilde üretilmediğini söyledi. Kudret Hanım ise bu konuda: "Bizim marketlerden satın aldığımız vanilya sentetik olarak elde edilir. Gerçek vanilya bitkisi alkol ya da gliserinde bekletilerek sıvı olarak vanilya özü elde edilir. Katı olarak satın aldığımız vanilyalarda alkol eseri zaten olamaz. Sıvı olanları üretici firmalar kullanır; hazır aldığımız ürünlerde vanilya varsa dikkat etmek lazım." dedi.

Kabartma tozu için "Kabartma tozu kullanmak mayalanmaya göre kıyaslandığında gıdanın besin değerini arttırmaz. Ama bu zararlıdır demek anlamına da gelmez" dedi. Gıda mühendisi arkadaşlarım da kabartma tozu kullanmanın sağlık açısından bir sıkıntı oluşturmadığını söylediler. Yalnız şunu belirtmeliyim ki aranızda sıfır tuz diyeti uygulayanlar varsa kabartma tozundan uzak dursun. Rahatsızlığım esnasında gıdalardaki tuz miktarı ile ilgili bilgi edindim ve kabartma tozunda yüksek miktarda tuz var.

Arap sabunu hakkında ise önce Kudret Hanım'ın söylediklerini aktarayım:

"Arap sabunu doğal yumuşak sabun çeşididir. Sabunlar geçmişte tedavi etmek amacıyla sağlık sektöründe bile kullanılıyormuş. Sabunların insan ve çevre sağlığına zararı konusunda hiçbir literatür bulamazsınız. Arap sabunu da doğal bir alternatiftir. Ev yüzey temizliğinde kullanabilirsiniz. Sentetikler kadar güçlü olmadığı için bulaşık yağlarını çözmede yeterli olmaz. Bulaşık makinelerinde verimli sonuç alamazsınız. Rahmetli Barış Manço'nun saçlarını Arap sabunu ile yıkadığını herkes bilir.

Sıvı Arap sabunları aslında zararsızdır ama üretici firmanın üretim teknolojisine göre değişir. Bazıları koruyucu vs kullanabiliyor. Ama hangi koruyucu???

Sabun en kolay durulanır ve %100 doğada çözünür. Sadece bulaşık yıkamada sıkıntı oluyor. Ben de başlangıçta kullanıyordum fakat zamanla vazgeçtim." dedi ve evde yapabileceğimiz bulaşık makinası deterjanı tarifini verdi. İşte tarifimiz:

Ev Yapımı Bulaşık Makinası Deterjanı Tarifi:

Kudert Hanım bu deterjan tarifi için şöyle bir açıklama yaptı:

"Bu deterjanla bulaşıklarınızı en doğal şekilde temizleyebilirsiniz. Bu şekilde maruz kalınan zararlı maddeleri minimize etmiş oluruz. Suları çok kireçli olan bölgelerde doğal deterjanın verimi yüksek olmaz. Ayrıca zorlu kirlerin üzerine bu karışımı döküp temizleyebilirsiniz. Çamaşır makinaları için de sabun tozlarından yararlanabilirsiniz."

* Bir su bardağı boraks (kimyevi madde satıcıları, eczane ya da aktarlardan temin edilebilir)
* Bir su bardağı karbonat ya da çamaşır sodası
* Bir yemek kaşığı kaya tuzu
* Bir yemek kaşığı limon tuzu

Bütün maddeleri bir kavanozda karıştırın ve kapağı kapalı olarak muhafaza edin. Makinanızın deterjan bölümüne bu karışımdan bir yemek kaşığı; yarım ya da bir çay kaşığı da normal deterjanınızdan ilave edip bulaşıklarınızı yıkayın.

İtiraf etmeliyim başta bu tarifin işe yarayıp yaramayacağı konusunda endişelerim vardı. Karışımı hazırladıktan sonra denemek için makinanın sadece tek katını doldurdum ve yarım programda çalıştırdım. Dolayısıyla deterjandan da bir değil yarım yemek kaşığı koydum. Bazı bulaşıkları bilerek durulamadan koyduğum halde sonuç şahaneydi. Süheyla Abla'ya bu araştırmaya vesile olduğu için, Kudret Hanım'a da verdiği bu hoş tarif için çok teşekkür ederim. Sizlere de hem kendinizi ve ailenizi, hem de çevremizi zararlı kimyasallardan korumak için bu deterjandan yapmanızı öneririm.

Ben deterjanı yaptıktan sonra bir yemek kaşığı karışıma yarım ya da bir çay kaşığı normal deterjan olacak şekilde ekleyip karıştırdım ve her kullanımda fazladan iş çıkmasın diye ikisini bir kavanozladım. Bu deterjan için maliyet analizi de yaptım. Gerçekten çok ekonomik. Sadece limon tuzu fiyatını bilmediğim için onu ekleyemedim; çünkü evde mevcut bulunan limon tuzundan kullandım. Zaten sadece bir yemek kaşığı konuyor. Bir de normal deterjan fiyatını eklemedim tabi ki. Zira hepimiz farklı farklı deterjanlar kullanmaktayız. Ben Bim marketlerde satılan Bind Activat markalı deterjandan kullanıyordum. Bu sektörde pek çok marka Yahudi markası olduğu için özellikle Bind Activat'ı tercih etmiştim. Ve çok da memnundum. Demek ki her zaman "çok duyulmamış bir marka" dememek lazımmış =)

Maliyet analizine gelince, kullandığım malzemeleri mutfak terazisinde tarttım. Bir su bardağı boraks 160 gram gelirken, bir su bardağı karbonat 250 gram geldi. Bir yemek kaşığı kaya tuzu ise 40 gram geldi. Bir ölçek karışımdan 22 yemek kaşığı (yani 22 kullanımlık) malzeme çıktı. Buna göre bir kullanımlık deterjan (limon tuzu ve satın alınmış deterjan hariç) 0,198 TL etti. Yani yuvarlatılmış olarak 20 kuruş. Diğer deterjanlara bakınca oldukça iyi bir fiyat. Hepinize sevgilerimle.

Kaya Tuzu