misafir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
misafir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Temmuz 2020 Perşembe

Zehre III (Âwdil'in kaleminden)



Merhaba sevgili blog dostları. Zor zamanlardan geçtiğimiz şu günlerde umarım hepiniz iyisinizdir. Daha evvel bu linkte Kıymetli Âwdil kardeşimin kaleminden Zehre'yi okumuştunuz. Kendisi sağolsun yıllar sonra yeniden Zehre'yi kaleme aldı. Noktasına virgülüne dokunmadan burada paylaşıyorum :) Âwdil'e teşekkürlerimle. 

ZEHRE III
Ellerimin içinde derin bir hançer iziyken adın
Ve yokluğun düşlerime prangalı tutsakken ayrılığın
Şehirlerde kimsesiz çığlıkken kaçaklığım
Seni terk ediyorum demek
Riyakar ölümler ile ecele meydan okumaktır
Hoş-çakalı yitik bir veda ederken yüreğim
Bitmeyen hasret sancılarıyla dolduruyorum geceyi
Sokaklar siyaha bürünüyor usuldan
Cellat yüzlü intiharlar âr(d)ında
Kan kırmızı umut gülleri açıyor bahçelerde
Her ölüm kimsesiz olur şimdi
Her türkü üryan bir ağıt
Süphanda münkesir yazgılı benefşe olur ömür
Kimsesizliğinle örselenmiş
Güneşe hasret öylece geçip giden
Bir mevsim olur adımın karşılığı
Sadece kendine mülteci
Kendine sürgün içinde
Saklısında yasaklı kelimeler taşıyan
Dilinde mahrem kelimeler saklayan
Cehennemsi bir hikayedir
Tövbesini bekleyen göğün gergefinde
Kendinden başka bileni olmayan
Hem günah hem günahkar
T-Adı y-aklımda bir yasak elma
Kırılgan bir düş
Gözlerimdeki manadır Zehre
Ben bitmeyen şarkılarla adımlarım sokakları
Cüzzamlı sözler ile kirletirim vuslatları
Yağmurlara günahı yüklediğim gibi
Ben ki,günah kadar siyah
Yani senin renginden başka renk bilmeyen
Bir geçmiş zaman vurgunu
Bitmeyen aşklarım
Ve sana gelmeyen yollarım var
Tükenen hayatların ortasında
Kan emici kabuslarım var benim
Ben ki kendime küs
Gölgenden bile ırak düşmüşüm
Sonsuz bir hayalin kavisinden
Feveran ederken ömrüm
Hüzün vurdu geçmişime-geleceğime
Tecrit yedi güneşim
Gecelerim gözaltında
Bu yüzden zindan kokar ölmelerim
Ve şimdi Zehre
Yetim bir derviş sahipsizliğinde gönlüm
Ölüm sahnelerinde öleni oynayan figüran
Ceplerinden yalnızlık ağıtı acı masallar taşıyan
İçim filisin kadar yaralı
Bir yanımda yarım kalmış oyunlar
Diğer yanımda baskın yemiş şehirler
Dinle Zehre
Ateşe terk edilmiş Urfa gibiyim
İbrahim'i kuşatan ateşlerden geriye kalan
Cürmü kadar yer yakamayan bir köz
Ve bir alevlik dahi dermanı olmayan
Suyunu bekleyen sönmek için
Gör Zehre
Yarım kalmış aşkların demi var bulutlarda
Yıldızlarda zifiri kayboluş matemi
Bense bir bulut özleminde
Yağmurdan türküler dinliyorum
Her yanda hasret,yitiklik,yenilgi
Besmelesiz vuruluyor düşler
Ağustos gülüşlü çocukların koynunda
Kasım yüzlü cellatlarca
Bak ve Dinle
Yetim bir akşamüstü kızıllığında kırdım kalemimi
Solgun gül tebessümü düşlerim
Acılarım ki,adınla hemhâl
Bitsin diyorum bu ömür
Yeterki adın hayat olup
Damarlarımdan boşalsın Zehre
(2020-Yaz)
Âwdil 

8 Ağustos 2012 Çarşamba

İftar Soframız


Konyamız'da iftarlar pek külfetli olur. Bamyasından, sarmasına, et yemeğinden böreğine bir sürü çeşit olur. Önceki hafta ben de arkadaşlarımı ağırladım. Konya iftarı gibi değil de sıcaklara yönelik bir iftar oldu. Soframızda kahvaltılıklar, karışık meyva suyu, babaannemin bahçesinden ev yapımı vişne suyu, yoğurt çorbası, pilav, tavuk sote, buzlu börek ve üç çeşit salata vardı. Bu sıcaklarda salata ve sıvı en güzeli bence.

