Sinemalarda gösterimde olan bu animasyon filmi neredeyse hepimiz duymuşuzdur. Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'nin Barla'ya sürgün edildiği yılları konu alıyor. Çok konuşulan bu filmi merak ettik ve dün akşam annem-babamla izlemeye gittik.
Çizimler, renkler ve en çok da seslendirme hoşuma gitti. İnce ayrıntılar bile düşünülmüş. Karakterlerin yüz çizgileri, mimikleri, Üstad Hazretleri'nin kıyafetinin omuz bölümündeki eskimeler... Her şey çok güzeldi bence. Başına gelen türlü olumsuzluğa rağmen Allah'ın rahmetinden bir an bile ümit kesmeyen, kendisini zehirleyenler hakkında bile kötü konuşmayan, şefkat duyan bir büyük insanın hayatı vardı bu filmde. Barla halkından kendisini ziyarete gelenler mimlenmeye başlayınca "benim yüzümden zarar görmesinler" düşüncesiyle Çamdağı'na inzivaya çıkıp uzun müddet bir ekmekle iktisat içinde hayatını devam ettiren Said Nursi Hazretleri, yaşatmak için yaşamanın ne demek olduğunu bir kez daha anlamamıza vesile oluyor.
Filmin web sitesini açıp inceledim biraz. Multimedya bölümünde filmi izleyen miniklerin düşüncelerinin yayınlandığını gördüm. Küçük kağıtlara bu filmde en çok neyden etkilendiklerini yazmışlar. Bu kağıtlar taranıp fotoğraf olarak filmin sitesine eklenmiş. Bir kaç tanesini okudum ve gördüğüm ortak nokta çocukların en çok Üstad'ın kayıkta namaz kılışından etkilendikleri idi. O sahne gerçekten etkileyici ve insanı tefekküre sevk edici bir sahne idi. Hükümetin sürgüne gönderdiği bir insan kayıkla sürgün yerine götürülürken namazın vakti geçecek diye kayığın üstünde namaza duruyor...

Bir de kendisine hediye/ikram vs verenlere bunun ücretini muhakkak ödemeyi şiar edinmesi miniklerin dikkatini çekmiş. Sürgüne gönderildiği kayığın parasını bile ödüyor... Misafir kaldığı evin, o evden kendisine hediye getirilen çorbanın, hediye aldığı balın,... hepsinin parasını ödüyor. "Değişmeyen kaidemdir" diyor ve parasını ödemediği hiç bir şeyi kabul etmiyor.
Çizimler, renkler ve en çok da seslendirme hoşuma gitti. İnce ayrıntılar bile düşünülmüş. Karakterlerin yüz çizgileri, mimikleri, Üstad Hazretleri'nin kıyafetinin omuz bölümündeki eskimeler... Her şey çok güzeldi bence. Başına gelen türlü olumsuzluğa rağmen Allah'ın rahmetinden bir an bile ümit kesmeyen, kendisini zehirleyenler hakkında bile kötü konuşmayan, şefkat duyan bir büyük insanın hayatı vardı bu filmde. Barla halkından kendisini ziyarete gelenler mimlenmeye başlayınca "benim yüzümden zarar görmesinler" düşüncesiyle Çamdağı'na inzivaya çıkıp uzun müddet bir ekmekle iktisat içinde hayatını devam ettiren Said Nursi Hazretleri, yaşatmak için yaşamanın ne demek olduğunu bir kez daha anlamamıza vesile oluyor.
Filmin web sitesini açıp inceledim biraz. Multimedya bölümünde filmi izleyen miniklerin düşüncelerinin yayınlandığını gördüm. Küçük kağıtlara bu filmde en çok neyden etkilendiklerini yazmışlar. Bu kağıtlar taranıp fotoğraf olarak filmin sitesine eklenmiş. Bir kaç tanesini okudum ve gördüğüm ortak nokta çocukların en çok Üstad'ın kayıkta namaz kılışından etkilendikleri idi. O sahne gerçekten etkileyici ve insanı tefekküre sevk edici bir sahne idi. Hükümetin sürgüne gönderdiği bir insan kayıkla sürgün yerine götürülürken namazın vakti geçecek diye kayığın üstünde namaza duruyor...

Bir de kendisine hediye/ikram vs verenlere bunun ücretini muhakkak ödemeyi şiar edinmesi miniklerin dikkatini çekmiş. Sürgüne gönderildiği kayığın parasını bile ödüyor... Misafir kaldığı evin, o evden kendisine hediye getirilen çorbanın, hediye aldığı balın,... hepsinin parasını ödüyor. "Değişmeyen kaidemdir" diyor ve parasını ödemediği hiç bir şeyi kabul etmiyor.
Bu da Üstad'ın Çamdağı'nda talebeleriyle oturduğu bir sahne. Çay demleneceğinde otların üstüne ateş yakılmasına itiraz ediyor ve "onlar da canlıdır" deyip çayın boş bir yerde demlenmesini rica ediyor. Talebeleri bir çardak inşa edecekken karınca yuvaları bozulmasın diye "yuva yıkıp yuva kurulmaz" diyor ve çardağın başka bir yere inşa edilmesini öğütlüyor. İnsanı, hayvanı, cümle yaratılmışları düşünen; onlar için dua eden bu güzel insanın sürgün yıllarının konu edildiği bu filmi izlemenizi tavsiye ediyorum. Ben beğendim. Sizler de izleyin, görün. Hepinize sevgilerimle.




4 yorum:
bende izledim hariki bişey bu yaa!! =)
Eğer Anlattığın gibi ise, Filmde Üstadi oldugu gibi anlatabilmişler...Gİdip izlemek lazım o zaman :)
Sevgili Aslıhan.
Henüz filmi görmedim ama çok methini duydum.
Bu arada;
Canlı ağaç müzesi ile ilgili sorular sormuşsun, hemen cevaplayım.
Biz öğleden sonra gittik, kapıda da giriş saatleri yazmıyordu ama eminim klasik 10-17 saatleri arasında giriş olabilir.
Zaten hafta sonları kapalı.
En büyük avantajı ise cüz'i miktarda ki giriş ücreti;
Giriş ücreti: Öğrenci 1 Lira, Şahıs 2 Lira.
İçeriye araç alınmıyor, girişin karşısında bir cep var genellikle arabalar oraya park ediyor.
Parkı yürüyerek dolaşıyorsun ama ortam o kadar güzel ki ne kadar yürüdüğünü ve yorulduğunu fark etmiyorsun.
Seda, bence de çok güzeldi.
Urfalı, mutlaka izle derim =)
Muhterem abla, methettikleri kadar varmış doğrusu. Cevap için teşekkür ederim. Her şey süper de haftasonu kapalı olması kötü olmuş. Asıl açık olması gereken zaman dilimi bence.
Yorum Gönder