Urfa insanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Urfa insanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Eylül 2020 Cumartesi

İbrahim Toru




Başın sağ olsun Canım Urfam...
Urfamızın gülen yüzü, yetim babası, fakirlerin dostu, dargınları barıştıran, daima Urfam için çalışan ve "geldiğim yeri biliyorum" diyen güzel insan İbrahim Toru 25 Eylül 2020 tarihinde covid19 nedeniyle vefat etmiştir. Çok sevdiği babasına ve Aziz hocamıza kavuştu. Biz İbrahim Ağabey'le sürekli görüşürdük ama yüzyüze tanışmak nasip olmadı. Başta kendime, ailesine ve tüm sevenlerine baş sağlığı diliyorum. Urfatutkunu kardeşim derdi bana. Bugün kardeşin çok üzgün abim... Mekanın Cennet olsun...

#ibrahimtoru #kanalurfa #torutoys





11 Ağustos 2020 Salı

Bu Dünyadan Bir Aziz Hoca Geçti



Sözlerime nasıl başlasam bilmiyorum. Urfamızın göz bebeği AbdülAziz Kutluay hocam 09 Ağustos 2020 tarihinde covid19 nedeniyle vefat etti. Peki covid19'a nasıl yakalandığını biliyor musunuz? Yardım ettiği yetimler için para toplarken... Senelerdir binlerce muhtaç insana sıcak yemek ve yardım dağıtılmasına vesile olup Urfa aşevinde bizzat çalışan bu güzel insanla dünya gözüyle tanışmak bana da nasip olmuştu. Yazımı nasıl toparlayacağımı bilemiyorum. Yazıp yazıp siliyorum. Benim için zor bir yazı. Emir Allah'ın. Cennette tekrar görüşmek ümidiyle elveda hocam. Ağla Urfam, yetim babası Aziz hoca vefat etti... 

1 Şubat 2010 Pazartesi

Urfa Maralı

Farkettim ki siye ne zamandır seslenmemişem,
Lafımı içime gömüp ele sessizce beklemişem,
Durıp bi düşündım dünegin,
Karşıma çıkan vakıt pek engin,
Ben siye tutılalı bir yılı aşmış,
Tam bir sene dört aya ulaşmış,
Feket hala aynamisan,
İçimdeki yangını görmisan,
De hele mavı gözlü Urfa maralı,
Bakışı yüregimde saklı Kürt oglı,
De hele siye nedendir bu yangınım?
Göynüm unudamiy, feket hala kırgınım,
Kırılsam da, üzılsem de, yine de seni seviyem,
Dediydim ya, hatırliy misan?
Bin yıl da geçse, göynüm senindir inan,
Adını duyanda yüregim pır pır ediy,
Sanki yerinden çıkacakmış kimin gıpırdiy,
Gözlerim senden başkasına fer veremez,
Yoklugında ruhum asla huzura eremez,
Gel he de Urfa maralı,
Dinsin içimdeki tarifsiz agrı,
Açılınca seni gördüyse gözlerim,
Kapanırken de yanımda sen ol isterim,
Geçip gidiy ömrım, aha görisen,
Eliyi tez dut, sevdayı yitiriysen,
Mutlu olmak bunca zor olmamalı kanımca,
Seni içime gatmışam, dolaşiysen canımca,
Bir grup vaktı kumlu sade kéhvemi içerken,
Agız dolusu "Urfalım" demek istiyem, biliysen,
De hadi bekletme gayrı yanaş yamacıma,
Yüregim avucundadır, incitme, can katma acıma,
Mavı gözlü Urfa maralı, biricığ,
Ne olursan, gel artığ...

12.01.09 / KONYA / 01.15

KOCASİNAN

(İlk yayın Tarihi 27.01.2009)

CEYLAN GÖZLÜ GÖZEL

Ceylanpınar’ ın ceylan gözlü gözel gızı,
Seni ilk gördüğüm anda yüregime düştü ataşı aşkının,
Biliysen,
Çobandım ben,
Memleketimin yemyeşil ovalarında otlatiydim guzularımı,
Henüz on yedi yaşımdaydım,
Evvelce hiç ataş değmemişti yüregime,
Neden mi Ceylan Gözlüm?
Çünkü seni görmemiş idim.