Resimde en soldaki patlıcan salatası; benim vazgeçilmezlerimden. Ortadaki kabak salatası. Çok basit ama çok lezzetli. Sağdaki ise mercimek salatası. Arkadaşlarım özellikle salataları çok beğendiler. Ayıptır söylemesi bana "sen lokanta açsana" dediler =)


Bu da buzlu börek. Tarif Kamuran Teyze'ye ait. Size kısaca anlatayım. Üç adet hazır yufkayı üst üste koyup sekize bölün. Her börek üç kat olacak. Yani üç yufkadan toplam sekiz börek çıkıyor. Her kata sıvı yağ döküp fırçayla sürün. En üst kata yağı sürdükten sonra yufkanın kalın tarafına patatesli peynirli içi koyun (ben bu kez sadece peynirli maydanozlu iç koydum). Sonra kenarlarını kapayıp börekleri dikdörtgen şekilde sarın. Bir kabın içine çeşmeden su doldurup sardığınız börekleri bu suya sokun. Bir kaç kez çevirerek iyice  ıslatın. Sonra çıkarıp iki elinizin arasında dikkatlice sıkın ve yağlanmış fırın tepsisine dizin. Hepsi bitince tepsiyi buzluğa atın. Bir gece veya fazla zamanınız yoksa çatır çatır donana kadar bir kaç saat buzlukta kalsın. Sonra fırını ısıtın ve buzluktan çıkardığınız buzlu böreği sıcak fırına atın. Böylece şoklanma oluyor. Pişince kabaran çıtır çıtır böreklerinizi sıcak servis edin. 

Sofralarımız çeşitlerle dolu. Allah (cc) şükrünü eda ebebilmeyi, olmayan kardeşlerimizi de unutmamayı nasip etsin. Müslümanlar olarak Ramazan'a acılarla girdik. Rabb'im bayrama hayırlarla eriştirip bayramda yüzümüzü güldürsün. Bilhassa Suriye, Arakan ve Doğu Türkistan için.

                                                         ************

Hiç şüphesiz insan geniş dairenin haricinde bir de kendi dar dairesinde yaşıyor. Müslüman kardeşlerinin derdiyle dertlendiği gibi, bir de kendi sıkıntılarına göğüs geriyor. Dünya Müslümanları'nın çektiği sıkıntılara bakınca kendi derdine dert demek nasıl bencil nasıl menfi bir iştir... Lâkin adı üstünde, insanız işte. Üzülüyoruz bazı hallere. Kırılmak nasıl bir şeydir biliyorum. Bu yüzden ben asla kimseyi kırmak istemem.  Rabb'imden dileğim beni kimsenin gönül kırgınlığına sebep etmesin. Bizleri birbirimiz için göz aydınlığı kılsın. Ve Hazreti Pîr'in sözünü hakkıyla idrak edip hayatımıza uygulayabilmeyi nasip etsin:

"Ümitsizlik diyarına gitme, ümitler vardır. Karanlıklara varma, güneşler vardır."

Ümide ve güneşe kavuşabilmek duasıyla. Hepinize sevgilerimle.

