şive etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şive etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ocak 2011 Pazartesi

FIRAT SUYU HOYRAT AKAR



Fırat’ın suyu neden deli akar biliy misen iki gözüm?
Hazreti Hüseyin’in kanı degmiştir Fırat’a çünkü,
Gökte güneşin bilmiyem kaç arşın yükseldıgı o günde,
Damagı kurumuştur Evlâd-ı Rasul’ün,
Yanaşmış canımın canı, demiş bir lokma bari içem,
Aliymiş suyu ki ok girmiş yanagına,
Güllerin kırmızısı kimin kanının rengi bulanmış Fırat’a,
Vay benim canımın içi, cigerimin içindeki ateşim,
Nasıl dayansın yürek acına, ya nasıl sussun gözlerim?
Kudurmuş Fırat suyu kimin çagıldar benim de yüregim,
Ne zaman Adın anılsa vallah sızılar burnum diregim,
Nasıl kıydılar Gülüm Siye?
Nasıl vardı elleri boynunu bükmiye?
Acep ondan sebep mi ki o toprakta dert bitmiye?
Vay anaaam, dertli başıma gelenler,
Dilim susmaz, göynüm haykırır,
Ne vakıt Kerbelâ dense,
Aha beyle yüregim boşalır,
Kerbelâ, yeryüzünde bir mekân,
Hazreti Hüseyin, içimde hiçbir an susmayan…
24.01.2011 / KONYA / 13.09
KOCASİNAN

1 Şubat 2010 Pazartesi

SÜRME GÖZLÜM, URFAM...

ben seni elesine seviyem ki... hayadımdan bazı şeyleri feda edecek kadar. siye gavuşmah için kendimden cayacak kadar. beni çok incittiler Sürme Gözlüm. çok üzdüler. çok hakkımı yediler. artığ kalmak istemiyem burda. çekip gitmek istiyem. feket o zaman da siye gavuşamayacağam. ben buna nasıl dayanam? söyle hele nasıl dayanam? senden uzak kalınca yüregim lime lime olmaz mı? kanım damarlardan uzahlaşmaz mı? babaların çocukları için çalıştıkları kimin, ben de senin için çalışiyem. ben senden vazgeçemiyem, ha vazgeçmah da istemiyem zaten. lakin çok darda kaldı yüregim. nefes alamiyem, daraliyem. biye bi çıkış yolu göstersene Sürme Gözlüm. ben seni çok seviyem, siye gavuşmah için çalışmağa mecburum. Lakin bu şartlara dayanacah gücüm kalmamıştır. fermanımı kesim mi? ne edim? bişey de hele. çıldıracağam.

(İlk yayın Tarihi 11.02.2009)

Urfa Maralı

Farkettim ki siye ne zamandır seslenmemişem,
Lafımı içime gömüp ele sessizce beklemişem,
Durıp bi düşündım dünegin,
Karşıma çıkan vakıt pek engin,
Ben siye tutılalı bir yılı aşmış,
Tam bir sene dört aya ulaşmış,
Feket hala aynamisan,
İçimdeki yangını görmisan,
De hele mavı gözlü Urfa maralı,
Bakışı yüregimde saklı Kürt oglı,
De hele siye nedendir bu yangınım?
Göynüm unudamiy, feket hala kırgınım,
Kırılsam da, üzılsem de, yine de seni seviyem,
Dediydim ya, hatırliy misan?
Bin yıl da geçse, göynüm senindir inan,
Adını duyanda yüregim pır pır ediy,
Sanki yerinden çıkacakmış kimin gıpırdiy,
Gözlerim senden başkasına fer veremez,
Yoklugında ruhum asla huzura eremez,
Gel he de Urfa maralı,
Dinsin içimdeki tarifsiz agrı,
Açılınca seni gördüyse gözlerim,
Kapanırken de yanımda sen ol isterim,
Geçip gidiy ömrım, aha görisen,
Eliyi tez dut, sevdayı yitiriysen,
Mutlu olmak bunca zor olmamalı kanımca,
Seni içime gatmışam, dolaşiysen canımca,
Bir grup vaktı kumlu sade kéhvemi içerken,
Agız dolusu "Urfalım" demek istiyem, biliysen,
De hadi bekletme gayrı yanaş yamacıma,
Yüregim avucundadır, incitme, can katma acıma,
Mavı gözlü Urfa maralı, biricığ,
Ne olursan, gel artığ...