Hani o gördüğüm ilk gün var ya,
Sen ağana yemek getirdiydin,
Memduh ağana,
Karşımdan geçerken gördüğüm o endama,
Vurulmuş idim Ceylan Gözlüm,
Biliysen,
Ayıptır bizim oralarda eyle şeyler,
Ben siye bakamiydim,
Amma ve lâkin mor eşarbının altından sarkan iri dalga ipek saçlarını,
Ve kınalı ellerini görmüş idim bir kere,
Ağan Memduh da benim kanımdan yakın dostum idi,
Ondaki ahlak elbet ki sende de var idi,
Ve o ceylan gözlerin var ya,
Beni yakıp kavurmuş idi…

Sen,
Ömrümün ilk sevdası,
Gönlümün tek yangını,
Hem ilkimdin benim,
Hem de sonum olacaktın,
Gayrı yatamaz oldum geceleri,
O ceylan gözlerin aklıma düştügünden beri,
Uyku silindi yazımdan,
Ve darlaniydim en soğuk karlı ayazından…

Ben her gece seni düşüniydim,
Aklıma düşende ceylan kimin bakan gözel gözlerin,
Ne çayın tadı kaliydi,
Ne de yediğim eşkili köftenin,
Seni seviydim,
Lakin Memduh ağana da bişey diyemiydim,
Anlayacağın,
Günden güne eriydim.
Fatma ninem fark etti bendeki bu acaıp halı,
Dedi “yavrım seyle ele, nedir sendeki bu sızı?”
Diyemiydim ki “Nine ben seviyem,
Vurulmuşam bir ceylan gözlü gözele,
Henüz daha on beşinde,
Saçları düşmüş beline,
Başında Urfam’ ın mor eşarbı,
Gönlünde yurdumun derin ahlakı,
Gözlerinde puslu puslu bakışı vardır.”,
Diyemiydim,
Adını soracaktı ninem bana,
Utaniydim,
Henüz adını bile bilmiydim,
Aslında ne önemi vardı ki adının?
Sen benim Ceylan Gözlü Sevdigim idin,
Uğruna ataşa düşen pervane kimin yandığım,
Günümü, gecemi sana kardığım,
İlk, tek ve son olmasını arzuladığım,
(Demeye de utaniyem ya)Biricik aşkım…

Sonra bir gün Memduh agan senin adını andı,
Nasıl oldu deme,
“Ne yemek getirecek acep bugün bacım?” derken,
Adın da aganın cümlesine daldı,
O an,
İşte o an Ceylan Gözlüm,
Karar verdim ağana açılmaya,
Seni Allah’ ın emri, Peygamber’ in kavli ile,
Telli duvaklı gelinim yapmaya.
“Neden o an?” deyisen eyle mi?
Dinle eyleyse,
Ben sana ilk vurulduğum anda,
Adını “Ceylan Gözlüm” diye kazımıştım aklıma,
O gün ağan senin adını anınca,
Dedim “Bir hikmet olmalı bu adda”
Topladım adından aldığım tüm cesaretimi sırtıma,
Ve başladım agana açılmaya,
Kan kardaşım, Dostum Memduh agan da,
Beni siye layık gördü dedi “Tamam kanka”,
Anlattım ona tüm hikâyeyi o an dağda,
Ağan da duyunca tevafuklar dizesini o anda,
Ve sevdiginden beni, uygun gördü siye yar olmaya.

Sen,
Ceylanpınar’ ın ceylan gözlü gözeli,
Adındır sana kavuşmama vesile olan da.
Adın,
Ceylan,
Ve sen,
Ceylan Gözlü Ceylanım,
İyi ki doğdun hayatıma!...

27.11.07 / KONYA / 00.54

KOCASİNAN

(İlk yayın Tarihi 04.05.2008)

URFALILAR

Bir başka bakıyor şu Urfalılar,
Bakışlarında hep derin hüzün var,
Gözlerinde sanki sis perdesi var,
Öyle mahzun, mahcup ve kararlılar…

Bir başkadır sevda Urfalılar’ da,
Yüzden değil, özden, içten, derinden,
Öyle candan, öyle kandan ve gizden,
Haydi uğraş dur da, çözebilirsen..

Misafirperverler Hakk Âşıkları,
Ceplerinde belki yok paraları,
Sofraya fazladan o kaşıkları,
Dizerler gittinse Can Urfalılar.