6 Haziran 2012 Çarşamba

Arkadaş İkramları (GÜNCELLENMİŞ)

Merhaba Arkadaşlar,

Gündemde öyle değişik konular var ki; hangisine üzülüp hangisine sevineceğimizi şaşırdık. Bir yanda Suriye'de devam eden zulüm ve kan donduran katliamlar, bir yanda kendi ülkesinde kendi insanlarına tek toynaklı eti yediren hain firmalar. Bkz http://www.haber7.com/ekonomi/haber/887700-at-esek-domuz-eti-yediren-11-firma-teshir-edildi
Onlara hain demek bile yetmez ya, Allah ıslah etsin, ne deyim. Artık ne yiyeceğimizi şaşırdık. Aldığımız una kadar girdiyse bu zıkkımlar, ne yapacağız bilmiyorum. Allah (celle celaluHu) yardımcımız olsun. VE ŞU LİNK İNCELENMELİ KESİNLİKLE:


Arkadaşlarla sırf birbirimizi görmek için ayda bir parasız :) gün yapıyoruz. Maksat sadece görüşmek. Ne altın var ne para. İyi de oluyor. Onların ikramlarından bazılarını sizinle paylaşayım istedim. Bunlar Nagihan'ın yaptıkları: 



Menüde poğaça, susamlı çubuklar, reçelli kurabiye, zeytinyağlı dolma, incirli pasta ve Dilek'e özel Rus salatası ile bana özel patlıcan salatası vardı. Bana da sürpriz oldu. Patlıcan salatasının vazgeçilmezlerimden olduğunu bildiği için bana yapmış sağolsun ve mükemmeldi tadı =)






Dilek'e ise gün kapsamında değil annemle öyle oturmaya gitmiştik. Menüde Dilek'ten portakal çanağında muhallebi ve cevizli portakallı kek vardı. Portakal çanağı için Oktay Usta'nın tarifini uygulamış ama kremasını annesinin tarifinden yapmış. Gerçekten mükemmeldi. Annesi Kamuran Teyze ise kıvrım poğaça, tepsi böreği ve her gittiğimde görmeye alıştığım ve bayıldığım meşhur kısırından yapmış =) İşte fotoğraflar:




Yepyeni umutlarla, zulümsüz, huzurlu, mutlu, helal gıdalı, bilinçli, şuurlu yeni günlere uyanmamız duasıyla. Umut hep vâr olsun.

12 Mart 2012 Pazartesi

KAHRAMANMARAŞ ÇÖREĞİ


Merhaba Arkadaşlar,
Kahramanmaraş'ın meşhur çöreğini çok merak ediyordum ancak yapımında kullanılan özel merdanemden yoktu. Çatalla da yapmak istemedim. Eskiden iş arkadaşım olan Maraşlı Derya Hanım (kulakları çınlasın) memlekete gittiğinde bana bu merdaneden getirmiş. Onun hediyesi merdane ve Mihriban'cığımın tarifi ile ilk denememi yapıp misafirlerime ikram ettim. Hem bizim evden hem de misafirlerden tam not aldı. Kahramanmaraş Çöreği övüldüğü kadar varmış. Sizlere de tavsiye ederim. Merdanenin resmini görmek için Mihriban'ın bloğuna bakabilirsiniz. Ben tarifi yarım ölçü yaptım. Ondan bile bir hayli çörek çıktı. İşte yarım ölçü tarifimiz:

Malzemeler

* 250 gr tereyağ
* Yarım çay bardağı sıvıyağ
* 500 gr un
* Çeyrek paket kabartma tozu
* Yeteri kadar süt
* Çörek otu, susam, tuz (ya da şekerli isterseniz şeker)

Yapılışı

Süt hariç bütün malzemeleri karıştırın. Yeteri kadar süt ekleyerek kulak yumuşağı kıvamında bir hamur elde edin. Ben bu malzemenin yarısına şeker yarısına da tuz ekleyerek her iki çeşidini de denedim. İkisi de güzel oldu. Hamuru yumurta büyüklüğünde bezelere ayırıp 1cm kalınlığında açın. Açılan hamur yaklaşık 10 cm çapında olacak. Sonra özel merdaneyi bir de ters yönde bastırarak şeklinin çıkmasını sağlayın. Merdaneniz yoksa şekil verme işlemini çatalla yapın. Malzeme zaten çok yağlı olduğu için tepsiyi yağlamanıza gerek yok. Direk tepsiye dizin. Fırını önceden en yüksek dereceye ısıtın. Burada püf noktası fırın kesinlikle çok çok sıcak olmalı !!! Tepsiyi fırının en alt katına koyup önce altının kızarmasını sağlayın. Sonra yukarı kata alıp üstlerini de kızartın. Çöreklerin kıtır kıtır olmamasına dikkat edin. Ağızda dağılan kil gibi çörekler oluyor. Afiyet olsun.