12.01.09 / KONYA / 01.15

KOCASİNAN

(İlk yayın Tarihi 27.01.2009)

ZAHİDE

Kocasinan' dan yanık bir aşk öyküsü. Hepinize iyi okumalar.

Bundan seneler evvel,
Vağıtlar temmuzu sekiz geçe,
Ortalık kavrılırken bakıp güneşe,
Urfa’ da,
Eyvanında isot çıkartılan bir evde,
Dünyaya gelmişem, adım Zahide.
Yeddi çocuklı bir ayilenin beşinci çocugıyam,
Gün dogmadan uyanır,
Gözeller gözeli Urfam’a bakaram,
Ömrım iş görmekle geçiy,
Ne edim,
Hızmat düsturdır bizde, gayrı alışığam.

Ömrımın günleri geçip gidiydi,
Geldiydi yine aynı gün,
Takvimler temmuzu sekiz geçiydi,
Anamla Urfa merkeze inmiş idim,
Bedesten Bazarı’ na gidiydim,
İşte tam o anda,
Biz geçiyken Anzılha sag yanda,
Oy anammm,
Güneş kimin gamaştı gözlerim bir anda,
Dönıp baktım,
Biye bakiydi o da, tam o anda,
Anam tanıdı, durdı aniden,
Dedi “hayırdır Hamido?
Ne ediysen?”
Ben heç görmediydim evvelden,
Bizim köydeki Zala Bacı’nın oglıymış,
Ah Allah’ım,
Ne de gözel yaradılmış!

Yıllar evvel güneş dogarken üstüme,
“Merhaba” dediydim dünya yerine,
Şimdi yine aynı günde,
Bir başka güneş dogdı yüregime.
Zala Bacı gözel bir kadındır,
Kara gaşlı, kara gözlü, lisanı da yarımdır,
Benim güneşim Hamido anası kimin kara degil,
Bilakis güneş kimin sarıdır,
Ben hep kara olır saniydim Kürt insanını,
Meger varmış sarı saçlı, renkli gözlısı,
Ahh ah,
Yağtiy beni Kürt oglı,
Yağtiy ki ne yağtiy,
Heç kimse sen gibi düşmedi içime,
Kimseye yar olmadı yıllarca bu sine,
Urfa’ da bir Türk gızı, Zahide,
Aha kavrıliy şimdi, kavrıliy sevda içinde.

Acep el uzatsam tutar mısan Hamido?
Yoksa bırakır mısan ellerimi boşlıga?
Vallah Zahide yaniy senin aşkınla,
Vay anam,
Torpaklar başıma dola,
Onuy güneş yüzünü gördükten sonra,
Ben nasıl ederem gayrı,
Nasıl ederem ondan uzağta?

KOCASİNAN

12.09.08 / KONYA / 16.27

(İlk yayın Tarihi 12.09.2008)

BERDEL

Kocasinan'dan; yüzlerce insanın içini yakmış bir töreye ağıt; berdel... Hepinize iyi okumalar.

Güneşin beş arşın yükseldigi bir günde,
Sapsarı coğrafyanın gara yazgısına açtım gözlerimi,
Adıma Kajal demişler,
Dogdugım günden beri.

Günler geçiydi, ben büyiydim,
Gendim büyürken, umutlarımı da yeşertiydim,
Hep başkalarını sevmeyi örgettiler biye,
Gendinden önce atanı, aganı, ananı sevecahsın,
Onlara bir şey lazım gelirse,
Evvela hızmatlarına goşacahsın,
Temam, gabol ediyem,
Bu gözel bir eylem,
Lakin ben de bir insanam,
Unutulmuşam, dogarken yanmışam anam!