Ocağa varırsın bir çay içimlik,
Derler “misafirsin, ödeme de dik”
Mahcup olursun sen, işte büyüklük,
Bilmeyen öğrensin, budur insanlık.

Bana dediler ki iki çeşittir,
Kimi İbrahimî, kimi Nemruttur,
İbrahimî gördüm, şükr Rabb’ imedir,
İnanmam Nemrudî yok Urfalı’ da.

Nereye gittimse buyur ettiler,
Kendi yerlerini bana verdiler,
Yok ikinci lokma, teki böldüler,
Allah’ ım ne güzel şu Urfalılar.

Çarşısına vardım hediye alam,
Eşime dostuma sarıp götürem,
Baktım ki önümde çayımdır duran,
İkramdır esnaftan, çay Urfalı’ dan.

Havası pek sıcak, lakin bunaltmaz,
Daralsan yansan da, ruhu karartmaz,
Ne zaman susarsan bak yola biraz,
Her yere buz koymuş can Urfalılar.

Bir garip yolcuyum Konya ilinden,
Misafir ettiniz beni gönülden,
Köfte acısından, dil tatlısından,
Geçemedi gönlüm Urfalılar’ dan.

Kardeş kabul ettim kendimi size,
Varsa karşılığı sevinç benimle,
Bilirim kapanmaz kapı o yerde,
Geniştir gönlünde yer Urfalı’ nın.

Ciğerciye gittik dedik tadalım,
Masada var idi bıçakla takım,
Ne bilelim orda adet öyleymiş,
Herkes soğanını kendi kesermiş.

Dedim şaşkınlıkla “bunlar da nedir?
Soğanı doğramak bize mi kalır?”
Hiç görmemiştim ben böyle bir şeyi,
Şaşırmam ondandır bulmayın kusur.

Kadir Usta* vardı o ciğercide,
Meğer tam arkamda dururmuş bir de,
Görünce bendeki şaşkınlığı da,
Dedi “bırak hele, sen zahmet etme.”

“Ben size bunları doğrattırayım,
Misafirsiniz siz, gönülleyeyim,
Salata olur hem buyurun da yeyin”
Hürmetine hayran kaldım Urfalım.

Sonra anlattı ki eski vakitte,
Hac arabaları durur Urfa’ da,
Hiçbir Hacı gitmez otele bile,
Göndermez Allah’ ı seven Urfalım.

Alırlar gelirler onları eve,
Bölüşürler hepsi, misafir ede,
Şeref oluyor bu o kardeşlere,
Evini açıyor kurban Urfalım.

Dedi o çocukmuş o zamanlarda,
Babası yollarmış meydana vara,
Dermiş “oğul Hacı al gel haneye,
Misafir edelim biz evimizde.”

Urfalılar birden koşar meydana,
Kapışıverirler hepsi bir anda,
Kalmadı misafir Kadir Ustam’ a,
Boş elle döndü o, baba yanına.

Babası sormuş ki “Oğul nerdeler?
Hani Hacılarım, neden gelmezler?”
“Babacığım bitmiş tüm misafirler,
Ne edem boş elle döndüm mecburen.”

O anda babayı bir hüzün sarmış,
Derindeki yaşlar göze yürümüş,
Vallah yalan yoktur tutmuş ağlamış,
“Gelmedi Rabb’ imden misafir” diye.

İşte canlar budur beni derinden,
Etkileyip özden, kora çeviren,
Bu nasıl sevgidir, nasıl gönülden,
Dimağımı zorlar o Urfalılar.

Allah’ ım (C.C.) bozmasın Urfalılar’ ı,
Razı olsun versin arzularını,
Dilerim hepsine Cennet Mekânı,
Nasip etsin Rabb’ im, oyyy Urfalılar.

* Şanlıurfa’ da bulunan “63 Döner ve Ciğer Salonu” nun sahibi ve ustası Kadir Usta’ yı burada anmadan geçemedim. Urfa’ ya yolunuz düşerse muhakkak uğrayıp güzel yemeklerinden ve hoş sohbetinden tadın. Saygımla.
03.10.07 / KONYA / 11.43

KOCASİNAN

(İlk yayın Tarihi 03.04.2008)