24 Şubat 2012 Cuma

Bir Çerkes Lezzeti: PSHALİVE




Hayırlı cumalar,



Dünkü yazımda Pshalive'den bahsetmiştim. Tarifi bugün yayınlayacaktım ancak pişmiş halinin resmini evde unutmuşum =) Sizi bekletmemek için Hilal ablamdaki resmi aldım. Çiğler bana, pişmişin resmi ona ait =) İşte tarifimiz:





Malzemeler

Hamuru İçin

* 750gr un
* 1,5 tatlı kaşığı tuz
* Ilık su

İç Malzemeleri

* 1 adet soğan
*Yarım çay bardağı zeytinyağı
* 1 yemek kaşığı pulbiber
* 1,5 kg haşlanmış ve püre haline getirilmiş patates

Sosu İçin

*3 yemek kaşığı tereyağ
*3 tatlı kaşığı pulbiber
* Bolca sarımsak
*Arzuya göre yoğurt [Biz genellikle hep yoğurtsuz yedik. Çerkesler öyle yapıyor =)]


Yapılışı

Hamuru hazırlayın. 3 bezeye ayırıp üzerlerine nemli bez örtün. Dinlenmeye bırakın.İç malzemesi için soğanı yağda yumuşayıncaya kadar kavurun Sonra pul biberi ve püre halindeki patatesi ekleyip birkaç kez çevirin. Dinlenen hamurları mantı hamurundan biraz daha kalın olacak şekilde açın. Bir çay bardağı yardımıyla yuvarlak kesin. Yuvarlakların içine iç malzemeden koyun kenarlarını sıkı sıkı bastırın. Bir tencereye 2,5-3 lt su koyun. Kaynayınca içine biraz tuz atın ve hamurları mantı gibi haşlayın. Haşlama sırasında kapak örtmeyin. Pişen Pshaliveleri kevgir yardımıyla alın. İçine sos malzemesini (bir tavada kızdırılmış tereyağına sarımsakları atıp azıcık kavurun. Sonra pulbiberi de dökün ve ocağı söndürün) de karıştırın ve afiyetle yeyin. Bu arada bizim Çerkes gelininden yani ablamdan =) öğrendiğime göre Pshalive'ye Haluj da deniyormuş.

Pshalive'yi deneyin, bence pişman olmazsınız. Afiyet olsun.

23 Şubat 2012 Perşembe

Bir Çerkes Lezzeti: TUHURJE


Ablamın beyi bir Çerkes ve en sevdiği yemek de pshalive. Biz pshalive'yi ablamın evliliği ile tanıdık. Çok da sevdik. Ben de geçenlerde ilk pshalive denememi yaptım ve Çerkes enişteden tam not aldım =) Bilhassa patates seviyorsanız bu yemeği beğeneceksiniz demektir. Pshalive tarifini kısmetse önümüzdeki günlerde vereceğim. Şimdi vereceğim tarif yine bir Çerkes lezzeti olan Tuhurje. Bunu sevgili Ebru'nun bloğundan görüp yapmıştım. Biz ailece beğendik. Çıtır çıtır çok hoş bir lezzet. Denemenizi öneririm. İşte tarifimiz:

Malzemeler

* 2,5 su bardağı un
* 1 su bardağı ılık su
* 1 paket instant maya (10 gr'lık)
* 1 tatlı kaşığı toz şeker
* Tuz

İçi için

* Beyaz peynir / Haşlanmış patates / Tahin pekmez karışımı / Tahin-tozşeker karışımından hangisini isterseniz. Ben tahin-toz şeker karışımını kullandım.