Dogdugım kimin sapsarı sıcak bir gündı,
Anam gelip eliyi diziye goydı,
Dedi “Hazır ol, gelin oliysan,
Öbür aya buba evinden er evine çıkiysan.”
Vııışşşş!
Dertli başıma gelenler,
Ne edecağam ben şimdi?
Olır mı böyle bir anda “hazır ol!” demesi?
Anam aynattı ki agam bir gıza sevdalanmış,
Benim bubamın gudreti yok ki ona başlık bulaymış,
Düşünıp daşınmışlar,
Bir başlık parasına,
Benim başımı yahmağa garar eylemişler,
Gızın bubası demiş “Berdel edelim,
Gızımı siye vererem, lakin gardaşını isterim.”,
Vay annaamm,
Kim düşüne ki gariban Kajal’ı?
Onuy söz hakkı nedir ki dura garşı?
Biye dediler “hazır olasan”,
Heç kimse sormadı bile,
“Gızım, sen ne düşüniysan?”,
Ne düşünecağam gurban,
Benim düşünmem geçer mi ki?
Agam sevmiş bir kere,
Biye kendimi feda etmek düşer; göz göreee göre,
Deyemedim kimselere,
Deyemedim “Ben Hamido’yu seviyem,
Agamın sevdaya tutuldıgı kimin,
Ben de içime birini düşürmüşem”,
O da seviydi beni,
Gavuşacagımız günün hayaliyle yaşiydi,
Ahh, ah şu başlık paramı bi hazır edeydi!
Vayy Hamido,
Vay ki vay bize,
Kajal’ın gelin oliy,
Bubası yaşındaki bir fikirsize,
Neden he mi?
Adına berdel deyiler,
Burada gızların gendini feda etmesine.

Berdel,
Kajal’ın rüyası sona erdi,
Hamido gendini daglara verdi,
İki gencin umudu sudaki çocuk kimin bogulurken,
Bir tek Kajal’ın agası murada erdi,
Berdel…

KOCASİNAN

(İlk yayın Tarihi 17.07.2008)

AGLAMA KEKO

Aglama Keko,
Kıyamiyem siye,
Gözlerine bakanda yaş gördüm mü,
Dayanamiyem, gahroliyem.

Bozova daglarında koyunları otlattıgımız günleri getir hatrına,
Onların peşinde goşturır durırdım da,
Bütün işler siye galırdı,
Bunlar yetmiy kimin bir de yire gapaklanırdım,
Ganı damlayan dizlerimle yanıya gelince,
Yaramı silip gözüm yaşını sıvaz ederdiy,
“Aglama balam” deyi bagrına bastırırdın beni,
O zamanlar ben ufahtım,
Sen gol ganat geriydin üstıme,
Şimdi devran dönmüştür Keko,
Ben büyüdüm,
Örgendim,
Dizi ganamadan da agliymiş insan, örgendim…

Yengemi torpaga verdıgımız gün,
Gözünden damlayan yaşı sildim,
Dag kimin Kekomun omuzları çöhmüştü bir anda,
Acısını ben de hissediydim,
Amma yaşadıgın yaşayacagın son acı degilmiş o,
Ne bileydim?
Ne bileydim Keko evlat acısını dadacagını?

Şimdilerde boynun hep egri duriy,
Ne etsem düzeldemiyem,
Yüzını bi türlü güldüremiyem,
Oglının,
Mehmet’inin yerini dutamiyem,
Biliyem,
Amma seni beyle gördühçe,
Ben benden oliyem Kekom,
Ben benden oliyem…
Aglama Keko,
Kıyamiyem siye,
Gözlerine bakanda yaş gördüm mü,
Dayanamiyem, gahroliyem.

12.05.08 / KONYA / 14.45

Keko: Siverek Ağzı’ nda Ağabey anlamındadır.

KOCASİNAN

(İlk yayın Tarihi 10.07.2008)

GÜLE YANGIN

Uzun zamandır vakit ayıramadım hem kendi bloğuma, hem sizlerin eklediklerinize. İş yerindeki yoğun denetimler, dedemin âni vefâtı hep arka arkaya geldi. Geri dönüşümde sizlerle Kocasinan’dan bir başka Urfa şiirini paylaşmak istedim. Hepinize iyi okumalar. (Bu notu ilk bloğumda yazmıştım. Şimdi dedem vefât edeli 1,5 yılı geçti).

Seni çok özlemişem Gülüm,
Yanmış ciger kebabına döndü özüm,
Düşüniyem, düşüniyem,
Bir çıkış yolu bulamiyem,
Sevdiginin resmiyle ne kadar avunabilir ki insan?
Yoklugunda, bir görsen, ahhh nasıl dolaşiy lisan,
Gözel memleketimde ısınmıştır havalar,
Lakin sen uzahtasın, bundan için göynüm donar,
Gicelerde yorgun, yalnız galınca ruhum,
Hepten çöreklenir içime sevdan, huzursuzum,
Onca vakıttır söyliyem amma,
Ne çare, hala varamadım torpagına,
Sevdaya düşünce göynüm, ilkin siye vurulduysa,
Ne geçerem senden, ne de unuturam Urfa.