* Eritilmiş tereyağı

Üstü için

* 1 yumurta sarısı
* Susam-çörekotu

Yapılışı

Hamuru yoğurup mayalanmaya bırakın. Malzemeyi 8 bezeye ayırıp teker teker unlayıp açın. Mümkün olduğunca ince açmaya çalışın. Ama mayalı hamur olduğu için yufka inceliğinde olmayacaktır. Eritilmiş tereyağı ile içini yağlayın. İstediğiniz içi koyup yufkayı bir ucundan tutup yuvarlayın. Uzun sopa gibi görünüm elde edeceksiniz. Sonra gül böreği gibi bir ucundan tutup sarın. Unlamadan üstünden oklava ile geçip inceltin. Üstüne yumurta sarısı sürüp, susam çörekotu serpin. Yağlı kağıt serilmiş tepsiye koyup 200C fırında pişirin.

Afiyet olsun.

17 Ocak 2012 Salı

İncir Uyutması



Bu tarifi geçen yıl denemiştim ama yayınlamak şimdiye kısmetmiş. Doğal, lezzetli ve sağlıklı. Tarif Oktay Usta'dan.

Malzemeler:

* 1 litre süt
* 15 adet kuru incir
* 1 su bardağı toz şeker (incir zaten şekerli bir meyva olduğu için bir bardaktan az kullanabilirsiniz)
* Üzeri için tarçın.

Yapılışı:

İncirleri doğrayarak üzerine ılık su dökün ve yumuşaması için bir müddet bekletin. Diğer tarafta süt ve toz şekeri bir tencereye alarak yoğurt mayalama ısısına kadar ısıtın (yani el dayanacak sıcaklığa ulaşacak). Bu esnada yumuşamış incirleri de tencereye ekleyin. El blenderı ile incirleri iyice parçalayın. Sonra bu karışımı hiç bekletmeden kaselere bölün. Sıcak ortamda yoğurt gibi mayalandırın. Buzdolabına koyarak bir gece dinlendirin. Ertesi gün üstüne tarçın ve isteğe göre dövülmüş ceviz ekleyerek servis edin.

12 Aralık 2010 Pazar

URFA TUTKUNU URFA'SINA GİDEMEZSE

Merhaba Arkadaşlar,

Her yıl ailemle yaptığımız Urfa seyahatlerine bu sene rahatsızlığım sebebiyle ara verdik mecburen. Bu durum benim için elbette ki çok zor oldu ama elden ne gelir. Burnumda tüttü Canım Urfam.

Bu özlemimden sonra dün Cenab-ı Hak bana çok güzel bir hediye verdi. Urfa Tutkunu Urfa'sına gidemezse, ona Urfa'dan iki misafir gelir ve az da olsa hasret giderir. Urfa'yı Neden Seviyorum adlı yazımı okuyanlar, Birecik 'in benim için çok özel olduğunu bilirler. Çünkü Birecik, Canım Urfam'a gözlerimi açtığım/adımımı attığım yerdir. Seyrine doyamadığım tarihi Birecik Köprüsü, yok olmaya yüz tutmuş kelaynak kuşları, bir türlü çıkmaya muvaffak olamadığım Birecik Kalesi ve anlatamadığım daha pek çok yönüyle gönlümde ayrı bir yeri vardır bu güzel ilçemizin.

Ben bu sene Urfam'a yine Birecik'ten giriş yapamadım ama, Allah bana Birecik'ten misafir gönderdi =) Cahide Abla'nın bloğundaki iki yazıdan dolayı tanıdık Zehra Teyze'yi. Aslında yaşlı değil ama ben teyze dedim =) Bende Urfa tutkusu onda da Urfalılık olunca, biz kendisi ile özelden de tanışmıştık. Dün ise çocuğunun işi için Konyamız'a gelmeleri gerekmiş. Buraya kadar gelmişken görüşüp hasbihal edelim istedik. Hazreti Mevlânâmız'da buluşacaktık onların vakitleri az olduğu için. Ama sonra burada bir kar kıyamet başladı ki, o soğukta dışarda buluşmak ne mümkün! Sağolsun Zehra Teyze bana kıyamadı, soğukta dışarı çıkmamı istemedi. Bize geldi. Oturduk, sohbet ettik. Çok hoş vakit geçirdik. Gelirken eli boş gelmemiş. Kendi elleriyle yaptığı o enfes isottan ve ince bir düşünce ile içine makası da koyulmuş fıstıktan getirmiş, sağolsun. Mahcup etti bizleri. Sonra Zehra Teyze'nin işini bitiren oğlu da geldi. Biraz daha oturup müsade aldılar. Annem, babam ve ben bu tanışmadan çok memnun kaldık.

Elhamdülİllah evime Urfa toprağından gelen iki kişinin ayağı değdi. Bu yıl gidemedim ama bu kadarına da şükür. Bu da olmayabilirdi. Zehra Teyze ile tanıştığım için çok mutluyum. Ve bana taaaaa Birecik'ten misafir gönderip evimizi bereketlendiren/şenlendiren Cenab-ı Hakk'a da sonsuz hamd olsun.

Yeni bir yazıda görüşmek dileğiyle. Umut hep vâr olsun.

15 Şubat 2010 Pazartesi

YAKIŞIKLI BÖREK

Bu böreği, tariflerini denemeyi çok sevdiğim Yapraksarma Ablam'da gördüm. Ondan aldığım diğer tüm tarifler gibi bu da tuttu. Merkezdeki bir iki sırayı ben açtım. Kalanını sağolsun annem açtı. Sonuç gerçekten güzeldi. Orijinal tarifini bu adresten görebilirsiniz.
İşte tarifimiz:
* 1su bardağı süt
* 1 çay bardağı sıvıyağ
* 1 çay kaşığı tuz
* 2 yumurta(sarısının birisi yüzüne)
* 1 paket kabartma tozu
* aldığı kadar un
İçi için:
* 1 demet maydonoz
* 1 kalıp beyaz peynir
Tüm malzeme ile yumuşak bir hamur elde edin. Hamuru 7-8 bezeye bölüp açabildiğiniz kadar ince açın. Daha sonra açtığınız hamurun uç tarafına peynirli harçtan koyup rulo sarın. Ben ilk bezelere böyle yaptım ama annem içi yaymanın daha iyi olacağını söyledi. Sonraki bezelere yayıp yaptık. Daha sonra yağladığınız tepsinin ortasından başlayarak rulo sardığımız hamuru gül böreği gibi ard arda dizin. En son üzerine yumurta sarısı sürüp çörek otu atarak ısınmış fırında üzeri kızarana kadar pişirin. Tariflerde her nedense hep "ısıtılmış fırın" deniyor. Ben genellikle hep soğuk fırında pişiriyorum ve çok güzel de oluyor. Benim çocukluğumda hep soğuk fırına konurdu. Bu ısıtılmış fırtın hikâyesi sanki israf olacak gibi düşünüyorum =) Deneyenlerinize afiyet olsun. Sevgilerimle.



9 Şubat 2010 Salı

TİRAMİSU


Çok sevdiğim tatlı türlerinden biridir tiramisu. Mascarpone'siz, kedi dili bisküvisiz olmaz deniyor. Hani bir söz vardır "Ben yaptım oldu" :) Dışarıdan tiramisu almak içime sinmiyor. Yağsız bir ürün olduğu halde (yani margarin ihtimali olmadığı halde) "ya içinde kötü bir katkı varsa" şüphesi geri durmanıza yetiyor zaten. En güzeli evde temiz temiz yapmak deyip tiramisu tarifini araştırdım ve mascarponesiz kedi dili bisküvisiz enfes tiramisu tarifi buldum. Tabi ki kendimce değiştirerek uyarladım :)


Tarifte kakaolu pasta keki kullanılacağı yazıyordu. İnternetten aldığım bir pandispanya tarifi ile yaptım. Tat gerçekten güzeldi. Sadece kreması birazcık fazla geldi. O da keki küçük boy yuvarlak borcamda yaptığım için olabilir. Zaten ben bol kremalı seviyorum. O yüzden hiç sıkıntı olmadı bu durum :)

İşte yiyenlerden tam not alan tiramisunun tarifi:

Pandispanya:

* 4 yumurta
* 1 su bardağı tozşeker
* 1,5 su bardağı un
* 1 paket kabartma tozu
* 1 paket vanilya
* Kakao (Orijinal tarifte kakao yoktu, göz kararı ekledim).