Urfam,
Benim Gülüm,
Hasretinden yandıgım,
Nazlı yürek bülbülüm,
Çagır ki gelem siye,
Çagır ki gavuşak Gülüm.

KOCASİNAN

(İlk yayın tarihi 02.06.2008)

CEYLAN GÖZLÜ GÖZEL

Ceylanpınar’ ın ceylan gözlü gözel gızı,
Seni ilk gördüğüm anda yüregime düştü ataşı aşkının,
Biliysen,
Çobandım ben,
Memleketimin yemyeşil ovalarında otlatiydim guzularımı,
Henüz on yedi yaşımdaydım,
Evvelce hiç ataş değmemişti yüregime,
Neden mi Ceylan Gözlüm?
Çünkü seni görmemiş idim.

Hani o gördüğüm ilk gün var ya,
Sen ağana yemek getirdiydin,
Memduh ağana,
Karşımdan geçerken gördüğüm o endama,
Vurulmuş idim Ceylan Gözlüm,
Biliysen,
Ayıptır bizim oralarda eyle şeyler,
Ben siye bakamiydim,
Amma ve lâkin mor eşarbının altından sarkan iri dalga ipek saçlarını,
Ve kınalı ellerini görmüş idim bir kere,
Ağan Memduh da benim kanımdan yakın dostum idi,
Ondaki ahlak elbet ki sende de var idi,
Ve o ceylan gözlerin var ya,
Beni yakıp kavurmuş idi…

Sen,
Ömrümün ilk sevdası,
Gönlümün tek yangını,
Hem ilkimdin benim,
Hem de sonum olacaktın,
Gayrı yatamaz oldum geceleri,
O ceylan gözlerin aklıma düştügünden beri,
Uyku silindi yazımdan,
Ve darlaniydim en soğuk karlı ayazından…

Ben her gece seni düşüniydim,
Aklıma düşende ceylan kimin bakan gözel gözlerin,
Ne çayın tadı kaliydi,
Ne de yediğim eşkili köftenin,
Seni seviydim,
Lakin Memduh ağana da bişey diyemiydim,
Anlayacağın,
Günden güne eriydim.
Fatma ninem fark etti bendeki bu acaıp halı,
Dedi “yavrım seyle ele, nedir sendeki bu sızı?”
Diyemiydim ki “Nine ben seviyem,
Vurulmuşam bir ceylan gözlü gözele,
Henüz daha on beşinde,
Saçları düşmüş beline,
Başında Urfam’ ın mor eşarbı,
Gönlünde yurdumun derin ahlakı,
Gözlerinde puslu puslu bakışı vardır.”,
Diyemiydim,
Adını soracaktı ninem bana,
Utaniydim,
Henüz adını bile bilmiydim,
Aslında ne önemi vardı ki adının?
Sen benim Ceylan Gözlü Sevdigim idin,
Uğruna ataşa düşen pervane kimin yandığım,
Günümü, gecemi sana kardığım,
İlk, tek ve son olmasını arzuladığım,
(Demeye de utaniyem ya)Biricik aşkım…

Sonra bir gün Memduh agan senin adını andı,
Nasıl oldu deme,
“Ne yemek getirecek acep bugün bacım?” derken,
Adın da aganın cümlesine daldı,
O an,
İşte o an Ceylan Gözlüm,
Karar verdim ağana açılmaya,
Seni Allah’ ın emri, Peygamber’ in kavli ile,
Telli duvaklı gelinim yapmaya.
“Neden o an?” deyisen eyle mi?
Dinle eyleyse,
Ben sana ilk vurulduğum anda,
Adını “Ceylan Gözlüm” diye kazımıştım aklıma,
O gün ağan senin adını anınca,
Dedim “Bir hikmet olmalı bu adda”
Topladım adından aldığım tüm cesaretimi sırtıma,
Ve başladım agana açılmaya,
Kan kardaşım, Dostum Memduh agan da,
Beni siye layık gördü dedi “Tamam kanka”,
Anlattım ona tüm hikâyeyi o an dağda,
Ağan da duyunca tevafuklar dizesini o anda,
Ve sevdiginden beni, uygun gördü siye yar olmaya.

Sen,
Ceylanpınar’ ın ceylan gözlü gözeli,
Adındır sana kavuşmama vesile olan da.
Adın,
Ceylan,
Ve sen,
Ceylan Gözlü Ceylanım,
İyi ki doğdun hayatıma!...

27.11.07 / KONYA / 00.54

KOCASİNAN

(İlk yayın Tarihi 04.05.2008)