Ana Malzemeler:

* 1 kakaolu pasta keki
* 2 çorba kaşığı granül kahve (neskafe)
* 2 çorba kaşığı toz şeker
* 1.5 su bardağı sıcak su
Kreması için:
* 4 su bardağı süt
* 1 su bardağı toz şeker
* 1 çorba kaşığı nişasta
* 2 çorba kaşığı un
* 1 yumurta sarısı
* 1 paket labne peynir (Yoğun bir tat alamadığım için ben iki paketten biraz az koydum).
* 1 paket vanilya

Üzeri için:

* kakao

Yapılışı:

Bilinen sıraya göre hazırladığınız kek hamurunu pişirin. Soğuyup çıkarınca ortasından ikiye bölün. Pasta kekini ıslatmak için bir kaba 1.5 su barağı sıcak su , 2 çorba kaşığı kakao, 2 çorba kaşığı granül kahve ilave edin ve karıştırın. Ben sadece neskafe ve suyu karıştırdım. Kakao koymadım. Zaten yukarıdaki malzeme listesinde de yazmamış.

Kreması için tencereye 4 su bardağı sütü alın.Sütün üzerine 1 su bardağı toz şeker,1 çorba kaşığı nişasta, 2 çorba kaşığı un ve 1 adet yumurta sarısı ilave edin. İlk sıcaklığı çıkınca kremaya 1 paket labne ilave edin ve karıştırın (Ben iki pakete yakın ilave ettim ve kesilmesin diye mikserle çırparken ekledim).

2 katlı olan pasta kekini granül kavhe ile ıslatın.Üzerine kremanın yarsını dökün. Üzerine kekin üstünü kapatın.Tekrar ıslatın ve kalan kremayı ilave edin. Daha sonra üzerine kakao serpip servis edin. Afiyet olsun.

(Akşam yaptığım için fotoğraflarım çok net çıkmadı ışık yetersizliğinden. Kusura bakmayın).

2 Şubat 2010 Salı

ŞİPŞAK MAKARNA'LI LEZZETLER

Haftasonu markete gittiğimizde Konyamız'ın markalarından Selva Makarna'nın yeni bir ürününü gördük: Şipşak Makarna. Üzerinde üç dakikada pişeceği yazıyordu. İşin ilginç yanı, fiyatı da normal makarnalarla aynı idi. Pakette, makarnayı ürettikleri kalıbı değiştirmeleri sebebiyle böyle bir sonuç elde edildiği yazıyordu. Denemek için en sevdiğim şekillerden olan burgu makarnadan bir paket aldım. Aklımda da rumma'nın sosisli makarnası :) Fikir çok orjinal gelmişti ilk gördüğümde. Gerçekten ilgi çekiciydi. Ama sosislere güvenmediğim ve hangi marka olursa olsun yemediğim için tarifi sucukla denemeye karar verdim. O tarifle makarnadan az bir miktar yaptım denemelik. Ne eridi, ne çiğ kaldı. Bildiğimiz makarnadan hiç farkı yoktu ve gerçekten bir iki dakikada pişiyordu. Bu sonuç çok sevindirici bence, hele de "yoğunum zamanım az" diyenler için. Sonra keyf-i mutfak Elif'in fırında beşamel soslu makarnasını gördüm, ki fırında makarnayı çok severim. Kalan şipşak makarnamla da onu denedim. Tarifte "kalın fırın makarna" kullanılması gerektiği yazıyordu. Umarım erimez deyip yaptım ve hiç erimedi. Börek gibi oldu. Hatta soğuduktan sonra da bir dilim yedim, soğuk haliyle de çok güzeldi. Tarifler için her iki arkadaşıma da teşekkür ediyorum. İşte tariflerimiz:

SUCUKLU MAKARNA

Çiğ haldeki makarnalara ince ince dildiğiniz sucukları saplayın. Tarifin orjinali çubuk makarna ile. Ve elbette ki o daha şık duruyor. Kaynayan suya makarnaları ve tuzu atıp pişirin. Piştikten sonra ben yıkamıyorum. Eskiden hep yıkardık. Sonra farklı bir yöntem öğrenip uyguladım ve gerçekten daha güzel oldu. Altını söndürünce tencereye bir tas su (çeşme suyu soğukluğunda) dökün ve ağzını kapayıp bürüleyin. Üç dakika bekleyin. Sonra süzün ve yağda çevirip servis yapın. Ama kesinlikle üç dakikayı geçirmeyin.

FIRINDA BEŞAMEL SOSLU MAKARNA


* Yarım paket kalın makarna(fırında makarna) {Ben bir pakete yakın kullandım. Sucukluya çok azını harcamıştım. Kalanın hepsini buna kullandım}
* Maydonozlu peynir karışımı
* 2 ymk kş sıvıyağ
* 1 su brd kaşar peyniri rendesi


beşamel sos için:

*2 ymk kş tereyağ
*3 ymk kş un
* 2su brd süt
* 1 adet yumurta
* tuz,karabiber

Makarnanız haşlanırken (12dk) beşemal sosunuzu hazırlayın. Erittiğiniz tereyağında unu kokusu çıkana kadar kavurun. Sütü yavaş yavaş ilave edin. Bu sırada hızlı hızlı karıştırın. Muhallebi kıvamına gelince tuzunu ve karabiberini ilave edin. Soğuyunca bir yumurta kırıp yumurtayı karışıma yedirin. Ben tam olarak soğumasını bile beklemedim. İşin püf noktası yumurtayı çok hızlı çırpıp pişmeden karışmasını sağlamak. Pişiriceğiniz fırın kabının zeminine beşemal sostan bir miktar dökün. Üzerine haşladığınız makarnanın yarısını döküp elinizle bastırın. Hazırladığınız peynirli harcı makarnanın üzerine serpiştirin. Kalan makarnayı da koyup yine bastırın. Üzerine sıvı yağı gezdirin. Kalan beşamel sosu da döküp hafif karıştırarak makarnaya yedirin. Kaşar rendesini her tarafına serpiştirdikten sonra üzerine alümünyum folya geçirin (içi pişerken kaşarın hemen pişmemesi için). 25 dk sonra alimunyum folyoyu çıkarın. Kaşarlar eriyinceye ve kızarıncaya kadar pişirin (biraz soğuyunca kıvamı tam oturacaktır).

Burada iki noktadan bahsetmek istiyorum. Beşamel sosun azını fırın tepsisinin altına, çoğunu da üstüne dökmüştüm. Ama piştikten sonra anladım ki yarı yarıya dökmek daha güzel olacak. Bir de benim fırın tepsisi kalın bakır tepsilerdendi. Yine de güzeldi ama daha normal incelikteki bir tepside daha iyi olacağı kanaatindeyim. Resmimde ince göründüğüne aldanmayın, üç parmak kalınlığındaydı :)

Hepinize afiyet olsun.
(İlk yayın tarihi: 14.01.2010)

URFA USULÜ KİFTE SUNUMU







Açık Ekmek:
Geçenlerde eklediğim "KURBAN BAYRAMI'NDA ÇİĞ KÖFTE" başlıklı yazımda, sunumun Urfa usulüne uygun olmadığını, ablamın isteği üzerine kısır gibi sıktığımı belirtmiştim. Urfa'da çiğ köfte yapıldıktan sonra tepsinin ortasında dikdörtgen şeklinde düzenlenir. Tıpkı mozaik pasta yapar gibi. Bu işlemi yaparken ellerinizi ıslatır ve ıslak ellerinizle tüm köfteyi sıvarsınız. Ardından köfteye kişi sayısınca iz koyarsınız. Sonra bu izlerden kopardığınız köfteleri avucunuzda topak haline getirip bir kişilik tabaklara tek seferde koyarsınız. Köfteyi tabağa şap diye koymanız ve bir basışta avucunuzun izini çıkartmanız lazım. Topak etmek için de kısır sıkar gibi çevirip durmamalısınız. Yani bu işlemlerin her biri, birer hamlede olmalı. Üzerinde avucunuzun ve parmaklarınızın izi olan köfte şimdi yenmeye hazırdır. Canım Urfam'da açık ekmek adlı bir ekmekle lokma lokma yenir. Açık ekmek, diğer yörelerdeki lavaşın daha ince ve elips şeklinde uzun olanıdır. İşte kifte zamanı :)

(İlk yayın Tarihi 22.12.2009)